Personal Trainer'ların %80'i Neden İşe Yaramıyor?
Spor salonuna yeni yazılmış birini düşün.
Karın kası istiyor.
Biraz kilo vermek istiyor.
Belki yıllardır kurtulamadığı sırt ağrılarından kurtulmak istiyor.
Salona giriyor ve daha ilk gün bir personal trainer ile tanışıyor.
Ölçümler alınıyor.
Program yazılıyor.
Takviyeler öneriliyor.
Her şey profesyonel görünüyor.
Ama birkaç ay sonra ortada bir sorun var.
Kişi gelişememiş.
İşte tam bu noktada herkes aynı soruyu soruyor:
'Personal trainer işe yaramıyor mu?'
Benim cevabım biraz rahatsız edici olacak.
Hayır.
Personal trainer mesleği işe yarıyor.
Ama personal trainerların büyük bir kısmı işe yaramıyor.
Sorun Bilgi Eksikliği Değil
Bugün herhangi bir antrenör internetten yüzlerce program bulabilir.
Kas gruplarını ezberleyebilir.
Yeni egzersizler öğrenebilir.
Sertifikalar alabilir.
Sorun bunlar değil.
Sorun şu:
Birçok trainer insan eğitmeyi değil, hareket saydırmayı öğreniyor.
Oysa bir insanın değişmesi için gereken şey program değildir.
Davranış değişikliğidir.
Spor salonlarında onlarca kez aynı sahneyi görüyorum.
Üye programını alıyor.
İlk hafta geliyor.
İkinci hafta geliyor.
Üçüncü hafta kayboluyor.
Trainer ise şaşkın:
'Program gayet iyiydi.'
Evet.
Program iyiydi.
Ama insan program yüzünden değil, alışkanlıkları yüzünden değişir.
Gerçek antrenörlük hareket öğretmekten çok daha fazlasıdır.
İnsanı anlamaktır.
Onu süreçte tutabilmektir.
Onun vazgeçmesine engel olabilmektir.
Trainer Değil, Motivasyon Satıcısı
Sosyal medyada kaslı bir vücuda sahip olmak, iyi bir antrenör olmak anlamına gelmez.
Ne yazık ki sektör uzun süredir bu yanılgının içinde.
İyi fiziğe sahip biri görülüyor.
Sonra şu varsayım yapılıyor:
'Kendi vücudunu yaptıysa başkasını da yapar.'
Hayır.
İyi futbolcu olmak iyi teknik direktör olmak değildir.
İyi aşçı olmak iyi restoran sahibi olmak değildir.
İyi vücut yapmak da iyi antrenör olmak değildir.
Çünkü antrenörlük bilgiyi aktarma sanatıdır.
Birçok trainer kendi vücudunu yönetebilir.
Ama karşısındaki insanı yönetemez.
Bazıları ise bunu hiç denemez.
Bunun yerine sürekli motivasyon satar.
Yüksek enerji.
Büyük sözler.
Abartılı vaatler.
Bitmeyen gaz verme seansları...
Fakat motivasyon geçici bir duygudur.
Sistem ise kalıcıdır.
İnsanları değiştiren şey motivasyon değil, sürdürülebilir alışkanlıklardır.
Sonuç Odaklı Değil, Satış Odaklı Sistem
Fitness sektöründe acı ama gerçek bir durum daha var.
Bazı trainerlar müşterinin sonucundan çok devamlılığını önemser.
Çünkü gelir modeli buna dayanır.
Üye gelişirse harika.
Gelişmezse de seanslar devam eder.
Bu yüzden bazı insanlar aylarca hatta yıllarca personal training alıp aynı noktada kalabilir.
Çünkü süreç ölçülmez.
Veriler takip edilmez.
İlerleme analiz edilmez.
Programlar güncellenmez.
Sorunlar tespit edilmez.
Gerçek profesyoneller ise tam tersini yapar.
Ölçer.
Kaydeder.
Karşılaştırır.
Gerekirse sistemi değiştirir.
Çünkü amaç üyeyi kendine bağımlı yapmak değil, sonuç almaktır.
Peki İyi Bir Personal Trainer Nasıl Anlaşılır?
Aslında düşündüğünüz kadar zor değil.
Bir trainerı değerlendirirken ilk bakmanız gereken şey kendi fiziği değildir.
Öğrencileridir.
Bir spor salonuna girdiğinizde etrafınıza bakın.
O trainerın öğrencileri ne kadar süredir onunla çalışıyor?
Hâlâ geliyorlar mı?
Hâlâ gelişiyorlar mı?
Çünkü insanların büyük çoğunluğu para verdiği halde sonuç alamadığı bir sistemin içinde uzun süre kalmaz.
Bir üyeyi bir ay boyunca etkileyebilirsiniz.
İki ay boyunca motive edebilirsiniz.
Ama altı ayı, bir yılı, iki yılı kandırarak geçiremezsiniz.
Eğer bir trainerın öğrencileri yıllardır onunla çalışıyorsa bunun çok basit bir açıklaması vardır:
Sonuç alıyorlardır.
İnsanlar sonuç aldıkları yere geri döner.
Sonuç alamadıkları yerden ise sessizce uzaklaşırlar.
Bu yüzden iyi bir antrenörü anlamanın en hızlı yolu onun Instagram hesabına değil, öğrencilerine bakmaktır.
Çünkü bir trainerın gerçek karnesi kendi vücudu değil, yetiştirdiği insanlardır.
Size sürekli yeni hareket göstermeye çalışmaz.
Size sürdürebileceğiniz bir sistem kurmaya çalışır.
Her sorunun cevabını bildiğini iddia etmez.
Öğrenmeye devam eder.
Sadece antrenmanla ilgilenmez.
Uykuyu sorar.
Stresi sorar.
Beslenmeyi sorar.
Hayatınızı sorar.
Çünkü bilir ki insan vücudu spor salonunun içinde değil, hayatın içinde şekillenir.
Ve en önemlisi...
Size kendisine ihtiyaç duymadan devam edebileceğiniz bir yapı kurmaya çalışır.
Son Söz
Personal trainerların büyük kısmının işe yaramamasının sebebi kötü niyetli olmaları değildir.
Çoğu iyi niyetlidir.
Ama iyi niyet sonuç üretmez.
Sonuç; bilgi, sistem ve takip üretir.
Ve en önemlisi insanı anlamak üretir.
Çünkü fitness dünyasının en büyük yanılgısı şudur:
İnsanlar hareketlerle değiştiğini sanır.
Oysa insanlar alışkanlıkları değiştiğinde dönüşür.
Gerçek personal trainer da hareket öğreten kişi değil, dönüşümü yöneten kişidir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

