Kamp Armen'de Yıkım Şimdilik Durduruldu

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Kamp Armen olarak bilinen Tuzla Çocuk Kampı'nda, yıkılmaması için düzenlenen kampanyalara rağmen bu sabah saatlerinde yıkım başladı. 

Ermeni toplumunun devlet tarafından el konan mülkleri arasında, sembolik anlamı en güçlü olan yerlerden biri olan kamp, 1915 sonrasında Anadolu’da Ermeni okulu kalmayınca İstanbul’un yollarını tutan, yoksul Ermeni çocuklarına yuva olmuştu.

Aralarında Hrant Dink, Rakel Dink ve milletvekili Erol Dora’nın da bulunduğu, yaklaşık 1500 çocuğa ev sahipliği yapmıştı.

Son dönemde kendi haline terk edilen kamp, bir süredir yıkım tehlikesiyle karşı karşıyaydı.

Bu sabah saat 10.00 sularında Tuzla Kampı’na giren iş makineleri kamp binasını yerle bir etti. 

Dozerler, 5 odayı, şapeli ve çevre duvarlarını yıktı. 8 bin 900 metrekarelik alana sahip kampın yaklaşık yarısı yıkılmış durumda. 

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Gökhan Tan'ın verdiği bilgiye göre yıkım, durdurmaya gidenler sayesinde şimdilik durduruldu. 

Kamp Armen’in yıkılmasını önlemek için bölgeye giden az sayıda insan arasında yer alan HDP İstanbul milletvekili adayı Garo Paylan, arazinin yetim çocukları yetiştiren bir okula ait olduğunu anlattıkları yıkım ekibinin çalışmayı kendiliğinden durduğunu aktarıyor:

“Taşeron işçilere bu bina ve arazinin devlet tarafından gasp edildikten sonra üçüncü beşinci kişilerin eline geçmiş bir yetimhane olduğunu anlattık. Onlar da bize hak vererek böyle bir yıkıma ortak olmayacaklarını söylediler ve geri çekildiler.”

Gedikpaşa Protestan Ermeni Kilisesi Vakfı’na ait Kamp Armen yetimhane binası ve arazisi, 1936 Beyannamesi gerekçe gösterilerek el konulduktan sonra, 1987’de Yargıtay’ın bu el koyma kararını onamasının ardından boş kalmış, tüm hukuki girişimlere rağmen yoksul ve yetim çocuklara dönmesi sağlanamamıştı.

Garo Paylan, “Soykırım sürüyor derken biraz da bunu kast ediyorduk” diyor ve ekliyor: “Ermenilerin yüzlerce binlerce malı gasp edildi ama bu bir sembol. Devlet gerçekten bir ‘geçmişle yüzleşme’ içinde olacaksa bu binanın yıkılmasına engel olsun ve bu gaspı durdursun. Burası bir hafıza mekanı olarak, sadece Ermeni çocukların da değil, Türkiye ’nin tüm çocuklarının yararlanacağı bir mekana dönüştürülsün.”

Devlet kampa nasıl el koymuştu?

Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’nın satın aldığı kamp arazisi, 1936 Beyannamesi gerekçe gösterilerek, çocukların emeğiyle inşa edilen tesisiyle birlikte, devlet tarafından ilk sahibine iade edilmiş ve kampa el koyma süreci, Yargıtay’ın 1987’de yerel mahkeme kararını onaylamasıyla tamamlanmıştı.

Kampın iadesi için vakıf yönetimi bütün hukuki yolları denedi ancak sonuç alamadı. Boş aldıkları arazinin üzerine yapılan tesisler için tazminat ödenmesi için açılan davalar dahi sonuçsuz kaldı.

2011 yılında Vakıflar Kanunu’nda yapılan değişiklikle azınlık vakıflarının el konan mülklerinin iadesi süreci başlayınca, Tuzla Çocuk Kampı için de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne (VGM) başvuru yapıldı. Ancak VGM, Tuzla Kampı’nın satışının hukuki olarak iptal edilmiş olmasını gerekçe göstererek, dosyayı ‘el konmuş mülk’ olarak değerlendirmedi ve bu sebeple kampın iadesi ya da tazminat ödenmesi söz konusu olmadı. 

Kaynak: Agos ve Cumhuriyet

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Halkların Demokratik PartisiİstanbulYargıtay
Görüş Bildir