article/comments
article/share
Haberler
Neden Yapmamız Gereken Şeyi Son Dakikaya Bırakıyoruz? Ertelemenin Asıl Sebebi Tembellik Olmayabilir

etiket Neden Yapmamız Gereken Şeyi Son Dakikaya Bırakıyoruz? Ertelemenin Asıl Sebebi Tembellik Olmayabilir

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Hepimizin zihninde, sessizce yer kaplayan bir “sonra” vardır. Yazılması gereken rapor, başlanması gereken tez, cevaplanacak mesaj, çalışılacak sınav… Yapmamız gerektiğini bilir, hatta yapmadığımız her dakika iş, zihnimizde biraz daha ağırlaşır. Yine de tam başlayacakken telefon elimizde belirir, kahve daha acil görünür, masanın üzerindeki küçük bir dağınıklık birden hayatî önem kazanır. Sonra kendimize o tanıdık sözü veririz: “Yarın kesin başlayacağım.” Yarın gelir, bazen değişen yalnızca takvimdeki tarihtir.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Erteleme karşısında insanın kendisine verdiği ilk hüküm çoğu zaman ahlakîdir: “Tembelim, iradesizim, disiplinsizim.”

Erteleme karşısında insanın kendisine verdiği ilk hüküm çoğu zaman ahlakîdir: “Tembelim, iradesizim, disiplinsizim.”

Oysa psikoloji, davranışa hüküm vermeden önce onun ne işe yaradığını sorar. Çünkü ertelemek her zaman işi istememek değildir; bazen o işin bizde uyandırdığı duyguyla karşılaşmayı istememektir. Sıkıcı bir görev sıkıntıyı, zor bir görev yetersizlik hissini, belirsiz bir görev kaygıyı; bizim için çok önemli bir görev ise hata yapma ve başarısız olma korkusunu çağırabilir. Böylece insan bazen işten değil, işin içinde kendisiyle karşılaşacağı yerden uzaklaşır. Ertelemek, rahatsız edici görevi ortadan kaldırmaz; fakat onun yarattığı duyguyu bir süreliğine susturur. Bugünkü benliğimiz birkaç dakikalık rahatlamayı satın alırken bedeli yarının benliğine bırakır. Tam da bu nedenle erteleme yalnızca zaman yönetiminin değil, duygu düzenlemenin de meselesidir. İşi ertelediğimiz anda baskı azalır; fakat zaman daraldıkça kaygı büyür, kaygı büyüdükçe başlamak zorlaşır. Ertelemenin ironisi şudur: Bugün rahatlamak için yaptığımız şey, yarının huzursuzluğunu çoğaltabilir.

Alfred Adler’in bireysel psikolojisi burada başka bir kapı açar.

Alfred Adler’in bireysel psikolojisi burada başka bir kapı açar.

Adler için davranışı anlamak, yalnızca “Ne yapıyor?” sorusuna değil, “Bu davranış hangi amaca hizmet ediyor?” sorusuna da bakmayı gerektirir. Bu nedenle tembellik diye etiketlediğimiz davranışın kimi zaman koruyucu bir işlevi olabilir. Sınava çalışmayı sürekli erteleyen bir öğrenciyi düşünelim. Eğer bütün gücüyle çalışır ve yine de başarısız olursa, “Elimden geleni yaptım ama yetmedi” düşüncesiyle karşılaşacaktır. Hiç çalışmadığında ise kendisine başka bir açıklama bırakabilir: “Zaten çalışmadım.” Böylece başarısızlık, kişinin kapasitesine değil hazırlıksızlığına bağlanabilir. Bazen erteleme, yetersizlik duygusuyla yüzleşmemek için benliğin önüne çekilmiş ince bir perdeye dönüşür.

Bu noktada mükemmeliyetçilik de sahneye çıkar.

Bu noktada mükemmeliyetçilik de sahneye çıkar.

Mükemmeliyetçi kişinin sorunu her zaman az istemesi değildir; bazen fazlasını istemesidir. “İyi”nin yeterli olmadığı yerde başlamak tehlikeli hale gelir. Çünkü başlamak, bir sonuç üretmeyi; sonuç üretmek ise değerlendirilmeyi kabul etmektir. “Ya yeterince iyi olmazsa?”, “Ya düşündüğüm kadar başarılı değilsem?”, “Ya başkaları benden daha iyi yaparsa?” soruları çoğaldıkça insan harekete geçmek yerine donabilir. Kimi zaman insan başarısızlıktan çok, kendi sınırlarının görünür hale gelmesinden korkar. Yapılmamış bir iş hâlâ kusursuz olma ihtimalini taşır; tamamlanmış bir iş ise artık gerçektir ve gerçek olan şey kusurlu olabilir.

Bu yüzden erteleme yalnızca takvimle kurduğumuz problemli bir ilişki değildir; zaman zaman benlik değerimizle kurduğumuz ilişkinin de bir yansımasıdır.

Bu yüzden erteleme yalnızca takvimle kurduğumuz problemli bir ilişki değildir; zaman zaman benlik değerimizle kurduğumuz ilişkinin de bir yansımasıdır.

“Ben tembelim” dediğimizde davranışı kimliğe dönüştürürüz. Oysa “Bu işi neden erteliyorum?” sorusu davranış ile benlik arasına düşünmek için küçük bir mesafe koyar. Belki görev sıkıcıdır, belki nereden başlayacağımızı bilmiyoruzdur, belki hata yapmaktan korkuyoruzdur. Belki de işin kendisi değil, onun hakkımızda söyleyebileceği şey bizi ürkütüyordur.

Modern insanın ertelemeyle ilişkisi, zamanın kendisinden çok gelecekteki benliğiyle yaptığı bir pazarlıktır. Şimdiki ben rahatsızlıktan kaçarken, gelecekteki bene daha dar bir zaman, daha büyük bir kaygı ve biraz da suçluluk bırakır. Bazen daha doğru bir soru yeterlidir: “Neden yapmıyorum?” yerine “Bunu yapmaya başladığımda ne hissedeceğimden kaçıyorum?” Çünkü insan kimi zaman yapılacak işten değil, başarısız olmaktan, yetersiz görünmekten, kusurlu olmaktan ya da kendi sınırlarıyla karşılaşmaktan kaçar.

 Bir işi tamamlamaya değil, kusurlu olma ihtimaline rağmen hayatın içine yeniden girmeye razı olmak….

Instagram

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam