Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sıra Dışı Bir Şeyler Öğrenmeden Gününü Kapatmak İstemeyenlerin İmdadına Koşan 17 Acayip Bilgi

-
8 dakikada okuyabilirsiniz

Facebook'taki "Ben bugün bi'şey öğrendim" grubunda kim ne öğrendiyse ahaliyle paylaşıyor ve o bilgiden daha çok kişi yararlanabiliyor. O zaman bu bilgileri Onedio'da paylaşalım ki çok daha fazla kişiye ulaşsın. Ne de olsa bilgi paylaşıldıkça çoğalan bir hazinedir. 😌

1. 

Latif E.

"Ben bugün berelerin üzerinde bulunan ponponların bir zamanlar sadece aksesuar olmadığını öğrendim. Bunların tarihi 18. yy'a kadar uzanmaktaymış. Fransız denizciler düşük güverte tavanlarına çarptıklarında kafalarını korumak için bu tarz şapkalar giyiyorlardı. Elbiselerini de bu şekilde şartlara göre tasarlamışlar."

Kaynak

2. 

Berk Ö. Ç.

"Ben bugün, Arjantin pampalarındaki gitarın hikayesini öğrendim.

Çiftçi Pedro Ureta'nın karısı Graciela, Arjantin'in geniş pampalarında (Peru Keçua dilinde pampa = ova, düzlük) uçak ile seyahat ederken tarlalardan birinde kocaman bir süt güğümü şekli görmüş. Bunun üzerine kocasına kendi tarlalarında da benzer bir şey yapabileceklerini söylemiş. Ama işlerle uğraşadursunlar, zaman geçmiş ve birdenbire Graciela beyin anevrizması sonucu vefat etmiş. Yıllardan 1977 imiş.

Bunun üzerine Pedro, karısının gerçekleştirmek istediği projeyi uygulamaya koymuş. Aslında istediği, karısı için unutulmayacak bir mabed yapmakmış. Önce şekil olarak eşinin en sevdiği müzik aletini seçmiş: Gitar!

Sonra her ağacı tek tek elleri ile toprağa dikmiş, evinin etrafında yaklaşık 1,5 km uzunluğunda bir Gitar oluşturmuş. Bu gitarın dış çevresini selvi ağaçlarından, tellerini ise çiçekli okaliptüs ağaçlarından meydana getirmiş.

Artık ağaçlar iyice büyüdüğünden, Arjantin pampaları üzerinden uçarak seyahat edenler bu güzel görüntünün tadını çıkarıyorlarmış. Çiftçi Pedro Ureta ise meydana getirdiği güzelliği, uzun süre sonra, ancak havadan çekilen fotoğraflarda görebilmiş. 

Çünkü uçmaktan delicesine korkuyormuş!"

3. 

Murat N.

"Ben bugün, dilimize "kot pantolon" olarak yerleşmiş olan terimdeki "kot" kelimesinin, kumaşın ya da pantolonun cinsiyle hiç ilgisi olmayıp, Muhteşem Kot'un, 1940'ta Fransa'da blue jean'le tanışıp, Türkiye'ye dönüşünde burada üretmeye başladığı bu pantolonları kendi soyadı olan "KOT" ismiyle markalaştırmasından ibaret olduğunu öğrendim. Sonraları 1992'ye kadar olan üretim sürecinde, işin başındaki oğul Aytaç Kot'un, bunun sadece kendilerine ait bir pantolon markası olduğu ve diğer blue jean'lere kot denmemesi konusundaki türlü girişimleri de bir sonuç vermemiş. Aynı her tür ve marka kağıt mendili "Bir Selpak alabilir miyim?" şeklinde istememiz gibi bir durum söz konusu yani."

4. 

Ekrem G.

"Ben bugün Türkiye'deki çocukların baba ilgi ve desteğini çok düşük düzeylerde yaşadığını öğrendim.

Türkiye’de babalar çocuk gelişim ve bakımında kendi sorumluluklarını geri planda görüyorlar. Erkeklik kalıpları nedeniyle bakım becerilerine sahip değiller çoğunlukla, çünkü o şekilde yetiştirilmiyorlar. 

Babalar ilk olarak erkek, sonra baba oluyor. Erkek süt ısıtmadığı için baba da süt ısıtmıyor. Annenin temel sorumluluğu gibi görülüyor. Çocuk gelişimi için en kritik dönem, 0-6 yaş. Baba, çocuğa o dönem yakın olmazsa gelişim fırsatı da kaçıyor. 

Babalık; eve ekmek getirmek, kural koymak değil. Çocukla zaman geçirmek, etkinlik yapmak demek. Her baba kendini bir yoklasın. Çocuk akşam kim diye ağlıyor? Çocuk, babadan sadece kıyafet ya da dışarıdan bir şey istiyorsa, o baba çocuk ilişkisinde sorun var demektir.

Çocuk bayramı sadece hediyeler alınan değil, özellikle babaların daha fazla sorumluluk alması gerektiğinin fark edildiği bir gün olarak kurgulanmalı."

5. 

Hüsnü K.

"Ben bugün tarih boyunca erkeklerin alyans veya evlilik yüzüğü takmadıklarını, yüzük satışlarının düştüğü 2. Dünya Savaşı sırasında kuyumcuların satışlarını arttırmak için erkeklerin geride bıraktıkları eşlerini (veya nişanlılarını) hatırlamak amacıyla takabilecekleri alyanslar üretmeleriyle ve krizi fırsata dönüştürelim pazarlamasının kısa zamanda tüm dünyaya yayılmasıyla ortaya çıktığını, yani oldukça yeni bir adet olduğunu öğrendim."

Kaynak

6. 

Nur Banu M.

"Ben bugün, yine haritayı açmış, çöllerden okyanuslara, dağlardan ovalara ağzım açık uçarken kuzey batı Afrika'da tam Moritanya'nın üzerine geldiğimde, "Oha, o ne la!" nidasıyla tepki gösterdiğim şu ilişikteki şeyin Sahra'nın Gözü olduğunu öğrendim.

Richat Yapısı diye de adlandırılan bu jeolojik oluşum, yerde gezerken belli olmuyor. Taa yukarı çıkıp bakmak lazım. İlk olarak, Amerikalı Gemini 4 astronotları, 1965'te uzaydan baktıklarında görmüş bunu. 50 kilometre çapı var. İlk zamanlarda meteor düştü de burası böyle oldu sanmışlar ama sonra, rüzgâr ve erozyonla oluştuğunu anlamışlar.

Gugıl'da çıtı çıtı bunun görsellerini ararken, birinin uçaktan fotoğrafını çektiğini görmüştüm. Şanslı tavuk! Şimdi aradım bulamadım. İnce arasam bulurum. Acaba hangi uçağa binmek lazım ki, Sahra'nın Gözü'nün tam üstünden ideal yükseklikten geçsin?

Dünya, tüm kitaplardan, tüm şarkılardan, tüm filmlerden kat be kat heyecan uyandırıcı bi şey. Benim için öyle. Şimdi bunu okudum ya, illaki bi gün kalbinden fotoğraf çektiririm. Yapmazsam ölürüm."

7. 

Tuba K. O.

"Ben bugün, günümüzde sadece Nasreddin Hoca fıkrasıyla bildiğimiz "eşeğe ters binmek" deyiminin, Osmanlı'da yankesicilere, kapkaççılara, hırsızlara verilen ve Tanzimat'a kadar devam etmiş bir cezadan geldiğini öğrendim. Hatta bu ceza Anadolu'da Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar sürmüş. Yankesici yakalandığında ve suçlu olduğu kesinleştiğinde, eşeğe ters bindirilerek tüm kasabanın, kentin içinde sabahtan akşama kadar tam 3 gün dolaştırılırmış, boynuna da suçu yazılırmış. Eğer ilk kez bu suçu işliyorsa, "yüzü ak olsun" düşüncesiyle, son gün suratına yoğurt sıvanırmış. Böyle de ilginç, yaratıcı cezalar varmış Osmanlı'da..."

8. 

Eylül L.

"Ben bugün Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni kabul etmeyen iki ülke olduğunu, bunların da ABD ve Somali olduğunu öğrendim. Türkiye'de ise 1994 yılında kabul edilip, 1995'te Resmi Gazete'de yayımlanarak yasal niteliğe kavuşmuş.

Bir de çocukların dernek kurma hakkı olduğunu, 12 yaşını bitirmiş her çocuğun üye olup 15 yaşını bitirmiş en az 7 çocuğun da bu derneği kurma hakkı olduğunu öğrendim. (18 yaşını dolduran çocuklar üye olamazlar)"

Kaynak: "Çocuk İstismarına ve İhmaline Yaklaşım Temel Bilgiler" kitabı

Ekleme: 2015 yılında Somali de imzaladı.

9. 

Ayça A.

"Ben bugün Joan Murray adlı kadının 25 Eylül 1999 yılında 4200 metreden paraşütle atlayıp paraşütünün açılmadığını, yedek paraşütünün de yere 200 metre mesafe kala açılınca saatte 130 km ile yere çakıldığını, tüm bu olanlara rağmen mucizevi bir şekilde hayatta kaldığını öğrendim. Sebebi: Joan ateş karıncalarının yuvasına düşüyor ve 200 defa ısırılıyor. Vücut şoka giriyor, adrenalin salgılanıyor ve kalp savunmaya geçip hızla atmaya devam ediyor. 2 hafta koma, 17 kan nakli ve 20 estetik operasyon sonrasında...

Ek olarak ateş karıncaları omnivor ve çok güçlü canlılar. Buldukları her şeye saldırıp kısa sürede yok ediyorlar hatta bir buzağıyı bile solunum yollarına saldırıp el birliğiyle deviriyorlar. Mikrodalgada bile hayatta kalabiliyor, yuvalarını su bastığında zincirleme bir araya gelip sal oluşturup aylarca yüzeyde kalıyorlar. Çılgınlar..."

10. 

Elif K.

"Ben bugün aylaklığın önemini öğrendim. Bertrand Russell'a göre insanların bir haftada toplamda 24 saatten fazla çalışmaması gerekir. İnsanlar çok çalışmaya güdülenerek estetikten, sosyal aktivitelerden uzaklaşmakta ve robotlaşmaya başlamıştır. Boş kaldığımda ne yapacağımı bilmiyorum sorusu boş vakitlerde aklımıza geliyorsa büyük bir sorunumuz var demektir. Aylaklığa övgü metninde ayrıca Russell çalışmayı görev bilmenin "köle ahlakı"nın bir parçası olduğunu belirtir. Bence de haklı. :) Az çalışmak çok gezmek olsun yaşamımızda."

Kaynak

11. 

Ural A.

"Ben bugün, 19 Mayıs'ın ilk olarak 20 Haziran 1938’de "Gençlik ve Spor Bayramı" adı ile milli bayram olarak ilan edildiğini, Cumhuriyet'in ilk 19 yılında 19 Mayıs'ın bayram olarak kutlanmadığını ve 7 Mart 1981’de de "Atatürk’ü anma" eklenerek "Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor Bayramı" olduğunu öğrendim."

12. 

Gülru G.

"Ben bugün buzlarda gizlenmiş olan ve alt ettiğimizi düşündüğümüz pek çok viral/bakteriyel hastalığın, küresel ısınma sonucu hortladığını öğrendim..."

Foto: Staffan Widstrand/naturepl.com

Kaynak

13. 

Cem D.

"Ben bugün "Kâbe" sözcüğünün Yunanca "kubos," yani "küp"ten geldiğini öğrendim."

14. 

Türkan Ç. I.

"Ben bugün Küçükpazar Karakolu olarak bilinen karakolun, emekli olan 3 polis memurunun hadi bir karakol kuralım diyerek yola çıkıp, kendi kendilerine kurduklarını, yıllarca çalışıp her tür kararı aldıklarını, günün birinde 3 kafadar izindeyken, ya hu her yere kömür dağıttınız hani bizim kömürler diyerek merkez amirliği arayan bir polis ile her şeyin gün yüzüne çıktığını ancak kurulmuşken de yola devam ettiğini, bu memlekette hiçbir şeye şaşırmamak gerektiği de dahil, gerçekten çok şaşırarak okudum, öğrendim. Henüz bilmeyenler buradan takip edebilir efemm..."

15. 

Hasan Y. Ö.

"Ben bugün olur da kolunuzu timsaha kaptırırsanız henüz kaptırmadığınız diğer kolunuza ait olan elinizle timsahın burun deliklerini kapattığınız takdirde kolunuzu kurtarabileceğinizi öğrendim.
Timsah bile olsa nefes alması gerekiyor doğal olarak.
Ve ağzını açıyor(muş)."

16. 

Zeynep A.

"Ben bugün, bitkilerin fotoğraflarını çekerek hangi bitki olduklarını öğrenebileceğimiz bir akıllı telefon uygulaması olduğunu öğrendim. Bu uygulama sayesinde karşılaştığımız çiçeğin, ağacın resmini çektiğimizde, Plant Net adlı uygulama bize bitkiyle ilgili bilgi veriyor.
2007 yılında Montepellier'de kurulmuş tarım araştırmaları yapan Agropolis adlı kurumun projesi olan Plant Net'te 202.029 resim ile 5882 çeşit bitki var!"

HaberPlant Net projesi 

17. 

Ahmet C.

"Ben bugün 1976 yapımı Tosun Paşa filmindeki Tellioğlu ailesinin lideri "Tellioğlu Akil"i canlandıran Akil Öztuna'nın filmin çekimleri sırasında deveden düşerek hastaneye kaldırıldığını, çekimlerin hemen akabinde de yaşamını yitirdiğini öğrendim. 

Filmde, Seferoğlu ailesiyle yaşanan bir kavga sırasında kafasına darbe alması, Şener Şen'in tabiriyle "tozutup" Şaban'ı babası sanmasıyla hatırlarsınız. Hababam sınıfındaki gözleri pek görmeyen felsefe hocasını da Akil Öztuna canlandırmıştı.
O dönemde Hababam Sınıfı ve Tosun Paşa'nın çekimleri aynı anda sürdürülüyormuş. Akil Öztuna'nın yer aldığı sahnelerde kesintiler yaşanmasından dolayı film yapımcıları Öztuna'nın bir an önce hastaneden çıkarılması için baskı yapmış, ailesi ise direnmiş ve hastaneden çıkarılmasını kabul etmemiştir. Tosun Paşa filminin ilerleyen sahnelerinde hiç görünmemesinin sebebi o dönemlerde hastanede olmasıymış. Bu kopukluğu çoğunuz fark etmişsinizdir.

1976 yapım Tosun Paşa ile 1939 yapım Tosun Paşa çoğu zaman karıştırılmaktadır. Bu sebeple IMDb'nin ilgili sayfasında filmin senaristi Nazım Hikmet olarak belirtilmiştir. Halbuki 1939 yapımı filmin senaristi Nazım Hikmet iken 1976 yapım filmin senaristi Yavuz Turgul'dur. İki filmin senaryoları arasında paralellik bulunmamaktadır.

Düzeltmeler ve bilgi için Akil Öztuna'nın torunu Gaye Zeytinci ve kızı Aytaç Öztuna'ya teşekkür ederim.
Akil Öztuna anısına saygıyla."

Kaynak

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
yusuf-agah

15 te . resimde bulunan timsahın hiç ısıracağını sanmıyorum. muhtemelen direk olarak yutar. hadi ısırdı diyelim burun deliklerine kafamı soksam yine kapanmaz. küçük bi timsah koyaydınız oraya da motivasyon olurdu.

birinci-tekil-birey

Güzel içerik... Sorgulamak ve araştırmak ne güzel şeyler.

yavuz-akdemir

13 YANLIŞ

Gizli Kullanıcı

kendilerini bilginin kaynağı zanneden onedio editörleri, bi tarafınızdan uydurarak anca kendiniz gibileri inandırırsınız. #13 teki kelime döküntüleri yanlıştır. sözde editöre öğreteyim; kâbe ismi kuranda da geçen orijinal arapçadır.

fcrfcr

Kabe kurandan daha eskidir. Adı da kuranla konulmamıştır.

Gizli Kullanıcı

ha senin mantığına göre Allah, o daha eski kelimeden esinlenerek mi Kâbe kelimesini kullandı Kur'anda. zekana hayran kaldım

birinci-tekil-birey

Şöyle bir bilgim var. Arapların atası olan Samilerin lisanından Yunanca'ya "kubos" olarak geçip sonra tekrar Arapça ile bağdaştırılmış diye biliyorum. Samilerden Yunancaya, Yunancadan da Arapçaya aynı kök ile gelmiş olabilir. Bir bakıma düşünecek olursak önce Yunancaya evrilip sonra tekrar doğduğu topraklara dönmüş bir isim diye düşünebiliriz. Dil uzmanlarına danışmak gerekir.

fcrfcr

Hayır arkadaşım esinlenme falan yok. Arapçayı Tanrı'nın yarattığını mı sanıyorsun? İndirdiği kitap, indirdiği kavmin o dönem konuştuğu dil ile iner. O dönem insanlar o yapıya Kabe diyorsa kitapta da Kabe diye geçer. Tanrı'nın "Dur bunun kökeni Yunancaymış başka bir kelime uydurayım" diyeceğini sanmıyorsun değil mi?

ramazan-akan

13teki bilgi yanlıştır. Kabe Arapça'da kenar anlamına geliyor.

Başlıklar

Akıllı telefonAmerika Birleşik DevletleriArjantinDarbeEvlilikFacebookFransaMuşPolismüzikonedio
Görüş Bildir