Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Umut Kısa Yazio: Eğer Öyle Olsaydı Sizden Daha Mutlusu Olmazdı!

100PAYLAŞIM
Yazio Banner

Son on yıldır ikinci bir insan türü var hem edebiyatta hem de sosyal medyada: "Plaza İnsanı"

Özel bir tür ama çok popüler. Gelen vuruyor giden vuruyor.

Aynen "Sigarayı bırakın artık!" diyen eski tiryakiler gibi ikinci türe vuranlar grubu da "Kent"ten "Köy"e göç eden "Ex Plaza İnsanları".

“Niye?” diye sorunca kendime "Acaba bir tamamlanmamışlık ya da özlemi mi var?" diyesim geliyor. Aynı İzmir’den İstanbul’a göç edip her fırsatta İzmir’in ne kadar güzel olduğundan bahseden 35.5’lular gibi. “Ne işin var buralarda mis gibi İzmir dururken?” diyesim geliyor.

Belki ikinci tür yani “Plaza İnsanı” mutludur. Ben mutlu olanlarına şahit oldum.

Gerçi "Yeni Köy"lü kesin "Mutlu olduğunu zannediyordur." diyecek ama olsun. Ben de onlara mutluluğun zaten bir "zannetme" durumu olduğunu şimdiden söyleyeyim. Dünyanın her yerinde “mutluluk” biyolojiktir, sizde serotonin sağlayan ne varsa aynı katkıyı yapar. Kastedilen sürdürülebilirlik olabilir ama çoğu araştırma hiçbir mutluluğun sürdürülebilir olamayacağını iddia ediyor. Nedeni de psikolojik bağışıklık sistemi (Bakınız Daniel Gilbert), daha az teknik bir ifadeyle: Alışmak.

Bu düşüncedeki en çarpıcı ironi de “Köy”lünün önemli bir bölümünün akşam sıkıntıdan "Plaza İnsanları"nı konu alan "Zengin Oğlan-Fakir Kız" dizilerini izlemeleri. (Bu konsept 80'lerde Zengin Kız-Fakir Oğlandı.)

Ben bir İstanbul âşığıyım, evim ve iş yerim arasındaki mesafe 2 km’yi geçtiğinde ya işimi ya da evimi değiştiririm. Trafikten kimse hoşlanmaz, zaten saatlerimi yola harcamak anlamsız gelir. Başka bir şehirde yaşamak
istesem eminim oraya hiç düşünmeden giderdim. Hatta başka bir ülkede yaşamak istesem hemen bavulumu toplardım. Bu konuda dünyanın en şanslı insanı olabilirim.

Bir arkadaşımla konuşuyorum.

Tanım itibariyle “Plaza İnsanı” konuşmasına şöyle başladı.

“Umut buralar çekilmiyor, şöyle Gemiler Koyu’nda bir yere yerleşsem, benden daha mutlusu olmaz.”

“Neye ihtiyacın var peki bu değişim için?” dedim.

Bana “Çok bir şey değil, ayda 300-500’e bir yer kiralarım, 300-500’e de geçinirim. Toplasan tüm ihtiyaçlar 2.000TL dedi.”

“Ne kadarın var?” dedim. 

“Yıllardır hiçbir şey biriktirmedim.” diye cevap verdi.

“Sanıyorum evin var.” dedim. “Ne kadar ediyor?”

“Toplasan 900.000TL” dedi.

“İnan bana 900.000TL’nin aylık getirisi bile senin 2.000TL’nden daha fazla olur.” dediğimde yüzüme baktı, biraz düşündü ve sonra “Tamam sanırım gitmek istemiyorum.” dedi.

Aaron Schuster, Freud, Lacan gibi yazarlara göre dünyanın en mutlu edici şeylerinden birinin ne olduğunu söylediğimde şaşırabilirsiniz.

Tabi ki “YAKINMA”

Mutlu olmak için “mutlu olmadığımızdan yakınmak” bile çok tatmin edicidir.

Yakınmaya bayılırız. Ya kendimizden ya da başkalarından. Gerçi bu metnin de bir tür YAKINMA olduğunu çoktan anlamışsınızdır. Doğal olarak bu da beni mutlu etti tabi.

Bu metnin anatomisi bence şudur: Kendini yanında götürdüğün sürece Köy de fark etmez Kent de.

Facebook

Twitter

Instagram

Linkedln

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
csa

Doğru. Mutluluk dedin gelir ve geçer. Sürekli mutlu olsan mutluluğun bir espirisi kalmaz, mutlu olduğunun farkında olmazdın zaten. Burada önemli olan ortalama bir seviyede hayatına idame ettirirken, seni mutlu eden aktivite ve eylemlere zaman ayırıp zaman zaman "mutluluk seansları" yaşayabilmen. Bunları yapmanın bir dengesi var, eğer sürekli bunlara vakit harcayabilen, sürekli bu tip eylemlere vakti olan biriyseniz de alışkanlık haline gelerek espirisi kaçmaya, sürdürülebilirlik bozulmaya başlar. Dolayısıyla denge önemli. Ben çok zengin olayım, devamlı hobilerime vakit ayırayım ile mutluluk kalıcılaştırılamaz. Öyle ki hayatta zaman zaman yeni hobiler, yeni "mutluluk" getirecek aktiviteler bulmanız da çok önemli. Nötr veya mutsuz olarak tanımlanabilecek zamanları hafife almayın, mutlu olduğunuz her zamanı bu mutsuz zamanlarınızın var olmasına borçlusunuz. Yeterki dengeniz bozulmasın.

Görüş Bildir