article/comments
article/share
Haberler
“Survival of the Fittest” mi, yoksa “Survival of the Kindest” mi?

etiket “Survival of the Fittest” mi, yoksa “Survival of the Kindest” mi?

Bazı insanlar hayatta kalıyor.

Bazı insanlar ise başkalarını hayatta bırakmıyor.

Peki biz çocuklara hangisini öğretiyoruz?

Son günlerde içimizi yakan saldırıların ardından herkes konuşuyor. Ben ise biraz uzaktan bakıyorum. Önce bir baba, sonra bir eğitimci olarak.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Aklımda tek bir soru var: Kim hayatta kalır?

Aklımda tek bir soru var: Kim hayatta kalır?

Yıllardır kulağımıza kazınan bir ifade var: “Survival of the fittest.” Ama çoğumuz bunu yanlış anlıyoruz. Bu, “en güçlü olan hayatta kalır” demek sadece. 

Charles Darwin’in anlatmak istediği şey aslında daha basitti: Doğaya ve değişen şartlara uyum sağlayabilen canlılar yaşamaya devam eder. Mesela çok güçlü bir hayvan, iklim değişince ya da yiyecek azalınca yok olabilir. Ama şartlara uyum sağlayan, birlikte hareket eden ya da yeni koşullara alışan canlılar yaşamayı sürdürür.

Yani mesele sadece güç değil. Mesele uyum sağlayabilmek.

Peki ya merhamet?

Son yıllarda başka bir ifade yükseliyor: “Survival of the kindest.”

Son yıllarda başka bir ifade yükseliyor: “Survival of the kindest.”

Yani “en nazik olanın hayatta kalması.”

Bu sadece romantik bir slogan değil. Bilim insanları farklı bir yere işaret ediyor.

Frans de Waal, kalıcı olanın sadece rekabet değil, iş birliği olduğunu söylüyor.

Dacher Keltner, insan beyninin empati kurmaya yatkın şekilde evrildiğini anlatıyor.

David Sloan Wilson ise dayanışma kurabilen toplulukların ayakta kaldığını vurguluyor.

Yani hayatta kalanlar sadece en güçlü olanlar değil, birlikte yaşayabilenler.

Belki de Darwin yanlış anlaşılmadı. Biz, yanlış anlamayı seçtik. Çünkü rekabet kolay, merhamet zor. 

O zaman asıl soru şu: Çocuklara ne öğretiyoruz?

Daha hızlı olmayı mı?

Daha çok kazanmayı mı?

Yoksa daha çok hissetmeyi mi?

Gerçek şu: Uyum sağlayan birey hayatta kalır. Ama dayanışma kuran toplum ayakta kalır.

Eğer hedefimiz “en merhametli olanın hayatta kalması” olsaydı, belki daha az “başarılı” çocuklarımız olurdu.

Ama…

Daha az inciten.

Daha çok anlayan.

Daha çok iyileştiren insanlar yetişirdi.

Ve belki de bugün bizi sarsan bazı acılar hiç yaşanmazdı. 

Çünkü bazı acılar sonradan açıklanmaz. Baştan engellenir.

Belki de mesele hiçbir zaman “Kim hayatta kalır?” değildi.

Belki de mesele hiçbir zaman “Kim hayatta kalır?” değildi.

Mesele şuydu:

Kim, başkasının hayatını korur?

Herkes güçlü olmayı öğretiyor. Ama merhameti kim öğretiyor?

Peki sizce dünyayı ayakta tutan şey ne?

Güç mü, merhamet mi?

Instagram

LinkedIn

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam