Türkiye’de ‘Açıklanan’ İşsizlikle ‘Gerçek’ İşsizlik Rakamları Neden Aynı Değil?

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

İşsizlik bilhassa son yıllarda ülkenin en başlıca problemlerinden biri haline geldi. "İş yok" en sık duyduğumuz, belki de kurduğumuz cümlelerden biri. Açıklanan rakamların içimizi açmaktan çok uzak olması bir yana, acaba bu rakamlar gerçeği yansıtabiliyor mu? İşte bu sorunun cevabını sizlere Mahfi Eğilmez'in blog yazısından özetledik.

Öncelikle işsizlik rakamları neye göre verilir; yani "işsiz" kimdir?

İşsiz: Kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiç bir işte çalışmayan, son 4 hafta içinde iş arama kanallarını kullanmış olan, ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda bulunan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler.

Türkiye’de yıllar itibariyle artan işsizlik oranlarını şöyle görebilirsiniz 👇

Tablonun en altındaki 10'ar yıllık ortalamalara (son dönem 6 yıllık) bakıldığında işsizlik oranının artış eğiliminde olduğunu açık bir biçimde görebiliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Kasım 2016 itibariyle işsizlik oranı %12,1 olarak açıklanmıştı ve bu da son 7 yılın en yüksek seviyesi olmuştu.

Son 7 Yılın Zirvesindeki İşsizlik Rakamları Bize Ne Anlatıyor? - onedio.com
Son 7 Yılın Zirvesindeki İşsizlik Rakamları Bize Ne Anlatıyor? - onedio.com

TÜİK'in açıkladığı verilere göre Türkiye'de (Kasım 2016 itibariyle) 3 milyon 715 kişi işsiz. Genç nüfusta işsizlik oranı ise % 22,6. Yani neredeyse her 4 gençten biri işsiz...

Veriler ise bu şekilde:

1 yılda,

  • Nüfus artmış. 

  • Çalışma çağındaki nüfus artmış.

  • İş gücündeki artış hem nüfus artışı hem de çalışma çağındaki nüfustaki artıştan daha yüksek oranda gerçekleşmiş. 

  • İstihdam edilenlerin sayısındaki artış, iş gücündeki artışın yarısından az olmuş. 

  • Böylece işsizlik oranı da yüksek bir artış göstermiş.

  • En ciddi artış da genç nüfusta yaşanmış.

Özetle söylemek gerekirse; Türkiye son bir yılda iş gücü artışı kadar istihdam artışı sağlayamamış.

TÜİK'in tanımına göre işsiz sayısı 3 milyon 715 bin kişi. Gelelim gerçek işsizlik oranına.

Verilerin ayrıntılarına baktığımızda, Kasım 2016 itibariyle işsiz olan 3 milyon 715 kişinin yanı sıra, 2 milyon 286 bin kişinin çalışmaya hazır olduğunu, ancak iş aramadıklarını görüyoruz.

Yani gerçekte çalışabilir durumda olup işsiz olan 2 milyon 286 bin kişi daha var. Sadece iş aramıyorlar.

Çeşitli nedenlerle bir şekilde iş aramıyorlar. Bu durumda, Türkiye'de çalışabilir durumda olan işsizlerin sayısı

3.715.000 + 2.286.000 = 6.001.000 oluyor.

Türkiye'nin iş gücü 30 milyon 781 bin kişi olduğuna göre, gerçek işsizlik oranını da hesaplayalım:

Gerçek İşsizlik Oranı 

= [(İşsizler + İş Aramadığı Halde Çalışmaya Hazır Olanlar)] / (İş gücü) x 100

= (6.001 bin / 30.781 bin) x 100 = 19,5

Yani görünür işsizlik oranı % 12,1 olduğu halde gerçek işsizlik oranı % 19,5.

Bu da, ülkede çalışabilir durumda olan nüfusun neredeyse 5'te birinin işsiz olduğu anlamına gelir.

İşsizlikteki artışın en önemli sebebi ise büyümedeki gerileme olarak şöyle görülebilir:

İşsizlik oranları lacivert, büyüme oranları kırmızı.

Grafiğe baktığımızda büyüme oranlarındaki gerilemeye işsizlik oranlarındaki artışın eşlik ettiğini görebiliyoruz. 2012’den itibaren büyüme oranında yaşanan düşüş eğilimi, peşi sıra işsizlikte artışı da sürüklemiş.

Bakan Müezzinoğlu'nun açıklamasına göre işsizlik maaşı başvuruları 7 yılda 3 kat artmış.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu yaptığı açıklamada, başvuruların yıllar itibarıyla artış gösterdiğini; 2016’daki başvuruların 2010’un üç katından daha fazla olduğunu söylemişti.

65 yaş üstü iş başvuruları ise geçen seneye göre % 13 artmış.

Yalnızca Ocak 2017’de İŞKUR’a 1.010’u 60-64 yaş aralığında, 376’sı ise 65 yaş üstü olmak üzere, toplam 1.386 kişi iş başvurusunda bulunmuş.

Sonuç olarak Türkiye'de işsizlik oranını düşürmenin tek yolu sanayi büyümesini yeniden rayına sokabilmekte.

Geçici önlemler yerine büyümeyi artırmaya odaklanmamız gerekiyor. Ancak biz son yıllarda sanayi büyümesine yönelmek yerine, inşaat gibi istihdam yaratmayan bir büyüme yoluna girdik. 

Bu yoldan çıkarak yeniden istihdam yaratan bir büyüme modeline geçmek ise sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016İşsizlikTürkiye İstatistik Kurumu
Görüş Bildir