HES Haberleri

HES ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. HES ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Bu Hafta 7 Film Vizyonda
Bu hafta 3'ü yerli 7 film vizyona girecek. 86. Oscar Töreni'nden 3 ödülle dönen ve Teksaslı bir elektrikçinin hikayesini anlatan 'Sınırsızlar Kulübü' sinemaseverlerle buluşacak. Yönetmen Jean Marc Vallee imzası taşına ve 86. Oscar Ödülleri'nden 3 ödülle dönen 'Sınırsızlar Kulübü/Dallas Buyers Club' vizyona girecek. 'Sınırsızlar Kulübü' Senaryosunu Craig Borten'in kaleme aldığı filmde, Matthew McConaughey, Hilary Swank, Jennifer Garner, Jared Leto, Denis O'Hare'nin rol aldı. Teksaslı bir elektrikçi Ron Woodroof'un gerçek yaşam öyküsünü beyazperdeye taşıyan filmde, 1986'da AIDS hastası olduğunu öğrenen ve 6 ay ömür biçilen Woodroof'un alternatif tedavi yöntemlerini deneyerek, 6 yıl daha yaşama mücadelesi anlatılıyor. Film, 86. Oscar ödüllerinde Matthew McConaughey'e 'En İyi Erkek Oyuncu', Jared Leto'ya 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu', Adruitha Lee ve Robin Mathews'a 'En İyi Saç ve Makyaj Tasarımı' ödülü getirdi. '300: Bir İmparatorluğun Yükselişi' Dünyada büyük beğeni toplayan '300 Spartalı' filminin devamı '300: Bir İmparatorluğun Yükselişi/300: Rise of an Empire' vizyona girecek. Frank Miller'ın grafik romanı Xerxes'ten uyarlanan ve '300 Spartalı' yapım ekibinin, çok eski bir efsaneye sinemacılığın en gelişmiş teknolojisini kullanarak yeniden hayat verdiği filmin yönetmenliğini Noam Murro'nun yaptı. Başrollerini Lena Headey, Eva Green, Rodrigo Santoro ve Sullivan Stapleton'un oynadığı filmde mücadele karadan denize taşındı. '300 Spartalı'dan sonra yaşananları konu alan film, Persler ile Atinalılar'ın karşı karşıya geldikleri büyük Artemis Savaşı'nı konu alacak. Filmin baş kahramanları ise Pers Kralı Xerxes ve Atinalı ünlü general Themistocles olacak. Filmin setleri ve fonların tamamı sanal dünyada yaratıldı. 'Ömer' 'Vaat Edilen Cennet/Paradise Now' filmiyle uluslararası festivallerden ödülle dönen Filistinli yönetmen Hany Abu-Assad'ın son filmi 'Ömer/Omar', haftanın merakla beklenen yapımlarından... Bu yıl Oscar ödüllerinde Filistin'in 'Yabancı Film Dalı'ndaki adayı olan filmin senaryosunu da Assad yazdı. İsrail istihbaratıyla kedi-fare oyununa giren ve aşkı uğruna ölümü bile göze alan Filistinli bir delikanlının hikayesini anlatan film, 2013 Cannes Film Festivali'nde 'Belirli Bir Bakış Bölümü Jüri Özel Ödülü', 2013 Asya Pasifik Film Ödülleri'nde 'En İyi Film', 2013 Dubai Uluslararası Film Festivali'nde 'En iyi Film' ve 'En İyi Yönetmen' ödüllerini aldı. Filmin konusu özetle şöyle: 'İşgal altındaki Filistin'i ayıran Tecrit Duvarı. Ömer, duvarın bu tarafında ailesiyle yaşayan ve bir özgürlük savaşçısı, diğer tarafına geçtiğinde ise sevgilisi için her türlü fedakarlığa hazır duygusal bir aşık. Duvarın bu tarafındaki Ömer, diğer taraftaki gizli aşkı Nadia'yı görmek için her türlü fedakarlığa katlanmaya ve atılan kurşunlardan kaçmaya alışıktır.' 'Kuşlar Şehrinde Macera' Haftanın 3 boyutlu animasyon filmi 'Kuşlar Şehrinde Macera'nın yönetmenliğini, ilk uzun metrajlı işine imza atan Wayne Thornley yaptı. Senaryosunu Camilla Bubna-Kasteliz, Andrew Cook, Raffaella Delle Donne'nin ortaklaşa yazdığı filmin müzikleri Bruce Retief imzası taşıyor. Seslendirme kadrosunda Yekta Kopan'ın da yer aldığı filmin konusu özetle şöyle: 'Bir kartal olan Kai, Zambezia isimli kuşlar şehrine doğru yola çıkar. Burada hem kökenlerini bulmak hem de şehri savunanların parçası olmak ister. Sert bir adam olan babası Tendai ile uzaklarda yaşayan Kai, Zambezia'dan leylek Gogo ve onun co-pilotu çulha kuşu Tini hayatına girince orada daha canlı bir hayat olduğunu anlar.' 'Silsile' Yapımcılığını Necati Akpınar ve Tunay Vural'ın yaptığı 'Silsile' haftanın yerli yapımlarından. Reklam filmlerinden tanınan Ozan Açıktan'ın yönettiği filmin başrollerini Nehir Erdoğan, Tardu Flordun, İlker Kaleli ile Esra Bezen Bilgin paylaştı. Bir geceden sabahın ilk ışıklarına uzanan olaylar silsilesini Cem Akaş, Ozan Açıktan ve Faruk Özerten'in kaleminden beyazperdeye aktaran film, İstanbul Karaköy'de çekildi. Filmin müziklerini Burak Güven yaptı. 'Bizum Hoca' Haftanın yerli komedi filmi 'Bizum Hoca', Trabzon'da geçen bir hikaye... Senaryosunu yazan Yılmaz Okumuş'un Serkan Acar ile birlikte yönettiği filmin müziklerini Kemal Sahir Gürel yaptı. Filmde, başrol oyuncusu Cezmi Baskın'a Levent Ülgen, Serhat Özcan, Sabriye Kara, Erdem Baş, Seymen Aydın, Mehmet Usta, Şamil Kafkas, Adem Yılmaz, Özge Gürel, Semih Habiboğulları, Volkan Girgin, İsrafil Köse, Tahsin Taşkın, Alay Cihan, Pınar Şenol, Hülya Polat, Flourent Malouda, Jose Bosingwa ve İbrahim Yattara eşlik ediyor. Film, Trabzon'un bir köyüne tayini çıkan resmi imamın gelmesi gecikince köylüler tarafından imam olmasına karar verilen 'Bizum Hoca'nın, köyün ortasından geçen HES inşaatı mücadelesi ve gerçek imamla olan olaylarını konu ediniyor. 'Mavi Dalga' Türkiye, Almanya, Hollanda ve Yunanistan ortak yapımı olan 'Mavi Dalga'yı, senaryosunu da yazan Zeynep Dadak ile Merve Kayan birlikte yönetti. Filmin çekimleri Balıkesir ve çevresinde yapıldı. Dadak ve Kayan'ın ilk uzun metrajlı filminin uluslararası prömiyeri, 64. Berlin Film Festivali'nde yapıldı. Filmde, Ayris Alptekin, Barış Hacıhan, Onur Saylak ile Tülin Özen rol aldı. Antalya Film Festivali'nden de ödülle dönen film, Balıkesir'de yaşayan Deniz'in hikayesini anlatıyor. Muhabir: Hilal Uştuk | AA
Finansa İhtiyacınız mı Var?
Ülkemizde sermaye birikiminin halen gelişmiş ülke ekonomilerine kıyasla kısıtlı olması birçok şirketimizin stratejik planlarını gerçekleştirecek kaynaklarını daraltmaktadır. Uluslararası sermaye sağlayan fonlar ile işbirliğimiz sonucu şirketlere sermaye tedariki konusunda hizmet sunmaktayız.Söz konusu fonlardan sektör ve iş alanına göre orta ve uzun vadelerde sermaye sağlanabilmektedir. Bu fonlar, gelişme finansmanı, proje finansmanı, şirket satın alma, finansal ortaklıklar, halka arz öncesi finansmanı gibi şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulabilmektedir.Şirketin söz konusu sermaye fonlarından kaynak temin etmeye uygunluğunun tespiti, iş planlarının sermaye tedarikçilerine sunulabilecek kalite ve içerikte hazırlanması, uygun fonu sağlayabilecek kuruluşların tespiti ve bunlarla temas edilmesi, projenin sunulması ve pazarlanması, şirket değerlemesi ve ortaklık şartlarının belirlenerek müzakerelerde bulunulması bu alanda sağladığımız hizmetlerdir.• Finansman ihtiyacının tespiti / iş planı çalışmalarının hazırlanması• İş geliştirme ve tüm partilerin koordinasyonun sağlanması• Bireysel ve kurumsal yatırımcılara yaklaşılması• Sunumlar ve müzakerelerin yürütülmesi• Nihai anlaşmaların oluşturulmasında hukuk danışmanı ile beraber çalışılmasıÖncelikli olarak yenilenebilir enerji projeleri olarak sınıflandırılan; hidroelektrik, rüzgar, güneş ve jeotermal elektrik santrallerine odaklanmaktadır.HES, RES ve GES kurulumu için hazır lisanslı projelerinizde en uygun finansal çözüm ve yatırımcı arayışı konusunda prosesi başından sonuna kadar yürütmekteyiz.enerji sektörüne sunduğu ürünler, tüm finansal imkanları kapsar ve non-recourse proje finansmanı, junior borç finansmanı ve sermaye finansmanı ürünlerini içerir.proje sahiplerinin tüm finansman ihtiyacını karşılayan bir yapı geliştirmek için projeleri inceleyerek, enerji finansmanı için uluslararası piyasalarda enerji yatırımcılarının erişiminde olan, tüm geleneksel ve özel amaçlı ürünlerden müşterilerinin en iyi şekilde faydalanmasını sağlayacak bir yapı oluşturur.Gerek yerel, gerekse uluslararası stratejik ve finansal yatırımcı ağını kullanarak, sermaye finansmanı ile ilgilenen müşterilerine ortak bulmakta aracılık ve yapılandırma görevini üstlenir ve müşterilerinin çıkarlarını koruyan ve uzun süre devam edebilecek sağlam ortaklık yapıları oluşturmalarını sağlar.Sektör bilgisini uluslararası finans deneyimi ile birleştiren müşterilerinin yanında yer alarak onlar adına finansör, yatırımcı, teknik ve hukuki danışmanlar ile finansman sürecini titiz bir şekilde ilerletir ve finansman süreçlerinin hızlı ve olumlu bir şekilde sonuçlanmasını sağlar.İhracat Kredi Kuruluşlarıyla orta ve uzun vadeli yatırım malları finansmanı sağlamak amacıyla ortak çalışmaktadır.Sağlanan finansman ile bir çözüm ortağı görevini üstlenmektedir.Bu tür finansman teminatsız bir şekilde müşterilere sağlanabilmektedir.Yatırımcıya sabit kıymet yatırımı için finansman sağlamanın yanı sıra az miktarda işletme sermayesi ihtiyacını gidermek anlamında işletme sermayesi finansmanı da sağlanmaktadır.Gayrimenkul Finansmanı kapsamında, müşterilerinin ve projelerin ihtiyaçları doğrultusunda alternatifli ve yapılandırılmış çözümler sunmaktadır.Gayrimenkul Finansmanı alanında; Logistic Depolar, Alışveriş Merkezleri ve Büyük Şehir Otelleri üzerine ihtisaslaşmıştırBu kapsamda özellikle ticari gayrimenkul projelerine odaklanmak suretiyle , yaratmakta olduğu finansman çözümlerini, gayrimenkul yatırımlarının her evresinde ve projelerin ihtiyaçları doğrultusunda , stratejik ortaklıklar kurulması, kurumsal veya finansal yatırımcıların projelere ortak edilmesi veya projelerin değişik evrelerde yatırımcılara satılması yoluyla, müşterilerine sunmaktadır.Bu finansal çözümler ihtiyaca göre gayrimenkul yatırımlarına yönelik borç finansmanı ürünleri ile de desteklenmektedir.1. ARGE HİBE ve/veya Kredi Desteği İçin Proje Hazırlama:2. ARGE Projesi Başvurusu ve Takibi3. ARGE Organizasyonu Yapılanması Danışmanlığı4. ARGE Teçhizat Yatırımı DanışmanlığıŞirketinizin değerini büyütmenin, geliştirmenin ya da devretmenin bir yolu da hisse satışıdır. Küreselleşme ve dünyadaki gelişmeler sonucunda, özellikle dünyada bir çok girişimci şirketlerini veya projelerini yerli ya da yabancı sermaye kullanarak geliştirme yoluna gitmekte ya da geliştirdikleri bu değeri bulabildikleri en yüksek değere satmaktadırlar.Sizinle masanın aynı tarafında yer alarak uzmanlık gerektiren bu süreci sizin adınıza üstlenmektedir. Hisse satışı sürecinde uyguladığı özgün ve aktif yaklaşımı ve yan hizmetleri sonucunda şirketinizin hisselerine ilgi duyan birçok alıcı adayı oluşturur, bu adaylara sizinle birlikte taktiksel ve etkileyici sunumlar hazırlar ve rekabet ortamı içinde şirketinizin hisselerini en yüksek fiyattan / değerden satmanızı sağlar.Şirket birleşme ve satın almalarında prensibimiz: doğru kararlar alınmasında, kararların stratejik planlara uygun olarak uygulanmasında danışmanlık hizmeti sunmaktır.Şirket birleşmeleri ve satın almalarda; hem alıcı hem de satıcı tarafta bulunarak,• Ortak fayda ve hedeflerin belirlenmesi,• Fayda analizi, due-diligence ve değerleme çalışmalarının tamamlanması,• Tarafların organize edilmesi ve• Satış işlemlerindeki fonlama kaynaklarının bulunması ile ilgili gerekli ilişkilerin sağlanması,konularında her türlü hizmeti vermektedir.• Finansal İnceleme Çalışması – (Satıcı Taraf)• Operasyonel Özel İnceleme• Bilgi Teknolojileri Özel İncelemesi• Finansal Fizibilite Kontrolü• Şirket Değerlemeleri için Sistemsel Yapıyı Kurmak• Ortaklık, satın alma veya satış için gerekli dökümanların hazırlanması• Uygun aday profilinin tespiti ve ortak adayları ile temas kurulması• Alıcı tarafında satın alınacak hedef şirketlere yaklaşılması ve hedef şirketlerin değerlendirilmesi• Satış sürecinin ilerleyen aşamalarında danışmanlık yapılmasıŞirketin mevcut durumunun ortaklık veya satın almaya uygunluğunun belirlenmesi, şirket değerinin alt ve üst aralıklarının belirlenmesi, potansiyel yatırımcıların veya finansörlerin araştırılması, tespiti ve iletişime geçilmesi, birleşme sonucunda oluşması beklenen sinerjinin ve yeni kurumsal yapının değerlendirilmesi, birleşme veya satış işleminin sonuçlandırılması için hukuk danışmanları ile birlikte eş zamanlı olarak şirket hissedarlarına danışmanlık verilmesi, gerekli belgelerin hazırlanması ve kontrolüne yardımcı olunması, koordinasyonun sağlanması, birleşme veya satış işleminin sonuçlanmasından sonra ortaya çıkacak ticari kimliğin sermaye yapısı ve stratejik planları için rehberlik hizmeti ve bunun gibi hizmetler faaliyet konularımızı oluşturmaktadır.Proje Finansmanı, kısaca Proje için kredinin geri ödenmesinde esas olarak söz konusu Projenin yaratacağı nakit akışının alınması ve Şirketin değil Projenin varlıklarının verilen krediler için bir teminat olarak değerlendirilmesidir. Proje Finansmanında bir Şirketin genel kredi ihtiyacına değil, yatırım projesinden doğacak kredi ihtiyacına ve bu projenin nakit akımlarına odaklanılmaktadır.Proje Finansmanı, şirketlerin bilânço yapılarını bozmadan, mevcut yatırımlarını büyütme veya farklı alanlarda yatırım yapabilme, bunu yaparken farklı finansman kaynaklarına ve enstrümanlarına mümkün olduğunca daha fazla ulaşabilme isteğinden doğmuştur. Bu yöndeki talepleri karşılayabilmek ve gerekli finansman paketlerini oluşturabilmek için, projeye özel risk yönetimi yaklaşımlarından olabildiğince yararlanmak gerekmektedir• Projenin detaylı mali, ekonomik, teknik değerlendirilmesi yapılarak finansal fizibilite raporu hazırlanır,• Proje nakit akımı oluşturulur,• Doğru sermaye / finansman yapısı belirlenir,• En uygun teminat yapısı ile proje finansmanı modeli belirlenir,• Gerekli olduğu durumlarda yurtiçi/dışı bankalarla konsorsiyumlar oluşturulur,• Proje dokümanları hazırlanırve sonucunda Projenin tamamlanması için gerekli orta-uzun vadeli finansman sağlanır.Kurumsal finansman hizmetlerimiz kaliteli hizmet sunmak için gerekli teknik altyapıya, bilgi kaynaklarına, bilgi birikimine, tecrübeye ve yerli ve yabancı finansal kuruluşlarla ortak çalışma disiplinine sahiptir.Yeni yatırım, modernizasyon, kapasite yatırımları gibi sanayii kuruluşlarının yatırımlarının yanı sıra, ihaleler, özelleştirmeler v.b. yatırımlarda da projeler için fizibilitelerin ve iş planlarının hazırlanması, kredi verilebilirliğinin değerlendirilmesi ve gereken finansmanın sağlanması için kredi verebilecek kuruluşların veya sermaye sağlayabilecek potansiyel yatırımcıların araştırılması gibi konularda danışmanlık hizmetleri sunmaktayız.Fikir halindeki projelerin iş planına dönüştürülmesi, proje verimliliğinin ölçülmesi, projenin gerçekleştirilebilir olup olmadığının tespiti, finansman kaynaklarının araştırılması, alternatiflerin değerlendirilmesi gibi hizmetlerimizin yanı sıra ihtiyaç duyulması halinde gayrimenkul, makina ekipman gibi şirket varlıklarının ekspertiz değer tespitinde de iş ortaklarımızla birlikte danışmanlık hizmeti vermekteyiz• Finansal fizibilite çalışmaları• İş planları oluşturulması ve incelenmesi• Finansal yeniden yapılandırma çalışmaları• Sunumlar ve müzakerelerin yürütülmesi• Nihai anlaşmaların oluşturulmasında hukuk danışmanları ile beraber çalışılmasıŞirket Değerlemesi : Geleceğe yönelik stratejik planların oluşturulması ve bunların finansal sonuçlarının irdelenmesi sonucunda Şirket değerlemeleri çeşitli metotlar kullanılarak hazırlanmaktadır. İhtiyaca göre Şirket değerlemesi Şirket satın alma, satma veya birleşmelerinde, halka arz veya başka nedenlerle hisse satışlarında kullanılabileceği gibi, hissedarlar için bir performans değerleme aracı olarak da kullanılabilmektedir.Şirket değerlemesi amacına göre gelecek performansın bugün ifade ettiği değer veya benzer şirketlerle karşılaştırılarak tespit edilebileceği gibi, belli durumlarda sadece varlıkların veya markaların değerlenmesi de söz konusu olabilmektedir. Şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda ve objektif ilkeler içinde değerleme raporları hazırlanmaktadır.• Alacak Yönetimi ve Tahsilat Riski sigortalarıo Açık hesap ticari faaliyetlero Kredi limitlerinin risk sigortacıları tarafından veya otomatik kurulmasına dayanıro Alacakların tahsilatı işlemleri kredi sigortası şirketi ile yapılan sözleşme kapsamındadır• Bilanço ve kar/zarar hesabına etki edero Yeni hesap yılı başlamadan kredi yönetiminin maliyeti kesinleşir, önceden tahmin edilemeyen büyük kayıpları engelleyebiliro Sigortalının Risk Alacak kalitesi yükseliro Artan finansal fırsatlar ile cironun daha fazla seçenekler ile büyütülmesini sağlaro Kredi sigortacılarının veritabanı doğru müşteriler üzerinde odaklanmanız konusunda size yardımcı olur• Kredi Sigortasının Maliyetio Cironun küçük bir oranına tekabül eden prim ödemesio Her alıcı için hesaplanan cüzi kredi limit maliyetio Normalde % 80 ile % 90 arasında olan karşılık oranıo Yeni müşteriler ile çalışmanızı kolaylaştırır Sigortacıdan alınacak limitler sayesinde yeni müşterileriniz ile açık hesap çalışmaya hemen başlayabilirsinizo Nakit / Kredi kartı ile ödemeler yerine küçük alıcılar için tanımlanmış limit dahilinde çalışmanızı sağlaro Daha fazla kredi olanağı sayesinde ek kar olanağı sağlaro Maksimum kredi limitindeki müşterilere ek sevkiyat imkanıo Yüksek meblağ limit gerektiren yeni müşterilerin eklenmesini kolaylaştırıro Finans ekibi satış ekibini limitler sayesinde daha fazla satışa sürükleyebiliro Normalde % 10 oranında toplam satışların geliştiğini görüyoruzo Hasarlar teminat altına alınarak azalır
Milli Parklar Elden Gidiyor mu?
Milli Parklar Yönetmeliği'ne yazılan 'ucu açık' bir cümle, HES'ten TIR garajına kadar geniş bir yapılaşmanın önünü açtı. Hukukçular duruma tepkili Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Artık milli parklarda kamu yararı görülen, yapılmasının zorunluluk olduğu ileri sürülen her türlü yapıya izin verilecek. Radikal gazetesinden Sekan Ocak’ın haberine göre, yönetmelik dünkü Resmi Gazete ’de yayımlandı. ‘Milli Parklar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ adlı yeni hüküm, 1986 tarihli Milli Parklar Yönetmeliği’nin 5. maddesine yeni bir bölüm ekliyor. Eklenen bölüm aynen şöyle: “İçme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı şartı aranmaz. İlgili kurumların görüşleri alındıktan sonra yapılan bu tesisler uzun devreli gelişme planlarına işlenir.” Türkiye ’de 40 milli park var. Milli Parklar Kanunu’na göre, bir milli parkın uzun devreli gelişme planı olmadan o milli parkta yapılaşmaya, yatırıma izin verilmiyor. Yapılacak yeni yapılar da bir gelişme planı hazırlanarak inşa edilebiliyor. Kanunda açıkça belirtilen bu durum yeni yönetmelikle birlikte değişikliğe uğramış oldu. Artık kamu yararı görülen, yapılması zorunluluk olduğu belirtilen yeni yatırımlar için ‘gelişme planı’ şartı aranmayacak. ‘Tam bir felaket’ Hukukçular duruma tepkili. Tunceli’de özellikle Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içinde baraj ve HES’lere karşı mücadele veren avukat Barış Yıldırım , şunları söyledi: “Bu yönetmelik Milli Parklar Kanunu’nun 4 maddesini by-pass ediyor. Kanun milli parklarda uzun devreli gelişme planı olmadıkça milli parkta herhangi bir yatırıma izin verilmeyeceğini belirtiyor. Bir yönetmelik kanunun üstünde olamaz. Açıkça hukuka aykırı bir düzenleme. Yeni yönetmelikte içme suyu gibi masumane bir ifade kullanılmaya çalışılıyor. Ancak ortada kötü niyet var. İfade çok karışık yazılmış. Ve bu durum da bilerek yaratılıyor.” Ekolojik açıdan da yeni yönetmeliğin tam bir felaket olduğunu savunan Yıldırım, şöyle devam etti: “Uzun devreli gelişme planları milli parkların anayasası sayılır. Bu planlarla bir milli parkta yapılacak yapının tüm etkileri tek tek belirlenir. Bilim insanları tarafından hazırlanan planlar artık önemini yitiriyor. Kamu yararını kim saptayacak? Bu yönetmelik milli parklar statüsünü ortadan kaldırıyor. Munzur’da yapılmak istenenlere kılıf da bulunmuş oldu. Danıştay’da dava açacağız. Küre Dağları, Kaçkar’lar, Beydağları’nda tartışmalı yatırım projeleri vardı. Uludağ Milli Parkı’na şimdi ‘Kamu yararı vardır’ dedikleri bir otel yapabilecekler.” “Daha fazla korunma bölgeleri ilan edilmesi gerekirken, mevcut korunan alanları ‘kamu yararı’ gibi son dönemde kötüye kullanılan bu tabirle yok ediyorlar. Çevre hukukçuları olarak bu konuyu en kısa zamanda tartışacağız.” Avukat Ocak, Enerji Piyasası Danışma Kurulu’nun lisans verdiği termik santral, enerji nakil hattı gibi tüm yatırımlarda kamu yararı kararı bulunduğuna da dikkat çekti: “Elektromanyetik alan oluşturan enerji nakil hakları artık milli parklardan geçebilecek. Ya da kömürle çalışan bir termik santral, milli park sınırları içine kurulabilecek. Nükleer santral, HES gibi kamu yararı görülen her şey yapılabilecek. Yani aklınıza ne geliyorsa yapılabilecek. Örneğin, Samsun’da bir köye ‘Kamu yararı’ var denilerek TIR garajı yapıldı. Devlet hiçbir zaman kendini mevzuatlarda sınırlandırmıyor. Geniş bir alan bırakıyor. Düzenleme yalnız içme suyuyla ilgili olsa ‘içme suyu ve içme suyu ile ilgili kamu yararı görülen...’ diye yazılırdı.”Serkan Ocak | RadikalKaynak: T24
Kanlı Seçim: 8 Ölü 27 Yaralı!
Türkiye seçim günü kana bulandı. Çeşitli illerde meydana gelen kavgalarda şuana kadar 8 kişi hayatını kaybetti, 27 kişi yaralandı.Türkiye 30 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için sandık başına giderken, çeşitli şehirlerde muhtar adayları arasında çıkan tartışmalar can aldı. Ülke genelinde muhtarlık yarışı nedeniyle çıkan kavgalarda 8 kişi hayatını kaybetti. Kavgalarda 27 kişi ise çeşitli yerlerinden yaralandı. Hilvan'daki muhtarlık kavgasında yaralanan 4 kişinin hayati tehlikesi sürerken, 1 polis ve 1 uzman çavuş da kavgaları ayırmaya çalışırken yaralandı. HİLVAN'DA MUHTARLIK KAVGASI: 6 ÖLÜ, 4 YARALI Şanlıurfa'nın Hilvan İlçesi'nin Yuvacık Köyü'nde, 2 muhtar adayı ile yakınlarının tartışması silahlı kavgaya döndü. Ortalığın savaş alanına döndüğü kavgada 6 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Olay, öğle saatlerinde Yuvacık Köyü'nde meydana geldi. Mevcut köy muhtarı ve yeniden aday olan Ertem Çelik ile diğer aday Abit Tanık arasında seçmenleri yönlendirdikleri iddiasıyla tartışma çıktı. İddiaya göre, köy okulunun bahçesindeki tartışma muhtar adaylarının yakınlarının katılmasıyla kısa sürede kavgaya dönüştü. Jandarmanın müdahalesiyle önlenen ve okul bahçesinden çıkarılan Çelik ve Tanık ailesinin fertleri, bu kez köy meydanında kavga etti. Kavga sırasında Çelik ve Tanık ailesi fertleri birbirlerine tabanca, av tüfeği ve kalaşnikof tüfekle ateş açarak çatışmaya başladı. 6 KİŞİ ÖLDÜ Ortalığın savaş alanına döndüğü kavga, köye gelen jandarmaların müdahalesiyle güçlükle önlendi. Tabanca ve tüfek kullanılan çatışmada muhtar adaylarından Ertem Çelik, akrabaları Davut, Semih, Ayhan, Bedirhan ve Nihat Çelik ile karşı taraftan Orhan, Suphi, Mehmet ve Adalet Tanık yaralandı. Yaralananlar, özel araçlarla Hilvan ve Şanlıurfa'daki hastanelere sevk edildi. Şanlıurfa'daki hastanelerde tedavisine başlanan yaralılardan muhtar adayı Ertem Çelik ile Bedirhan Çelik, Semih Çelik ve Davut Çelik ile Orhan Tanık ve Suphi Tanık yaşamını yitirdi. Tedavisi süren diğer 4 yaralının da hayati tehlikesinin sürdüğü bildirildi. KÖY ABLUKAYA ALINDI Muhtar adaylarının silahlı çatışmasının ardından Yuvacık Köyü'ne zırhlı araçlarla takviye jandarma birlikleri gönderildi. Giriş ve çıkışların yasaklandığı köyü ablukaya alan jandarma, muhtar adayları ve akrabalarının karşı karşıya gelmemesi için önlem aldı. Birçok kişi gözaltına alan jandarma kimsenin köye girmesine izin verilmezken, çevik kuvvet polisleri de Şanlıurfa'da yaralıların tedavi gördüğü hastaneler ile cesetlerin bulunduğu morg çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı. Önlemlerin en üst seviyede tutulduğu Yuvacık Köyü'nde güvenlik güçleri olaya karışan kişilerin belirlenmesine yönelik çalışmasını sürdürüyor. HATAY'DA MUHTARLIK KAVGASI: 2 ÖLÜ, 10 YARALI Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'ne bağlı Gölbaşı Köyü'nde, muhtar adaylarının yakınları arasındaki tartışma, silahlı kavgaya dönüştü. Olayda, 2 kişi öldü, 1'i ağır 10 kişi yaralandı. Köyde, yeniden aday olan Muhtar Abdo Bilgin ile diğer aday Sıtkı Yüceur'un yakınları arasında dün akşam çıkan tarışma bu sabah sandık başında devam etti. İki tarafından yakınları arasındaki kartışma kavgaya dönüşünce, Yecuur Ailesi taraftarları sandıkların bulunduğu Gölbaşı İlköğretim Okulu'na rastgele tüfek ve tabanca ile ateş açtı. Olayda muhtarın kuzeni İsmail Bilgin ile diğer aday Sıtkı Yüceur'un akrabası Ayşe Yüceur yaşamlarını yitirdi. Olayda 10 kişi ise yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Süleyman Bilgin'ın sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi. Takviye güvenlik ekipleri köye gönderilerek önlemler alındı. ÇOK SAYIDA GÖZALTI VAR Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'ne bağlı Gölbaşı Köyü'nde, muhtar adayı yakınlarının karşılıklı silahla ateş açması sonucu 50 yaşındaki Süleyman İsmail Bilgin ile 56 yaşındaki Ayşe Yüceur'un yaşamını yitirdiği olayda, Yusuf Yüceur (32), Cemal Yüceur (49), Şamo Bilgin (42), Erhan Bilgin (40), Abdo Yüceur (59) ve Süleyman Bilgin (18) ile kimlikleri belirlenemeyen 4 kişi daha yaralandı. Yaralı yakınlarının Kırıkhan Devlet Hastanesi'ne akın etmesi nedeniyle hastanede başka olayların çıkmaması için geniş güvenlik önlemleri alındı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma çerçevesinde jandarmanın, her iki taraftan çok sayıda kişiyi gözaltına aldığı belirtildi. KOMANDOLAR GÖLBAŞI'NDA Olayların büyümemesi için köyde geniş güvenlik önlemleri alan jandarma, olaya karışanların kaçmasını önlemek için köyün tüm giriş çıkışlarını da kontrol altında tutuyor. Hatay'dan da komando birlikleri köye gönderilirken, gazetecilerin de köye girişine izin verilmedi. Köyün girişinde ayrıca tedbir amaçlı olarak ambulanslar bekletiliyor. VALİLİKTEN AÇIKLAMA: KÖYE TAKVİYE EKİP GÖNDERİLDİ Hatay Valiliği de kavgayla ilgili yaptığı açıklamada olayda 2 kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, hastanelerdeki yaralı sayısını 9 olarak açıkladı. Açıklamada şu bilgilere yer verildi:'Saat 11.45 sıralarında ilimiz Kırıkhan İlçesi Gölbaşı İskan İlköğretim Okulu bahçesinde muhtar adayları arasında oy verme sırası nedeni ile tartışma çıkmıştır. İki tarafın yakınlarının olaya karışması ve tartışmanın büyümesi neticesinde A.Y.isminde bir bayan ve İ.B. isimli bir erkek olmak üzere iki vatandaşımız hayatını kaybetmiş, biri ağır olmak üzere 9 vatandaşımız da yaralanmıştır. Bölgede görev yapan güvenlik güçlerinin takviye edilmesi ile taraflar kontrol altına alınarak tartışma sona erdirilmiştir.' ŞANLIURFA'DA MUHTARLIK KAVGASI: 1'İ POLİS 3 YARALI Şanlıurfa'da, birbirine akraba iki muhtar adayının yakınları arasında çıkan tartışma bıçaklı kavgaya dönüştü. Olayda, biri kavgayı ayırmaya çalışan polis memuru 3 kişi yaralanırken 4 kişi ise gözaltına alındı. Olay, saat 08.00 sıralarında Çankaya Mahallesi'nde bulunan 100'üncü Yıl İlköğretim Okulu'nda oy verme işlemi başlarken meydana geldi. Çankaya Mahallesi Muhtar adayı İsmail Çiftçi ile Şükrü Polatçı arasında seçmenleri yönlendirdikleri iddiasıyla tartışma çıktı. Tartışma, kısa sürede iki muhtar adayının yakınlarının da katılımıyla bıçakların kullanıldığı kavgaya dönüştü. Oy kullanmaya gelenlerin önünde meydana gelen kavgada; muhtar adayı Şükrü Polatçı'nın oğlu Uğur Polatçı ile yeğeni Mehmet Polatçı bıçakla yaralandı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan bir polis memuru da elinden hafif yaralandı. Okula takviye olarak çağrılan polislerin biber gazıyla müdahale ederek ayırdığı kavgaya karıştığı belirlenen 4 kişi gözaltına alındı. Ambulansla hastaneye götürülen yaralılardan Uğur Polatçı'nın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. YOZGAT'TA MUHTARLIK KAVGASI:3 YARALI Yozgat'ta muhtarlık seçimi nedeniyle iki grup arasında çıkan kavgada 3 kişi yaralandı. Yozgat'ın merkeze bağlı Türkmensarılar Köyü'nün muhtar adayları Hasan Duyar ile Mehmet Özipek'in yakınları arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi nedeniyle 3 kişi kafalarına aldığı taş ve sopa darbeleriyle yaralandı. Kavga sırasında yaralanan Selami Avcı (38), Adem Avcı (46), Hanifi Avcı(27) ambulansla Yozgat Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastane ve köyde güvenlik tedbirleri artırılırken olayla ilgili soruşturma devam ediyor. RİZE'DE SEÇİM KAVGASINDA UZMAN ÇAVUŞ AĞIR YARALI Rize'nin Küçükçayır Köyü'nde muhtar adaylarını destekleyen 2 kişi arasında çıkan silahlı kavgayı ayırmak isteyen Jandarma Uzman Çavuş Korhan Soylu, ayak ve kasığına isabet eden 2 kurşunla ağır yaralandı. Olay, bu sabah Küçükçayır Köyü İlkokulu önünde meydana geldi. Oy kullanmak için okula gelen köylülerden destekledikleri muhtar adayları için oy isteyen 30 yaşındaki Ali Tekerlek ve 50 yaşındaki Şakir Gökhan arasında tartışma çıktı. Daha önce alacak konusunda husumet bulunan 2 kişi arasındaki tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Şakir Gökhan silahını çekerek Ali Tekerlek'e ateş etmeye çalıştı. Çevredekiler ve okulda seçim güvenliğini sağlamak üzere görevli jandarma timindeki askerler de kavgayı ayırmak istedi. Bu sırada Şakir Gökhan'ın silahından çıkan 3 kurşundan 2'si 35 yaşındaki Uzman Çavuş Korhan Soylu'nun kasık ve ayağına isabet etti. Şakir Gökhan kaçarken, ağır yaralanan Uzman Çavuş Korhan Soylu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyata alındı. Şakir Gökhan, bir süre sonra köyde saklandığı evde yakalandı. Jandarma okul çevresinde ve köyde geniş güvenlik önlemleri aldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. HES OLAYLARINDA DA GÖREV YAPMIŞTI Küçükçayır köyünde vücuduna isabet eden iki mermiyle ağır yaralan Jandarma Uzman Çavuş Korhan Soylu, Andon İçme Suyu Tesisleri'ne su sağlayan Andon Deresi'ne hidroelektrik santral (HES) kurulması için durdurulan çalışmaların yeniden başlatılması üzerine, çıkan olaylara müdahale eden jandarma ekibinde de görev yapmıştı.BİRECİK'TE MUHTARLIK KAVGASI: 6 YARALI Şanlıurfa'nın Birecik İlçesi'nde, iki aile arasında muhtarlık yüzünden çıkan silahlı ve sopalı kavgada 6 kişi yaralandı. Olay, sabah saatlerinde Birecik'e bağlı Çiftlik Köyü'nde meydana geldi. Köyde muhtar adayları Ersöz ile Öztürk aileleri arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, kim tarafından ateşlendiği bilinmeyen tabancadan çıkan kurşunların isabet ettiği muhtar adayı Emin Öztürk ile yakınları Salih Öztürk, Hasan Öztürk ve Mehmet Öztürk yaralandı. Kavgada isimleri öğrenilemeyen 2 kişi ise sopa darbeleriyle yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Birecik Devlet Hastanesi'ne götürülürken, jandarma köyde önlemleri artırdı. DHA
Dicle Nehri Üzerinde HES'e Onay
Dicle Vadisi bir süredir ranta açılmaya çalışılan arazileriyle tehdit altında. Geçtiğimiz ay Hevsel Bahçeleri’nde gerçekleşen ağaç kesimi, bölge gençlerinin yoğun çabasıyla durdurulmuştu. Fakat rezerv alanı ilan edilen bölgede üç tane HES projesi yapılması planlanıyor. Eser Enerji Elektirik Üretim Anonim Şirketi’nin Dicle Nehri üzerine yapmak istediği 3 adet HES projesine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından onay verildi. ‘Nehirde suyun akışı 6 kere değiştirilecek’ Dicle Vadisi’ndeki doğal ve tarihi güzellikleri tehlike altına sokan HES projelerinin hayata geçmesi halinde, aralıklarla kurulacak regülatörlerle suyun doğal akışı değiştirilecek ve On Gözlü Köprü de dahil birçok tarihi yapı sular altında kalacak. Yanı sıra balık ve kuş türleri de tehlike altında. Evrensel Gazetesi’nden İsmail Eskin‘in görüştüğü Peyzaj Mimarları Odası Diyarbakır Şube Temsilcisi Ferit Tutşi, HES projelerinin 60 kilometrelik alanı kapladığını söyledi : ”Projeye göre 60 kilometre boyunca nehirde tam 6 kez suyun akışı değişecek. Toprak ve vadideki tüm canlılar sular altında kalacak”. DSİ ve Belediyeye rağmen baraj Nehir üzerinde suyun şişirileceğini ve bu alanlarda arsa satın alınıp ‘arsa spekülasyonu’ yaratılacağı öngörüsünde de bulunan Tutşi, “Bu arsalara yapılar yapmak niyetlerinde olduklarını anlıyoruz. Aslında halka ait olan nehir yataklarını bir nevi özelleştirmeyi. Bunun için de bu yasayı kullanarak böyle bir çalışma içerisine girdiklerini düşünüyoruz” dedi. DSİ ve Belediyenin olumsuz görüş bildirmesine rağmen barajların yapılması için gün sayıldığını kaydeden Tutşi, “Barajların yapılmasında Kürdistan doğasına faydası olmayan, paralar alarak halkın bütün iradesini hiçe sayan, halkın doğasına gözünü diken bir anlayış görüyoruz” diye konuştu. Vadinin şehir odaklı bir projenin kurbanı edilmeye çalışıldığına vurgu yapan Tutşi, bölgenin tümüne, yapılması planlanan HES’lerle müdahale edileceğini kaydetti. (Evrensel /Yeşil Gazete)
HES, Cenneti Çöle Çevirdi
ERZURUM’un Olur İlçesi’ne bağlı Oltu Çayı üzerinde yapımı devam eden Ayvalı Barajı HES inşaatı nedeniyle önceleri cennet gibi doğaya sahip Çukurbağlar Mahallesi, çöle döndü. Deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte Karadeniz iklimi özellikleri taşıyan ve narenciye ile pamuk dışında tüm meyve sebzenin organik olarak yetiştirildiği Ormanağzı, Çataksu ile Taşlı köyleri arazilerin çok düşük fiyatla kamulaştırılmasına yöre sakinleri tepki gösterdi. Sözleşme bedeli 201 milyon TL olan ve bu yılın sonuna kadar tamamlanacak Ayvalı Barajı ve HES’in, çevrenin doğal yapısının bozulduğunu belirten çevreciler bu durumu eleştirdi. 150 KİLOMETRE UZAKTA Erzurum’a 150 kilometre uzaklıktaki Olur İlçesi’ne bağlı Taşlıköy, Ormanağzı ve Çataksu köyünde yapılan Ayvalı Barajı, köylüleri sıkıntıya düşürdü. Kamulaştırma, baraj ve yol inşaat çalışmalarında sorunla karşılaşan köylüler, hak edilen kamulaştırma bedelinin ödenmemesine tepki gösterdi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ’Kafkas Arı Irkının Gen Koruma Alanı’ ilan edildiği, UNESCO tarafından belirlenen ülkemizin ilk ve tek ’Biyosfer Rezerv Alanı’nın Çoruh Vadisi’nde olduğunu vurgulayanlar, şunları söyledi: 3000 DÖNÜM ARAZİ KAMULAŞTIRILACAK 'Bizler şimdiye kadar hep hukukun üstünlüğüne inandık. Ayvalı Barajı yapımı nedeniyle vatandaşlara ait yaklaşık 3000 dönüm arazi kamulaştırılacak. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 3 Mart 2010 günü bizleri Ayvalı Köyünde topladı, kamulaştırma bedeli olarak da arazinin metrekaresine 5 lira gibi komik rakam teklif etti. İstimlaklardan umduğumuzu bulamadık. İstimlak edilen bir bahçeye önce 1 milyon 600 bin lira değer biçtiler. Bahçede çalışma yapıldı, tahrip edildi. Daha sonra fiyat 800 bin liraya düştü. Atalarımız dedelerimiz burada kan dökmüş. Burada doğduk ve burada ölmek istiyoruz. Köyümüzden çıkmak istemiyoruz.' Çukurbağlar daha önce böyleydi (yukarıda) sonra böyle oldu (aşağıda) Biçilen değerleri çok yetersiz bulan köylülerin dava açmaya başlaması döneminde Olur Adliyesi’nin kapatıldığını, davaların Oltu Adliyesi’nde görülmeye başlandığını anımsatan köylüler, bu süreçte, baraj inşaatı ve yol yapım çalışmalarının hızlı başladığını ve davalar sonuçlanmadan cennet gibi arazinin çöle dönüştürüldüğünü bildirdi. 30-40 kilometre uzaklıktaki benzer arazi, coğrafi ve iklim özelliklerini taşıyan Artvin’in Yusufeli İlçesi’nde yıllar önce yapılan kamulaştırmalarda metrekareye 50-60 lira değer verildiğini anlatan köylüler, 'Ornagik sebze ve meyveciliğin yapıldığı yeşil Ayvalı yöresini 3 yıl içinde tanınmaz hale getirildi. Çevre katliamı yapılan yörede mağduriyetimizin acilen giderilmesini bekliyoruz. Bütün umudumuz, üst mahkemelere kaldı' diye konuştu. Eskiden yemyeşildi... Kadir SABUNCUOĞLU/ERZURUM, (DHA)
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Başbakan Erdoğan, Dünya Çevre Günü dolayısıyla evvelki gün yaptığıkonuşmada şöyle demiş:  “Hani böyle Gezicilerin havasına girmek suretiyle 12-13 ağaç söküldü, ‘Katliamyapıyorlar’ diye başlattıkları olayda, yaptıkları çevre katliamını kimsenin unutması mümkün değil. Taksim’de Dolmabahçe’de yaptıkları ağaç katliamı, hepsi ortada. Dozerle nasıl tahrip ettikleri ortadadır.” Haberi okurken düşündüm, “Acaba bir dozerin önünde durarak ağaç katliamına karşı çıkan Sırrı Süreyya Önder, ağaçlar sökülmesin diye nöbet tutarken çadırları sabaha karşı ateşe verilen, polis tarafından gaza ve ilaçlı suya boğulan gençler ve çevreciler, olayları televizyondan canlı izleyen insanlar, bu konuşmayı duyduklarında ne hissetmişlerdir?”
15 Madde ile HES'ler Neden 'Can Suyu' Değildir?
Enerji bir ülkenin var olması için mutlaka sahip olması gereken bir güçtür. Peki ama ne uğruna? Enerjiye sahip olmak için nelerimizden vazgeçmek, hangi yalanlara kanmak, çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakmak zorundayız? Evimizde ampul yansın, bilgisayardan internete girelim diye neleri feda etmek, nelerin canına okumak zorundayız? HES'lerin çevreci yapılar olduğunu söyleyen yüksek makam sahibi yalancıların geleceğimizi çalmasını daha ne kadar izlemek zorundayız? Kıyısında piknik yaptığımız, arkadaşlarla içtiğimiz derelerin, çayların boruların içine hapsedilmesine daha ne kadar göz yummak zorundayız? Evimizin önünden akan suya başkalarının sahip çıkmasını, onu istediği gibi kullanmasını, suyun ticarileştirilmesini daha ne kadar sesimizi çıkarmadan izleyebiliriz.  HES'ler doğayı katlediyor. HES'ler gelecek kaygısıyla geleceğimizi elimizden alıyor. Özellikle Karadeniz'in iklimini, toprağını, bitkisini, hayvanını dolayısıyla insanını yok ediyor. Dereleri boruların içine hapsedip, bizi sesini duymaktan bile mahrum bırakıyor. Çevrecinin daniskası olanlar ise, bütün bu olanlara ses çıkaranları 'gereği neyse' yaptırarak dövdürüyor, vurduruyor, hapse atıyor.  Sana HES'leri anlatıyorum arkadaşım, dinle. Benim HES'lerle ne gibi bir işim olabilir ki? diye düşünme. Çalınan benim, bizim geleceğimiz değil, toprak hepimizin altından çekiliyor. Sesini yükselt, ne oluyor diye sor. Senin farkında bile olmadığın HES, çocuğunun ileride dallarına tırmanacağı ağaçları daha filiz vermeden öldürüyor. HES senin farkında arkadaşım, sen onu fark etmesen de.Yararlanılan kaynaklar: http://www.karasaban.net/turkiyede-hidroelektrik-santraller-ve-tarimciftci-sen/http://www.greenpeace.org/turkey/tr/campaigns/enerji/hes/http://www.dsi.gov.tr/kurumsal-yapi/organizasyon-semasi/barajlar-ve-hes-dairesi-ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1https://eksisozluk.com/hidroelektrik-santral--106671?p=1
HES Nedeniyle Bir Köy Daha Haritadan Silinecek
Sütçüler’de Ayvalıpınar’dan başlayan Kartöz ve Ayvalı derelerinin Antalya’nın Manavgat ilçesi Değirmenözü köyünde Yukarı Köprüçay’la birleştiği bölgede, Taçyıldız Elektrik Sanayi Üretik A.Ş. firması tarafından yapımı devam eden Kasımlar Barajı, Kasımlar I, Kasımlar II ve Değirmenözü HES projeleriyle Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisleri Beton Santrali’ne ilişkin köylülerin hukuk mücadelesi sürüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘ÇED Olumlu’ kararına karşı köylüler ve doğaseverler, 2012′nin Eylül ayında Isparta İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma ve raporun iptaline ilişkin dava açtı. Ancak mahkeme, projenin birden fazla ili kapsadığı gerekçesiyle ‘görevsizlik’ kararı vererek, dosyayı Aralık 2012′de Danıştay’a gönderdi. Danıştay 14′üncü Dairesi’nde devam eden davaya ilişkin 5 kişiden oluşan bilirkişi heyeti bölgede inceleme yaptı. ÇED Olumlu raporunda ekosisteme etkilerin yeterince değerlendirilmediğine dikkat çeken avukat Tuncay Koç, projedeki su miktarlarının birbiriyle uyuşmadığı, projenin entegre olmasına rağmen iletim tesislerinin projede bulunmadığını söyledi. Projede yaklaşık 300 nüfuslu ve bölgenin merkezi konumundaki doğal bir cenneti andıran Sütçüler’in Darıbükü köyünün tamamen su altında kalacağını anlatan avukat Tuncay Koç, “Bununla ilgili sosyal ekonomik araştırma hiç yapılmamış. Orada yaşayan halkın ne yapacağına dair projede hiç bilgi yok” dedi. Yukarı Köprüçay Havzası olarak anılan bölgenin zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu anlatan Koç, şunları söyledi: “Raporda endemik türlerin nasıl korunacağına dair de bir çalışma yok. Bölgede sürüngenler, kuşlar ve bitkiler bakımından önemli endemik türler var. Bunlardan biri gökkuzgun kuşu ve kızıl akbabalar. Bölgede 10 endemik bitki olduğu raporda var ama alanda geniş yayılım olduğundan tamamen yok edilmeyeceği söylenmiş. Oysa baraj altında kalan bitkiler zaten yok olacak.” Borularla iletim hattı nedeniyle doğanın tamamen tahrip olacağını söyleyen Koç, “Projenin resmi bilgisinde 11.000 ağaç kesilecek deniliyor, bunlar ağırlıklı kızılçam ve karaçam. Fakat daha önemli ardıç, çınar ve meşelerin de kesileceği yazılıyor. Bunun dışında yol ve iletim hattı için kaç bin ağacın kesileceği ise belirtilmemiş. Bunların daha sonra Orman Bakanlığı’ndan alınacak izinle kesileceği belirtiliyor. Dolayısıyla orada tam bir arman kıyımı olacak” dedi. 3 HES, 1 baraj, taş ocağı ve beton santralinden oluşan 298 milyon liralık proje kapsamında 99 MW’lık kurulu güçle yıllık 266 bin MW/h elektrik enerjisi üretimi planlanıyor. Proje tüm yapılarıyla birlikte Isparta ve Antalya’da 17 kilometrekarelik alanı kapsıyor. Davası devam eden projede baraj ve HES inşaatlarına başlandı ve inşaatlarda yüzde 30, yüzde 50 seviyelerine ulaşıldı. DHA / Zete
Demirtaş: 'Cumhurbaşkanı Olursam Allah Erdoğan'a Yardım Etsin'
HDP’nin Cumhubaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Köşk yolundaki kampanya çalışmalarını açıkladı.Seçim çalışmalarını açıklayan Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , Berkin Elvan 'ın annesini alkışlatarak, 'Ne mutlu onlara ki çocukları katledildiğinde, Gezi'de dağda cezaevinde çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler' dedi. Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde izleyeceği yol haritası ve kampanya boyunca sürdüreceği çalışmalara ilişkin, Şişli Kent Kültür Merkezinde basın toplantısı yapıyor. Toplantı Yaşar Kemal ve Adalet Ağaoğlu 'ndan gelen mesajların okunması ile başladı. Selahattin Demirtaş'ın seçim sloganı 'Bir Cumhurbaşkanı Düşünün' başlığını taşıyor. Demirtaş'ın konuşmasından satır başları şöyle: Türkiye'nin siyasi atmosferinin bu kadar kaotik olduğu bir ortamda ısrarla ve inatla söylememiz gereken barışa ve kardeşliğe dair ne varsa söylemek için buradayım. Cumhurbaşkanı ilk kez halk tarafından seçiliyor. Demokratik bir seçim demedik demeyeceğim. Halk tarafından seçiliyor olması tek başına yetmiyor. Halkın önüne yeteri kadar seçeneklerin çıkmış olması gerekirdi. Herşeyden önce cumhurbaşkanlığı aday belirleme süreçleri maalesef ki demokratik olmadı. Anayasa uzlaşma komisyonuna sunduğumuz teklifte halkın da kendi insiyatifiyle istediği kişiyi aday gösterebilmeli demiştik. Sadece parlamentonun veya 20 milletvekilinin tekeliyle aday gösterilme süreci demokratik değildir. Bu bir kez daha seçimin parlamento tarafından onaylanması anlamına gelir. Adayları da asillerin seçmesi gerekirdi vekillerin değil. Kadın aday olmaması da büyük bir talihsizliktir. Kadın özgürlüğünü bu seçim kampanyasına yansıtmaya çalışacağız. 'Bütün bu antidemokratik seçimler içerisinde... AKP'nin adayını bir kişi belirledi. Çatı aday ise daha demokratikti. İki kişi belirledi onu da. En azından bu antidemokratik ortamda, bizler kendi adaylık sürecimizi mümkün olduğunca ortaklaştırmaya nasıl bir cumhurbaşkanı istiyoruz tartışması üzerinden isme doğru gittik. Biz önce ismi belirleyip o ismi bir şok şeklinde PR yaparak aday belirleme süreci yaşamadık. 10 binlerce kadının erkeğin gencin layıkıyla temsiliyeti yerine getirebileceği bir ortamda görev bana verildi. 10 binlerce kişi aday olamadığımız için bu görev bende somutlaştı. Benim adayım şu ilkelere uygun olsun diyen kim varsa hepsinin ortak haklarını savunacağım. Yarışın kendisi de antidemokratik. Hazineden yardım alanlar var almayanlar var. Bizi destekleyen partiler hazineden yardım almıyor. Diğer partiler yani diğer adayları destekleyen partiler hazineden yardım alarak bu kampanyayı yürütüyor. Bizler Türkiye'nin emekçilerin yoksulları ezilenleri ALevileri emekçileri yok sayılmış emekçileri olarak hazineden destek almadık ama hazine gibi gönüllerinizle bu kampanyayı yürüteceğinizi bildiğimiz için bir halk kampanyası olarak kampanyamızı yürüteceğiz. Bizim için bu çok daha kıymetli çok daha değerlidir. Devlet yardımı da yok valinin kaymakamın imkanları da bizim elimizde değil. Bunların hepsi seçim yarışının antidemokratik bir şekilde işleyeceğinin göstergesidir. Biz 3 aday olarak elbette ki bütün Türkiye coğrafyasının ve halklarının ortak taleplerini temsil etme iddiasıyla ortaya çıktık. Ama söylemler eylemler verilen mesajlar hiç de bütün Türkiye'yi kapsayacak şekilde ilerlemiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası mı yoksa parti grup toplantıları mı yapılıyor belli değil: Ötekileştiren bir dil üzerinden kampanya yürütülüyor. Bu dilin siyaseten bir karşılığı olduğu için şu anda düşündüğü tek şey bu yüzde 50'yi konsolide etmek tutabilmek. Allah'ın yarattığı diğer kesimler. Başbakan bunu çok idrak edemiyor. Zannediyor ki Allah sadece AKP'ye oy verenleri yaratmış, geri kalanları o yaratmamış gibi davranıyor. Kurduğu dil eşitlik dili değil. Biz bütün bu kampanya süresince birazdan size sunacağımız yeni yaşam belgemizle il il Türkiye'yi dolaşıp bu ilkeleri hatırlatacağız. Bunlar zaten sokakta yüreğimizde var olan ilkelerdir. Kardeşliğimiz vardı onu yeniden canlandırabiliriz hissiyatını yaşatmaya çalışacağız. Bizler meydanlarda ve alanlarda acılı anneleri onların taziyesinin yarattığı öfkeyi yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. 7'den 70'e küçükten büyüğüe herkesin cumhurbaşkanı olacağız. Bu salonda bugün acısı meydanlarda yuhalatılmış bir anayı müsadenizle alkışlatmak istiyorum. Berkin Elvan'ın annesini müsaadenizle alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki çocukları katledildiğinde, Gezi'de dağda cezaevinde çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler. Her zaman kardeşlik barış mesajı verdiler. Bizler acıları yarıştırmayan. Ortaklaştıran bu dili siyasete hakim kılabilirsek rehberimiz de bu olacaktır. ''Ekmel Bey’in gönderdiği 1000 TL’yi kenara koyarsak' Ekmel Bey’in bize gönderdiği 1000 TL’yi bir kenara bırakırsak kampanyamıza halkın her kesiminden bize oy versin vermesin bize ilgi olduğunu görüyoruz. Devlet yardımları da yok. Söylemler tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde değil. Daha önce de meydanlarda herhalde bu dilin siyaseten bir karşılığı olduğunu eve yüzde 50’ye yakın eksimi tuttuğu için tek istediği bunu konsolide etmek. Zannediyor ki Allah sadece AKP’ye oy verenleri yaratmış, diğerlerini yaratmamış diye düşünüyor herhalde. Biz meydanlarda acılı anneleri yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. Herkesin ezilmiş kimliği ile cumhurbaşkanı olmaya çalışacağız. Berkin Elvan’ın annesini bu salonda alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki eşi Hrant öldürüldüğünde, Gezi’de çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadılar bu anneler. Acıları yarıştırmayan bu dili siyasete hakim kılabilirsek rehberimiz bu olacaktır. Yeni yaşam çağrısı Çağrımız yeni yaşam çağrısı. Çağrımız Türkiye’deki tüm halkların birbiri ile özgürce yepyeni bir yaşam inşa etmeleridir. Hayalini kurduğumuz cumhurbaşkanı sokakta halkla birlikte olacaktır. Yeni yaşam etnik, dinsel, cinsel, sınıfsal ayrımcılığın karşısında sesi duyulmayanın yanında yeşerecektir.Türkiye artık yol ayrımında. Ya devlet otoritesini daha da pekiştirecektir, ya da radikal demokratik değişimi tercih edecek. Bu seçimlerde 3 aday ama 2 çizgi yarışıyoruz. Bizim çizgimiz neo-liberal düzen içinde tekçi, mezhepçi bir tercihe zorlanmayı reddeden çizgidir. Devletin küçüldüğü, yurttaşın büyüdüğü bir sistemi hedefliyoruz. Devlet tek bir kişiyle artık yönetilmeyecek. Cumhur meclisleri ile halkın doğrudan yönetime katılmasının önünü açacağız. Çiftçi, emekli meclisleri olacak. MGK gibi vesayetçi bir yapı ile değil demokratik kurullarla yönetilecek. 'Tetikçilik son bulacak' Devlet Denetleme değil Halk Denetleme Kurulu olacak. Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile eşzamanlı yürüyecek bir süreçtir. Bunu sağlayacak irade vardır bizlerde. Her türlü tekçilik son bulacak. Devletin anayasası döneminden halkların anayasası dönemine geçiş olacak. Mevcut anayasanın başyazarları kısa bir dönem önce müebbete mahkum oldu. Devletin kutsandığı, halkalrın yok sayıldığı bu anayasanın topyekun değiştirilmesi artık ertelenemez bir sorundur. Herkesin sosyal hayatını özgürce yaşamasının önü açılmalıdır. Anadilinde ibadet hakkı tanınmalı. Diyanet kaldırılmalı. Nefret suçlar içeren ayrımcı söylemler temizlenmeli ve bunlara cezai yaptırımlar getirilmeli 'Yaşam hakkı sadece insanlar için değil' Bergama köylülerinin siyanürlü altın madenlerine direnmesinden bugüne doğa katliamları ülke gündeminden düşmüyor. Deresinin üzerine HES yapımına direndiği için jandarmadan dayak yiyen Karadenizli kadın yaşam alanalrı tehdit edilen köylüler… Karnımızı doyuran toprak, su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler. Yaşam hakkı sadece insanlar için geçerli değildir. Tüm canlıların yaşam hakkını savunmak temel ilkelerimizden olacaktır.   'Zorunlu din dersleri kaldırılmalı' Zorunlu din dersleri kaldırılmalı. Bireylerin din eğitimleri taleplerine uygun olarak kendisinin seçmesi sağlanmalıdır. Eğitim sınav merkezi olmaktan çıkarılmalı, YÖK kaldırılmalıdır. Her gün en az 5 kadının sokakta katledilmesine tanık oluyoruz.  Yeni yaşam ancak kadınların öncülüğünde örgütlenebilir.  Farklı kimliklerin ve inançların birbirleri içinde erimeden bir arada yaşayacağı anlayış temelini oluşturuyor. Soruları olan varsa rahatlıkla sorabilir. Kızmayacağız, bağırmayacağız, azarlamayacağızSoru-cevap - İhsanoğlu miting yapamayacak. Başbakan 31 ilde yapacak. Paralel devlet yapılanmasına yönelik ne düşünüyorsunuz? - KCK davalarında tutuklu olanlar tahliye edildi. KCK’da paralel devlet yapılanmasının operasyonu olabilir mi? Demirtaş: Adayların nasıl kampanya yürüteceği kendi bileceği iş. Türkiye’de derin devlet olgusu hep olageldi. AKP’nin paralel demesi abesle iştigal. Evrenin her hangi bir yerinde kesişen iki çizgiye paralel denmez. Bıraksınlar biz her ikisine paralel diyelim ama AKP paralel diyemez. Hukuk dışına çıkmış suç işlemiş kim olursa olsun cemaa ya da parti mensubu olur kesinlikle hesap sorulması lazım. Bir kişi cemaat sempatizanı diye suçlanamaz. Suç işleyip işlemediğine bakılacak. Cemaati suç olarak tanımak hukukdışışık olur. KCK operasyonları sırasında AKP ve cemaat b,irlikte yönetiyordu iktidarı. O günlerde henüz öküz ölmemiş, ortaklık bozulmamıştı. - Bayağı iddialı vaatleriniz var. En iyi hükümet en az hükmedendir dediniz. Bunu sizinle olmayan hükümetle nasıl sürdürürsünüz? - İkinci tura kalırsa ne tutum belirleyeceksiniz? - Seçilirseniz Erdoğan’la nasıl çalışacaksınız? Demirtaş: Tek bir kişi çıkıp ben bütün bunları yapacağım diyorsa asıl aldatmaca oradadır. Ben sizlerin mesajını taşımakla görevli hissediyorum kendimi. Bu mücadele süreç işidir. Bunları cumhurbaşkanı yapsın diye önermiyoruz. Yeni yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Bir tek kişinin bunları yaptığı sisteme demokrasi denmiyor. İkinci turla ilgili diğer adaylara da sormak lazım. İkinci tur için onlardan biri ya beni destekleyecek ya da boykot yapacaklar. Ben tavrımı net olarak ifade ettim. Beni destekleyen hiç kimse ikinci turda bunu destekle diye oy vermiyor. Kediler trafoya girmez ve hile yapılmaz da ikinci tura gidemezsek çekilmeyeceğiz kimse lehine. Üstüne bir de koltuk kazanırsak ona da yok demeyeceğiz. Ben kazanır da cumhurbaşkanı olur ve Başbakan da Erdoğan olursa Allah ona yardım etsin. Demokrasiye, çoğulculuğa alışacak. Öyle toplantılarda ‘kalk gidiyoruz’ diyemeyecek. - Bağlama sloganı fikri size mi ait? - Bağlamadan başka bir enstrüman çalamıyor musunuz - Fotoğraflardan biri Tanrıkulu’nun mekanında mı çekildi? Demirtaş: Yan tarafında.. Mekan desteği yok. Çay parasını nerede verirsen oturabiliyorsun. Sadece bağlama çalabiliyorum. Halkın umutlarını, geleceğini çalmıyorum.  - Kampanyanızda Gezi vurgusu çok ön planda. İkinci turda destek vermezseniz kimseye bunun Erdoğan’ın lehine olacağı söyleniyor. İki aday arasında bir fark yok mu sizce? Demirtaş: Adaylığımı bir televizyon kanalında açıklamadım. Açıklamayı yapana kadar bir ay boyunca o çevrelerde toplantı yapılmıştı. 2. Turda Ekmel Bey’i ya da Tayyip Bey’i destekleyeceğimiz kararımız yok. Bize oy verenler ilkelere oy veriyor. 2 aday da bu ilkelerin kenarından bile geçmiyor. 2 aday da bu ilkeleri hiçbir şekilde savunabilecek bir çizgiyi temsil etmiyor. Tayyip Bey'e karşı herhangi bir adayı desteklemek diye bir ilke olamaz. Tayyip olmasın her kim olursa olsun adayını ilkesel olarak yanlış buluyorum. Tayyip Bey olmasın biz olalım. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tüm dünya liderlerini Eylül’de New York’ta iklim değişikliğine karşı tedbir almak için çağrıda bulundu. Toplantı tarihi cumhurbaşkanı seçiminden bir ay sonra? Demirtaş: Ben onu programa aldım zaten. Toplantıya gidebilirsem bu anlattıklarımızı tüm dünya liderleri arasında en cesurca savunabilecek Türkiye’den giden cumhurbaşkanı olur - Çankaya kalıcı barış açısından stratejik önem taşıyor dediniz? Demirtaş: Barış sürecinin içeriğine dair bugün burada anlattıklarım. Bunların Çankaya’ya taşınması barış sürecinin kalıcı adımı olur. Biz barış derken başka bir şey söylüyoruz kendileri barış derken başka bir şey kast ediyor - Kadına geniş yer veren açıklama sizden geldi. 2. Turdaki tavrınıza dair yaptığınız açıklamalar kafamda net bir yere oturmadı. Toplumun diğer kesimlerini nasıl kucaklayacaksınız?  Demirtaş: Ben kadın hakları ve özgürlüğü konusunda eş başkanlık modeli başta olmak üzere kadın arkadaşlarımız kendi direnişleriyle başroldedir. 2. Turda ne yapacağımız bizim kesinlikle 2. Tura kalmayacağımız algısına yöneliktir ki yanlıştır. 2. Tur 15 gündür. Bunlar orada 5 yıl ne yapacak? Ben 15 gün ikinci turda olacağım da sizin oy verecekleriniz 5 yıl Çankaya’da olacak. Demirtaş’ın Çankaya’da koltuğa oturması bu ilkeleri kazandık anlamına gelmez.'Yüzde 50+1 yeter' - Anketlerde isminiz pek ön planda değil. Hedefiniz nedir? - Batı’dan oy alabilecek misiniz? - Türk Bayrağı ile poz verir misiniz cumhurbaşkanı olduğunuzda? Demirtaş: Mütevazi bir adayım. Yüzde 50+1 alayım yeter diyorum. Hedefim o. Bayrak siyaseti de Türkiye’de bizim ucuz bir şekilde yapacağımız siyaset değil. Cumhurbaşkanı olursam olmasam da bayrağın layık olduğu şekilde tüm toplumu temsil edeceğini söylüyorum. Bayrak bir çok suçu ve günahı örtmek içinde kullanıldı. Bayrağı en büyük hakareti de onlar yaptı. Biz hiçbir zaman hakaret etmedik. Bayraklara, renklere saygı duyduk. Asıl hakareti yapanlar milliyetçi, bayrak sevdalısı olanlar ilan edildiler. Düzeltilmesi bunun da ben cumhurbaşkanı olunca daha kolay olur. Bayrak bizden yana değil onlardan yana tehdit altındadır. - Erdoğan’ın politikası gösteriyor ki cumhurbaşkanlığı seçimi rejimi de değiştirecek? Demirtaş: Rejimi biz değiştirelim dediğim için adayım yoksa rejim değişmesin dediğim için değil.'Vicdani ret hakkını savunuyorum' Askerlik yapmak istemeyen erkekler için ne yaparsınız? Demirtaş: Vicdani ret hakkını savunurum. Zorunlu askerliğin kaldırılması gerektiğini savunuyorum.  T24