Meraklısı İçin Game of Thrones Rehberi
Nihayet uzun bir bekleyişten ve onlarca heyecan verici haberden sonra efsane dizi Game of Thrones’un 4. sezonu bugün görücüye çıkıyor! Dizinin müdavimleri bile 1 sene aradan sonra nerede kaldığını hatırlamakta zorlanırken 10 hafta sürecek heyecanlı süreç, hiç tanışmamış olanlar için çok daha zorlu geçecek.Biz de gerekeni yapıp kenarından köşesinden bu serüvene ilişmek ve konuya yabancı kalmak istemeyenler için kısa ve öz bir Game of Thrones rehberi hazırlayalım dedik. Sayfaları gezinmeye başladığınızda bu epik hikaye ile ilgili tüm detayları adım adım göreceksiniz. Son bölümde ise 4. sezonda bizi neler beklediğine dair harika bir video sizi bekliyor. Hazırsanız başlayalım:
Acun Ilıcalı ve Adriana Lima Anlaştı
Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, Victoria's Secret meleği Adriana Lima'yı Manhattan'daki podyumlardan alıp Maslak Cendere Yolu'ndaki TV8 binasına yerleştirecek. Hürriyet Gazetesi yazarı İzzet Çapa, bugünkü yazısında başarılı televizyoncu Acun Ilıcalı'nın Adriana Lima ile anlaştığını yazdı. İşte Çapa'nın bugünkü yazısı... Bir Victoria's Secret 'meleğini' Manhattan'daki podyumlardan alıp Maslak Cendere Yolu'ndaki TV8 binasına 'yerleştirebilecek' sanırım tek kişi vardır. Eminim hemen kim olduğunu tahmin ettiniz. Televizyon izleme alışkanlıklarımızı değiştiren Acun Ilıcalı'dan bahsediyorum. Meleğe gelince... O da Adriana Lima'dan başkası değil. Malumunuz Acun geçen sene TV8'i satın alarak 'tam teşekküllü' bir medya patronu haline geldi. Acun'un birinci ilkesi ise 'Diğer tüm kanallardan farklı olmak...' TV8'ciler 'halis muhlis Acun icadı' olan bir moda programıyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyorlarmış. Bu çok özel formatı sunması için de Adriana Lima ile anlaşmışlar bile. Ama tabii Lima'ya öyle pat diye imza attırmak da her baba yiğidin harcı değil. Ilıcalı, ekibindekilere 'Madem ki farklı kanal olmak istiyoruz, moda programını ancak Adriana sunarsa bu farkı yakalarız. Bu proje vizyonumuza çok uygun. Hedefimiz, başka kanallara benzemeyip seyircilerimize kendilerini iyi hissettirmek olmalı' mealinde bir konuşma yaptıktan sonra Adriana'yı 'bağlama' çalışmaları hız vermiş. Derken geçtiğimiz günlerde Lima ve menajeri Chris, Acun'u arayarak İstanbul'da olduklarını söylemişler.Apar topar Dominik Cumhuriyeti'nden yurda dönen Ilıcalı, gecenin geç saatlerinde soluğu Four Seasons'ın restoranında almış. Kafasındaki formatı Adriana ve menajeriyle paylaşan Acun 'Victoria'nın güzeller güzeli meleğinden' 'Evet' cevabı almış. Daha önce tek televizyon deneyimi olmayan Adriana hem istekli hem de çok heyecanlıymış. ensonhaber.com
Kemerlerinizi Bağlayın
İtalya’da yaşayan ünlü yönetmen Ferzan Özpetek yine seyirciyi derinden etkileyecek tutkulu ama bir o kadar da dramatik bir aşk hikayesi yarattı.Ülkemizde 14 Mart’ta vizyona giren yeni filmi “Kemerlerinizi Bağlayın/ Allacciate le Cinture” ünlü yönetmenin son filmlerine göre pek neşeli bir film sayılmaz. Filmi izlemeye başladığınızda kendinizi çok derin bir aşk hikayesinin içinde bulacağınızı zannedip bir anda kanser hastalığının korkunç etkileriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ferzan Özpetek bu sefer, izleyicinin eğlenceli, bol kahkahalı ve kalabalık İtalyan ailelerinin gürültülü akşam yemekleriyle geçen senaryo beklentilerinin tam tersi ile karşımızda. İzleyicinin hayata ve kansere isyan edip hüngür hüngür ağlamasına sebep olabilecek kadar dramatik bir senaryo yazmış Özpetek, ünlü senarist Gianni Romoli ile birlikte. Film, iki kişinin aşkından çok, Kessia Smutniak’ın canlandırdığı Elena karakterinin yıllar boyu geçirdiği değişimi ve olgunlaşmasını ele alıyor. Diğer başrol oyuncusu yani esas adamımız Antonio (Francesco Arca) ise diğer oyunculara kıyasla biraz sönük kalıyor. Kendisinin ilk sinema deneyimi olmasına rağmen filmin bir kısmında canlandırdığı 13 yıl sonraki Antonio için 12 kilo alması yine de takdir edilemeyecek bir durum değil. Film, Elena ve Antonio’nun çekişmeli ama bir o kadar da tutkuyla anlatılan aşkıyla başlayıp bir anda 13 yıl sonrasına geçiliyor. Bu tip geçişler her zaman izleyicinin dikkatini çekmiş ve filmi sıradan bir romantik- komedi havasından çıkartıp daha heyecanlı bir aşk filmine dönüştürmüştür. Ancak Ferzan Özpetek bunu bir çok karakteri tanıtmadan ve bazı olayların ucunu açık bırakarak yapmış. E haliyle bu durum izleyicinin kafasında tam Elena ve Antonio’nun tutkulu aşkıyla oluşmuş kalplerin soru işaretlerine dönüşmesine neden oluyor. Çünkü filmin devamında gördüğümüz çift hiç de birbirine inanılmaz derecede aşık ve tutkulu bir çift değil. Ta ki Elena’nın tedavisi sırasında Antonio ile arasında geçen olaylara tanık olana kadar. Gelelim filmde bizlere tanıdık gelen ve Ferzan Özpetek filmlerinde her zaman olan detaylara. İlk olarak filmdeki aile bireyleri çok sempatik ve aralarında sürekli bir didişme durumu olsa da birbirlerine son derece bağlılar. Bunları Elena’nın ailesi için söylüyoruz çünkü esas erkek Antonio’nun ailesi anlatılmıyor filmde. Bir başka güzellik ise tabi ki müzikler. Ferzan Özpetek her zamanki gibi müzik seçimleri ile izleyiciyi senaryonun içine çekmeyi çok iyi başarıyor. Diğer filmlerinde genelde Sezen Aksu parçalarına yer veren yönetmen bu defa Aynur Doğan’ın seslendirdiği kürtçe “Bexo” parçası ile izleyiciye bambaşka bir müzik keyfi sunuyor. Filmde Özpetek’in diğer filmlerinden tanıdığımız yüzler de var Paola Minaccioni (Egle) ve Elena Sofia Ricci ( Dora) gibi. Filmin en çok güldüren karakterleri diyebiliriz onlar için. Filmde çok kısa yer verilen Elena’nın en yakın gay arkadaşı Fabio (Flippo Scicchitono) filme yakışıyor ve rahat tavırlarıyla izleyiciyi etkiliyor. Filme yüzeysel bir şekilde baktığınızda bir aşk filminde dikkat çekebilecek çoğu unsur var; yasak aşk, tutku, aldatma, sadakatsizlik ve dram. Ancak tüm bunlar bir arada kullanılmak istenirken izleyicinin kafasında nasıl, neden, ne oldu gibi sorular oluşuyor. Kimi izleyiciye göre filmi iyi yapan şey bu soru işaretlerinin oluşması aslında ama kimine göre de filmde ‘tamamlanmamış’ duygusu yaratıyor. Tüm bu tartışmalar izleyicinin film hakkında konuşmasını sağladığı için aslında senarist ve yönetmenin kıvrak zekasına hayran kalmamak elde değil. Ferzan Özpetek’in 10. filmi Kemerlerinizi Bağlayın’ı olumlu ve olumsuz yanlarıyla ele aldık. Eğer İtalyan sineması sizin de ilginizi çekiyorsa izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle meme kanserine ilgi çekmek açısından son derece önemli. İstanbul Bilgi Üniversitesi iletişim Fakültesi öğrencisi Selin Tunca’nın yazısı zete’nin genç dergisi Üniverzete‘den alınmıştırZete
11 Fotoğraf ile Güzelliği Dillere Destan Ahal Teke Atları
Ahal Teke atı bir Türkmen atıdır. Bilimciler Ahal Teke atını, 3000 yıl evvel insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş olan at türü olarak görürler. Orta Asya'da Türk halkları arasında özellikle Türkmenistan'da yaygındır. Ahal Teke'nin adı Manas ve Dede korkut gibi Türk destanlarında geçer ve Türkmenistan'ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke Türkmenlerinden gelmektedir. Özellikleri Dik bir duruşu, uzun ince bir boynu, eğimli omzu, uzun bir sırtı, uzun bacakları ve küçük sert bir kalçası vardır. Yelesi yumuşak ve azdır. Kulakları diğer atlarınkinden uzun ve hafif orak şeklindedir. Çoğu ahal tekenin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde görünür. Vücudu daima hafif metalik parlar. Kılları çok ince ve yumuşaktır. Haraketleri çok rahat ve esnektir. Hüner ve eğitim gösterilerinde diğer atların zorlandığı bazı zor hünerleri kolayca başarır. Özellikle 'Pas' ve 'Tölt' adlı hareketleri kolay yapar. Cesur, zeki, duygusal ve bazen de inatçıdır, sezgileri güçlüdür, sahibine daima çok bağlıdır, hatta tek biniciye alışık olurlar ve onun en ufak imalarını bile algılayabilirler. Tarih Ahal Teke atı doğrudan eski Türkmen atlarının soyundan gelen ve çarlık Rusya'sında oluşturulmuş (Türkmen atının aygır defterleriyle kayda geçirilmesi) safkan bir at ırkıdır. Buzul çağından kalma mumyalaşmış ve donmuş at cesetlerinden anlaşıldığı üzere belki de tam anlamıyla safkan olan tek at ırkıdır. Ahal Teke milattan önceki binyılda bile Doğu Avrupa'dan Çin'e kadar ün salmıştır. Ahal Teke kanı Avrupalı at soylarının pek çoğunda bulunur. İngiliz tam kan at ırkının defterinde kayıtlı bütün damızlıkların soyu, Osmanlı İmparatorluğu'ndan İngiltere'ye gitmiş olan üç aygıra dayanır. Bunlardan biri Kuzey Afrika'dan gitmiş olup muhtemelen Arap atıdır. Ancak diğer ikisi özellikle de İstanbul'dan gelen 'Byerly Turk' kesin olarak eski Türkmen atıdır. Alman at ırklarını etkilemiş olup bu ırkları ıslah eden en ünlü aygırın adı Almanca'da 'Turkmen Atti'dir (Türkmen Atı isminin Almanca telaffuzu). Avrupadaki at soyları bugüne kadar hala ara sıra Ahal Teke damızlıkları ile çiftleştirilip, böylece asilleştirilirler. Almanyada Neustadt kentinde bulunan bir Trakyalı-atı çiftliğinde kısa zaman önce tekrar Ahal Teke çiftleşmeleri ile Trakyalı-atları asilleştirilmişlerdir. Kaynak: Vikipedi
Ergenlerin Yaptığı En Sinir Bozucu 10 Hareket
Bir yere gittiğiniz zaman ünlü grupların t-shirtlerini giyen binlerce ergen görmek mümkün hayır giymesinler demiyorum giysinler ama bunu elaleme hava atmak için yapmasınlar çünkü baya belli oluyor
20 Soruda Burcu Esmersoy
Marie Claire'nin nisan kapak güzeli Burcu Esmersoy,derginin işten aşka, erkeklerden modaya uzanan 20 sorusunu cevapladı.kaynak:http://gecce.com/
"Ünlü Sevgiliyle İşim Olmaz"
Daha küçük bir çocukken Harry Potter’daki Hermione Granger karakteriyle hayatımıza giren Emma Watson, şimdilerde tek bakışıyla çok canlar yakan bir hanım kızımız. 23 yaşına basan Harry Potter serisinin küçük cadısından eser yok şimdi. Watson, Elle Avustralya’nın Nisan sayısına verdiği röportajda; ‘Ünlülerle çıkmıyorum’ dedi ve ‘Yaşadığınız ilişkinin tüm detaylarının göz önünde olması, kişisel olan ayrıntıların halka açık olarak tartışılmasını hiç adil bulmuyorum. Bu yüzden de ilişkilerimi korumaya çalışıyorum.’ diye de ekledi. Anlayacağınız; hepimizin Watson’la bir şansı var! Biz şimdiden iki arkadaşın aynı insana aşık olduğu durumlarda başvurduğu ‘İlk ben gördüm’ klişesine göz kırpmaya başladık bile. Emma Watson’ın şu anki sevgilisi Matthew Janney’in de amatör bir rugby oyuncusu olduğunu düşünürsek; kendisini bir hayli kararlı gördüğümüzü söyleyebiliriz.playtusu.com