Kafa Sondajı 7 Büyük Sorunun Cevabını Veriyor: Kışçılar mı Döver, Yazcılar mı?

-

Siz de iyi biliyorsunuz ki, bu hayatta bazı şeyler süperdir.

Bu bazı şeyleri süper yapan ise, oldukları gibi olmalarıdır. Yani bazı şeyler, oldukları gibi süperdir. Kusursuzdur. Diğer hiçbir seçeneği görmek dahi istemezsiniz.

Onları daha iyi yapabilecek ihtimaller dahi görmezden gelinir. Çünkü her şey yerli yerindedir.

Mesela Severus Snape’i Alan Rickman’ın canlandırması ya da Michael Jackson’ın Thriller albümü, süperdir, kusursuzdur.

Eklenecek veyahut çıkarılabilecek tek bir detay dahi yoktur bu örneklerde.

Mesela Breaking Bad. Halen onun gibi bir dizi gelmedi, gelebilecek gibi de görünmüyor (Halefi Better Call Saul’u saymıyoruz tabii).

Çünkü bu dizideki her şey yerli yerindeydi ve bu sebeple eşsiz kimyası asla ikame edilemedi. (Evet, ince espri)

Ön yapım aşamasında Breaking Bad’in California’da geçmesi planlanıyordu. Ayrıca Walter White rolü için eldeki seçenekler Matthew Broderick ve John Cusack idi.

Yani ne büyüleyici ABQ havası, ne de Bryan Cranston’ın mükemmel oyunculuğu seçenekler arasında görülmüyordu. 

Peki sonradan ne oldu? California bütçeyi aşacak kadar maliyetli olduğu için komşu New Mexico’da karar kılındı. Başrol içinse Vince Gilligan’ın geçmişte X-Files’da birlikte çalıştığı, komedi oyunculuğuyla bilinen Bryan Cranston tercih edildi.

Evet, Breaking Bad de olduğu gibi süper olan bir diziydi. Bugün bize ulaştığı halini alması ise neredeyse zorunluluklardan ve tesadüflerden dolayı mümkün olmuştu.

Ne iş ama?

Dünyanın en büyük ve en eski zil üreticilerinden biri olan Zildjian’ın 1623’te İstanbullu bir Ermeni olan Avedis Zildjian tarafından kurulduğunu biliyor muydunuz?

Şirket şu an Massachusets/ABD merkezli. CEO ise kurucu bizzat Avedis Zildjian’ın soyundan gelen Craigie Zildjian.

Zildijian bugün Lars Ulrich, Travis Barker, Dave Grohl gibi ünlü davulcuların tercihi.

Şirketin kuruluş hikayesi ise epey ilginç. Kısaca özetlemek gerekirse Avedis Zildjian, aslen metali altına çevirmek isteyen bir simyacıydı.

İnce tabakalardan yapılmış metal parçaları bir araya getirince en sert darbelerde bile kırılmayan ve çok yüksek ses çıkaran zilleri üretti. Bu zilleri mehteran için üretmeyi sürdürdü.

Hatta Avedis’e Zildjian (Bizdeki yazılışıyla ‘zilciyan’, tahmin edebileceğiniz üzre ‘zil üreticisi’ anlamına geliyor) ismini veren Genç Osman’dan başkası değildi.

Avedis bir süre sonra Sultan İkinci Osman’ın izniyle saraydan ayrıldı ve kendi imalathanesini kurdu. Böylece Zildjian da kurulmuş oldu. 

Yaz geride kaldı, günler eşitleniyor, havalar serinliyor... Bu dönemlerin klasiğidir, yaz sevenlerle kış sevenler sosyal medyada birbirine girer.

Postmodern bir aşık atışmasına dönen bu aktivitenin tarafları birbirlerine ‘yazçılar’ ve ‘kışçılar’ diyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse ben de bir kışçıyım. Sıcağı, terlemeyi, kısacası yaz mevsimini hiçbir zaman sevemedim. Zaten kışın doğmuşum.

Malum, kışa matuf en popüler özellik depresif olması. O yüzden şu meşhur efsaneyi biraz deşelim.

Auburn Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından 34.294 katılımcıyla gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, kışın yaza oranla daha depresif olması aslı astarı olmayan bir mitten ibaret! 

Bunca insanın iki kış haftası boyunca depresyon durumunu inceleyen ekip, yılın diğer zamanlarına oranla yükselişe geçmiş herhangi bir depresyon paternine rastlamadı.

Fakat sıcaklığın beyin performansını etkilediğini öne süren bir başka araştırma da mevcut. Ve evet, beyinlerimiz hava soğukken daha iyi performans veriyor.

Üzgünüz yazcılar.

Sonuç olarak söz konusu üretkenlik olunca bilimsel olarak kış her türlü dövüyor. Yaz severler aylaklığa devam edebilir.

Hatta onlara Bertrand Russell'ın meşhur, kafa açıcı eserini önerelim: Aylaklığa Övgü!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
vserhat

Kışın ve karın en yoğun olduğu en soğuk günde dağın tepesinde ağaçların arasında şehri seyredeceksin offfff.

tosarik

kis degilde sonbahar <3, böyle yagmur, biraz rüzgar, kapsonlu sweatshirtünü giyimissin, citirdayan kirmizi-turuncu yapraklarin üstüne basiosun, sonra eve geliyosun, sicak cikolatani ya da kahveni aliyosun, camdan disariyi seyrediyosun, yagmur yagmaya basliyor, simsek cakiyor, sonra sicacik bataniyenin altina girip güzel bir dizi izliosun. Yaz öyle mi !? klima acarsin carpar, güneslenmek istersin derin soyulur, gece sicaktan zaten uyunmuyor, öglen bir isin olsa disari cikmaya korkuyosun sicaktan bayilcam diye, arabaya biniyosun hamam, ay yok valla sonbahar en güzeli. Bahar ve kis da boktan, kisin her yer buz, kar; baharda alerjik olabiliosun ve ne sicak ne soguk oluyo bi tuhaf ne giyecegini bilmiosun. SONBAHAR <333

oswaldc..

Kışın çok hasta oluyorum. öyle olmasa kışçı olurdum.

ozturk-sadri-alisik

gardaş biz kışçılar ezer geçeriz alayını, soğukta sıkı sıkı giyin olmadı daha fazla giyin ama sıcakta ne yabacan, derinimi soyacan

123

Sıcaktan kaçamıyorsun bile... klima açsan çarpılıyorsun, millet çirkin vücuduna, görmemişlerin tatil rezilliklerine şahit oluyorsun, ergenler bok gibi ortalıkta, apaçiler güneşle canlanıyor, varoş turist ve cahil Almancı pislikleri açmıyorum bile.

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriCEOTercihdizi
Görüş Bildir