İnternetten Tanıştığım Adamlarla Yaşadığım Her Biri Birbirinden Dumur Edici Tecrübelerimi Anlatıyorum

1.2bPAYLAŞIM

Merhaba arkadaşlar. Ben kendi başımdan geçen bir şeyleri paylaşmak istedim. Genç bir kadın olarak zaman zaman insanlarla tanışmak için interneti ve birtakım uygulamaları kullananlardanım. Günümüzde bunun anormal olduğunu asla ve asla düşünmüyorum. Ancak her zaman sizin beklediğiniz ya da tahmin ettiğiniz şeyler yaşanmıyor; tıpkı benim başıma gelenler gibi. Şu an dönüp baktığımda çok güldüğüm bu tecrübeler, zamanında beni epey dumur etmişti. Bunları size de anlatmak istedim.

Birincisi: İlk buluştuğumuz gün yemek yediğimiz restoranda bana bir güzel hesabı kitledi

Kadın-erkek arasında hesap ödeme mevzusunun çok tartışmalı olduğunu biliyorum. İlişki içerisinde benim de böyle takıntılarım yoktur aslına bakarsanız ama daha ilk buluşmada böyle bir şeyin başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. Orta yaşlarda olan Bora ile internetteki sohbetimiz oldukça keyifliydi ve bunu rakı-balık sofrasına da taşımaya karar vermiştik. Bu yüzden şehrin en çok sevilen, fazla lüks olmayan bir mekanına gitmeye karar vermiştik. Muhabbetimiz iyi gidiyordu, birbirimizi daha yakından tanımaya başlamıştık. Hemen hemen birçok şeyden konuştuk ve elbette bu gecenin bir sonu olacaktı. Kafamda sadece bulunduğumuz ortamın keyfini çıkartmak vardı, daha fazlasını düşünmüyordum. Meyve tabağı da bittikten sonra "Kalkalım mı?" dedi Bora, "Tamam" dedim. Garsona eliyle "Hesap" işareti yaptıktan sonra gelen hesabı önüme koyup "Eee bugünlük sendeniz, bi dahakine ben veririm ehehe" deyince şaşırdım kaldım resmen. İnsanın parası olmayabilir de bu pişkinlik hiç hoşuma gitmedi. Eve gidince derdimi anlatan bir mesaj çektim ve Bora'ya "Selametle..." dedim.

İkincisi: Ortak sipariş ettiğimiz mantının üstüne salata suyunu döktü

Eğer atıyorsam şurdan şuraya gitmek nasip olmasın. Metin ile iş yerlerimizin yakın olduğunu fark ettikten sonra öğle yemeğine çıkmak için buluştuk. Aynı çevrenin insanın olduğumuz için biraz rahattım açıkçası. Bizim orada çok güzel bir mantıcı açılmıştı ama ben henüz gidememiştim. Metin mantıcıya gidelim deyince seve seve kabul ettim. Ortaya bir porsiyon mantı, bir porsiyon da zeytinyağlı dolma söyledik; böylece her şeyin tadına bakacaktık. İkram olarak önden gelen salata, hızlı bir şekilde tükeniyordu. Bir anda Metin'den "Sakıncası yoktur umarım" sözünü duymamla, salatanın suyunu ortak yediğimiz mantının üstüne dökmesini görmem bir oldu. Hayatımda böyle bir şey görmemiştim. Paylaşımla başlayan iş, bencillikle nihayetlenmişti ve bu hiç de bana göre değildi. Bye bye Metin...

Üçüncüsü: Evli olduğunu açık açık söylemekten hiç çekinmedi

Dünyadaki bütün cins erkekler beni bulmuş olamaz değil mi? Oluyor işte... Erdal, bir şirkette orta düzey yöneticiydi. Giyimi, kuşamı düzgün; oturmasını, kalkmasını gayet iyi biliyordu. Özgüven sahibi olduğu her halinden belliydi hatta belki biraz da fazla rahattı. O kadar rahattı ki, buluşmamızdan 1 saat geçtikten sonra "Ben aslında evliyim ama.." diye bir cümle kurabilmişti. "ama eşimle arkadaş gibi olduk...", "ama tatile bile ayrı gidiyoruz" gibi cümlelerin de ardı arkası kesilmiyordu. Bu nasıl bir işti, vallahi anlamadım. Her yerden engelledim ama inanın daha fazlasını yapmak isterdim; o kadar sinirlendim.

Dördüncüsü: Tipi olmadığımı yüzüme karşı, "dan" siye söyledi!

Kemal'in müzisyen olduğunu biliyordum; daha önce konuşmuştuk. Dövmeli kolları, kirli sakalı ve boyuyla oldukça dikkat çekiciydi. Bu sefer umudum vardı açıkçası, olacak gibi hissediyordum. İkimize de yakın olan ortak bir pub'a gittik ve biralarımızı söyledik. Sanki internetten birisiyle flört ediyor gibi değil de, uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla sohbet ediyor gibi hissettim bir süre sonra. Zaten o da bana dönerek "Ya sen çok iyisin ama tarzımız farklı, benim kafamda daha başka bir tipin vardı yazışırken" dedi. Bu dürüstlük karşısında üzülmekle mutlu olmak arasında gidip geldim ama kendime de dert etmedim. Zaman zaman ortamlarda denk gelip sohbet ettiğimiz oluyor "eski dostumla"...

Beşincisi: Güzin Ablaymışım gibi eski sevgilisiyle ilgili yaşadığı travmalarını anlattı saatlerce

Benim alnımda ne yazıyor ben de bilmiyorum. İnsanlar beni güvenilir mi buluyor yoksa salak mı, anlamıyorum. Serkan, bir üniversitede araştırma görevlisiydi. Şu üçüncü nesil denilen kahvecilerden birinde buluştuk iş çıkışı. İşten, güçten, gündemden bahsettikten sonra konu bir şekilde ilişkilere geldi. Hay gelmez olaydı! Kahvenin böyle bir kafası olduğunu bilmiyordum. 6 ay önce 4 yıllık ilişkisini bitirmiş. Aslında elinden gelen her şeyi yapmış ama o da biraz yardımcı olsaymış. Neden emeklerine saygısızlık edilmiş ve bu işler bu kadar kolay mıymış? Elimde olsaydı, o kızı bulup Serkan'ın karşısına oturtur, bir daha da dış dünyayla iletişime girmemeleri için elimden yapardım. Güle güle kırık kalpli çocuk...

Altıncısı: Birkaç dizide yan rol oynadığı için kendini ünlü zanneden ego düşkünü çıktı

Murat'ın fotoğraflarını tabii ki yazışırken görmüştüm ama bu televizyon seyrettiğim anlamına gelmiyor. Hele hele yerli dizileri neredeyse hiç takip etmiyorum. Bu yüzden de onun "az ünlü" olduğunu bilmiyordum; buluşma sebebim de bu değildi. Her lafın arasında "Kıvanç'la çalışırken..." ya da "Halit Abi bi tanedir ya..." gibi cümleler kuruyordu. Yemin ederim, akrabası ya da arkadaşları sanmıştım. "camia" diyordu, "sektör" diyordu, bir sürü şey anlatıyordu. Bunları anlamadığım için kendimi suçlamaya başlamıştım artık. Bir insan masada sürekli poz vererek oturur mu sizce? Murat'ı görseydeniz, çoğu ünlüde olmayan "az ünlü egosu"nun ne demek olduğunu anlardınız. Bu egoyla baş edecek gücüm yoktu ve kendisini camiası ile baş başa bıraktım...

Yedincisi: Baya bildiğiniz, para karşılığı profesyonel olarak hizmet veren jigolo çıktı

Kerem, benim hayatımda tanıdığım en ilginç insanlardan. Bir kere ben hayatımda daha önce para ile seks işçiliği yapan bir erkeğe hiç denk gelmedim. Siz geldiyseniz bilemem. Seks yapmaktan, normal arkadaşlık ilişkisi kurmaya fırsat bulamadığından şikayet etti. İşindeki zorlukları anlattı, psikolojisinin bozulduğundan dem vurdu. Bana şimdi "Ya bırak, seninle yatmak için uydurmuş" diyeceğinizi biliyorum. Saatlerce oturduğumuz masada böyle bir elektrik hiç oluşmadı. Bırakın da, o kadarını anlayayım. Konu hiçbir zaman sekse gelmedi, elimizle kolumuzla birbirimize temas bile etmedik. Hayat gerçekten çok ilginç kişiler çıkartıyordu önüme... Sonra bir iki kere "selam naber" diye yazıştık ama hepsi o kadar. Şimdi napıyor hiç bilmiyorum.

Hayatta ilişki yaşamak ve uyum sağlayacağın birini bulmak kadar zor bir şey yok. Ayrıca internetten ya da uygulama üzerinden tanışmak da ayıp bir şey değil...

Sokağın köşesinden dönerken çarpışıp dağılan kitaplarımızı birlikte toplayacağımız birileri yok arkadaşlar, kendimizi kandırmayalım. Fakat bu her zaman yalnız kalacağımız anlamına da gelmiyor. Şu ana kadar yaşadığım hayal kırıklıklarının, yaşayacağım güzel günler için bir yatırım olduğunu düşünüyorum. Bence siz de öyle düşünün. Mutlu olmayı hak eden insanları bir yerlerde bekleyen başka insanlar da var, eminim.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
rendan34

Kendini sktirememiş olmanın acısını tüm üyelerle paylaşmış.

adekaj

Bu icerigin onedioda yeri olmamali sacma ve zaman kaybi bize ne senin iliskilerinden

soyledim-gitti

İnternet ve uygulamadan birileriyle tanışmakta elbette sorun yok. Sadece kirli denizde balık tutmaya çalıştığının bilincinde olmalısın. Temiz balık denk gelmesi ihtimaili düşük yani. O yüzden kirli balık ya da ayakkabı tutunca üzeülmeyeceksen gir o işlere.

olta-balikcisi

İlluminati böyle subliminal çakmıyo şerefsizim :)

thebadcatsero

abla 40 hamamda 40 tas su dökün sen bunun cenabetlikten başka bi açıklaması olamaz :)))

Görüş Bildir