Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Susmuyorum! Türkiye’de Yaşayan Bir Kadın Olarak Sokakta, Toplu Taşımada, Okulda Uğradığım Tacizler

-

Onedio editörünün notu: İmla kontrolü dışında herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır.

İnsanlar bir süredir bu platform üzerinden yaşadıklarını anlatıyorlar. Her ne kadar bana sıra gelmeyebileceğini düşünsem de bunları yazmalı, benimle aynı kaderi yaşayan hemcinslerimin sesi olmalıyım.

32 yaşındayım, evliyim ve bir çocuğum var. 32 yıldır yaşadığım bu ülkede, farklı şehirlerde pek çok kez tacize uğradım. Anlamadığım çağda akrabalarım, bakkal amca, taksici tarafından; anladığım çağda da büyükten küçüğe pek çok erkek tarafından taciz edildim. Sözle ya da fiziksel… Anlatması zor olsa da susmayacağım, yazarak haykıracağım.

Türkiye’nin delikanlı ortalaması en yüksek olduğu iddia edilen, belalı şehirlerden bir tanesinde doğdum ve üniversite için şehir dışına çıkana dek de orada yaşadım.

Annem ve babam ben çok küçükken ayrılmışlardı ama evin dördüncü çocuğu olduğumdan sanırım, üstüme titreniyordu ve babamın yokluğu çok hissettirilmiyordu. Dayım bizimle kalıyordu ve evdeki ‘büyük erkek’ figürü böylece tamamlanıyordu.

İyi bir öğrenciydim, başarılıydım ve her alanda kendimi göstermeye çalışıyordum.

Okulda voleybol oynuyordum, notlarım her zaman çok iyiydi. Annemin bana olan güvenini her zaman hissediyordum ki bu sayede ilkokulda yürüme mesafesindeki okuluma tek başıma gidebilmeye başlamıştım. İlk kez taciz edildiğimi anlamam da tam olarak bu zamana denk geldi. Anlamam diyorum, çünkü bu olaydan sonra aslında pek çok kez tacize uğradığımı fark ettim.

Okul kapanmak üzereydi ve yaşadığımız aşırı sıcak memlekette yaza doğru artık önlük yerine şort ve tişört giyebiliyorduk.

Babamın diktiği şortlardan birini giymiştim. Çok da kısa bir şey sayılmazdı ama karşımdaki için pek önemli olduğunu zannetmiyorum. Lise çağlarındaki bir ‘abi’ pastanenin yerini sordu ve anlamadığını söyleyerek benim götürmemi istedi. Saflık mı yoksa başka bir şey mi, bilmiyorum. Birlikte yürümeye başladık. Bir pasajın içine soktu beni, yolun daha kısa olduğunu söyledi. Kaç di mi halbuki, uzaklaş oradan. Görev bilinci geldi demek ki ve gittim. Elini şortumun içine sokunca nasıl kaçtığımı, koştuğumu, saklanmaya çalıştığımı hatırlamıyorum. Nefes nefese bacaklarımı kapatmaya çalıştığımı fark ettim ama iş işten geçmişti tabii. Utandım, kimseye de anlatamadım. O günden sonra da uzun süre şort giymedim.

Bu ilk fark edişle birlikte bir şeylerin aslında benim zannettiğim gibi olmadığını gördüm.

Dayım neredeyse her banyo yaptığımda beni izliyordu. Bunda bir terslik var mıydı diye çok uzun süre kendimi sorguladım. Günlerce düşündüm ve artık onun evde olmadığı vakitlerde banyo yapmaya karar verdim. Anneme, ablama, abilerime bunu anlatamazdım. Ha bu aklım olsa elbette en azından ablama anlatırdım ama bana inanmayacaklarını düşündüğüm için o dönemde korkmuştum. Sorunu böyle çözecektim ama dayımın varlığından da ürkmeye başlamıştım. Çok sevsem de yanaşmayı istemiyordum.

Sonra bir sürü anı suratıma tokat gibi çarpmaya başladı. Bakkal amca ve kırtasiyeci abi de benzer şekilde davranıyorlardı.

Babam yaşındaki bakkal bir gün kucağına oturtup zıplatmıştı, hatırlıyordum. Kırtasiyeci de renkli bir kalemi uzatıp “Bir kere öpeyim de al” demişti. Çok üzgündüm. Bütün bunlara ben izin vermiştim. Dayıma, bakkala, ona buna ben izin vermiştim. 

Burada araya gireyim elbette, o çağdaki benden bahsediyorum. Bugün bakınca hepsinin ahlaktan yoksun insanlar olduğunu, bana yaptıklarının bedelinin ödetilmesi gerektiğini düşünüyorum ama çocuk halimle hep kendimi suçladım.

Ortaokuldayken önümü kesen ve ‘çıkma’ teklif eden bir çocuk vardı, Erman.

O zamana kadar çıkmayla ilgili herhangi bir fikrim yoktu. Hiç erkek arkadaşım olmamıştı ve bir süre daha böyle bir şeye niyetim yoktu. Tüm arkadaşlarımın var diye böyle bir şeye de kapılmayı istemiyordum. Erman bir anda yolumu kesince arkadaşlarım, özellikle de Esra çok ısrar etti. O gün servise binmedik ve Esra, Erman, ben hamburger yemeye gittik. Cep telefonumuz yoktu ama annem beni bildiği için pek sıkıştırmazdı. Hamburgercide Esra birden kalktı ve eve gitmesi gerektiğini söyledi. Ben de kalkmayı istedim, karşı çıkınca oturdum ve Erman’ın bacaklarımı bacaklarıyla okşamasına şahit oldum, izin verdim. Rahatsız olsam da söylemedim çünkü arkadaşlarım tarafından ‘antika’ olarak etiketlenmeyi istemedim.

Ertesi gün Erman’a ondan hoşlanmadığımı, çıkmayı istemediğimi söylediğimde beni tehdit etti: Bilin bakalım neyle?

Evet, bütün okula öpüştüğümüzü söyleyecekti. Böyle bir şey olmamasına rağmen öğretmenlere, hatta aileme bile… Sustum ama saklandım, içime kapandım. Belli etmemek için her şeyi yaptım, etmedim de. Sonunda Erman başka birine aşık oldu da peşimi bıraktı. Ben içime kapanık halimle liseye kadar yalnız kaldım. 

Sırf arkadaşlarım benimle dalga geçmesinler diye beni taciz etmesine göz yumdum, rahatsız olmama rağmen sesimi çıkarmadım. O günkü aklım buna yetmiyordu. Farkında olsam bile sesim çıkmıyordu.

Lisedeyken etüte kalıyorduk, yağmurlu bir akşamda dolmuşa yürümeyi istemedim ve taksiye bindim.

Binmez olsaydım. Beni ne kadar dolaştırdı, nerelere gittik bilmiyorum. Sürekli benden çocuk yapacağını, karısı olacağımı, beni yaşatacağını filan söylüyordu. Konuştukça ağzının kenarındaki salyayı görüyordum. Midem bulanıyordu. Bir elim kapının kolundaydı ama o kadar hızlıydı ki açıp da atlayamıyordum. Sonunda kırmızı ışıkta durmak zorunda kalınca attım kendimi dışarı. O gece başıma neler gelirdi bilmiyorum ama kimseye anlatamadım. Ablam üniversite için şehir dışındaydı. Abimlere zaten anlatmazdım. Annem de üzülürdü. Anlatmadım.

Kadınların en büyük çaresizliğinin toplu taşıma olduğunu biliyor musunuz?

Metroda, dolmuşta, otobüste kaç kere tacize uğradığımı saymadım. Defalarca. Dokunan, elleyen, dayayan, memelerime gözünü diken… Üniversitedeyken, artık her şeyin biraz daha farkındayken metroda bir adamın karşısındaki küçük kızın fotoğrafını çektiğini fark ettim. Bacaklarına zoom yapıyordu, titreye titreye çekiyordu. Sakince kızın önüne gittim, annesini uyardım ve metroda adamla aynı yerde inip güvenliğe şikayet ettim. Adamın cep telefonunda fotoğrafları görünce güvenliğin döveceğini anladım. Kız ve annesi yanımda değillerdi, dolayısıyla şikayet edecek kimse yoktu. Oradan ayrılmalıydım. Adaletin böyle işlemediğini bilsem de cezasız kalmasını da istemediğim için uzaklaştım. O adamı o gün orada dövdüler. Keşke metroda ifşa etseydim ama yine söylüyorum, adalet bu şekilde işliyorsa yapacak bir şey yok.

Yolda yürürken kaç defa iğrenç sözlere maruz kaldığımı, kaç defa korna çalındığını, yanımda yavaşça geçildiğini saymadım.

Oğlumu pusetiyle gezdirmeye çıkardığımda bile laf atıldı, hem de kaç kere. Neden peki? Şort giydim diye mi? Dışarı çıktım diye mi? Geç saat olduğu için mi? Arandığım için mi? Kendi rızamla gittiğim için mi? Bağırmadığım için mi? Alkol aldığım için mi? 

BUNLARIN HİÇBİRİ TACİZİ, TECAVÜZÜ, İSTİSMARI HAKLI ÇI-KAR-MAZ. HİÇBİR ŞEY.

Bunu yazsam Onedio müdahale eder mi, emin değilim ama siz de yorumlarda benimle paylaşın yaşadıklarınızı. Erkek ya da kadın fark etmez. Sesimizi daha gür çıkaralım.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
soyledim-gitti

Bakkal ve kırtasiyeciye de çok yüklenmeyin. O zamanlarda bir çocuğun başını okşamak ya da bir öpücük almak normaldi. Tabii olayı yaşan ve hatırlayan sizsiniz. Bazı detaylar masum çocuk sevgisi yerine sapıklık olup olmadığını gösterecektir. Sadece bugünün kouşllarıyla değerlendirmeyin demek istedim. Ya da en azından kafanıza takmayın kaç yıl önceki olayı. Çocuk sevgisidir diyin geçin. Kendinize yazık etmeyin.

soyledim-gitti

Orta okulda arkamda oturan kız benim kitabımı alıp saklamışştı. Ben de arka sıranın altındaki kitap konulan bölmeye elimi uzattım ve bir süre kitabı aradım. Sonra farkettim ki kitap koymalık kıım kırılmış ve ben kızn bacaklarında arıyormuşum kitabı. Tabii dünya başıma yıkılmış gibi oldu. Dönüp özür dilemek istedim ama öyle bir pişmanlık öyle bir yerin dibine batma varki ben de neredeyse ağlayacağım. Arka döndüğümde kız bana pis pis sırıtıyordu:) Şimdi ben de mi taciz edilmiş oldum? Hem de orta okulda hem de bir kız tarafından tuzağa mı düştüm ben? (Ermana çok yüklenmeyin orta okulda oluyor böyle şeyler diye yazdım. KArşınızdaki de bir çocuk sonuçta)

nur-aysun

BUNLAR YÜZÜNDEN BUNLAR GİBİ KENDİNİ BİLMEZ ERKEKLER YÜZÜNDEN EVLİLİKTEN DE ERKEKLERDEN DE SOGUYORUM.. biliyorum hepsi öyle degil amma psikolojik olark sankı hepsi aynı gibi..

judelaw72

o ermanı o kadar kafaya takma orta okulda da bir kız benim kalçamı ısırmıştı yakışıklılık zor şey

kat-forbes

Şu cümleye afedersiniz ağzından sıçacağı kelimelerin bizde yaratacağı öfke duygusunu az da olsa dizginlemek için tacizi tabi ki desteklemiyorum/tecavüzü tabi ki hiçbir şey haklı çıkarmaz şeklinde başlayanlara söylüyorum,sizin zihniyetinize göre biz de hareket edelim o halde.Misal bir ortamdayız yobaz olduğuna dair en ufak bir belirti veren birini gördüğümüz anda tutup çekelim tetiği ? Sonra "Ya tahrik etmeseydi o da kardeşim diyelim?" Şaka mısınız amk ?

Başlıklar

Tokatonedio
Görüş Bildir