Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ortega, Fenerbahçe Günlerini Yazdı: Benim İçin İşkenceydi

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Hızı ve tekniğinden dolayı bir zamanlar Maradona'nın veliahtı olarak gösteriliyordu. 2002 yılında Fenerbahçe'ye transfer olduğunda yer yerinden oynamıştı. Ancak Ariel Ortega'nın Türkiye serüveni oldukça başarısız geçmişti. 

2013 yazında 39 yaşındayken futbolu bırakan Ortega, yayınladığı otobiyografisinde Fenerbahçe anılarına da yer verdi. Daha ilk günden sarı lacivertli takımın kendisine göre bir yer olmadığını anladığını belirten Ortega, "Takım içinde İspanyolca bilen bir kişi bile yoktu. Teknik direktörümü ve takım arkadaşlarımı anlayamıyordum" ifadelerini kullandı. Türkiye'de geçirdiği 4 ayın kendisi için işkence gibi olduğunu anlatan Ortega, bir sabah uçak bileti alıp aniden kaçtığını ve bunun için pişman olmadığını da yazdı.

Geldiği ilk günden itibaren dönemin teknik direktörü Werner Lorant ile sorun yaşayan ve Kanarya'da sadece 14 maça çıkabilen Arjantinli futbolcunun gidişi de olaylı olmuştu.

Türkiye'den ayrıldıktan sonra FIFA'dan yaklaşık 1 yıl ceza alan Ortega bir süre alkol problemi yaşadı ve 2013'te yeşil sahalara veda etti. Ünlü yıldız Arjantin'de çıkardığı ve ülkesinde büyük ilgi uyandıran 'Burrito' (Ortega'nın eşek sıpası anlamına gelen lakabı) adlı otobiyografisinde Fenerbahçe serüveniyle ilgili çarpıcı açıklamalara yer verdi. 

Kitabında üç sayfa yer verdiği Türkiye dönemini kariyerinin en kötü günleri olarak niteleyen River Plate efsanesi dönemin kendisi için kabus gibi geçtiğini ve ayrılması için de para ödemek zorunda kaldığını yazdı. 

İşte Ortega'nın kitabında yer verdiği ifadeler:

İlk günden oranın bana göre olmadığını anlamıştım

"Fenerbahçe bonservisim için istenilen parayı yatırdı ve benim rızam olmadan transfer gerçekleşti. Her zaman olduğu gibi menajerim de transferden alacağı komisyonu düşünüyordu ve beni apar topar bir uçağa bindirdiler. Transferin bana son anda haber verildiği kişi olarak Türkiye'ye gitmek dışında bir seçeneğim bulunmuyordu. Daha ilk andan itibaren bu ülkenin bana göre olmadığını anlamıştım."

Orta sıralar için mücadele ediyorduk

"Türk yaşam tarzına adapte olmam mümkün değildi. Dil benim için büyük bir problemdi ve öğrenip geliştirmem olası gözükmüyordu. Takım içinde İspanyolca bilen bir kişi bile yoktu. Kimseyle bir şey paylaşamıyordum. Yanıma bir tercüman vermişlerdi ve bütün zamanımı onunla geçirmek zorundaydım, benim adeta bodyguardım gibiydi. Teknik direktörün dediklerini ve verdiği taktikleri ne antrenmanlarda ne de maçlarda anlamıyordum. Saha içinde takım arkadaşlarımı anlamıyordum. Ben her zaman büyük hedefler peşinde koşan kazanmaya aç takımlarda oynamayı sevmişimdir. Ama orada öyle olmadı, o sezon orta sıralar için mücadele ediyorduk."

Benim için işkenceydi

"Soyunma odasında hoşgörü az ya da yok denecek kar azdı. Kültür olarak, biz Arjantinliler'e ters bu ülkede antrenmanlar dışında bir şeyler içip bir akşam yemeği yiyebileceğim, yalnızlığımı paylaşabileceğim bir arkadaşım bile yoktu. Soyunma odasındaki ve takım içindeki bu durum öyle basit bir şey değildi. Çünkü arkadaşlar arasında bir şeyler paylaşmak futbolun en hoş taraftarlarından biridir ve sağlam takım kimyası oluşturmak için gereklidir. Orada bulunduğum 4 ay benim için işkence gibi geçmişti ve Fenerbahçe yönetiminin benim için ödediği 7.5 milyon dolardan dolayı benim serbest kalmama ve ayrılmama izin vermeleri pek olası değildi."

En mutlu anım Galatasaray maçıydı

"Ancak kötü hissettiğim bu periyotta her şeye rağmen 14 maça çıktım ve 5 gol attım. Bu gollerden biri benim için çok önemliydi. Türkiye'nin en büyük derbisinde (Ortega burada R.Plate-B.Juniors rekabetinde atıfta bulunup Superclasico deyimini kullanıyor) Galatasaray'ı 6-0 yenmiştik ve ben de bir gol atmıştım. Bu sonuç en farklı skor olarak rekabetin tarihine geçti. Taraftarlarımız adeta çıldırmıştı, gerçi Türk taraftarların ne kadar agresif ve fanatik olduğu biliniyordu ama tribünler hep doluydu ve insanlar zaferleri sokaklarda kutluyordu. Bazı zamanlarda kamp yaptığımız yerin veya otobüsün camından onlara bir selam verebilmemiz için saatlerce bekleyebiliyorlardı, bu açıdan Arjantin futbol taraftarları ve İtalyanlar'a çok benziyorlardı."

Kontratımı nasıl feshedeceğimi düşünüyordum

"Ama benim kafamın içinde hep aynı soru vardı: 1.5 yıllık kalan kontratımı nasıl feshederim? Ve bunu yaparken menajerim, ben ve kulüp yönetimi arasında hiçbir soruna imkan vermeden orta yolun bulunması gerekiyordu. Bu çok hassas bir konuydu. Ancak Türk yöneticiler hiçbir şart altında uzlaşmaya yanaşmıyorlar ve kontratımı Fenerbahçe forması altında tamamlamamı istiyorlardı. Menajerim kendi işini görüp parasını cebine koymuştu ve her zaman olduğu gibi faturayı ödemek istemediği bir yeri seçmek zorunda kalan ve sürekli acı çeken biz futbolculara kalmıştı."

Bir sabah aniden kaçtım

"Bu işi çözmek için artık bana başka bir yol kalmamıştı. İşi kendi yöntemimle bitirecektim. Bir sabah uyandığımda eşyalarımı topladım ve Buenos Aires'e gidecek ilk uçak için havalimanına gittim. Arjantin Milli Takımı'ndan davet almıştım ve uçağa bindiğimde artık geri dönülmez bir yola gireceğimi biliyordum. Dönmeyecektim. Ancak kafamdan geçen bu fikri kimseyle paylaşmadım. Bu nedenle bu kaçış kararını aldığımı kimse tahmin edemezdi bile... Havalimanında saatler geçmek bilmiyordu. Uçuş kartını alıp uçağa binişimi yaşarken bir sonsuzluğun içinde gibiydim. Büyük bir problemi bitirmek üzere olduğumdan emindim ve Türkiye'den ayrılmak asla pişmanlık duyacağım bir davranış değildi."

Gama Spor

Onedio Spor'u Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

ArjantinFIFAFenerbahçeFenerbahçe Spor KulübüGalatasaray Spor Kulübüfutboltransfer
Görüş Bildir