Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Özgür Akın Yazio: Uzay Yarışları: Uzay Teknolojileri ve Uzay Madenciliği

127PAYLAŞIM
Yazio Banner

Uzay ve gökyüzü, insanlığın var oluşundan bu yana her zaman büyük bir merak konusu oldu. Bu merak insanların bu gizeme yönelik farklı çalışmalar gerçekleştirmesini sağladı. Bu çalışmalar kapsamında insanoğlu başta teleskop olmak üzere günümüze kadar pek çok başarılı keşfe ve projeye imza attı.

Uzay nedir? Dünya dışında bir yaşam mümkün mü?

Uzay; yeryüzünde yaşayan insanlara göre gezegenin 100 kilometre dışından başlayan, gezegenler ile diğer gökcisimlerini kapsayan sonsuz boşluğa verilen isim. Sıcaklığı yaklaşık olarak -270 derece olan uzayda zaman kavramı yoktur. Ayrıca içerisinde hissedilebilir oksijen bulunmayan uzay, yeterince oksijen molekülü barındırmadığı için de sürekli siyah görünür.

Günümüzde birçok ülke ve özel kuruluş bu alanda çalışmalar yürütüyor. Uzaya seyahat planlaması, çeşitli cisimler gönderimi gibi çalışmalar bunlardan bazıları. Fakat uzaya gitmek demek, yeryüzünün 100 kilometre üstüne çıkmak değildir. Asıl mesele atmosfer dışına çıkıldıktan sonra başlıyor.

Uzay yolunda ilk gelişmeler, özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında ABD ve SSCB arasında başlayan “Soğuk Savaş” döneminde yaşandı

1957 tarihinde SSCB’nin Sputnik 1 ismini verdiği uyduyu dünyanın yörüngesine fırlatmasıyla başlayan “uzay yarışı” süreci boyunca her iki ülkede de uzay teknolojilerine yönelik önemli yatırımlar yapıldı ve birçok proje hayata geçirildi.

Bu çalışmalardan en önemlisi ise uzaya insanlı uçuşun yapılması ve Ay’a ayak basılmasıydı. Sonrasında da bu çalışmaları farklı amaçlar için tasarlanan uyduların gönderilmesi ve bilgi toplamak, araştırma yapmak amacıyla diğer gezegenlere robotların gönderilmesi takip etti.

Geçmişten günümüze bu alanda gerçekleştirilen tüm çalışmalar ve geliştirilen teknolojiler farklı alanlarda da kullanılarak hayatın vazgeçilmezleri haline geldi. Öyle ki bu teknolojilerden başta iletişim ve ulaşım, bilimsel araştırmalar, istihbarat, yer gözlem ve güvenlik olmak üzere birçok alanda faydalanılmakta.

Özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler son dönemlerde kendi aralarında ciddi bir rekabet içerisinde ki bu durumu gelişmişlik göstergesi olarak da kabul etmekteler. Peki, biz ülke olarak uzay teknolojileri konusunun neresindeyiz?

Biz bu alanda yapılan çalışmaların henüz çok başındayız. Tabi bu süreçte uzay teknolojileri alanında da diğer ülkelerin birbirleri ile olan rekabetini çoğu zaman hayranlıkla takip ediyor olsak da artık ülkemizde de bu alana yönelik çalışmalar başladı. Bu çalışmaların ilk adımı geçtiğimiz yıllarda kurulan uzay ajansı ile atıldı. Bildiğiniz üzere ülkemizin de artık bir uzay ajansı var. Ayrıca geçtiğimiz günlerde açıklanan “Milli Uzay Programı” ile geleceğe yönelik yapılacak çalışmalar ve hedefler de açıklanmış oldu. 

Bu doğrultuda bir uzay ajansına sahip olmanın yerli ve milli bir uzay stratejisi ile uzaya yönelik bir bilim ve teknoloji politikası oluşturma konusunda önemini özellikle belirtmek gerekir. Çünkü yerli teknolojiye sahip bir uzay sanayisinin oluşturulması ve geliştirilmesi adına bilim ve teknoloji ekseninde konumlandırılmış bir uzay politikasının varlığı esastır. Dolayısıyla bir uzay ajansının kurulması ve ülke adına geleceğe yönelik çalışmalarda bulunması çok büyük önem arz etmekte.

İnanıyorum ki bugünün gençleri çok yakın bir gelecekte Türkiye Uzay Ajansı’nın gelecekteki astronotları olarak uzay alanında önemli çalışmalara ve başarılara imza atacaklar.

Bu başarılar ise nitelikli insanların yetiştirilmesi ve uzun vadeli akademik bir yol haritasının oluşturulmasıyla mümkündür. Ülkenin insan sermayesinin en başında gelen bilim insanlarının korunması, sayılarının daha da artırılması adına çalışmalar yapılması ülkenin refah seviyesine doğrudan etki edecek en önemli konuların başında gelmekte.

Bugün ülke olarak bu alana yatırım yapmalı ve gerçekleştirilen çalışmalar üzerinde önemle durmamız gerekli. Çünkü çok değil, yakın bir zamanda uzay teknolojileri konusunda büyük yol kat etmiş birçok ülke ve kurum, bu alanı ticarileştirmeye başlayacaklar. Geçmişte de olduğu gibi zamanında atılımlar yapılmaz ve yapılan çalışmaları görmezden gelmeye devam edersek, bu alanın en kıymetli pazar yeri olmaya aday olacağız. Tıpkı matbaanın icadı ya da endüstri 4.0 konusunda olduğu gibi…

Uzay madenleri...

Yeri gelmişken ticarileşme konusuna
değinmekte fayda var. Bugün baktığımızda dünyada ‘Marsta hayat olabilir’ tartışmaları
hâlâ sürmekte ve insanlığın uzaya taşınacağı, yakın bir zaman içinde de
seyahatlerin başlayacağı gibi birçok teori gündemde.

Son yıllarda sıkça gündeme gelen
konuların başında ise uzay madenleri yer alıyor. Dünya dışında bir yaşam
arayışının yanında madencilik arayışları konusunda da günümüzde pek çok maden
şirketi faaliyet yürütüyor. Hammadde açısından oldukça zengin bir yapıya sahip
oldukları tahmin edilen asteroitler Dünya üzerinde birçok şirketin ilgisini bu
konuya çekmiş durumda.

Asteroitlerden ve diğer gezegenlerden hammadde çıkarılması olarak tanımlanan uzay madenciliği ile çok sayıda mineral ve gazın yanı sıra özellikle uzayda inşa edilecek yapılarda kullanılması planlanan demir, nikel ve titanyum elde edilmesi amaçlanıyor.

Bilindiği üzere Dünya’da bulunan bakır, kalay, çinko, gümüş, kurşun ve altın gibi ekonomik değeri yüksek olan maden rezervlerinin önümüzdeki yüzyıl içerisinde biteceği değerlendiriliyor. Bilim insanları üretimi azalan özellikle platinyum ve kobalt gibi değerli elementlerin asteroitlerden çıkarılarak Dünya’ya taşınması konusunda çalışmalar yürütüyor.

Değerli madenlere sahip gök taşlarından çıkartılabilecek demir, nikel, titanyum, altın, manganez, paladyum ve tungsten gibi madenler var. 

Sadece bir asteroitten elde edilecek madenin 2,5 milyar dolar civarında maliyete sahip olabileceği tahmin ediliyor. Yapılan araştırmalara göre gereksinim duyulan madenleri Dünyaya getirmek önümüzdeki 10 yıllık süre içerisinde gerçekleşebilir. 

Instagram

Twitter

Facebook

Linkedln

YouTube

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
emirhan-akinci

editör akşam elite dangerous oynamış 🙄

Görüş Bildir