Bir Çocuğun Oyun Parkı Gibi Gördüğü Cimnastik Salonundan, Dünya Şampiyonluğuna Uzanan 26 Yıllık Bir Hikaye
İbrahim Çolak’ın hikâyesi, küçük yaşlarda eğlenceli bir oyun alanı gibi gördüğü cimnastik salonunda başladı. O günlerde onu salona bağlayan şey arkadaşları ve sporun eğlenceli dünyasıydı; yıllar içinde ise bu salon, disiplinin, sabrın, fedakârlığın ve yeniden başlamanın öğretildiği bir hayat okuluna dönüştü.
Beş ameliyat, sayısız sakatlık, defalarca sıfırdan başlama zorunluluğu ve vazgeçme noktasına kadar gelen mücadeleler… Ancak her defasında daha güçlü dönmeyi başaran Çolak, 2019 yılında dünya şampiyonluğuna ulaşarak Türkiye erkek cimnastik tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Bu başarı yalnızca bir madalya değil, aynı zamanda Türkiye’de cimnastiğin daha geniş kitleler tarafından tanınmasına ve yeni nesil sporcuların büyük hedefler kurmasına vesile olan önemli bir dönüm noktasıydı.
2021 ve 2024 Olimpiyatlarıyla birlikte kariyerinin en büyük sahnelerinde de yer alan İbrahim Çolak, bugün geriye baktığında yalnızca kazandığı madalyaları değil; çocukluğundan, sakatlıklarından, fedakârlıklarından ve hiç vazgeçmediği hedeflerinden oluşan uzun bir yolculuğu hatırlıyor. Başarılarının önüne ise her zaman iyi bir insan olmayı koyuyor.
Kendisiyle; cimnastiğe başladığı ilk yıllardan dünya şampiyonluğuna, ağır sakatlıklardan Olimpiyat heyecanına, Türk cimnastiğinin yükselişinden genç sporculara bırakmak istediği mirasa kadar uzanan bu yolculuğu konuştuk.
1. Jimnastik çok küçük yaşlarda büyük disiplin isteyen bir branş. Seni ilk kez salona bağlayan şey neydi ve bugün dönüp baktığında o küçük İbrahim’e ne söylemek isterdin?
Beni salona bağlayan şey cimnastik salonunun oyun parkı gibi eğlenceli görünmesi ve yaşıtım bir sürü arkadaşımın olmasıydı. O zamana dönüp baktığımda şunu söylemek isterdim: “Bu, senin için doğru yol; çok çalış ve asla pes etme!
2. Kariyerinin başlarında “Ben bu sporda gerçekten iz bırakabilirim” dediğin bir an oldu mu? O anın sende bıraktığı etki neydi?
Aslında iz bırakma değil de hedeflerimi hep daha yüksek ve daha iyiye koydum. Bu yüzden iz bırakma amacıyla çıkmadığım bu yolda, çok şükür hedeflerimi gerçekleştirdiğim için bununla beraber iz bırakmış da oldum.
3. Jimnastikte başarı kadar hata yapma korkusunu yönetmek de önemli. Zor bir hareket öncesinde zihninde nasıl bir hazırlık süreci oluyor?
Sporcu asla “acaba ?” Sorusuyla müsabakaya katılmamalı. Çünkü bunu düşünmeye başladığın zaman, küçük veya büyük illa ki bir hata yapılıyor. Ben bunu şu şekilde yönetebiliyorum.Birincisi, antrenmanlarım yarışmalardan çok daha zor oluyor. Bu yüzden en yorgun olduğum anda bile hareketlerimi yapabiliyor olmak bana ayrıca bir özgüven veriyor. İkincisi, müsabaka esnasında alete çıkmadan önce zihnimde performansımı en mükemmel şekilde canlandırıyorum. Bu sayede beynimden kaslarıma gerekli sinyaller gitmiş oluyor ve mükemmele yakın performanslar sergileyebiliyorum.
4. Halka branşı güç, denge ve mental dayanıklılığı aynı anda istiyor. Sence seni bu branşta farklı yapan en önemli özellik ne oldu?
Benim doğuştan gelen bir gücüm var. Yaşıtlarıma göre her zaman bir tık daha öne çıkıyordum. Doğru ve çok çalışma ile bu yeteneğimin çok avantajını gördüm. Halka aletinde hareketleri yapabilmek aslında sizin kas gücünüzün ne kadar geliştiğiyle doğru orantılıdır. Bu nedenle sabırlı olmak gerekiyor. Ben de biraz sabırlı bir sporcuyum. Pes etmeden, hedefime ulaşana kadar çalışmaya devam ederim.
5. Spor kariyerinde sakatlıklar, hayal kırıklıkları ya da vazgeçme noktasına geldiğin dönemler yaşadın mı? O süreçleri nasıl atlattın?
26 yıllık cimnastik kariyerimde alçılı sakatlanmaları saymamakla beraber 5 defa ameliyat oldum. Bunlar;
2017 sağ diz ön çapraz ve menisküs ameliyatı
2019 sağ diz menisküs ameliyatı
2020 sağ biceps tendonu koptu ve tekrar ameliyat
2022 sol el tarak kemiği kırığı ve operasyonla 3 adet vida takıldı
2023 sol diz ön çapraz bağ , dış yan bağ ve menisküs ameliyatı
Bunların her biri beni fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da çok yıprattı. Her seferinde sıfırdan başlamak o kadar zor bir durum ki sizi pes etme düşüncesine de itebiliyor. Her seferinde önce olayı kabullendim ve sonrasında daha güçlü geri dönebilmek için ne yapabileceğimi düşündüm. Çok fazla sabrederek ve vazgeçmeyerek hepsinden güçlü bir şekilde geri dönebildim. Bu yaşadığım sakatlanmaların beni özellikle zihinsel olarak daha da güçlendirdiğine inanıyorum.
6. Dünya şampiyonluğu yaşayan ilk Türk erkek jimnastikçi olmak sana sadece bir madalya mı kazandırdı, yoksa omuzlarına farklı bir sorumluluk da yükledi mi?
Tabii ki madalyadan fazlası, sorumluluklarım arttı. O şampiyonluktan sonra ülkede çok fazla cimnastiğe yönelme başladı. Küçükten büyüğe birçok branşta bütün sporcuların odak noktası haline gelmiştim. Bu yüzden onları doğru örnek olabilmek için. Yeme-içmeden sosyal medya paylaşımlarıma kadar ekstra dikkat etmem gerekiyordu. Zaten benim özel yaşantım öyle uçuk kaçık değildi, bu yüzden bu konuda çok zorlanmadım ama gerçekten omuzlarıma çok farklı bir sorumluluk yüklenmişti. Çok şükür bu durumu iyi atlatabildim.
7. Olimpiyat atmosferini ilk yaşadığında en çok hangi duygu seni etkiledi? O anları bugün nasıl hatırlıyorsun?
Çocukluktan beri kurduğum hayallerimi yaşıyordum. Orası bir nevi benim için gelinebilecek son nokta gibi bir yerdi. Orada yarıştığım her saniye benim için çok özel ve çok keyifliydi.
8. İnsanlar madalyaları görüyor ama perde arkasındaki görünmeyen emekleri çoğu zaman bilmiyor. Senin kariyerinde en büyük fedakârlık neydi?
Küçüklüğümden itibaren çocukluğumu gerçekten bir çocuk gibi yaşayamamak, sanırım yaptığım en büyük fedakârlıklardandı.
9. Türkiye’de jimnastiğin son yıllarda yükselişe geçmesini nasıl değerlendiriyorsun? Yeni nesil sporcular için bunun ne ifade ettiğini düşünüyorsun?
Biz bunun başlangıcını 15 yıl önce yaptık ve bu süre içerisinde Türk cimnastiği hem Türkiye’de hem de dünyada saygı duyulan bir seviyeye geldi.Bu konuda kendimizle gurur duyuyoruz. Federasyon başkanımızdan antrenörlerimize, sağlık ekibinden biz sporculara kadar herkes elinden geleni yaptı ve bu seviyeye gelebildik. Bizden sonra gelecek gençlere bu madalyaları almanın imkansız olmadığına inandırdığımızı düşünüyorum. Çünkü her şey inanmakla başlar.
10. Seni örnek alan genç bir sporcuya, sadece jimnastik için değil hayat yolculuğu için vereceğin en önemli tavsiye ne olurdu?
Kendine büyük hedefler koy. Bu yolda hayatın her alanında önüne bir sürü engel çıkacak. Ne olursa olsun, bunların karşısında her zaman dik dur ve engelleri aşmanın bir yolunu bulup hayatında, yaptığın işte ilerlemeye ve yükselmeye devam et. Bunu yaparsan sadece kendini değil, ülkeni de en iyi şekilde temsil etmiş olursun.
11. Son dönemde elde ettiğin başarılar ve aldığın ödüller sana kendi yolculuğunu düşündürdüğünde, aklına ilk olarak hangi mücadeleler geliyor?
Sırasıyla ilk olarak, 2001 yılında katıldığım yaş grupları Türkiye şampiyonasındaki altın madalyam, ikinci olarak, 2007 yılında ilk defa milli takıma girdiğim an, üçüncü olarak, 2013 yılında büyükler kategorisindeki ilk yılımda Akdeniz Oyunları'nda aldığım gümüş madalya, dördüncü olarak, 2019 yılındaki dünya şampiyonluğum ve son olarak 2021 ve 2024 yıllarında katıldığım Olimpiyat Oyunları.
12. Yıllar sonra insanlar İbrahim Çolak adını duyduğunda nasıl bir hikâyeyi hatırlamalarını istersin?
Ben her zaman başarılarımdan önce iyi ve örnek bir insan olmaya çalıştım ve bunu aldığım tarihi başarılardan sonra bile değiştirmedim. Her şeyden önce saygılı, çalışkan ve örnek bir sporcu olarak, sonra da Türkiye cimnastik tarihine ilk dünya şampiyonluğunu kazandıran sporcu olarak anılmak, hatırlanmak isterim.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

