1924 Yılında Kaktüsleri Yok Etmek İçin Getirdikleri Böcek 5 Yılda Kıtlığa Yol Açtı
1924'te Madagaskar'ın güneyinde tarım arazisi açmak isteyen Fransız sömürge yönetimi, kaktüsleri temizlemek için bölgeye küçük bir böcek gönderdi. Böcek kısa sürede kontrolden çıktı ve beş yılda bölgenin kaktüslerini yok etti. Kaktüse bağlı yaşayan çobanlar için bunun sonu kıtlık oldu.
İşte detaylar...
Kaktüs, bölge halkı için hem yiyecek hem de doğal bir savunma duvarıydı.
Raketa adı verilen bu kaktüs, bir Opuntia türü. Adaya 1769'dan itibaren bir Fransız kontu tarafından getirildi ve zamanla güneydeki Antandroy halkının hayatının merkezine yerleşti.
Kaktüs kıtlık dönemlerinde yiyecek oluyor, sömürge yönetimine karşı direnenlere de doğal bir engel sağlıyordu. Bu sayede yerel direniş Fransızlara karşı 20 yıldan uzun süre dayanabildi. Yani Fransızların sonradan yok etmeye çalıştığı kaktüs, bir dönem Antandroyların onlara karşı en büyük yardımcısıydı.
Böcek, her yıl yaklaşık 100 kilometrekarelik bitki örtüsünü yok etti.
Kasım 1924'te botanikçi Henri Perrier de la Bâthie, Genel Vali Marcel Olivier'nin onayıyla Tuléar bölgesine kutular dolusu koşnil böceği gönderdi. Amaç, Fransız yerleşimcilerin bulunduğu Tuléar çevresindeki tarım arazilerini kaktüsten temizlemekti. Böceğin, ekonomisi yerli halkın kendi üretimine dayanan komşu Androy bölgesine ulaşması planlanmıyordu.
Ancak koşnil kısa sürede Androy'a da yayıldı. 1920'lerin sonunda raketa kaktüsleri büyük ölçüde yok oldu ve 1929'da hazırlanan bir sömürge raporu 'raketanın ölümünü' duyurdu.
Kaktüsün yok olması sürüleri ve insanları kıtlığa sürükledi.
Böceğin etkilediği alan adanın yedide biri, yani yaklaşık Fransa'nın altıda biri büyüklüğündeydi. Bu bölgede o dönem yaklaşık yarım milyon insan ve 2 milyon civarında sığır yaşıyordu. Kaktüs, sürüleri koruyan kalın çitler oluşturuyor, meyvesi ve suyu insanlara gıda oluyordu. Kurak mevsimde yakılan gövdeleri ise zebu adı verilen sığırların su ve yem deposuydu.
Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden tarihçi Jeffrey Kaufmann'ın aktardığı döneme ait bir rapora göre, büyük kıtlık başlamadan 1929'da Androy'da yaklaşık 10 bin sığır öldü. Ardından gelen kuraklıkla 1930-1931'de bölgede büyük bir kıtlık yaşandı. Bu felaket, bugün 'kere' adıyla bilinen kıtlıkların başlangıcı kabul ediliyor.
Kıtlığın tek nedeninin böcek olup olmadığı hâlâ tartışılıyor.
Koşnilin getirilmesinde rol alan doğabilimci Georges Petit, birkaç yıl sonra bu anlatıya kendisi de itiraz etti. Kayıtlara göre kaktüs henüz boldayken, 1922 ile 1923 arasında sığır sayısı yüzde 31 azaldı. Bu yüzden kuraklığın, sömürge ekonomisinin ve iklim döngülerinin de en az böcek kadar etkili olduğu düşünülüyor.
Yine de koşnile rağmen kaktüs yetiştirmeye devam eden köylerin krizden daha az etkilendiği görülüyor. Yani tarım arazisi açmak için yok edilmek istenen bitki, aslında çobanların kıtlığa karşı en güvenli sigortasıydı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın