Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Varoluşçu Felsefeye Kısa Bir Yolculuk

Anasayfa > Blog

NEDİR BU VARLIK?

Dünya üzerinde yaşayan her canlı

varlık sorunsalı ile ister istemez tanışmıştır, bunun farkında olarak veyahut

olmayarak ya da bu duruma farklı isimler vererek. Peki gerçekten nedir bu

varlık meselesi?

DÜNYAYA FIRLATILDIK

DÜNYAYA FIRLATILDIK

Eve hoşgeldin, evet burası dünya sen

aslında zaten yıllardır burada yaşıyorsun ama hoşgeldin dememizin sebebi biraz

farklı, çünkü varlık meselesi tam olarak burada başlıyor. Çünkü J.P Sartre

abimize göre insan dünyaya fırlatılmıştır

ve burada irade ve bilinçten yoksun nesneler arasında kendisini inşa edecektir.

Bu durumda ise kişinin varlığını yapılan seçimler ve tercihler belirleyecektir.

Yukarıdaki  önermeden yola çıkarak tekrar hoşgeldin

diyoruz, çünkü asıl mesele burada başlıyor, dünyaya fırlatıldık, ee şimdi ne

yapıyoruz? Şimdi  içine düştüğümüz bu yerde bir şeyleri tanımlamamız

gerekiyor, kendimizden başlasak fena olmaz. .

KENDİNİ TANIMLA

KENDİNİ TANIMLA

Varoluşçuluk   İnsanın varlığı ile diğer nesnelerin

varlıkları arasındaki ilişkileri konu edinen;  bilincin kendini diğer

varlıklardan ayırmayı öğrenerek kendisini yeni bir yaratıma tabi tutan

anlayıştır. O halde varoluş bireyseldir diyebilir miyiz? Bu biraz daha derin

bir konu, ama kısaca özetlemek istersek;  evet varoluş bireyseldir ama

diğer nesneler ve kişiler üzerinden varlığımızı tanımladığımızı düşünürsek

kendine bireysel dışarıya çekimser demek absürt bir tanım olsa da şimdilik

geçerlidir.

VARLIK VE HİÇLİK

VARLIK VE HİÇLİK

Herhangi bir şeyi tanımlamak için öncelikle o şeyin karşıtı olması

gerekir, aksi taktirde tanım eksik kalacaktır. Hatta bağzı eski dil ve

lehçelerde tanımlar yapılırken sözü edilen şeyin yokluğu tersinleme olarak

kullanılır ve yeni bir varlık ortaya koyar, örneğin; soğuğu tanımlarken sıcak

yok demek gibi. Varlığı tanımlamak içinde karşısına hiçliği koyarız.

BEN OLMAYAN ŞEY

BEN OLMAYAN ŞEY

'Başkasının varlığı karşısında çekinceli bir tutum takınan Sartre için, ben ve başkası arasındaki bağı hiçlik oluşturur.

Bu hiçlik ben ile başkası arasındaki her ilişkide bir karşıtlık oluşturur.

Çünkü hiçlik, uzaklıktan kaynaklanan ayrı bilinçlerin yalnızlığı arasında

herhangi bir bağın mevcut olmayışından kaynaklanır: Eğer başkası, benim

olmadığım ben ise taşıdığı kendidir. Bu sebepten benim varlığımdan ayrı ve

benim dışımdadır. Dış dünyayı ancak ben bilebilirim başkaları bizi tam olarak

tanıyamazlar. Benim için başkası, “nesneler arasında bir nesne olarak yer

aldığım, erişilmesi olanaksız deneyimlerle bağlı bir dizgidir.'

OLANAKLAR ALANI

OLANAKLAR ALANI

Sartre’ın olanaklar alanı olarak gördüğü varlık alanına olan

güveni, eylemlerimizin bütün bu olanaklara elverişli olabilmesi ölçüsüne

bağlayan filozofa göre bunun ötesi bizi ilgilendirmez. Çünkü Tanrı ve hiçbir

büyük tasarı dünyayı ve olanaklarını iradeye bağımlı kılamaz. Descartes’ın“Dünyadan

önce kendinizi fethedin' Önermesi de buna iyi bir örnek olmuştur.

BAŞKALDIRAN İNSAN : CAMUS

BAŞKALDIRAN İNSAN : CAMUS

Her ne kadar kendisini bir varoluşçu olarak görmese de eserlerinde buram buram varlık arayışındaki karakterler ve olaylar, Camus ile her daim çelişmiştir.

SAÇMA

SAÇMA

Camus’a göre karamsarlık dünyayı yöneten

“Saçmanın” içerisinden doğar. Onun saçmaya bakışı, dönem yazarları gibi

karamsarlık, çaresizlik ekseninde değildir. Ona göre dünya sonsuz bir

anlamsızlık içinde değildir. Dünyanın bir anlamı olmalıdır  ve anlam

yalnızca  insandır. Çünkü bir anlama sahip olduğunu iddia eden tek varlık

insandır.

ŞİMDİ

ŞİMDİ

Ona göre yaşamın bir

anlamı olmalıdır. Her ne kadar saçma da olsa yine insanla anlamını

tamamlamalıdır. Yaşamın saçmalığı ve insanın yabancılığı öncelikle zaman

kavramı altında yatar. İnsanın ölümlülüğü de hem saçmayı hem de yaşanabilirliği

anlatır. Yaşam saçmadır, çünkü sonunda ölüm vardır, ne olursa olsun son

budur. Diğer taraftan yaşam anlamlıdır; sahip olduğu nihai son ona yaşama

sevinci bahşetmektedir. Zaman içindeki insanın saçmaya maruz kalmaması

şimdi ile mümkündür.

EN YOĞUN ŞEKİLDE YAŞAMAK

EN YOĞUN ŞEKİLDE YAŞAMAK

Eğer başkaları geleceği reddediyorsa, o, şimdiyi tutku ile

kuşatıyordur. Hırs ve projeler bir kez bertaraf edildiğinde, şimdiki an

yaşadığımız an olacaktır. “Eğer bu dünyanın tüm beklentilerini

reddediyorsam bu benim şimdiki zenginliğimi gösterir. Önemli olan en iyi

yaşamak değil, en yoğun yaşamaktır”

DÜNYADA VAROLMA

DÜNYADA VAROLMA

Eğer genel bir tanımlama yapacak

olursak;

1. Varoluş her zaman tek ve bireyseldir. 

2. Varoluş, öncelikle varoluş sorununu içinde taşır ve dolayısıyla ‘varlık’ın

anlamının araştırılmasını da içerir.

3. Varoluş insanın içinden bir tanesini seçebileceği bir olanaklar bütünüdür.

Bu görüş her türlü gerekirciliğin karşıtıdır.

4. İnsanın önündeki olanaklar bütünü öteki insanlarla ve nesnelerle

ilişkilerinden oluştuğundan varoluş her zaman bir ‘dünyada var olma’dır. Bir

başka deyişle insan her zaman seçimini sınırlayan ve koşullandıran somut

tarihsel bir durum içindedir.

PEKİ YA SONRA?

PEKİ YA SONRA?

Evet dünyaya fırlatıldık, kendimizi ve başka varlıkları

tanımladık, zamanı kavramaya ve anlamlandırmaya çalıştık. Peki ya şimdi?

Varoluşçuluk varlığı seçimler ve tercihler üzerinden değerlendiriyor, peki ya

modern dünyada varlık ne kadar mümkün? Seçimlerimiz ve tercihlerimiz bize mi

ait? Yoksa koşullar ve şartlar dâhilinde mi tercihlerimizi yapıyoruz?   John

Locke'un Tabula Rasa Vs Descartes'in Doğuştan İlkeleri Teorisi. Bu iki

teori altında bir cevap aramak gerekebilir fakat bunları bir başka başlık altında incelemek şimdilik daha verimli olacaktır. Fakat unutmayalım her koşulda bizler bu dünyada varlığımızı sürdürmekteyiz ve dünyada olan her şey  bize dahil; ormanlar hayvanlar okyanuslar ve gökyüzü. Kendi varlığımızı tanımlarken onlara da ihtiyaç duyuyoruz o halde onların varlığını da en az kendimizinki kadar önemsemeliyiz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
7
4
2
1
1
1
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?