Tiktok’un Şarkı Cinayeti
Gözümüzün önünde kıyım gerçekleşti ve bir şarkının artık sadece on beş saniyesi var. Sonrası yok oldu; -belki de- yok edildi demek çok daha doğru olur. Peki bu bir cinayet mi sizce?
Gelin eskileri biraz hatırlayalım, eskiden bir şarkı size zaman tanırdı.
Gitar girişi gelirdi, davul biraz daha sonra katılır, assolist olarak vokal de kendini ağırdan satardı. Nakarat işte tam bu noktada bir ödüldü; onu hak etmek gerekirdi ve dakikalarca beklerdiniz bu ödül için. Fakat bugün o dakikalar neredeyse suç sayılıyor çünkü dinleyicinin başparmağı sabrından çok daha hızlı.
Bu hız arenasındaki Tiktok mecrasında bir parçanın hayatı tek bir kesitten ibaret; belki on beş saniyelik bir dans, ufak bir sahne, ya da sadece bir geçiş videosu olabilir bu kesitler. Ve o kesit tutarsa parça milyonlara ulaşıyor fakat tutmazsa da hiç nefes almamış gibi öldürülüyor. Sanatçılar, plak şirketleri, prodüktörler… herkesin gözleri önünde yeni kural belki de bu cinayetin kanıyla yazıldı; Nakarat en başa alındı, giriş yok, köprü yok, beklemek de yok. Acı ama kesin ve net bir formül bizlerle artık.
Bu minvalde sonuç da tam olarak beklendiği gibi oldu; şarkılar kısaldı, o her parçanın kendine özgü yolculuğu bitti ve yerini basit bir “vitrin” aldı. Her saniyenin “beni kaydırma” diye yalvardığı bir vitrin bu vitrin.
E tabi bunun dinleyiciye de bir bedeli oldu, misal Spotify’ın verileri kullanıcıların şarkıların önemli bir kısmını ilk otuz saniye içinde geçtiğini gözler önüne seriyor.
Yan bir anlamda beynimiz artık nakaratı beklemeyi unutup “yeni normal” e alışıyor. Böylelikle de beynimizdeki ödül sistemi baştan aşağı değişmiş olarak yeniden kodlanıyor; eğer bir parça anında o patlama hissini veremiyorsa sıkıcı olarak yaftalanabiliyor. Ne kadar acı değil mi… bu durum öylesine ciddi bir durum ki müzik zevkimiz kadar dikkatimizi ve odak süremizi de dolaylı yoldan şekillendiriyor.
Bu duruma bir müzik cinayeti diyebilir miyiz peki? Bu kadar dramatik olmaya gerek var mı bilmiyorum ama günümüz müziğinin kesinlikle başka bir şekle büründüğü yadsınamaz bir gerçek ve bu dönüşümde müziğe dair birçok şey de kaybolmuş durumda ve bu kaybolan olgulardan en önemlisi de belki de sabır. Düşünün ki, bir şarkının sizi yavaş yavaş içine alması, üçüncü dinleyişinizde açılması ve belki de yıllar sonra bir anda anlam kazanması; bunların hiçbiri on beş saniyeye sığmıyor ve sığmayan şey de artık üretilmiyor. Sonuç olarak sabırla birlikte bir samimiyet de keskin bir şekilde yok olma yoluna girmiş durumda.
Bu kadar karamsarlığın yanında umut da hiç yok değil aslına bakarsanız. Yıllar sonra bambaşka bir videoyla hayata dönen eski parçalar da tiktok gibi mecralarda hayat bulabiliyor; yani dinleyici uzun ve derin olanı hala seviyor ve bekliyor. Değişen şey ise ona ulaşmak için artık başka bir kapıdan girildiği noktası. O kapı eskiden bir parçanın hikayesiyken şimdi herhangi birinin çektiği herhangi bir video olabiliyor; rastlantısallık sonucu ulaşılan derinlik belki de bir piyango oldu bu senaryoda. Keşke bu piyangoyu kazanmayı ummaktan ziyade kendi insiyatifimizle o derinliğe ulaştığımız günler bu kadar geride kalmasaydı; fakat bizlere düşen daha fazla çaba ile mevzubahis cinayeti hala önleyebilmemiz de mümkün çünkü silah hala dinleyicinin parmaklarının ucunda.
Barış Erbil Onedio’26
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

