Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İnsan İnsana Benzemez! Farklılıklarımızın Temelindeki Genetik Mutasyonlardan Kaçına Sahipsiniz?

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Atalarımız 'İnsan insana benzemez' demiş, bundan doğru tespit olabilir mi? Dünya üzerinde doğuştan ikizler dışında birbirine benzeyen bir çift insan bulamayız. Bizi biz yapan tabii ki genlerimizdeki farklılıklar, ufak tefek mutasyonlar. 'Mutasyon' deyince hemen aklınıza bir hastalık ya da kötü genler gelmesin, öyle mutasyonlar var ki dünyanın en güzel kadınlarının, erkeklerinin sebebi!

Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-ani...

1. Belki de hepimizin sahip olmak istediği mutasyon: Mavi göz

Dünya popülasyonunun neredeyse yüzde 8'i mavi gözlü olmasına rağmen, buna yol açan mutasyon, türümüzün tarihi için çok da eski sayılmaz. Aslında ilk zamanlarda bütün insanlar kahverengi gözlere sahipken nasıl olmuş da mavi gözler ortaya çıkmış? İşte bilim insanları bunu tam olarak saptayabilmişler. 

İriste üretilen pigmentin miktarını belirleyen 'OCA2' adlı gendeki değişiklikler kahverenginin farklı tonlarını ortaya çıkarıyor. Bu gendeki değişiklik hemen yanındaki 'HERC2' genini mutasyona uğratıyor ve bu da OCA2'yi adeta kapatan bir etki gösteriyor. Böylece kahverengi pigmenti üretemeyen iris, mavi göze neden oluyor. 

Bu varyasyonun ortaya çıktığı ilk zaman 6000-10000 yıl kadar öncesine dayanıyor. Dünyadaki ilk mavi göz mutasyonuna sahip insanın 7 bin yaşındaki bir İspanyol iskeletine ait olduğu düşünülüyor.

2. İnsanoğlunun evriminin en tatmin edici örneklerinden biri: Laktoz toleransı

Süt içebilmemizin bile sonradan kazanılan bir özellik olduğunu biliyor muydunuz? Diğer tüm memeliler gibi insanlar da bebeklik çağından çıktıklarında süt içmeyi bırakacaklardı, çünkü onu sindirme yeteneği yoktu. 

Ama 10000 yıl kadar önce, Avrupalılar inek gibi hayvanları evcilleştirmeye başladıktan sonra 'MCM6' adlı genimiz mutasyona uğradı. Böylece insanlar laktoz enzimini üretmeye büyüdüklerinde de devam edebildiler; yani istedikleri zaman süt içebildiler. Tabii ki bu Avrupalılarla sınırlı kalmayıp, Hindistan gibi diğer ülkelerde de sütü sindirebilme yeteneği evrildi.

3. Kızıllığın çekiciliğine yol açan da bir mutasyon: Kızıl saç geni

Mavi göz ve laktoz toleransı gibi kızıl saçlılık da en yaygın gen mutasyonlarından biri. Hepimizin mutlaka kızıl saçlı bir tanıdığı olsa da onlar hala dünya üzerindeki en nadir rastlanan insanlardan. 

Kuzey Avrupa'da yaşayan insanlarda daha çok rastlanan bu genin tam olarak nasıl ortaya çıktığı bilinmese de, bazı bilim adamları bunun oradaki günlerin kısalığı ve gecelerin daha uzun olmasından kaynaklı bir seçilim olduğunu düşünüyor. 

Genetik sürüklenmeden ve bu bölgelerin geçmişte nispeten dünyadan izole yerler olmasından dolayı İskoçya ve Galler'deki insanlarda kızıl saçlılığın daha yaygın olduğu da savunuluyor.

4. Tatlı bir sendrom: Asyalı kızarıklığı

Kuzey Asyalıların yaklaşık yüzde 36'sının sahip olduğu bu genetik mutasyon, bu insanların alkol aldıklarında yüzlerinin kızarmaya başlamasına sebep oluyor. Bu kızarıklık düşündüğümüz gibi sarhoşluğun bir belirtisi değil, bağışıklık sistemlerinden kaynaklanan bir reaksiyon aslında. Buna yol açansa alkolün kendisi değil, karaciğerde parçalandıktan sonra açığa çıkan bir madde.

Çok da uzun olmayan bir süre önce, 'ALDH2' enzimini kodlayan gende meydana gelen bir nokta-mutasyon, kanda bazı toksik ara maddelerin birikmesine ve bir bağışıklık tepkisi oluşmasına neden olmuş.

5. Hepimizin kabusu: Kayıp yirmilik diş

Yirmilik dişin geç çıkması başımıza türlü belalar açabiliyor maalesef. Ama bazı insanlar ki bunlar; Asyalıların neredeyse yüzde 40'ı, Avrupa kökenli Amerikalıların yüzde 10-25'i ve Afro-Amerikalıların yüzde 11'i üçüncü azı dişi olan yirmilik dişe sahip değil. Hatta Eskimolar'ın da yüzde 45'inin bu seçkin gruba ait olduğu düşünülüyor. 

Diğer tüm memeliler gibi, atalarımızın da yedikleri sert bitkileri öğütebilmek için ağızlarının arka tarafında 3 grupluk 4 tane azı dişi olduğuna inanılıyor. Fakat ateşi kontrol edebilmeyi başaran atalarımızın zamanla yedikleri yiyecekler de piştiği için yumuşamış ve çeneleri daralmış. Böylece bizlerin 'yirmilik diş' diye tabir ettiği bu son azı diş setine ait boşluk da yok olmuş. 

Bu üçüncü diş grubunun olmadığı bilinen en eski fosil 350 bin yaşında bir Çinli. Yirmilik diş mutasyonunun ilk ortaya çıktığı yerin burası olduğu düşünülüyor.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
melungo

Mavi göz mutasyon, onu biliyorum, ancak otuzikilik dişlerin eksik olması evrimleşme olabilir. Hem mavi gözlüyüm, hem de otuzikilik dişlerim yok benim.

rrr

hiçbiri yok, ne kadar ilkel mağara adamıyım, evrilmemiş gibi hissettim onca yıl. yine de açıklamalar kötü, süt içince mutasyona uğradık dersen herkes evrime dandiri gözle bakar, böyle konular hassas araştırma yapılarak halkımıza sunulmalı, sonuçta kendi araştırmayan insanlarla dolu bir ülkedeyiz

goime

Bunlar mutasyon degil yalniz, dogal secilim ya da evrim.

breezy

he he he ondan

goime

???

kutsal-kase

kotulerin hepsi var iyiler yok

tosarik

insanligin ilk default sürümü gibi biseyim ben hic biseyim yok. düz.

de-spina

Aynısı

Başlıklar

BilimHindistantatlı
Görüş Bildir