Psikolojiye Göre Stresle Daha İyi Başa Çıkan İnsanların 6 Ortak Özelliği
Stres hayatın kaçınılmaz bir parçası olsa da herkes yoğun baskı karşısında aynı tepkiyi vermiyor. Bazı insanlar kriz anlarında sakinliğini koruyup daha hızlı toparlanırken, bazıları stresin altında kolayca tükenebiliyor. Peki bu farkın nedeni ne? Psikoloji araştırmaları, stresle daha iyi başa çıkan insanların bazı ortak düşünme ve davranış biçimlerine sahip olduğunu gösteriyor.
Stres hayatın kaçınılmaz bir parçası olsa da herkes baskı altında aynı tepkiyi vermiyor.
Bazı insanlar yoğun iş temposu, belirsizlik veya kriz anlarında daha sakin kalabilirken bazıları çok daha hızlı tükenebiliyor. Psikoloji araştırmaları, bu farkın yalnızca karakter meselesi olmadığını; stresin nasıl yorumlandığı, duyguların nasıl düzenlendiği ve kişinin günlük alışkanlıklarıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.
Strese Farklı Bir Anlam Yüklüyorlar
Stresle başa çıkma konusunda en önemli faktörlerden biri, yaşanan olayın nasıl değerlendirildiği. Psikologlar Richard Lazarus ve Susan Folkman'ın geliştirdiği bilişsel değerlendirme yaklaşımına göre stres, yalnızca olayın kendisinden değil, kişinin o olayı nasıl yorumladığından da etkileniyor.
Örneğin önemli bir sunum bazı kişiler için büyük bir tehdit gibi algılanırken, başka biri bunu kendini gösterme fırsatı olarak değerlendirebiliyor. Benzer şekilde Alia Crum'ın stres algısı üzerine çalışmaları da stresin kişinin zihnindeki anlamının, deneyimin kendisini etkileyebileceğine işaret ediyor.
Stresle daha iyi başa çıkan kişiler bu nedenle baskıyı her zaman 'tehlike' olarak değerlendirmek yerine, bazen bir meydan okuma veya çözülmesi gereken bir problem olarak görebiliyor.
Duygularını Bastırmak Yerine Düzenliyorlar
Stresli insanların yaptığı en yaygın hatalardan biri, olumsuz duyguları tamamen bastırmaya çalışmak. Ancak duyguları yok saymak, onların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Duygu düzenleme üzerine çalışan psikolog James Gross'un araştırmaları, kişinin yaşadığı olayın anlamını yeniden değerlendirmesinin stres tepkisini azaltabileceğini gösteriyor. Buna karşılık duyguları sürekli bastırmak, kişinin fizyolojik stres düzeyini artırabiliyor.
Stresle daha sağlıklı başa çıkan kişiler korku, öfke veya kaygı hissetmedikleri için güçlü görünmüyor. Tam tersine, bu duyguları fark edip anlamlandırmaya ve gerektiğinde bakış açılarını değiştirmeye daha yatkın oluyorlar.
Stresin en yıpratıcı taraflarından biri, kişinin kendisini tamamen çaresiz hissetmesi.
Kontrol edemediği bir durum üzerinde sürekli düşünmek ise kaygıyı daha da artırabiliyor.
Psikolojide 'algılanan kontrol' kavramı, kişinin sonuçlar üzerinde ne kadar etkisi olduğunu düşündüğüyle ilgili. Stresle daha iyi mücadele eden kişiler genellikle değiştiremeyecekleri koşullar üzerinde uzun süre takılı kalmak yerine, kendi kontrol alanlarına yöneliyor.
Örneğin iş yerindeki bir karar üzerinde etkisi olmayan bir kişi, sürekli bu kararı düşünmek yerine kendi yapabileceği işleri planlamayı tercih edebiliyor. Bu yaklaşım hem çaresizlik hissini azaltıyor hem de problem çözme davranışını destekliyor.
Stres Sonrasında Daha Hızlı Toparlanıyorlar
Stres yalnızca zihinsel bir süreç değil. Vücut da stres karşısında kalp atış hızının ve kan basıncının artması gibi çeşitli fizyolojik tepkiler veriyor.
Önemli olan noktalardan biri ise stres faktörü ortadan kalktıktan sonra vücudun ne kadar hızlı normale dönebildiği. Dayanıklılık üzerine çalışan psikolog George Bonanno'nun araştırmaları, psikolojik dayanıklılığın önemli bir bölümünün koşullara göre kendini ayarlayabilme becerisiyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Yani stresle güçlü şekilde başa çıkmak, hiçbir zaman gerilmemek anlamına gelmiyor. Asıl mesele, gerilim yaşandıktan sonra yeniden dengeye dönebiliyor olmak.
Doğru Zamanda Sosyal Destek Alıyorlar
Stresli dönemlerde çevreden destek almak da önemli bir koruyucu faktör. Ancak burada yalnızca çok sayıda insan tanımak değil, ihtiyaç duyulduğunda doğru kişilerden destek isteyebilmek önem taşıyor.
Stresle daha iyi başa çıkan kişiler yaşadıkları problemi tamamen tek başlarına çözmeye çalışmak yerine, gerektiğinde yakınlarından yardım veya duygusal destek isteyebiliyor. Aynı zamanda sürekli başkalarından güvence beklemek yerine kendi başa çıkma becerilerini de kullanıyorlar.
Sosyal bağların stres üzerindeki etkisi, psikoloji araştırmalarında uzun süredir dikkat çeken konulardan biri. Güven duyulan insanlarla kurulan sağlıklı ilişkiler, stresli deneyimlerin ardından duygusal toparlanmayı kolaylaştırabiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın