İoanna Kuçuradi’den Sonra Düşünmek
O gün dünyayı kavradığım yerin değiştiğini hatırlıyorum.
Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile tanışmamın üzerinden dokuz yıl geçti.
Bugün, o gün kurduğu cümlelerin hâlâ zihnimi koruyor olması gerçekten tesadüf değil. Bir insanın gerçekten yaşaması ve hediyesinin nefesle ilgili olmadığını bir kez daha anlıyorum.
Bir insanın başka bir insanın kendilik evreninde, kendilik arayışında ve hayata bakışında böylesine derin bir iz bırakabilmesi, onun değerine dair söylenebilecekleri sonsuz ihtimale taşıması inanılmaz bir varoluşsal yankı.
Kuçuradi'yi benim için ilham kılan, insanı anlamaya duyduğu düşünsel sadakat kadar, insanın kendisi olma imkânına açtığı alandı.
Hür insan kendi kendisi olmak ister sözü, benim için çok daha derin bir anlama sahip olacak çünkü insanın kendisi olması, yalnızca kendini ifade etmesi değil; kendi düşüncesinin sorumluluğunu üstlenmesi, başkalarının yargılarından bağımsız düşünebilmesi ve şimdi ve buradalığı kendi bilinciyle kurabilmesi üzerine de bir davet.
Onunla sohbet etmek, düşüncenin yalnızca zihinde değil, dilde de ne kadar büyük bir özen gerektirdiğini deneyimlemekti. Bir kelimenin yerini, iki sözcüğün yan yana gelişinde kaybolan anlamı, bir cümlenin düşünceyi nasıl eksilttiğini ya da dönüştürdüğünü size öyle bir anlatırdı ki zihninizle kalbiniz arasındaki bağ derinlerde kendi özünüzle buluşurdu; düşüncenin kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden gözden geçirmenizi sağlardı. İnsanın ne düşündüğü kadar, düşündüğünü nasıl ifade ettiğinin de etik bir sorumluluk taşıdığını hissettirirdi. Onunla bir sohbetin ardından yalnızca yeni fikirlerle değil, bildiğin kelimelere yeniden bakma ihtiyacıyla da ayrılırdınız.
Bugün, bilişsel teslimiyetin giderek yaygınlaştığı; hazır düşüncelerin, kişisel kanaatlerin, hızlı yargıların, anlam arayışının yerini aldığı bir çağda, onun düşünmeye verdiği emek çok daha kıymetli geliyor.
Düşünmek, onun dünyasında bir sonuca ulaşmaktan önce, insanın kendisine, kullandığı kavramlara ve karşısındaki insana karşı duyduğu sorumlulukla ilgiliydi. Belki de geride bıraktığı en büyük armağanlardan biri, düşüncenin kolayca devredilemeyecek, başkasına bırakılamayacak bir insanlık sorumluluğu olduğunu hatırlatması.
İnsanı anlamak, hapsetmemekti.
İnsanı anlamak, sanmanın çürüttüklerine mesafelenmekti.
Dokuz yıl önce kendime şöyle demiştim: Bir insan, başka bir insanın zihninde ve varoluşunda böylesine dönüştürücü bir etki bırakabiliyorsa, gerçek değer belki de tam olarak budur.
Bugün bu düşüncenin benim için yalnızca bir hayranlık ifadesi olmadığını, aynı zamanda insanın insanda bırakabileceği izin ne olduğuna dair bir ölçüye dönüştüğünü hissediyorum.
Henüz düşünülmemiş ihtimallere ilk önce onun kapı açacağına güvendiğim için vefatı gerçekten hep çok erken olacak bir isim İoanna Kuçuradi. Ve sanırım bize olan hediyesi de insan olma değerine hediye ettiği ihtimalleri…
Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, insanı anlamanın felsefesini, düşünmenin ahlakını ve insanın kendisi olma imkânını bambaşka bir düşünsel evrenle armağan etti.
Onunla geçirdiğim kısa bir zamanın ve onu hep yakından takip ederek insan olmamın sınırlarını zorlayarak bana kazandırdıklarından bir kez daha hissettim ki insan temasının zamana sığmayan gücü var.
Dünyaya yeni bir evren hediye ettiniz.
Bize hediye ettiği insani alan ve
insanı yeniden görme imkânı için Sn. Kuçuradi’ye daimi teşekkürle….
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

