Türkiye Üç Tarafı Denizlerle Dört Bir Tarafı Ölümle Çevrili Bir Ülkedir

 > -

İçinde yaşamaya çalıştığımız gerçekliği görebiliyor musunuz, yoksa siz de mavi hapı alıp yaratılan güzel atmosferin keyfini çıkaranlardan mısınız?

UYARI: İçerikte kullanılan fotoğraflar rahatsız edici olabilir. Kan ve ölüm görmekten rahatsız olan kişiler lütfen bunu bilerek içeriği okusun!

Ölümün sıradanlaşması diye bir şey olamaz. En azından bu bizim gerçeğimiz olmamalı. Ölümün ayrıştırılması, senin ölün, benim şehidim mantığının yerleşmesi, insanların, kendi insanlarının ölümüne kayıtsız hale gelmesi, bir takım hırslar, saçma inanışlar, dürtüler, egolar, vs. uğruna ölümün hakmış gibi gösterilmesi kabul edilemez, en azından biz etmemeliyiz.

Kıyıya vuran ölü bedenler sadece bebek olunca mı ağlanmalı? Vurulup yüzüstü düşmüş olan bedenin yüzünü görmek zorunda mıyız arkasından ağlamak için? Ne zamandan beri biz ölümün cinsiyetine, diline, dinine bakar olduk? Ne zamandır ölümün ardından sevinç çığlıkları atar olduk.

Sen hiç kafasından vurulup, kanlar içinde yatan birini yakından gördün mü? Ya evinde otururken havan topu ile parçalanmış bir bedeni kucaklayıp dışarı çıkardın mı hiç? Geceden ölmüş bir çocuk bedenini iki elinin arasında taşıdın mı? Sokakta gizlice yaklaşılıp ensesinden vurulmuş birinin yanında durdun mu? Kocasından ayrıldı diye 30 yerinden bıçaklanmış bir kadının yanında mıydın hiç son nefesini verirken? Sen kaç kere gördün buzlukta bekletilen 3 aylık bebek cesedini? Nasıl bu kadar soğukkanlı ölüm isteyebiliyorsun o zaman? İçiniz nasıl ölüm çekebiliyor?

Türkiye’nin dört bir tarafı ölümle çevrili artık. Ege Denizi’nde, Güneydoğu’sunda, İç Anadolu’sunda, Marmara’sında, yollarında, evlerinde, dağlarında, tarlalarında, sokaklarında, her yerde, ama her yerde ölüm kokuyor. Ve ne acıdır ki bu kadar ölüm bile yetmiyor birilerine… Berkin öldü yetmedi, Ali İsmail, Ethem, Abdullah, Miray öldü yetmedi. Anneler, dedeler, babalar, amcalar öldü yetmedi. İşçiler, polisler, askerler, köylüler öldü yetmedi. Kaç insan daha ölmeli, ölüme kanmamız için? Ölüme kanılır mı? Ölüme doymak mümkün mü? Kim inandırdı buna sizi?

Eğer Matrix gerçek olsaydı, pilot ülkenin Türkiye olduğuna yemin edebilirdim. Bir yanda gerçeklele yüzleşip onun acısını her gün çeken insanlar, bir yanda hapı içip kendileri için kurgulanmış özel dünyada yaşayan ve her gün daha fazla ölüm isteyen insanlar. Her gün onlarca insanın öyle ya da böyle öldüğü bir ülkede daha fazla ne kadar ölüm isteniyor olabilir ki? Daha ne istiyorsunuz insanlardan? Kaç kişi daha ölmeli içinizin kana doyması için?

Artık “bize ne oldu?” gibi saçma bir soru sormak istemiyorum, çünkü galiba biz hep böyleydik. Maraş, Çorum, Sivas… Kaç örnek yaşadık bu ülke insanının kana aç olduğunu gösteren. Hepimiz kardeşiz dedikten sonra kardeşin kardeşi öldürdüğü kaç olaya tanık olduk. Biz kardeş falan değiliz, bu bir kandırmaca, kardeşlikte bu yaşadıklarımızın hiçbiri yok. Belki Hasip ile Nasip’iz, belki Habil ile Kabil’iz biz ama asla barındırdığı anlamla kardeş değiliz. Çünkü kardeş dediğin, yer sofrasında ölen bacısının ardında “oh” çekmez, kardeş dediğin daha 3 aylık sabi üzerinden güzellemeler yapmaz. Biz kardeş falan değiliz, hiç olmadık.

Ölümlerden bıkmayan, ölümlere sevinen, ölümlere alışan, ölümden para, makam, mevki, unvan kazanan insanlar hepinizden nefret ediyorum kendi adıma. Sizinle aynı topraklarda yaşamaktan, aynı havayı solumaktan utanç duyuyorum, sizin içi boş, altı boş, kof, çürük kafa yapınızdan, ne olduğunu bilmediğiniz milliyetçiliğinizden tiksiniyorum, sizin “barış” diye bir kelimeyi duymaya tahammül dahi edemeyen iç dünyanıza tükürüyorum, sizin Aylan bebeğe ağlayıp, Miray bebeği görmezden gelen iki yüzlülüğünüzün içine s*çıyorum, sizin bu ülkeyi her gün bok çukurunun daha da derinine iten seçimleriniz midemi bulandırıyor, senin yüzünü görmekten, senin sesini duymaktan, senin s*çtıklarına maruz kalmaktan sıkıldım artık.

Umut ediyorum ki, ölüme susayan bedenleriniz, kendi ölümünüzle kana doyar da; barış, huzur, mutluluk arzulayan bizler bir yaşam alanı buluruz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mehtap-aras

Diazepam öncelikle düşüncene sağlık güzel yazı. Fakat ben şaşkınlık içindeyim evrensel gazetesinin bugünkü manşetini sen bir gün öncesinden atmışsın. Erken tespit ortak düşünce tebrikler

piscolata

Seni ellerim patlarcasına alkışlamak istiyorum. Burada şu güzelim isyanı beğenmeyen içi boşlara sesleniyorum evet bunların hepsinin tek sorumlusu AKP ve AKP'nin yetiştirdiği zihni boş ve okumaya, öğrenmeye, dinim olsun gerisi yalan benim için diyenlerin eseridir.

funi

tahir elçi ne alaka çokmu önemli amk

paspalfilozof

''Bir ülkede çocuklar ölüyorsa,adalet yok demektir.''

nebusimdi

Pekekeli ölse barış yara alır, asker ölse devlet suçlu olur. Her halükarda devlet suçlu. Belediyenin araçlarıyla adamlar silah nakliyatı yapar göstere göstere, sen engellemeye çalıştığında barış yara alır. Askeri polisi vuran cici pekekelilere belediyeden maaş ödenir, sen bunu engellemeye çalıştığında barış yara alır. Pekeke orada bir köyü temizleyip askeri üs olarak kullanır, sen bunu söylediğinde bu barışı yaralamış olursun. Asla memnun olmazlar. Öl de barış rahat etsin, insanları haraca bağlasın, ota esrara alıştırsın, evlerini işyerlerini, araçlarını yaksın, istediğini öldürsün, çocuklara molotof verip sokağa salsın, götü boklu bebeler pekekenin ağaları olsun, kocaman adamlara hakaret etsin, emirler versin, sokaklara caddelere çukurlar açıp top bombalı tuzaklar yerleştirebilsin. Bu onların en tabii hakları. Bunlara engel olduğunda insan hakları ihlal edilmiş olsun. Pekekeliler insan, halk ise tavuk.

Başlıklar

Kahramanmaraş
Görüş Bildir