onedio
Japonya, Petrol Sızdıran Gemiden Kaynaklanan Zararın Tespiti İçin Morityus'a Heyet Gönderecek
TOKYO (AA) - Japonya, Hint okyanusundaki ada ülkesi açıklarında karaya oturan ve petrol sızdıran yük gemisinin neden olduğu zararın tespiti için Morityus'a bir heyet daha gönderecek.Kyodo ajansının Japonya Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, yük gemisinin Morityus ekonomisine verdiği zararın telafisine dönük yeni bir yardım paketinin hazırlanması için uzman heyet oluşturuldu.Hafta sonu yola çıkması beklenen heyette, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı personeli de yer alacak. Heyet, iki ay süreyle yardım paketinin kapsamına ilişkin çalışma yapacak.Japonya, Morityus'un deniz kazalarına karşı önlem ve müdahale kapasitesinin geliştirmesine yönelik iş birliği mekanizması oluşturulması için de bu ülkeye bir araştırma heyeti gönderecek. Japonya, gemiden sızan petrolün tahliyesi ve ortaya çıkan çevresel zararın büyüklüğünün hesaplanması için daha önce Mortiyus'a 3 ayrı afet yardım ekibi göndermişti.Dünyaca ünlü resifler etkilenebilirÇin'den yola çıkıp Singapur üzerinden Brezilya'ya giden Panama bandıralı gemi, 25 Temmuz'da resife çarparak karaya oturmuştu. 3 bin 800 ton fuel-oil ve 200 ton dizel yakıt taşıyan geminin 6 Temmuz'da petrol tankı çatlamış ve 1000 ton petrol denize sızmıştı.Tatil beldesi Pointe d'Esny açıklarındaki sızıntı, dünyaca ünlü mercan resiflerine ev sahipliği yapan Morityus'ta turizmi olumsuz etkiliyor.
"8. Boğaziçi Film Festivali" Başladı
İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansının destekleriyle düzenlenen '8. Boğaziçi Film Festivali', sinemaseverlerle buluştu.'#HerŞeyeRağmen' sloganıyla ödüllü yapımların izleyiciye sunulacağı festivalin açılışı, dünyaca ünlü İranlı yönetmen Majid Majidi'nin 'Güneşin Çocukları' filmi ile yapıldı. Film, Beyoğlu ve Kadıköy sinemalarında akşam seansında gösterildi.Gösterim öncesinde konuşan festivalin Artistik Direktörü Emrah Kılıç, 'Majid Majidi'yi biz 5. yılımızda festivalimizde ağırlamıştık bugün de sevdiğimiz bir yönetmenden iyi bir film seçtik sizler için, umarım beğenirsiniz, iyi seyirler.' diye konuştu.Uluslararası Kısa Belgesel Film Yarışması'nda yer alan '3 Yol Ayrımı', 'Ceuta Kapısı', 'Ve Akşam Olur', 'Gözler Üstünde', 'Portakal Çiçekleri Tomurcuklanırken', 'Carthage Kartalları', 'Altın Düğmeler' ve 'Köpekler' filmlerinin gösterimleri Beyoğlu Sineması'nda, 'Odaklan Babaanne', 'Zana', 'Adliye' filmleri ise Kadıköy Sineması'nda gerçekleşti.Festivalde yer alan 'Nasipse Adayız' filminin gösterimi ise film ekibinin katılımıyla yapıldı.Etkinlik kapsamında yarın, Beyoğlu Sineması'nda 'Koku', 'Kumbara', 'Flaşbellek' ve 'Şeytan Yoktur' filmleri, Kadıköy Sineması'nda ise 'İçimdeki Ada', 'Vahşi Bölge', 'Kurye' ve 'Kız Kardeş' filmleri izlenebilecek.30 Ekim'de sona erecek festivalin ayrıntılı programına www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ulaşılabilir.
Reklam
Reklam
Hülya Koçyiğit, "Ben Türkiye'yi Dünyanın Vicdanı Olarak Görüyorum"
İSTANBUL (AA) - Türk sinemasının usta oyuncularından Hülya Koçyiğit, Sultanbeyli Belediyesi tarafından düzenlenen söyleşide, Türkiye'yi dünyanın vicdanı olarak gördüğünü söyledi.Suat Köçer'in yönetimini üstlendiği, yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında belediyenin Facebook hesabından canlı olarak yayınlanan söyleşide Koçyiğit, 'Hayatım Sinema' başlıklı bir konuşma yaptı.Usta oyuncu, şanslı ve bu şansını da zorlayan bir oyuncu olduğunu belirterek, 'Çok doğru yönetmenlerle, çok doğru projelerde beraber oldum. O nedenle filmografime baktığım zaman 'hep iyi ki bu filmi yapmışım', 'iyi ki bu film seyirci tarafından bu kadar ilgi görmüş' diye düşünerek, kendime 'iyi ki' payları çıkarıyorum.' dedi.'Sinemada benim ana konum hep kadın oldu'Oynadığı birçok filmin seyircilerle bütünleştiğini ve Türk kültürünü yansıttığını aktaran Hülya Koçyiğit, şöyle devam etti:'Bu filmler yarının nesilleri için de birer örnek. Seyrettiğimiz bir filmle, birçoğumuzun hayatı değişmiştir diye düşünüyorum. Ya da onlara bir yol göstermiş, ışık olmuştur. Çünkü kendi yolumuzu bulana kadar, başkalarının geçtiği yolları da bilirsek, onların tecrübesini kazanmış olarak adımlarımı atarız. Yani filmler, tiyatro eserleri, okuduğumuz kitaplar bizi insan olmaya hazırlıyor.'Koçyiğit, 1963 yılında girdiği Türk sinemasında bir süre sonra tecrübe kazandıkça ve yaşadığı toplumu, kadınları gözlemledikçe yer aldığı projelerden tatmin olmamaya başladığını aktararak, şunları anlattı:'Arayışlara girdim ve kendi kendime her zaman kadını öne çıkarmak istedim. Çünkü kadın toplumun her şeyi. Bugün yer yüzünde yaşayan 7-8 milyar insan da varlığını kadına borçlu. O zaman kadının mutlaka sağlıklı, eğitimli, üretimde, yönetimde söz sahibi olması gerekir. Bu nedenle sinemada benim ana konum hep kadın oldu. (Filmlerde) en sorunlu kadın kesimi olan, kırsal alanda yaşayan haklarının bile bilincinde olmayan ve de sağlığını koruyamayan kadınları işlemeye başladım. Daha sonra meslek kadınlarına da sıra geldi. Amacım varlığımın ve sinemanın etkisinin birleşmesinden seyircilere bir katkıda bulunmaktı. Bunu ciddiye aldım. Bu arayışla senaryolar yazdırdım. Kendi film şirketim 'Gülşah Film'i kurdum. Yapımcı oldum. Senaryo ve yönetmen seçtim. Bu filmler, seyircinin takdirini de kazandı. Ayrıca bana da hem ulusal hem de uluslararası ödüller kazandırdı. O nedenle hep 'iyi ki' deme hakkım var. Canlandırdığım karakterlerin hepsi gerçek hayattan birer tanıdığımız ya da göz ardı ettiğimiz, mutlaka seslerini duymamız gereken kadınlardı.''Gerektiği zaman bu topraklara canımı, kanımı veririm'Bugüne kadar çalıştığı tüm yönetmenlerin kendisi için birer öğretmen olduğunun altını çizen usta oyuncu, 'Onlar bir nevi hayat öğretmeni oldular bana. Onlar toplumumu tanımamda da bana önder oldular. Yol gösterdiler. Sinemanın ne kadar önemli bir dil olduğunu, Türk kimliğini koruyarak medeni dünyada da var olunabileceğini, bunun yolunun da sanatla ulaşmak olduğunu, özellikle de sinema sanatı olduğunu anlattılar.' diye konuştu.Koçyiğit, kendi dönemi içerisinde radikal denilebilecek projelerde yer aldığını, kişisel hayatı içerisinde de aynı yönde hareket ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:'Ben her zaman inandığımın arkasında dururum ve inandığım şeyi de dile getiririm. Gerektiği zaman bu topraklara canımı, kanımı veririm. Seve seve taşın altına elimi de koyar, risklere girerim. Bunda mantıksız, hayali bir risk yok. Kazanır mıyım, kazanmaz mıyım değil, bu ne olursa olsun bu ülkenin hayrınadır. Bu bir adanmışlık aslında. Ben 4 yıl devletin okuttuğu bir çocuktum. Bu ülkeye karşı borcumu hiçbir şekilde ödeyemedim, ödeyemeyeceğim de. Bu duygularla hep yaşadım. Ülkemin insanlarının daha mutlu, daha huzurlu olmaları için elimden ne gelirse diye birçok sosyal sorumluluk projesinde seve seve görev aldım ve hala da alıyorum. Ne kadar çok insana dokunabilir, ne kadar çok insanın yüzünü güldürebilirsem, hiçbir şey yapamazsam bile hatırını sorsam yine mutlu olurum.'Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı çok saygı duyduğunu ve onu takdir ettiğini ifade eden ünlü sanatçı, 'Yaptığı doğruların yanında duruyorum. Çünkü ülkemi düşünüyorum. Ülkemle ilgili sorumluluk hissediyorum. Bu ülkeye katılan her bir damla benim için saygı değer. Dolayısıyla ülkesine böylesine bir sevda ile hizmet eden Cumhurbaşkanımızın olmasından çok büyük gurur duyuyorum. Bir insan eserleriyle anılır. O da bu ülkenin her bir köşesine, geleceğe eserler bırakıyor. Aynı zamanda bütün dünyadaki mağdur insanlara da kucak açıyor ve hepimiz onlara yardım ediyoruz. Ben Türkiye'yi dünyanın vicdanı olarak görüyorum.' dedi.1 saat süren yayını, yaklaşık 5 bin kişi izledi.
Reklam
Reklam
Türkiye'nin İlk Uçan Arabası "Cezeri"Nin Uçuş Denemesine Şırnak Da Talip Oldu
ŞIRNAK (AA) - Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan ile Cizre Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Salih Sevinç, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin uçuş denemesinin Şırnak'ta yapılması talebinde bulundu. Baykar'ın geliştirdiği Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin, 15 Eylül'de ilk uçuş testleri başarıyla tamamlandı.Ünlü İslam alimi El Cezeri'nin adı verilen uçan arabanın uçuş denemelerinin, Cezeri'nin bilimsel çalışmalarını yürüttüğü Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinde yer alan ve 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen Amida Höyük'te yapılması önerisinin ardından Şırnak da uçuş denemelerine talip oldu.Vali Pehlivan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Uçan araba Cezeri'ye İsmail Ebul İz El-Cezeri'nin doğduğu, yaşadığı ve bağrında türbesinin yer aldığı memleketi Şırnak Cizre'de ilk uçuşu yapmak çok yakışır. Ev sahipliği yapmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyarız.' ifadelerini kullandı. Cizre TSO Başkanı Sevinç de 'Cezeri'nin uçuş denemelerinin El-Cezeri'nin memleketi Cizre ilçesinde yapılması için Baykar Teknik Müdürü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar'a davette bulundu.Sevinç, sibernetik alanının kurucusu kabul edilen, fizikçi, robot ustası bilim insanı ve lakabını yaşadığı ilçeden alan İsmail Ebul iz El- Cezeri’nin isminin verildiği 'Cezeri' için ilk uçuş denemelerinin Cizre ilçesinde yapılmasından büyük onur duyacaklarını aktardı.Diyarbakır da talepte bulunmuştu Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, dün Twitter hesabından, 'Diyarbakır hazır, heyecanla bekliyor. Cezeri denemelerinin Diyarbakır'ımızda yapılmasından onur duyarız. İki gururu bir arada yaşamak isteriz.' mesajını paylaşmış, 'Cezeri'nin 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen Amida Höyük'te uçuş denemesi yapması talebine, Bayraktar'dan da destek mesajı gelmişti.
Saadet Büyük Yazio: Borsada Daima Çok Kazanan Olmanız İçin Bilmeniz Gerekenler
etiket
Ve Hisse Senedi Yatırımcısı Olmaya Giriş...Şşşş tüyo yok mu? abi acayip gitmiş X hissesi… Tüh be keşke bütün paramla alsaydım… Bütün paramla hisse senedi yatırımı yapmadığıma öyle pişman oldum ki…  Nasıl yani? Şirket hissesi 4 TL’den 230 TL ye mi yükselmiş… Vayyy nasıl kaçırdım yaaa… 40.000 TL param vardı korktum keşke hepsiyle alsaydım abi şimdiye milyarder olmuştum! Geçen gün bir arkadaş söyledi sadece 500 TL’si ile hisse senedi oynamaya başlamış 600 bin TL servet yapmış… Tüh ya keşke kredi alsaydım faizler düşükken keşke! O para ile de borçlanıp borsa ya girerdim!.. Kaçırdım… Abi, benim kurum bir de bana kredi tanımladı açığa işlem de yapılabiliyormuş onu da öğrendim var yaaa acayip çözdüm bu işi ben!  benim şirket hissesi var ya uçtu uçtu !!!! Ama satar mıyım bekliyorum fiyat 8’e katlayacak dediler… Ve sonra…  Sen bir şahinsin ben garip serçe… Bu kısmı özellikle beni ekonomide_saadet Instagram hesabımdan takip edenler için yazıyorum onlar beni anladı. Yeni okuyuculara ise daha açık izah edeyim isterim… Yukarıdaki hikayenin benzeri etrafınızdan bir şekilde kulağınıza gelmiş olabilir veya eskiden şöyle anlatılırdı. Şu aldığı son model araba var ya onu Borsa dan kazanmış. Bu adam var ya borsadan milyarları götürdü... Bu hikayelerde başı çoğunlukla yukarıdaki gibi başlıyor fakat finali de hep aynı mı olur? Bu yatırımcı sonunda bütün parasını ya batırır borsada ve tövbe eder, bir daha borsa oynamayacaktır (!) ya da aldığı hisse senetlerindeki zararı realize etmeyi göze alamayıp kendini borsanın upuzun vadeli yatırımcıları listesine altın harflerle yazdırır…
Reklam
Pelin Çini Yazio: Demet Işıl Yılmaz’a “Bana Kanseri Anlat” Dedim. “Koku! Pelin Koku!.. Hasta Olmayan Bilmez, Bilemez. Kemoterapi Bütün Hücrelerini Öldürüyor ve Sen İçin Çürürken Kokusunu Alıyorsun”
etiket
Demet Işıl Yılmaz… Genç, güçlü, etkileyici bir insan. Savaşçı bir kadın, güzel bir anne…Onunla pandemi döneminde, sokağa çıkma yasaklarının göbeğinde tanıştık. Tabi ki sosyal medya üzerinden. Ama hani bazen birileriyle yolumuz kesişir ve sanki uzun zamandır zaten tanışıyormuşuz gibi hissederiz ya. Bize de öyle oldu.Çünkü farklı alanlarda benzer mücadeleler vermiş, benzer yenilgiler elde etmiş ve benzer şekilde “yanlış anlaşılmış”tık.  Zaten bana sorarsanız hayatın bizlere geçtiği en büyük kıyaklardan biri, umudumuzu yitirmeye yaklaştığımız o köşe başlarında aniden bir “benzer”imizle karşılaşmamız ve onun kulağımıza “henüz hiçbir şey bitmedi” diye fısıldamasıdır... Demet ile tanıştığımızda meme kanseriyle mücadelesi devam ediyordu. Şimdiyse savaş bitti. O kazandı. Yaşadıklarını yazdı, “Mecburiyetsiz” isimli kitabı yakında çıkacak ve hepimizi derinden etkileyecek biliyorum. Madem meme kanseri farkındalık ayındayız ve yine madem birçoğumuz etrafta gerçekten ne anlama geldiğini bilmediğimiz o pembe kurdeleyi görüyoruz. Ona sormak istedim: “Farkında mıyız? Demet, Kurdelemizi doğru yere takıyor muyuz?
İtalyanlar, Salgının Yeni Dalgası Karşısında Hem Endişeli Hem De İhtiyatlı
ROMA (AA) - BARIŞ SEÇKİN - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında Avrupa'da ikinci dalgayı sert şekilde hissetmeye başlayan İtalya'da farklı alanlardan işletmelerin yöneticileri, yeni dalga karşısında alınan önlemlere uymakla birlikte belirsizlikler içeren bu duruma dair endişelerini ve sorunlarını gizlemiyor. Avrupa'da, Kovid-19 salgınının ilk ve en ciddi oranda etkilediği yer İtalya, son günlerde salgının ikinci dalgasında, ilkine göre daha yüksek vaka sayılarıyla karşı karşıya. Vakalardaki hızlı yükseliş, endişeleri arttırırken; hükümet mümkün olduğunca bütünüyle kapanmayı gerektirmeyen önlemleri tercih ediyor. Ekonomik olarak yılı geçen seneye göre büyük zararla kapatan işletmeler de ikinci dalgayı, yeni tedbirlerle geçirme ve kendilerini koruma derdinde. AA muhabiri, başkent Roma'nın işlek muhitlerindeki işletme sahiplerinin nabzını tuttu. '2021 baharına güveniyoruz'Başkentin merkezi tren garı Termini'nin yanı başında işlek bir konumda olan NH Collection Palazzo Cinquecento Oteli'nin Genel Müdürü Salvatore Trani, salgının olumsuz etkilerini fazlasıyla hissettiklerini belirterek, 'Biz de biraz Kovid-19'un ceremesini çektik. Bunun için sadece ciromuzda, geçen yıla göre yüzde 80'lik düşüşe bakmak ve halen belirsiz olan mevcut durumun, bizim sakinlememizi sağlayacak şekilde gitmediğini düşünmek yeterlidir.' dedi. Trani, son önlemlerin olumlu yanı bulunduğuna işaret ederek, 'Misafirlerimizi ağırlamada uygulamaya koyduğumuz protokoller, standartlarda yapılan 700'ü aşkın değişikliğin otellerimizi kesinlikle daha da güvenli hale getirdiğini söyleyebilirim.' diye konuştu. Trani, şu ifadeleri kullandı:'Geleceğe endişeyle ama aynı zamanda kuvvetli bir iyimserlikle bakıyoruz. Çünkü kısa sürede yeniden uluslararası düzeyde müşterilerimizi ağırlayacağımıza inanıyoruz. Aynı şekilde Türk misafirlerimizi de kollarımız açık şekilde bekliyoruz. Kısa sürede yeniden harekete geçeceğimize inanıyoruz. 2021 baharına güveniyoruz. Muhtemelen her şeyin yeniden başlaması için halen biraz zamana ihtiyaç var. Güvenle ve seyahat etme isteğinin getirdiği bilinçle yeniden başlayacağımızı düşünüyorum.'Trani, bahar dönemindeki gibi bir kapanma, karantina hali olacağını düşünmediğine işaret ederek, 'Gezginler, güçlü şekilde yeniden seyahat etmeye başlamak istiyor, bu da haliyle bizim iyi şeyler ümit etmemizi sağlıyor. Yönergeler de bizim umutlarımızı artırıyor. Alınan önlemler, yeni vaka sayılarını kontrol altında tutma konusunda işliyor gibi. Yeni bir karantina olmayacağına güveniyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. 'Sadece aşıyla mümkün olabilir'Roma'da lüks otellerin bulunduğu Via Veneto Caddesi ile tarihi İspanyol Merdivenleri arasında bulunan Vladimiro restoranının sahibi Vladimiro Bruno da Kovid-19 salgının yol açtığı bu kriz halini, daha önce hiç görmediğini söyledi. Bruno, 1992'den beri başında bulunduğu işletmesinde insanlarla temas halinde olmanın önemine işaret ederek, şunları söyledi:'Ama şimdi adeta bir savaş hali gibi ki, daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Gerçekten çok zordayız. Turistik Via Veneto Caddesi'ne yakın bir yerdeyiz ve burada Roma’nın önde gelen otelleri ya kapalı ya da yüzde 10 kapasiteyle çalışıyor, doğal olarak biz de bu krizi hissediyoruz. Bizim kaynaklarımız, bizi ne zamana kadar ayakta tutabilir bilemiyorum. Bizim hükümetten laftan ziyade bir yardım görmeye ihtiyacımız var.'Geleceğe yönelik beklentilerine ilişkin ise Bruno, 'Ben bu noktada, aşıya inanıyorum. Eğer 3-4 ay içinde etkisini gösterirse, Kovid-19 biter. Bu sadece aşıyla mümkün olabilir. Kim evden 'acaba bana virüs bulaşır mı' korkusuyla çıkmak ister ya da tam tersi. Eğer aşı olursa, hepimiz aşı olursak daha huzurlu oluruz, öyle değil mi?' diye konuştu.Bruno, restoranında hükümetin aldığı son tedbirleri, en güncel haliyle müşterilerinin rahatını da gözeterek aldıklarını vurguladı. 'Turist yoksa birinci derece para kazandığınız kaynak da yok'Roma'nın merkezindeki dünyaca ünlü Trevi Çeşmesi'ndeki 'News Cafe'nin sorumlusu Cristian Russo da şunları söyledi:'17 yıldır burada çalışıyorum. Biliyorsunuz, burası Trevi Çeşmesi’nde ve ben hiçbir zaman için böyle bir kriz görmedim. Ne Fransa'daki terör saldırılarında ne de 2001'deki İkiz Kulelere yönelik terör saldırılarından sonra gördüm böyle bir şey. Geçen yıla göre, ciroda yüzde 80'e yakın bir kayıp söz konusu. Roma’nın merkezinde her şey turizm odaklı. Bizimki gibi işletmeler için turist yoksa birinci derece para kazandığınız kaynak da yoktur.' Marttan bu yana arka arkaya kısıtlamaların geldiğine, bu nedenle de endişeleri olduğuna dikkati çeken Russo, 'İnsanlar, nasıl davranacaklarını bilmiyor. Bu nedenle riske etmek, bara, restoranlara gitmek istemiyorlar. Evde kalmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden bizim işlerimizde güçlü bir düşüş var.' dedi. Russo, hükümetin açıkladığı son tedbirlerde ayakta tüketimin yasaklandığını hatırlatarak, 'Evet, 18.00'dan sonra sadece masalara servis yapabiliyoruz. İtalyan adetlerini biliyorsunuz; barın tezgahından hemen bir kahve ya da başka bir şey içip gidilir. Şimdi bu önlemlere alışmak, hem biz çalışanlar için hem de müşterilerimiz için biraz zor bir durum. Olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız.' ifadesini kullandı. Avrupa'da ve genel olarak salgına ilişkin durumu iyimser bulmadığını dile getiren Russo, 'Şu ana kadar dayandık. Dayanabildiğimiz müddetçe de dayanacağız. Geleceğe de güvenle bakmalıyız.' dedi.
Reklam