Karkamış Haberleri

Karkamış ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Karkamış ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Keban Barajı'nda Su Çekildi, Tarım Başladı
GÜNEYDOĞU Anadolu Projesi (GAP), Türkiye’nin gerçekleştirdiği yüzakı eserlerinden. ’Yedi Küpeli Gelin’ olan Fırat Nehri’ne yapılması planlanan 7 barajdan ilki Keban Barajı, 1974 yılında yapıldı. Fırat’a takılan ’ilk küpe’ olan Keban Baraj Gölü’nde bugün kuraklık nedeniyle sular iyice çekildi ve göl sahasında ortaya çıkan tarlalarda tarım yapılıyor. 40 yıl önce su tutan baraj gölünde balıkçılığa başlayan köylüler, suların çekildiği 170 kilometrekarelik alana şimdi traktörleriyle girip, fasulye, nohut ve karpuz ekmeye başladı. Elazığ’da 1974 yılında su tutmaya başlayan Keban Baraj Gölü’nde su kodunun 845’e ulaşması nedeniyle, baraj gölünün etrafında bulunan 675 kilometrekarelik tarım alanı sular altında kaldı. Elazığ’ın Ağın, Keban, Kovancılar, Palu ile Tunceli’nin Pertek ve Çemişgezek ilçelerinde baraj gölü etrafında yaşayan köylüler de tarımın yanı sıra gölde balıkçılığa başladı. Aradan geçen 40 yılda Keban Baraj Gölü, Fırat’ın azgın sularına gem oldu. Baraj elektrik üretimi ve sulamayla ekonomiye büyük katkılar sağladı. Ancak geçen yıldan itibaren etkili olan kuraklık nedeniyle Keban Baraj Gölü’ndeki su seviyesi hızla düşmeye başladı. Geçen yılın Nisan ayında 839 olan su kodu, bu yılın Nisan ayında 830’a indi. Kuraklıkla birlikte daha önce su altında kalan 675 kilometrekarelik alanda, suların çekilmesiyle 170 kilometrekarelik alanda tarlalar yeniden ortaya çıktı. SU ÇEKİLDİ, EKİM BAŞLADI Elazığ’ın Ağın, Keban, Kovancılar, Palu ilçelerinde Keban Baraj Gölü’ne kıyısı bulunan köylerde yaşayanlar suların çekildiği 170 kilometrekarelik alanda yeniden çiftçiliğe dönerek bu alanları ekmeye başladı. Köylüler bir zamanlar su ile kaplı alanlara, şimdi traktörleriyle girip önce buğday, arpa ekti. Bu günlerde de fasulye, nohut ve karpuz ekimi başladı. Balıkçılığı bırakanlardan Saim Sarıkaya, nohut ektiğini belirterek, 'Nohut ekiyoruz. Havalar kurak gittiği için, su seviyesi düştü. 6- 7 yılda bir böyle kuraklık yaşanıyor' dedi. 'ÇİFTÇİLİK YORUCU' Balıkçılıkla geçimini sağlayan Hayrettin Canpolat da, bir zamanlar suyla kaplı alana şimdi karpuz ektiğini belirterek şöyle konuştu: 'Asıl mesleğim balıkçılıktı, baraj gölüne su gelmeyince ne yapalım artık balık tutmak yerine karpuz ekiyorum. Daha önce geçimimi balıkçılıkla sağlıyordum, kuraklık nedeniyle su gelmeyince karpuz, nohut ekmeye başladık. Yetkililer zamanında suyun gelmeyeceğini söyleselerdi gecikmezdik. Alışık olmadığım için çiftçilik bana zor geliyor ve çok yorucu.' Mehmet Emin Demirkapı ise, hayvancılık yapmaya başladığını dile getirerek, 'Sular çekilince bu alanda, hayvanlarımı otlatmaya başladım. Baraj gölünde su olmadığı için onlara burada su veremiyorum. Bölgedeki bizlerin durumu bu yıl hiç iyi değil. Baraj gölü havzasındaki arazilerin tümüne ekim yapıldı. Artık nasıl yapacağız, biz de bilmiyoruz' diye konuştu. Fırat’ın 7 küpesinden ilki TÜRKİYE sınırları içerisinde 1263, toplam uzunluğu 2 bin 800 kilometre olan 720 bin kilometrekare toplama havzasına sahip olarak nitelendirilen Fırat Nehri üzerinde Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan dev barajlar yaptırıldı. Eski başbakanlardan Süleyman Demirel’in kısa adı ‘GAP’ olan Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında ‘7 Küpeli Gelin’ olarak nitelendirdiği Fırat Nehri üzerinde Elazığ’da Keban Barajı, Malatya ve Elazığ’da Karakaya Barajı, Adıyaman ve Şanlıurfa’da Atatürk Barajı, Şanlıurfa’nın Birecik İlçesi’nde Birecik Barajı ve Gaziantep’te Karkamış Barajı yapılmış, nehrin sularını taşıyan birbirine paralel toplam 52 kilometre uzunluğundaki 2 Şanlıurfa tüneli ile su Harran Ovası’na ulaştırılmıştı. Türkiye’nin ilk dev yatırımı ELAZIĞ’ın Keban İlçesi’nde Fırat Nehri üzerinde 1965 ile 1975 yılları arasında elektrik üretimi amaçlı inşa edilen Keban Barajı, enerji açısından Türkiye’nin ilk dev yatırımlarından biri olarak görülüyor. Kurulduğunda Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 20’sini tek başına karşılayan baraj o dönem 9 milyar liraya mal oldu. Özellikleriyle Türkiye’nin, Atatürk Barajı’ndan sonra en büyük yapay gölü olan Keban Baraj Gölü, doğal göllerle bir arada sıralandığında Van Gölü, Tuz Gölü ve Atatürk Baraj Gölü’nün ardından 4’üncü sırada yer alıyor. Baraj gölünün Murat Nehri Vadisi boyunca uzunluğu 125 kilometre ve genişliği yer yer değişiyor. Keban baraj gölünde elektrik üretiminin yanı sıra su avcılığı yapılmakta ve balık üretimi de gerçekleştiriliyor. Göl üzerinden feribotla Elazığ’ın Ağın, Tunceli’nin Pertek ve Çemişgezek ilçelerine geçiş yapılabiliyor. Keban barajı 8 tribün ile yıllık 6 milyar 200 milyon kilovat saat enerji üretme kapasitesine sahip. Baraj gölü altında kalan 212 yerleşim biriminde yaşayan yaklaşık 30 bin kişi de tahliye edilmişti. ÖZELLİKLERİ Gövde dolgu tipi: beton ağırlıklı kayşa Kurulu güç: 1.330 megawat Yükseklik: 210 metre Göl hacmi: 31.000 hektametreküp Göl alanı: 675 kilometrekare Şahismail GEZİCİ/ELAZIĞ, (DHA)
Sınır Hattında IŞİD Önlemi
IŞİD, Suriye'nin sınıra yakın Telabyad ve Carablus ilçelerini ele geçirmesinin ardından, PKK’nın bu ülkedeki uzantısı PYD kontrolündeki Kobani ilçesine yöneldi. IŞİD militanlarının Halep’in Kobani ilçesine ulaşmak için Türkiye sınırındaki köylerde PYD güçleriyle çatışmaya başlaması üzerine, Suriye sınırındaki Gaziantep ve Şanlıurfa’da önlemler artırıldı.IŞİD militanlarının Halep'in Kobani ilçesine ulaşmak için Türkiye sınırındaki köylerde PYD güçleriyle çatışmaya başlaması üzerine, Suriye sınırındaki Gaziantep ve Şanlıurfa'da önlemler artırıldı. Sınır hattında zırhlı araçlarla önlemler alınırken, kritik noktalara takviye birlikler gönderildi. Hakim tepelere zırhlı araçlar ve hava savunma sistemleri konuşlandırılırken, eli tetikte görev yapan asker, termal kameralar ile de sınırı 24 saat izliyor. İç karışıklığın sürdüğü Suriye'de, Özgür Suriye Ordusu militanları 3 yıl önce rejim güçleriyle çatışmaya başladı. Muhalifler, savaşın ikinci yılında Türkiye sınırına yöneldi ve aylar süren çatışma sonrası Hatay'dan Mardin'e kadar uzanan sınır hattındaki kapıların kontrolünü ele geçirdi. İç savaşın ikinci yılının sonunda kendi içinde bölünen muhalifler, El Nusra ve PKK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD arasında sınır kapılarının ve bulundukları bölgelerin kontrolünü ele geçirmek için çatışmaya başladı. 2013 yılında ortaya çıkan El Kaide bağlantılı IŞİD militanları, Suriye'de tüm gruplar ile çatışmaya başladı. Kısa sürede etkili olan IŞİD, geçen yılın sonuna doğru militan sayısını iyice artırdı ve Suriye'nin en büyük kentlerinden Rakka'yı ele geçirdi. Aynı zamanda zengin petrol kuyularının bulunduğu Rakka'yı ele geçiren IŞİD, bu kenti karargah olarak kullanmaya başladı. TÜRKİYE SINIRINA YÖNELDİLER IŞİD militanları; Rakka'yı ele geçirmesinin ardından Türkiye sınırına yöneldi ve şiddetli çatışmaların ardından geçen ocak ayında Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesi'nin karşısındaki Telabyad ile Gaziantep'in Karkamış İlçesi'nin karşısındaki Carablus ilçelerinin kontrolünü ele geçirdi. Önemli iki sınır kapısının bulunduğu ilçeleri ele geçiren IŞİD güçleri, daha sonra Kilis'teki Öncüpınar İlçesi'nin karşısındaki Suriye'nin Azez ilçesine yöneldi ancak burada başarılı olamadı. Azez'den çekilen IŞİD militanları bu bölgeye yakın bir noktada Türkmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı Çobanbey beldesini ele geçirdi. 2 SINIR KAPISI KAPATILDI IŞİD militanlarının Telabyad ve Carablus'ta kontrolü ele geçirmesi üzerine Türkiye, geçen 6 Ocak'ta Şanlıurfa'nın Akçakale, 17 Ocak'ta ise Gaziantep'in Karkamış ilçelerindeki sınır kapılarını geçişlere kapattı. Halen kapalı olan sınır kapılarında; acil durumlarda yaralı kabulü yapılırken, ülkelerine dönmek isteyen Suriyelilere izin veriliyor. IŞİD'İN HEDEFİ KOBANİ Türkiye sınırına yerleşmeyi hedefleyen IŞİD militanları, sınır hattının önemli bölümünde hakimiyeti sağlamak için kontrolü elinde bulundurduğu Carablus ile Telabyad arasında kalan Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinin karşısındaki PKK'nın bu ülkedeki uzantısı PYD yönetimindeki Arapça adı Ayn-El Arap olan ve Kobani olarak bilinen ilçeye yöneldi. IŞİD militanları 10 gün önce Carablus bölgesinden yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Kobani'ye doğru güzergah üzerindeki köylerde çatışarak ilerlemeye başladı. Türkiye sınırına yakın noktalarda yaşanan ve halen süren çatışmalarda bazı köylerin kontrolü IŞİD'e geçti. Öte yandan IŞİD güçlerinin Kobani'ye yönelik saldırı başlatması ile kullandığı sosyal medya hesaplarından 19 Temmuz tarihi ile PYD'yi tehdit eden mesajlar yayınladı. IŞİD'in seçtiği 19 Temmuz tarihinin sebebinin ise, PYD'nin silahlı kanadı olarak kurulan YPG'nin 19 Temmuz 2012'de Kobani'de hakimiyetini ele geçirmesinden kaynaklandığı ve yıldönümünde buna son vermek için saldırıyı başlattığı iddia edildi. SINIRDA ALARM VERİLDİ, KRİTİK NOKTALARA TAKVİYE YAPILDI Kobani'yi ele geçirmek isteyen IŞİD'in, Türkiye sınırına noktalarda başlattığı ve halen süren çatışmaların ardından Türk Silahlı Kuvvetleri alarm durumuna geçti. Çatışmaların sürmesi ve şiddetlenebileceği yönündeki bilgiler üzerine sınır hattında önlemler artırıldı. Gaziantep'in Karkamış ile Şanlıurfa'nın Suruç ilçeleri arasındaki güzergahta çatışmaların yoğun olarak yaşandığı bölgelere takviye birlikler gönderildi ve kritik noktalara zırhlı araç ve asker görevlendirmesi yapıldı. NÖBETÇİ VE DEVRİYE SAYILARI ARTIRILDI Yaşanan sıcak gelişmelerin ardından sınır hattında asker devriye sayısını artırdı. 24 saat boyunca zırhlı araçlarla devriye görevi yapılırken, sınır hattında nöbetçi kulübelerinin sayısı 2'den 3'e yükseltildi ve olası durumlara karşı güçlendirildi. Kulübelerde 2 saatte bir değişimi yapılan askerler eli tetikte yaptıkları nöbet görevi sırasında dürbünle de Suriye tarafını izleyerek gelişmeleri takip ediyor. SURİYE 24 SAAT İZLENİYOR Sınır hattında zırhlı araçların konuşlu olduğu karakollarda da tedbirler artırıldı. Karakollarda ve hakim tepelerde tank, obüs, zırhlı araçların yanı sıra hava savunma radarları da konuşlandırıldı. Karakollarda, kritik görülen noktalarda ve Suriye'yi gören hakim tepelerde askerler termal kameralar ile sınırın karşı tarafını 24 saat boyunca izleyerek gelişmeleri anlık olarak üstlerine bildiriyor. ONLARCA TANK SINIRDA BEKLİYOR IŞİD tehdidi altındaki Kobani'nin hemen karşısında bulunan Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi'nin Mürşitpınar Köyü'nde de güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Suriye'deki olayların başlamasının ardından Mürşitpınar Köyü'ndeki 2'nci Hudut Tabur Komutanlığı'na bağlı 6'ncı Bölük Komutanlığı bahçesinde halen onlarca tankın beklediği görüldü. KAÇAK GEÇİŞ VE KAÇAKÇILIĞA HENDEKLİ ÖNLEM Sınır hattında IŞİD ile PYD militanlarının çatışmasını yakından takip eden asker, bir yandan da kaçakçılık ve kaçak geçişlere karşı mücadele veriyor. Son zamanlarda Suriye tarafından gelen ve ateş açarak çatışan grupların da ortaya çıkması üzerine asker, önlem amacıyla sınır hattında bazı bölgelere hendek kazdı. Hatay'dan Mardin'e kadar uzanan sınır hattında askerin riskli ve kritik olarak belirlediği bölgelere 1 ile 20 kilometreyi bulan 2 metre genişliğinde bazı bölgelerde 2,5 kimi yerlerde ise 4 metre derinliğinde kazdırılan hendekler ile kaçakçılığın ve kaçak geçişler önleniyor. KOBANİ NÜFUSU 4 KATINI AŞTI IŞİD'in Telabyad ile Carablus arasında kaldığı için kendisine hedef olarak belirlediği Suriye'nin Halep kentine bağlı Kobani ilçesinde de endişeli bir bekleyiş var. Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi'nin karşısında olan ve Suriye'de olaylar başlamadan önce nüfusu 100 bin civarındaki Kobani'de, nüfusun savaşla birlikte 400 bini aştığı bildirildi. Yoğun olarak Kürt nüfusun yaşadığı ve iç karışıklığın başlamasının ardından PYD'nin kontrolüne geçen Kobani'ye, çatışmaların yaşandığı iç kesimlerden Kürtlerin yanı sıra Arap ve Türkmenlerin de göç ettiği belirtildi. Aynı zamanda PYD eş başkanı Salih Müslim'in de memleketi olan Kobani'de, IŞİD güçlerinin saldırısına karşı önlemler alındığı, silahlı grupların ilçe dışında yapılan mevzilere yerleştirildiği bildirildi. YENİ GÖÇ DALGASI ENDİŞESİ Kobani'de PYD'nin sivil halkı da silahlandırdığı ileri sürülürken, ilçeyi tehdit eden IŞİD güçlerinin buraya ulaşması ve çatışmaya başlaması Türkiye'ye yeni bir göç dalgasının başlama ihtimalini de gündeme getirdi. Yerel kaynaklar, olası bir çatışma durumunda on binlerce insanın birkaç yüz metre uzaklıktaki Türkiye'ye sığınmak için Kobani'den kaçmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Öte yandan, geçen yıl geçici olarak askeri amaçlı olarak açılan ancak 2 ay önce geçici gümrük bölgesi ilan edilerek polisin görevlendirildiği Mürşitpınar Sınır Kapısı'ndan halen haftanın 2 günü insani yardım ile ülkelerine dönmek isteyen Suriyelilerin geçişine izin veriliyor. HDP SINIRDA ÇADIR KURDU Öte yandan IŞİD ile PYD arasında çatışmaların yoğun olarak yaşandığı bölgelerden Şanlıurfa'nın Birecik İlçesi'nin Ziyaret Mahallesi yakınlarında Suriyeli Kürtlere destek için çadır kuruldu. Geçen hafta sınır hattına kurulan çadırı; çeşitli kentlerden gelen HDP ve BDP üyeleri ziyaret ederek destek oluyor. Suriyeli Kürtlere destek için kurulan çadırı ziyarete gelen bazı kişiler ise zaman zaman sınırı aşarak Suriye tarafına geçerek PYD'ye katılıyor. Bu gelişme üzerine çadırın bulunduğu sınır hattında da askerler zırhlı araçlarla Suriye'ye geçişi engellemek için önlemlerini artırdı. Hasan KIRMIZITAŞ- Ahmet Hamdi ÇİÇEK, Ömer ŞULUL- GAZİANTEP- DHA
Şiddetli Çatışmalar Sıfır Noktasında
Türkiye'nin sınır köylerinden çıplak gözle görülen Suriye'deki çatışmalarda, YPG ile çatışan IŞİD, Türk tarafında toplananlara ateş açtı. Askeri araçlara da mermiler isabet etti.Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın Suriye kolu PYD'nin askeri kanadı YPG arasındaki çatışmalar Kobani'nin sınır köylerinde yoğun şekilde devam ediyor. Al Jazeera Diyarbakır muhabiri Mahmut Bozarslan'ın haberine göre Türkiye sınırından çıplak gözle görünen çatışmalar, sıfır noktasına kadar varmış durumda. Suruç'un sınır köylerinden Karaca'nın hemen karşısında karşısındaki Zorava tepesi IŞİD'in eline geçti. IŞİD üyeleri, Türkiye tarafında toplanan gruba da ateş açtı. Sınırda bekleyen askeri araçlara da mermiler isabet etti. Arazide bir IŞİD'linin cesedi var.Türkiye sınırında silah sesleri yükseliyorSınır yakınında toplananlar çatışmaları izliyorSuruç’un köylerinden Karaca ile Suriye sınırı arasındaki mesafe metrelerle ölçülebiliyor. Sınırın hemen karşısında ise Suriye’nin bu bölgedeki son Kürt köyü Sıftek var. Bu köy aynı zamanda IŞİD ile YPG’nin kontrol ettiği bölgeler arasındaki sınır. Köylüler, sınıra yakın bölgede toplanıp çatışmaları izliyor.Marş eşliğinde çatışmaları izliyorlarÇatışma izlemek için gelenler arasında, karşı köylerdeki evlerini terk ederek kaçanlar da var. Asiye Mustafa adında bir kadın, sınırın karşı tarafından silah sesleri duyulurken gözyaşlarıyla uzaklardaki köyü gösteriyor.'Bizim köyümüz orasıydı. Daha geçen hafta da oradaydık. Şimdi IŞİD’in eline geçti.'Köylüler ellerinde dürbünlerle, atışların yapıldığı noktaları izliyor. Film izler gibi çatışmayı seyredenler, YPG’liler ateş açtıkça alkışlıyor. Ses sistemi monte edilen bir araçtan da Kürtçe marşlar çalınıyor.Çatışmaları izleyen Anwar Muhammed, telefonla Suriye’deki yakınlarından bilgi alıyor. Kobani çevresindeki bölgelerde bulunan yakınlarının verdiği bilgilere göre, Amerikan uçakları üç noktada IŞİD’e saldırmış.“Akrabalarımın verdiği bilgiye göre, dün Amerikan uçakları Tıl Hazal, Rowi ve Serrin köylerinde IŞİD’İ vurmuş. Serrin köyünde IŞİD’in buğday silosu var. Orayı da vurmuşlar.”Muhammed’in yakınlarının sözünü ettiği Tıl Hazal ve Rowi köyleri Kobani’ye 10, Serrin ise 35 km uzaklıkta bulunuyor.Çatışmalar sürerken, Türk Silahlı Kuvvetleri sınır hattına tank ve zırhlı araçlar yerleştirmeyi sürdürüyor. Tankların namluları Suriye’ye çevrilmiş durumda.YPG IŞİD'le üç cephede çatışıyorAl Jazeera'nin ulaştığı PYD kaynakları, YPG’nin Kobani’de üç noktada IŞİD ile çatıştığını söyledi.Çatışmalar kentin güney kesimlerinde yoğunlaştı.Kobani’nin 5 kilometre yakınlarına kadar gelen IŞİD üyeleri, uçak saldırılarının ardından geri çekilmek zorunda kaldı.Kaynak: Al Jazeera
IŞİD Bayrağı Türkiye'ye 250 Metre Uzakta
Suriye'de Kobani'yi ele geçirmek için saldırılarını artıran IŞİD militanları, geçen hafta ele geçirdiği Türkiye sınırına 250 metre uzaklıktaki Ziyaret Köyü'ne bayraklarını dikti.Köydeki 3 noktaya bayraklarını diken ve zaman zaman YPG güçleri ile çatışan IŞİD militanlarının varlığı, birkaç yüz metre uzaklıktaki Türkiye vatandaşlarını tedirgin ediyor.Şanlıurfa'nın Akçakale İlçesinin karşısındaki Telabyad ile Gaziantep'in Karkamış ilçesinin karşısındaki Carablus'da kontrolü elinde bulunduran IŞİD militanları, 10 gün önce bu iki ilçenin arasında bulunan PYD hakimiyetindeki Kobani'ye saldırı başlattı. Kobani'yi ele geçirmek için doğu ve batıdan harekete geçen IŞİD militanları güzergah üzerindeki köylere saldırdı. IŞİD'in çatıştığı veya gelişini duyanların köyünü boşaltması ile 160 bini aşkın Suriyeli sınırı geçerek Türkiye'ye geldi.SINIRDAN NET BİR ŞEKİLDE GÖZÜKÜYORIŞİD'in Kobani'nin batısından başlattığı saldırı sırasında güzergah üzerinde bulunan Şanlıurfa'nın Birecik İlçesinin Ziyaret Mahallesi'nin karşısındaki Suriye'nin Ziyaret Köyü'nü de ele geçirdi. IŞİD militanlarının çatışarak ele geçirmesinin ardından köydeki evlere de bayrağını dikti. Türkiye tarafından net şekilde görülen 3 IŞİD bayrağı dalgalanırken, zaman zaman YPG güçleriyle örgüt arasında, köyde çatışmalar oluyor.'EVLERİMİZE DÜŞÜYOR'Çıkan çatışmalar ve IŞİD militanlarının varlığı, yaklaşık 250 metre uzaklıktaki Ziyaret Mahallesi sakinlerini tedirgin ediyor. Ziyaret Mahallesi'nde oturanlar IŞİD'in varlığının kendilerinin ürküttüğünü ve sık sık çıkan çatışmalar nedeniyle korktuklarını belirterek, 'Sürekli silah sıkıyorlar ve bu durum bizi rahatsız ediyor. Çatışmalar yoğunlaştığında mermiler sınırı aşarak evlerimize, bahçelerimize ulaşıyor. Büyük korku yaşayınca ailece Birecik veya güvenli köylerdeki yakınlarımızın yanına gidiyoruz. Gündüzleri çocuklarımızı korkudan evin dışına çıkaramıyoruz ve biran önce bu çatışmaların son bulmasını istiyoruz' dedi.Türkiye sınırına sadece 250 metre mesafedeki IŞİD militanlarının kontrolü ele geçirdiği bölgede güvenlik güçleri de önlemlerini artırdı. DHA
'IŞİD Büyük Kürdistan Projesinin Maşasıdır'
MHP Genel Bakanı Devlet Bahçeli, TBMM’de görüşülecek Irak ve Suriye tezkerelerine ilişkin açıklama yayınladı. Bahçeli, tezkerelere evet diyeceklerinin sinyalini verdi.“Herkes bilsin ki IŞİD, Büyük Kürdistan projesinin maşasıdır ve görevi bununla sınırlıdır” diyen Devlet Bahçeli’nin açıklamasında şu görüşü dile getirdi:“Biz bugünleri çok önceden görmüş ve 6 Ağustos 2012 tarihinde yaptığımız Basın Toplantısında şu teklifimizi açık yüreklilikle milletimizle paylaşmıştık: Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.”Devlet Bahçeli’nin açıklamasının tamamı ise şöyle:“IŞİD terörünün körüklediği bölgesel kaos ve kriz dalgası sınırlarımızı aşındırmakta, bekamızı ve birliğimizi üst seviyede tehdit etmektedir.Türkiye; çok riskli, çok sıkıntılı ve çok aktörlü vahim bir dönemin, çözülmesi zaman alacak çok değişkenli bir denklemin ortasındadır.Sınır güvenliğimizin denetim ve dengesi bıçak sırtındadır.Türk milleti ve komşu halklar barbarların, barış ve insanlık katillerinin hedefindedir.Bölgesel ayak oyunları anormal bir seviyededir.Çevremizdeki ülke ve coğrafyalar ateşin, asayişsizliğin ve anlaşmazlığın merkezindedir.Kiralık terör örgütleri, projelendirilmiş paylaşım ve bölüşüm kavgalarına efendilerinin nam ve hesabına aktif olarak katılmaktadır.Gelişmelerin yön ve kulvarı, Türkiye’nin istikrarı ve komşu ülkelerin bütünlüğü adına kaygı verici boyuttadır.Irak ve Suriye’de yabancı emel ve ellerce tahkim ve tahrik edilen istikrarsızlık, gevşek ve pamuk ipliğine bağlı bölgesel dengeyi alt üst etmektedir.Demokrasi, değişim, özgürleşme olarak müjdelenen Arap Baharı kan, kayıp, kıyım ve kitlesel göçlere dümen kırmıştır.Etnik ve mezhep kutuplaşması Şam’dan Bağdat’a, Trablus’tan Sana’ya, Tunus’tan Kabil’e kadar etap etap tüm bölgeyi kavramış, deyim yerindeyse karantinaya almıştır.Arap Baharı’nın acıklı sonuçları Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar her yeri baştan ayağa kabus gibi sarmış ve sarmalamıştır.BOP’un yan imalatı, derin komplosu, stratejik tuzağı olan Arap Baharı rejimleri, sistemleri, devletleri, toprakları, sınırları, inançları, kültürleri, hepsinden de önemlisi kardeşlik duygularını linç etmiştir.İslam âlemi kapkaranlık bir dehlize çırpına çırpına düşmüştür.Tüm dünyanın gözü bölgemize ve İslam toplumlarının üzerine kilitlenmiştir.Sözde diktatörlerden arınma, statükodan kurtulma ve demokratikleşme macerası hüsrana uğramıştır.Geçtiğimiz yıl; ‘yüz yıllık parantezi’ kapatma hezeyanıyla avunanlar ve ‘tarihin coğrafi sınırlara isyan ettiğini’ mırıldananlar acaba öngörüsüzlüklerinin ağır faturasını nasıl telafi edeceklerdir?Sınırları propaganda filmine benzeterek ‘Arap Baharı’yla birlikte bölgede yüzyılın tasfiyesi ve değişimi yaşanıyor’ diyenler şimdilerde bu sözlerini nasıl tavzih ve tevil edeceklerdir?Arap Baharı’nı ‘bölgesel bir uyanış’ olarak ifade ve takdim edenler yanılmıştır.Tunus’tan itibaren ödenen bedellere ve yaşanan bunalımlara ‘tarihin normalleşmesi’ diyenler yanlış yapmıştır.Aşama aşama genişleyen toplumsal çöküşü, ‘Ortadoğu’da doğal havzaların birbiriyle buluşması’ yorumunu getirenler kaybetmiştir.Ortadoğu’daki sınırları ‘yanlış örülmüş duvarlara’ benzeterek ‘daha büyük ölçeklerde bir araya gelme’ önerisinde bulunanlar saygınlıklarından olmuştur.Bugünün merceğinden geriye dönüp baktığımızda, AKP’nin komşu coğrafyaları anlama, algılama ve anlamlandırma konusundaki perişanlığı daha net görülebilecektir.Şimdiye kadar, Hükümet’in hiçbir tahmini tutmamıştır.Hükümet’in hiçbir politikası yerini bulmamış, hiçbir taahhüdü, hiçbir tasavvuru amacına ulaşamamıştır.AKP’nin dış politikadaki vizyonsuzluğu, uzun vadeli stratejik planlama yapmadaki yeteneksizliği Türkiye’nin sorunlarına sorun eklemiştir.Hükümet selin önünde sürüklenen kütük misali iç ve dış meselelerin pasif ve edilgen bir ögesi haline gelerek devamlı savrulmuş, devamlı sürüklenmiştir.Yalnızlaşan, kabuğuna çekilen, içine kıvrılan, demokrasi rezervi tükenen, adalet ve ahlak temeli çürüyen bir Türkiye resmi hepimizi kara kara düşündürmektedir.Başkent Ankara’nın mirasını, tarihin ve coğrafyanın yüklediği milli sorumluluğu idrak edemeyen AKP, Türkiye’nin 12 yılını çalmış, 12 yılını harcamıştır.Şurası açıktır ki, Türkiye’nin sınırları ve mücavir alanlar alev topuna dönmüştür.Sınırlarımızın hemen dibinde konuşlanan farklı terör örgütleri komşu ülkelerin insan ve toprak bütünlüğünü tartışmaya açmıştır.Türkiye de artan doz ve ölçekte bu olumsuz süreçten etkilenmeye başlamıştır.Esad yönetiminin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesiyle ortaya çıkan fiili boşluk radikal, selefi ve bölücü terör grupları tarafından periyodik olarak doldurulmuştur.Nitekim, Nusaybin’in tam karşısındaki Kamışlı, Ceylanpınar’ın tam karşındaki Resulayn, Akçakale’nin tam karşısındaki Tel Abyad, Suruç’un tam karşısındaki Ayn el-Arap, Karkamış’ın tam karşısındaki Carablus, Kilis’in tam karşısındaki Azez ve Afrin teröristlerin istila ve hesaplaşmasına sahne olmaktadır.Özellikle Irak ve Suriye kandan geçinen vahşilerin açık pazarı haline gelmiştir.Silahı kuşanan, bombayı beline saran ve öldürmeye programlanan katillere celp çıkaran terör örgütleri, küresel planlara müzahir olacak şekilde kanlı-kefenli rekabete girişmiştir.Bir ara Esad karşıtlığının sağladığı motivasyonla aynı kareye giren, aynı hizaya gelen terör şebekeleri, çıkar çatışmaları ve farklı yönlendirmelerle epeydir birbirlerini yemekle meşguldür.Suruç ilçemizin karşı tarafında yer alan ve Arap Pınar olarak bildiğimiz Halep’e bağlı Ayn el-Arap ilçesinde 15 Eylül’den bu yana yaşananlar başka türlü izah edilemeyecektir.Bölücülerin burayı Kobani olarak isimlendirmesi, sözde Batı Kürdistan’a Rojava demeleri ise tarihi gerçekleri saptırmaya yetmeyecektir.Merak ediyoruz, Başbakan Davutoğlu, 2012 yılının Temmuz ayında, ‘Halep ve etrafta kamu düzeni sağlanamazsa Türkiye kendini güvende hissedemez’ açıklamasını acaba hatırlıyor mudur?Yine o tarihlerde dile getirdiği, ‘ister PKK, ister El Kaide veya başkası; herhangi bir terör unsurunun sınır boylarımızda olmasına izin vermeyiz. Meşru müdafaa sebebi sayılır.’ sözlerinin hala arkasında mıdır?On yıllardır, terör örgütlerinin eğitilip küresel cinayet projelerinin emrine sokulması, su yolları ve enerji havzaları üzerinden yürüyen egemenlik mücadeleleri felaketlerin kilidini açmıştır.IŞİD veya nevzuhur terör örgütlerinin tarihten silinmesi, en azından etkisizleştirilmesi için küresel ve bölgesel unsurlar durum muhasebesinin yanında, özeleştiri yapacak samimiyeti gösterebilmelidir.Dünya ahlak ve vicdan sınavından geçmektedir.Terör karşısında tarafsız bölge yoktur. İyi veya kötü terörist tasnifi ise insanlığın ihlalidir.Karşımızda insan kafası kesen, toplu infazlara imza atan, kadınları esir alıp cariye olarak satan, beşeriyeti titreten kanlı ve katil bir örgüt vardır.Bu örgüt ki, yüce dinimiz İslam’ı eşkıyalığına alet ederek cihat ve şehadeti açıkça ve alçakça sömürmektedir.İslam’ın mesaj ve tebliğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu örgütün şeytani planlara tetikçilik, BOP’a nöbetçilik yaptığı şüphesizdir.Bu örgüt, klasik savaş taktiklerinin yanında, terör yöntemleriyle de Suriye ve Irak’ı yaşanmaz hale getirmektedir.Baas kalıntıları, bazı Sünni aşiretler ve küresel mihraklar IŞİD’in ana damarı, ana iskeletidir.Saddam döneminden kalma paramiliter gruplar, dünyanın değişik ülkelerinden farklı saiklerle gelen militanlar IŞİD’in cinayet kadrosuna çoktan yazılmıştır.Çok iyi bilinmelidir ki, Türkiye için IŞİD ne kadar gayri meşru ise PYD-PKK da o kadar gayri meşru, yasa dışı ve uluslararası hukuka aykırı insanlık düşmanlarıdır.AKP Hükümeti’nin terör örgütleri arasında seçim yapma, ehveni şer görme hak ve salahiyeti yoktur, olamayacaktırCumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Pazar günü Dünya Ekonomik Forumu’nda; ‘ey dünya, IŞİD’e karşı ayaklanıyorsun da PKK’ya karşı neden ayaklanmıyorsun’ sözleri son yılların en tutarsız, en ucuz, en sorunlu açıklamasıdır.Erdoğan bu ifadelerini BM Genel Kurulu’nda söylemekten çekinmiş veya aklı başına yeni gelmiştir.PKK’yı şımartan, pazarlıklarla dirilten, terörist devşirmesine kolaylık sağlayan, hain taleplerine çözüm ve açılım süreçleriyle kucak açan Erdoğan’ın şikayet ve sızlanmaya hiç hakkı yoktur.Ve hiç kimse saf değildir.Erdoğan’ın, Dünya’ya çağrı yapacağına kendi vicdanına ve geçmiş siciline bakması ahlaken tutarlılık olacaktır.Şayet Türkiye, ABD’nin çağrısına uyarak koalisyon gücüne katılması halinde zımnen PKK-PYD terörünü arkalayacak, bölücülüğün kuyruğuna takılacaktır.Yok uymazsa bu defa da IŞİD’e onay vermiş sayılacaktır.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD’de, IŞİD’e yönelik sürdürülen operasyonla ilgili ‘üzerimize düşen görev neyse yapacağız’ demesi, ek olarak askeri ve siyasi destekten bahsetmesi tercihin çoktan yapıldığına işarettir.Erdoğan, sınır dışına asker gönderme yetkisinin sadece ve sadece TBMM’ne ait olduğunu bilmeyecek kadar cahil olamayacaktır.ABD’nin Türkiye’yi cepheye sürükleme kurnazlığına Başbakan ‘kararı biz veririz’ fason diklenmesiyle karşı çıkarken, Erdoğan ‘her desteği veririz’ sözleriyle açık çek yazmaktadır.Ayrıca Erdoğan’ın ABD dönüşü esnasında IŞİD’le ilgili dört ayaklı bir plana vurgu yaparak; ‘kara esastır, böyle bir örgütü havadan bitiremezsiniz, Türkiye üzerine düşen görevi yerine getirecektir’ demesi,Ve farklı yol haritasından bahsederek Suriye’yi hedef alacak koalisyonun dışında Türkiye’nin kalamayacağından bahisle askeri hareketi diline dolaması sorumsuzluk örneğidir.Erdoğan’ın aklında esasen IŞİD değil Esad yönetimi vardır ve ‘Şam yönetimi bedelini öder’ beyanı buna açık kanıttır.Cumhurbaşkanı Türkiye adına bağlayıcı kararları tek başına nasıl alabilmekte, ABD’ye askeri müdahaleye katılma güvencesini hangi yetkiyle verebilmektedir?Hükümet nerededir, Samsun’da balık avlamakla meşgul olan, rüyalarında Hegel ve Gazali’yle tartışan Başbakan ne yapmaktadır?Elbette IŞİD büyük bir tehdittir ve mutlaka tepelenmeli, çok acil başı ezilmelidir.Ancak PKK-PYD-YPG-YPJ da aynı derecede, belki de daha fazla ölçüde Türkiye’nin başına ve çevresine çöreklenmiş bir musibetin farklı farklı isimleridir.IŞİD’le mücadele ederken, PKK-PYD’ye yol verilmesi ve alan açılması büyük Kürdistan’ın batı kısmını ikmal edecektir.Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün vazgeçilmezliği ve tüm terör gruplarının bölgeden temizlenmesi yegane öncelik olmalıdır.Hükümet oldubittilerle, uçuşa yasak bölge yaklaşımlarıyla yeni bir peşmerge yönetiminin kapağını aralamamalıdır.Herkes bilsin ki IŞİD, Büyük Kürdistan projesinin maşasıdır ve görevi bununla sınırlıdır.Bu terör örgütünün nasıl ve kimler vasıtasıyla piyasa çıkarıldığı, hangi amaçlarla silahlandırıldığı ve bu sırada AKP Hükümeti’nin ne yaptığı cevaplandırılması gereken sorulardır.Biz bugünleri çok önceden görmüş ve 6 Ağustos 2012 tarihinde yaptığımız Basın Toplantısında şu teklifimizi açık yüreklilikle milletimizle paylaşmıştık:‘Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.’Hükümet bu önerimizi dikkate alıp gerekli atılganlığı gösterebilmiş olsaydı, bugünkü tablonun lehimize olacağı tartışmasızdır.Hükümet’in birinci önceliği Türkiye’nin güvenliğini sağlam esaslara bağlamaktır.Bu maksatla ne gerekiyorsa yapılmalıdır.Erdoğan ve Davutoğlu tarih önünde büyük bir vebal altındadır.Irak ve Suriye başta olmak üzere, bölge ülkeleri küresel vesayeti reddetmeli, insan varlıklarını ve coğrafi bütünlüklerini müdafaa edecek basiret, cesaret ve dirayeti gösterebilmelidir.Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmek için kolları sıvayan, yeni devletler kurmak için fırsat kollayan çevrelere, lobilere, silah ve terör baronlarına karşı herkes uyanık olmalıdır.Türk devleti, Misak-ı Milli’nin sınır boyunca sahnelenen fitne kampanyasına karşı tüm milli güç unsurlarıyla göğüs germelidir.Milli güvenliğimize yönelen ağır tehditlerle başa çıkabilmek için, Suriye’nin kuzeyini derinlemesine içine alacak ve hiçbir terör örgütünün lehine olmayacak şekilde bir ‘güvenlik kuşağı’ hayata geçirilmelidir.Kaybedecek zaman yoktur.IŞİD, buzdağının sadece görünen kısmıdır.Bu örgütün kimlerin elinde palazlandığı, militanlarının sevkiyat ve kaynağını nasıl sağladığı, kimler eliyle silahlandırıldığı tam açıklığa kavuşmadan hava veya kara operasyonu yeni sorunlara davetiye çıkaracaktır.Tehdit direkt ve doğrudan Türk milletine yöneliktir.Amaç ise dört parçalı Büyük Kürdistan’ın duvarlarını örmek, çatısını kurmaktır.IŞİD-PYD-PKK tarihin çöplüğüne emelleriyle birlikte süpürülmeden iç ve dış tehditler azalmayacaktır.Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’yi namusu gibi görmektedir.Partimiz, TBMM’nin gündemine gelecek tezkereye de her türlü eleştirisi saklı kalmak kaydıyla, bu hassasiyetle bakacak ve tercihini Türk milletinden yana kullanacaktır.Bahse konu olan Türkiye’nin güvenliği, tarihi hak ve çıkarlarıdır.Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletini, Türk vatanını, Türk bayrağını ve bin yıllık kardeşlik hukukunu kutsal bir emanet gibi savunulmasını şart görmektedir.Hiçbir şey bitmiş olmayıp tarih henüz hükmünü de vermemiştir.Zaman her şeyin ilacı, millet iradesi her şeyin devası, Yüce Allah’ın himmet ve himayesi her şeyin üstüdür.”ZETE
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bir orkestra şefi gibi çalışarak 2 Ekim 2014 tezkeresinde hükümetin Meclis’ten Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne karşı ABD’nin öncülüğünde kurulan cepheye askeri harekât dâhil katılma yetkisi alması için ağırlığını koymuştu.Tezkere 98’e karşı 298 oyla kabul edildi. Bu yetki ve sorumluluk artık Başbakan Ahmet Davutoğlu’nda.Cumhurbaşkanı Erdoğan ise sonuçtan o kadar emindi ki daha sabah saatlerinde oylamanın hemen arkasında Çankaya’da bir güvenlik toplantısı çağrısında bulunmuştu.Bu toplantıda, Meclis’ten alınan yetki çerçevesinde yapılacaklar belirlendi dersek, yanıltıcı olur.Bu toplantıda, Meclis yetkisi çerçevesinde hedeflenenler belirlendi demek daha doğru.
IŞİD, Askerin Önünde Mayın Döşeyip Hendek Kazdı
Gaziantep'in Karkamış İlçesi'nin karşısında bulunan Cerablus'un Suriye tarafına, kontrolü sağlayan IŞİD militanları tarafından mayın döşenerek hendekler kazıldı. Karkamış Belediye Başkanlığı binası ve Karkamış Sınır Kapısı'nın yanındaki 20 metre uzaklıktaki Suriye tarafına kamyonetle gelen 3'ü kadın 7 IŞİD militanı, ilk olarak yer tespiti yaptı.