article/comments
article/share
Haberler
Uzmanlara Göre Toksik İlişkiler Tıpkı Bir Beyin Yıkama Gibi İşliyor

Uzmanlara Göre Toksik İlişkiler Tıpkı Bir Beyin Yıkama Gibi İşliyor

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Kötü giden her ilişki toksik sayılmaz ama bazı ilişkiler kişinin kararlarını, arkadaşlarını ve hatta kendine olan güvenini adım adım elinden alır. Uzmanlara göre bu süreç, kapalı grupların üyelerini beyin yıkamayla kendine bağlarken kullandığı yöntemlerle şaşırtıcı biçimde örtüşüyor. İkisinin ortak paydasının adı ise 'zorlayıcı kontrol'. Terapist, psikiyatrist ve psikologlar bu benzerliği gösteren işaretleri tek tek sıraladı. Bu ilişkilerden çıkmanın neden bu kadar zor olduğu da o işaretlerde saklı.

Kaynak: HuffPost

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Her şey gerçek bir ihtiyaca karşılık vererek başlıyor

Her şey gerçek bir ihtiyaca karşılık vererek başlıyor

Bu sürecin ilk durağı hiç de tehlikeli görünmüyor. Kült gruplar üzerine çalışan aile ve evlilik terapisti Rachel Bernstein'a göre kimse bilerek özgürlüğünden vazgeçmiyor. İnsanlar kendilerine sevgi, umut ya da güven vaat eden bir teklife evet diyor; kontrol ise zamanla ve fark edilmeden geliyor.

Kült müdahale uzmanı Ashlen Hilliard da örnekleri sıralıyor: Güvenilir ve şefkatli görünen bir partner, maddi özgürlük vaat eden bir iş fırsatı ya da iç huzur sunan bir topluluk. Hilliard'a göre herkes bu tuzağa düşebilir; manipülatif kişiler tam da bu istekleri kendi çıkarları için kullanıyor.

Ardından aşk bombardımanı geliyor

Ardından aşk bombardımanı geliyor

İhtiyaç karşılandıktan sonra kapıyı sonuna kadar açan dönem başlıyor. Uzmanların 'aşk bombardımanı' dediği bu evrede yoğun ilgi, iltifatlar, hediyeler ve aidiyet sözleri kısa sürede derin bir bağ kurulmuş gibi hissettiriyor. Kişi bir partnerde 'Sonunda beni gerçekten gören biri var' diye düşünürken, bir grupta 'Sonunda kendi insanlarımı buldum' hissine kapılıyor.

Psikiyatrist Dr. Sue Varma'ya göre özel hissetmek, kontrolcü davranışları görmezden gelmeyi kolaylaştırıyor. Klinik psikolog Sabrina Romanoff ise sağlıklı ilişkilerin yavaş yavaş kurulduğunu, aşk bombardımanının hızı yüzünden düşünmeye fırsat bırakmadığını hatırlatıyor. Bernstein da ayrımı netleştiriyor: Heyecanlı olmak tek başına sorun değil, asıl mesele bu yoğunluğun bağımlılık yaratmak için kullanılması.

Bağı güçlendiren şey 'asla yalnız kalmayacaksın' vaadi

Bağı güçlendiren şey 'asla yalnız kalmayacaksın' vaadi

İlişki derinleştikçe sahneye kesinlik vaadi çıkıyor. Hilliard'a göre kült gruplar üyelerine ölümden sonrası ya da hayatın amacı hakkında net cevaplar sunuyor. İlişkideki karşılığı ise 'Sen benim kaderimsin', 'Bir daha asla yalnız kalmayacaksın' gibi sözler.

Belirsizlikten hoşlanmayan insan zihni için bu vaatler oldukça çekici. Kişiyi ilişkiye ya da gruba bağlı tutan en sağlam iplerden biri de burada örülüyor.

Arkadaşlar ve aile yavaş yavaş hayattan çıkarılıyor

Arkadaşlar ve aile yavaş yavaş hayattan çıkarılıyor

Kesinlik vaadinin hemen ardından genellikle yalnızlaştırma geliyor. Bernstein, çevremizdeki insanların bize bir tür gerçeklik kontrolü yaptığını söylüyor. Sevdiklerimiz kıskanç, olumsuz ya da gelişimimizin önünde engel gibi gösterilmeye başlandığında bu dayanak noktaları birer birer kayboluyor.

Hilliard'ın saydığı taktikler de oldukça tanıdık: Dışarıdaki insanlarla görüşmeyi hoş karşılamamak, arkadaşları eleştirmek, aileyle ilgili tartışma çıkarmak, kiminle konuşulduğunu takip etmek. Dışarıdan gelen bakış açısı azaldıkça neler olup bittiğini görmek zorlaşıyor. Dr. Varma'ya göre bu yalnızlık ayrılmayı da güçleştiriyor, çünkü durumu sorgulayacak ya da sığınılacak kimse kalmıyor.

Kontrol zamanla gündelik hayatın her alanına yayılıyor

Kontrol zamanla gündelik hayatın her alanına yayılıyor

Çevresinden kopan kişinin gündelik hayatı da giderek başkasının elinde şekilleniyor. İlişki koçu Damona Hoffman'a göre kontrol çoğu zaman kiminle görüşüldüğüyle başlıyor; ardından paraya, aktivitelere ve sonunda düşüncelere uzanıyor.

Aile hukuku alanında çalışan avukat Lois Liberman ise örnekleri somutlaştırıyor: Nerede olunduğunu sürekli takip etmek, kiminle görüşüleceğine ve boş zamanın nasıl geçirileceğine karar vermek, parayı kısıtlamak, hatta ne giyileceğine karışmak. Liberman'a göre bu süreçte kişinin özgüveni, maddi gücü ve sosyal bağları aşınıyor; sonunda tamamen karşı tarafa bağımlı hale geliyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Diken üstünde yaşamak sıradan hale geliyor

Diken üstünde yaşamak sıradan hale geliyor

Kontrol arttıkça kişi, karşı tarafı memnun tutmanın tek güvenli yol olduğunu öğreniyor. Bernstein'a göre bu noktada insanlar kendilerini sansürlemeye başlıyor. Neyi söyleyebileceklerini, neyin karşı tarafı kızdıracağını ve kendilerinin hangi halinin kabul göreceğini sürekli hesaplıyorlar.

Liberman, itirazın cezalandırıldığını söylüyor: Soru sormak, şüphe duymak ya da eleştirmek ihanet veya kişisel saldırı gibi algılanıyor. Dr. Varma da kişinin sürekli sadakatini kanıtlama baskısı hissettiğini, kendi değerini karşı tarafın onayına bağladığını ekliyor.

Kişi kendi hafızasına ve hislerine güvenmemeye başlıyor

Kişi kendi hafızasına ve hislerine güvenmemeye başlıyor

Uzmanların en kritik bulduğu benzerlik ise bu. Hoffman'a göre insanlar içgüdülerinden, anılarından ve tepkilerinden şüphe etmeye başlıyor; bir süre sonra ilişkiden önceki hallerini hatırlamakta bile zorlanıyor.

Liberman bunun arkasında çoğu zaman gerçeği çarpıtma, yani gaslighting olduğunu söylüyor: Yaşanan olayları inkar etmek, olguları yeniden yazmak ve kişinin hafızasını, algısını, hatta aklını sorgulatmak. Romanoff ise bu durumdaki insanların bağı korumak için kendi ihtiyaçlarını bastırdığını anlatıyor. Zamanla hayatta kalma modu olağan hale geliyor ve kişinin benlik duygusu silikleşiyor.

Ayrılmayı en çok zorlaştıran şey travma bağı

Ayrılmayı en çok zorlaştıran şey travma bağı

Bütün bu adımlar sonunda uzmanların 'travma bağı' dediği güçlü bir bağlılığa dönüşüyor. Hilliard'a göre bir dava uğruna acı çekmek ya da kötü davranışa sevginin kanıtı olarak katlanmak anlamlı gelebiliyor. Güvenin kaynağı aynı zamanda tehdidin de kaynağı olduğunda bu bağ kuruluyor.

Liberman, gerginlik, kötü davranış ve ardından gelen ani rahatlama döngüsünün hem biyokimyasal hem psikolojik açıdan çok güçlü bir bağ yarattığını söylüyor. Beyin tehlikenin kaynağını tek güvenli liman gibi görmeye başlıyor, bu yüzden ayrılmak korkutucu geliyor.

Bernstein ise belki de en çarpıcı noktaya dikkat çekiyor: Kontrolcü kişiler kontrolü çoğu zaman özgürlük gibi sunuyor. Endişeden, acıdan ya da dış dünyanın yükünden kurtuluş vaat ederken asıl özgürlüğü ellerinden alıyorlar.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2019 yılında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde lisans eğitimime başladım, 2024 yılında da mezun oldum. Eğitimim süresince çeşitli platformlar ve gazete topluluklarında çeviri ve yerelleştirme alanlarında aktif rol aldım, bu süreçte dil becerilerimi ve kültürler arası iletişim yetkinliğimi geliştirdim. 2022 yılının Mayıs ayında Onedio’da stajyer olarak başladığım editörlük kariyerime, “Yaşam” kategorisinde sosyal medyadaki trendleri, günümüz ilişki dinamiklerini ve toplumsal meseleleri okuyuculara ulaştırarak devam ediyorum. İçeriklerimde, okuyucuların kendilerinden birer parça bulmasını amaçlıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın