article/comments
article/share
Haberler
Renk, Armoni ve Yasemen Latife Ayvaz Resmi

etiket Renk, Armoni ve Yasemen Latife Ayvaz Resmi

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Sanatın bazen en güçlü cümlesi, söylenmeyenlerdir. İşte Yasemen Latife Ayvaz’ın resimleri de tam bu sessizlikte izleyicisini karşılıyor. Renklerin, katmanların ve lekelerin yalnızca estetik bir bütünlük oluşturmadığı; hafızayı, duyguyu ve yaşamın izlerini görünür kıldığı bir dünyaya davet ediyor. İstanbul’un ritminden Boşnak köklerinin bıraktığı kültürel izlere, edebiyatın anlatı gücünden toplumsal sorumluluk anlayışına uzanan sanat yolculuğunda Ayvaz, soyut resmi yalnızca bir ifade biçimi değil, izleyicinin kendi hikâyesini tamamlayabileceği özgür bir alan olarak görüyor.

Tarabya’daki atölyesinde hayata geçirdiği “Mekânda Sanat” projesiyle sanat üretimini galerilerin dışına taşıyan, renkleri resimlerinin başrolüne yerleştiren ve eserlerini her bakışta yeniden anlam kazanan yaşayan yapılar olarak tanımlayan Yasemen Latife Ayvaz ile sanat felsefesini, ilham kaynaklarını, üretim sürecini ve sanatın toplumsal gücünü konuştuk. Renklerin dile dönüştüğü bu keyifli söyleşide, sanatçının iç dünyasına ve tuvalin ardındaki düşünce evrenine yakından tanıklık edeceksiniz.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

1. Eserlerinizde İstanbul’u lirik bir soyutlamayla, katman katman işliyorsunuz; bu şehrin kaosu ve ritmi tuvalinizde nasıl bir içsel melodiye dönüşüyor?

1. Eserlerinizde İstanbul’u lirik bir soyutlamayla, katman katman işliyorsunuz; bu şehrin kaosu ve ritmi tuvalinizde nasıl bir içsel melodiye dönüşüyor?

İstanbul benim için yalnızca yaşadığım bir şehir değil; sürekli değişen, her an başka bir yüzünü gösteren, çok katmanlı ve güçlü bir duygu alanı. Onu resmederken belirli bir manzarayı ya da tanınabilir bir görüntüyü aktarmaktan çok, bende bıraktığı duyguyu tuvale taşımaya çalışıyorum.

İstanbul’un içinde aynı anda hem büyük bir hareket hem de derin bir dinginlik var. Kalabalık, kaos bir tarafta ,   Boğaz’ın akıl almaz güzelliği diğer tarafta.   Suyun hareketi, gökyüzü , kuşlar , martılar ;  doğasında ise  mevsimine göre erguvanları laleri  ve ayrıca eski yapıların taşıdığı hafıza diğer tarafta duruyor. Benim resimlerimde bu karşıtlıklar renk, doku ve katmanlar aracılığıyla bir araya geliyor.

Bazen bir vapurun geçişini seyrederken ki his , bazen gün batımında kırmızının turuncunun pembenin yerini altın ışıklarla geceyi karşılaması ve suya  yansıması,  bir resmin başlangıç noktası olabiliyor. Ancak bunlar tuvale doğrudan bir görüntü olarak değil; zamanla soyutlaşmış bir his, bir ritim ya da hafızada kalan bir iz olarak yansıyor.

Benim melodimde  yükselen, sakinleşen  ve yeniden başlayan bölümler var. Resimlerimdeki lekeler, renk geçişleri ve yüzeyde oluşan ritim de bu içsel müziğin görsel karşılığına dönüşüyor.

2. Sarıyer Tarabya’daki atölyenizde hayata geçirdiğiniz “Mekânda Sanat” Projesi, galeri duvarlarının ötesine geçerek izleyiciyi doğrudan üretim alanınıza dâhil ediyor; bu projenin doğuş hikâyesi nedir?

2. Sarıyer Tarabya’daki atölyenizde hayata geçirdiğiniz “Mekânda Sanat” Projesi, galeri duvarlarının ötesine geçerek izleyiciyi doğrudan üretim alanınıza dâhil ediyor; bu projenin doğuş hikâyesi nedir?

“Mekânda Sanat” fikri, sanat eseriyle izleyici arasındaki ilişkinin daha doğrudan, daha samimi ve daha gerçek bir zeminde kurulabileceği düşüncesinden doğdu.

Galeriler sanatın görünürlüğü açısından çok değerli mekânlar. Ancak bir sanatçının atölyesi bambaşka bir dünya. Atölyem yalnızca eserlerimi  ürettiğim  bir yer değil ; düşüncelerimin geliştiği , bazı işlerin yarım kaldığı, bazılarının sırasını beklediği yaşayan  bir alandır. 

Bundan dolayı Tarabya’daki atölyemi izleyiciye açarken amacım, insanları yalnızca sergilenen eserlerle değil, sanatın oluştuğu atmosferle de buluşturmaktı. Kullandığım boyadan , kullandığım  malzemelere , çalışma masama yerde oluşan izlere kadar  izleyici daha farklı bir deneyim yaşadı. “Mekânda Sanat”, klasik anlamda  bir sergi projesinden öte  sanatçıyla izleyici arasında diyaloğu güçlendiren, insanların eserlere daha yakından bakmasına, soru sormasına ve üretim sürecini hissetmesine imkân veren bir buluşma biçimi oldu ve çok ilgi gördü.

3. Bilkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunusunuz; edebiyat eğitimi, soyut leke sellik ve renk seçimlerinizdeki hikâye anlatıcılığı hissini nasıl besliyor?

3. Bilkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunusunuz; edebiyat eğitimi, soyut leke sellik ve renk seçimlerinizdeki hikâye anlatıcılığı hissini nasıl besliyor?

Edebiyat eğitimimin sanat anlayışım üzerinde çok güçlü bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Edebiyat, insanın duygu düşüncesini etkili ve özgün bir biçimde sözlü veya yazılı anlatmasıdır bende resimlerimde bütün bu duygu ve düşüncelerimi tuvale aktarıyorum.   

Bir hikayede bir şiirde yazar ne anlatmak istemiş diye düşünürsünüz ya soyut resimde de aslında aynı.  Soyut resimde de izleyiciye tamamlanmış, tek bir anlam sunmak yerine, onun kendi hikâyesini kurabileceği alanlar bırakmış oluyorsunuz. 

Resimlerimdeki katmanlar da , bir metnin bölümleri gibi düşünülebilir  bence. Her  katman ve kullandığım renkler farklı  duygular yaratabilir. Burda da aslında edebiyat devreye giriyor ve izleyicinin iç dünyasına iniyor ve izleyici kendi hikayesini yazıyor.

4. İlk kişisel serginizin adı “Rengin Gör Dediği…” idi; renkler sizin için nesneleri betimleyen bir araç mı, yoksa başlı başına konuşan özgür karakterler mi?

4. İlk kişisel serginizin adı “Rengin Gör Dediği…” idi; renkler sizin için nesneleri betimleyen bir araç mı, yoksa başlı başına konuşan özgür karakterler mi?

Evet renkler benim resimlerimin konuşan özgür karakterleridir. ‘Rengin gör dediği’ beni çok iyi anlatan bir sergi ismi olmuştur.  Benim için renk başlı başına bir dil, bir duygu ve hatta resmin ana karakteridir. Her renk içinde bir duygu taşır , bazen umut bazen tutku bazen zamana bırakılmış izleri hatırlatır ve bu hisler izleyiciden izleyiciye değişir. Onun için ‘Rengin gör dediği’ ile benim anlatmak istediklerim ve izleyicinin renklerden gördükleri bir bütünlük ile birbirini tamamlamıştır.

5. Dr. Seyit Mehmet Buçukoğlu ile uzun yıllara dayanan mesainiz var; bir sanatçının kendi dilini bulma sürecinde doğru bir hoca-usta ilişkisi ne kadar belirleyicidir?

5. Dr. Seyit Mehmet Buçukoğlu ile uzun yıllara dayanan mesainiz var; bir sanatçının kendi dilini bulma sürecinde doğru bir hoca-usta ilişkisi ne kadar belirleyicidir?

Evet Seyit hocam ile uzun yıllara dayanan atölye çalışmalarımız oldu. Bir sanatçının kendi yolunu bulma sürecinde doğru bir hoca ile karşılaşması son derece değerlidir. 

Bir sanatçının gelişiminde temel bilgi, desen, kompozisyon, renk, malzeme ve sanat tarihi elbette çok önemlidir. Ancak bir noktadan sonra sanatçının öğrendiklerini kendi dünyası içinde yeniden yorumlaması gerekir .Benim de kendime ait olanı bulmama Seyit hocam yardımcı olmuş bana  rehberlik etmiştir ve  sonunda kendi yolumda yürümem  için bana alan açmıştır.

Atölye çalışmalarımız boyunca bilgi ve deneyimini büyük bir cömertlikle benimle paylaşması sanat anlayışımın şekillenmesinde önemli bir iz bırakmıştır. Kendisine emeği ve bana rehberliği için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

6. Boşnak kökenli bir sanatçı olmanızın, eserlerinizdeki çok kültürlülük, doku zenginliği ve toplumsal değerlerin harmanlanması üzerinde bir yansıması var mı?

6. Boşnak kökenli bir sanatçı olmanızın, eserlerinizdeki çok kültürlülük, doku zenginliği ve toplumsal değerlerin harmanlanması üzerinde bir yansıması var mı?

Kültürel kökenin insanın duygu dünyasına, estetik algısına ve hayata bakışına bilinçli ya da bilinçsiz biçimde yansıdığına inanıyorum.

Boşnak kökenli bir aileden gelmek, bana farklı kültürlerin bir arada bulunmasının zenginliğini küçük yaşlardan itibaren hissettirdi. Aile hikâyeleri, göç duygusu, geçmişe bağlılık, dayanışma, sofralar, gelenekler ve kuşaktan kuşağa aktarılan hatıralar insanın iç dünyasında kalıcı izler bırakıyor.

Ben eserlerimde doğrudan folklorik ya da geleneksel semboller kullanmıyorum. Ancak geçmişin bıraktığı iz, aidiyet duygusu bilinçaltımda resimlerimde yer aldığına inanıyorum.  Katmanlı yüzeyler de belki bu köklerin bir yansıması olabilir. Resimlerimde altta kalan renklerin, izlerin ve dokuların yüzeyden zaman zaman görünmesi, bana bu geçmiş ve hafıza ilişkisini hatırlatıyor.

7. Toçev Vakfı (Tüvana okuma istekli Çoçuk Eğitim Vakfı) gibi organizasyonlarla çocuklar yararına düzenlenen sergilere destek veriyorsunuz; sanatın toplumsal yaraları sarmadaki dönüştürücü gücünü nasıl tanımlarsınız?

7. Toçev Vakfı (Tüvana okuma istekli Çoçuk Eğitim Vakfı) gibi organizasyonlarla  çocuklar yararına düzenlenen sergilere destek veriyorsunuz; sanatın toplumsal yaraları sarmadaki dönüştürücü gücünü nasıl tanımlarsınız?

Her türlü sanatın toplumsal dönüşüm yaratabilecek çok güçlü bir alan olduğuna inanıyorum. Sanat her zaman doğrudan ve tamamen  bir sorunu çözmeyebilir;  ama farkındalık oluşturup  kişiler arasında duygusal bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Sanatçıların yaşadığı topluma karşı duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum. Bence sanat ve gerçek sanatçı , yalnızca sanatçının kendi iç dünyasını anlatması değil, aynı zamanda yaşadığı döneme tanıklık etmesi ve imkânı ölçüsünde topluma katkı sağlamasıdır.

Bir eserle, bir çocuğun eğitimine, gelişimine ya da hayatındaki küçük bir imkâna katkıda bulunabilmiş olmak benim için büyük bir mutluluk ve benzer duyarlılıkla düzenlenen etkinliklere her zaman açık olduğumu özellikle belirtmek istiyorum.

Instagram 

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam