article/comments
article/share
Haberler
Kırık Çömlek Parçalarından Bir Köprü: Mohamed Farouk Hemida ile Sohbet

etiket Kırık Çömlek Parçalarından Bir Köprü: Mohamed Farouk Hemida ile Sohbet

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Diyelim ki bir sabah bir davet aldınız. Bir ressamsınız, ya da bir heykeltıraş. Davet şöyle diyor: 'Sizi iki haftalığına Kızıldeniz kıyısına bekliyoruz. Yanınızda yalnızca fırçalarınızı, keskilerinizi ve merakınızı getirin. Orada, adını belki hiç duymadığınız ülkelerden gelen sanatçılarla aynı masada yemek yiyecek, aynı güneşin altında çalışacak, aynı akşam denize bakacaksınız. Kimse size hangi pasaportu taşıdığınızı, hangi dili konuştuğunuzu, ülkenizin kiminle anlaşmazlık içinde olduğunu sormayacak. Sorulacak tek şey, ne ürettiğiniz.' Kabul eder miydiniz? Ben ederdim. Ve biliyorum ki yıllar içinde dünyanın dört bir yanından yüzlerce sanatçı da böyle bir daveti kabul etti. Bu davetlerin arkasındaki isim, Mısırlı sanatçı Mohamed Farouk Hemida.

Hemida bu hafta davet eden değil, davet edilen. Medicana Eğitim Grubu MBA Okulları'nın Cumhuriyetin 103. yılında düzenlediği 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı, 24–29 Ekim tarihlerinde İstanbul'daki Fişekhane'de toplanıyor. Türkiye, İspanya, Mısır, Meksika, Slovakya, Çin, Azerbaycan, Karadağ, Ukrayna ve Belarus'tan yirmi beş sanatçı 'Nutuk'tan İlhamla: Fikri Hür İzler' temasıyla aynı atölyede buluşuyor. Mısır'ı Hemida ile birlikte ressam Kareem Helmy temsil ediyor. MBA Okulları'nın ortaokul ve lise öğrencileri altı gün boyunca bu sanatçılarla birlikte tuval boyayacak, heykel biçimlendirecek ve sonunda Cumhuriyetin 103. yılına özel ortak bir sanat manifestosu yazacaklar. Eserler 29 Ekim akşamı bando ve koro eşliğinde açılacak bir sergiyle Fişekhane'de izleyiciyle buluşacak.

Burada dikkatimi çeken şu: Fişekhane'deki katılımcı listesine baktığınızda, haritada aralarında gerilimler, anlaşmazlıklar, hatta yaralar bulunan ülkelerden gelen sanatçıların aynı atölyeyi paylaşacağını görüyorsunuz. Hemida'nın yıllardır Kızıldeniz kıyısında kurduğu düzen de tam olarak buydu: Siyasetin ayırdığı insanları sanatın masasında buluşturmak. Bana göre bu hafta Fişekhane, onun hayalinin küçük bir İstanbul şubesi gibi olacak. Gençler de bu şubenin en kıymetli konukları.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Kahire'den Kızıldeniz'e

Kahire'den Kızıldeniz'e

Mohamed Farouk Hemida, sanat dünyasında kısaca Mohamed Hemida olarak tanınıyor. Ressam, heykeltıraş ve küratör. Ama en çok, Orta Doğu'nun en büyük uluslararası sanat hareketlerinden biri olan Ostraka Arts'ın kurucusu olarak biliniyor. Kahire'de, Şarm El-Şeyh'te, Hurgada'da, Asvan'da ve Luksor'da her yıl yüzlerce sanatçıyı ağırlayan festivaller, sempozyumlar ve rezidanslar düzenliyor. Kızıldeniz kıyısındaki 'Ostraka International Art Carnival', yani ARTSHARM, bunların en bilinenlerinden. Birçok kişi onu bir 'kültür diplomatı' olarak görüyor.

Kurduğu hareketin adı da tesadüf değil. Ostrakon, eski Mısır'da ve Yunan dünyasında üzerine yazı yazılan kırık çömlek ya da taş parçalarına verilen ad. Papirüs pahalıydı. Bir işçinin notu, bir öğrencinin alıştırması, bir ressamın eskizi, bir şairin dizesi, elde ne varsa onun üzerine yazılırdı. Kırılmış, işe yaramaz sayılan bir parça, böylece bir düşüncenin taşıyıcısına dönüşürdü. Kanaatimce bir sanat hareketine verilebilecek en güzel adlardan biri bu. Kırık parçalardan bir bütün, sıradan bir malzemeden kalıcı bir iz.

Kadim Işık, Modern Biçim

Kadim Işık, Modern Biçim

Önümde Hemida'nın bir heykeli duruyordu. Taş bir kaidenin üzerinde, siyah metal levhalardan kurulmuş, uzun ince bacaklı bir kuş. Gövdesi tombul, gagası sivri, kanatları açılmak üzere. Kanatlar ise tüylerden değil, köşeli, kırık, birbirine kaynatılmış metal plakalardan oluşuyor. Arka planda palmiyeler ve alacakaranlık bir gökyüzü, gökte de silik bir ay. Bu kuşa bakarken aklıma eski Mısır'ın kutsal kuşu ibis geldi. Bilgeliğin ve yazının tanrısı Thoth'un simgesi. Ama Hemida'nın kuşu bir tapınak duvarından değil, bir kaynak atölyesinden çıkmış gibi. Kadim bir imge, modern bir malzemeyle yeniden doğmuş.

Bu heykeli düşünerek sohbete girdim: 'Mısır'ın köklü kültürel mirası ve Akdeniz görsel geleneği, resim ve heykel pratiğinizdeki biçimsel ve simgesel dili nasıl yönlendiriyor?'

Mısır'ın tarihsel katmanlarından, geleneksel motiflerinden ve Doğu-Arap estetiğinden aldığı ilhamı çağdaş plastik sanatların diliyle birleştirdiğini anlattı:

'Eserlerimdeki dokulu yüzeyler, sembolik kurgular ve biçim dili, Doğu estetiğinin gizemini modern figüratif ve soyut anlatımla bir araya getiriyor. Böylece uluslararası bir sanatsal kimlik oluşturmaya çalışıyorum.'

Meseleye buradan baktığımda o metal kuşun bu sentezin küçük bir manifestosu olduğunu düşünüyorum. Eski Mısır sanatı keskin, net, profilden görülen biçimleri severdi. Hemida'nın kuşu da öyle: Köşeli, kararlı, bir hiyeroglif kadar okunaklı. Ama metal plakaların o kırık, parçalı dizilişi yirminci yüzyılın kübist ve konstrüktivist heykelini hatırlatıyor. Bana kalırsa iki gelenek burada çatışmıyor, birbirine kaynatılmış.

Kırık Parçalardan Bir Köprü

Kırık Parçalardan Bir Köprü

Hemida'yla konuşurken Ostraka'yı sormamak olmazdı. Yıllardır Mısır'da kurduğu o büyük sanat buluşmalarının ne işe yaradığını merak ediyordum: 'Ostraka Arts'ın kurucusu olarak düzenlediğiniz uluslararası sempozyumlar ve sanat kolonileri, Orta Doğu ile küresel sanat dünyası arasında nasıl bir köprü kuruyor?'

Bu buluşmaların amacını açıkça tanımlıyor: Dünyanın dört bir yanından, farklı disiplinlerden sanatçıları Mısır'da ve uluslararası platformlarda bir araya getirmek. Etkisini ise şöyle özetliyor:

'Bu organizasyonlar kültürlerarası sanatsal diyaloğu güçlendiriyor, bağımsız sanat üretimine geniş alanlar açıyor ve Arap dünyasındaki çağdaş sanatın küresel görünürlüğüne katkı sunuyor.'

Hemida'nın sanat anlayışının temelinde de bu var: Sanatı, ulusların siyasi anlaşmazlıklarından, çıkar çatışmalarından ve coğrafi sınırlardan bağımsız, evrensel bir barış dili olarak görmek. Buradan şunu çıkarıyorum: Hemida için sanat, bir ostrakon gibi. Siyasetin kırdığı, ayırdığı parçalar onun elinde bir araya gelip yeni bir şey söylüyor. Bu bir saflık ya da hayalcilik değil. Kırık parçaların da bir şey taşıyabileceğine dair inatçı bir inanç.

Doygun Renkler, Dramatik Işık

Doygun Renkler, Dramatik Işık

Hemida'nın tuvallerinde Akdeniz'in ve Kızıldeniz'in ışığı var. Çölün turuncusu, denizin turkuazı, Şarm El-Şeyh'in kayalık kıyılarının sert gölgeleri. Son sorumu bu ışık üzerine sordum: 'Büyük boyutlu tuvallerinizde ve çok disiplinli eserlerinizde ışık, renk ve doku dengesi kompozisyonlarınızdaki duygusal ve plastik derinliği nasıl etkiliyor?'

Çalışmalarında doygun renk paletlerini, katmanlı dokuları ve dramatik ışık-gölge geçişlerini kullandığını anlattı. Amacını ise malzemeyi sınırlarına kadar zorlamak olarak tanımlıyor:

'Malzemenin ve biçimin plastik imkânlarını sonuna kadar zorlamak, izleyiciyi hem görsel hem de zihinsel bir derinliğe çekiyor. Eserlerimde güçlü bir atmosfer ve zamansız bir estetik ifade yaratmak istiyorum.'

'Zamansız' kelimesi bu sohbette bana çok anlamlı geldi. Mısır, zamanın en uzun aktığı topraklardan biri. Piramitlerin, tapınakların, papirüslerin ve ostrakonların ülkesi. Bütün bunları yan yana koyduğumda Hemida'nın renklerindeki o doygunluğun bir tür hafıza olduğunu düşünüyorum. Binlerce yıldır aynı çölün üzerinde aynı güneşin bıraktığı izler. Bir tuvalde, bir heykelde, bir kuşun kanadında yeniden parlıyor.

Fişekhane'de Bir Ostrakon

Fişekhane'de Bir Ostrakon

Eski Mısır'da öğrenciler yazı yazmayı papirüs üzerinde değil, ostrakonlar üzerinde öğrenirdi. Kırık çömlek parçalarına ilk harflerini, ilk kelimelerini, ilk cümlelerini çizerlerdi. Hata yapabilirlerdi, silebilirlerdi, yeniden deneyebilirlerdi. Bugün müzelerde sergilenen o parçaların bir kısmı, binlerce yıl önce bir çocuğun ilk denemeleri.

Fişekhane'de bu hafta yaşanacak olan da bence buna benziyor. MBA Okulları'nın gençleri altı gün boyunca on ülkeden gelen ustaların yanında ilk fırça darbelerini, ilk biçimlerini, ilk denemelerini yapacak. Sonunda da hep birlikte bir manifesto yazacaklar. Tam da bu nedenle o manifestoyu bir ostrakon gibi düşünmek hoşuma gidiyor. Belki kusursuz olmayacak. Belki bazı cümleleri eksik kalacak. Ama binlerce yıl önceki o öğrenci denemeleri gibi, bir kuşağın ilk sözü olarak kalıcı bir değer taşıyacak.

Yazının başındaki davete dönelim. 'Kimse size hangi pasaportu taşıdığınızı sormayacak. Sorulacak tek şey, ne ürettiğiniz.' Bana göre 'Fikri Hür İzler' teması da bu davetin bir başka biçimi. 29 Ekim akşamı Fişekhane'de sergi kapıları açıldığında, Mohamed Hemida yıllardır başkalarına gönderdiği o daveti bu kez kendisi kabul etmiş olacak.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Instagram

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam