İneğe mi Tapıyorlar?! Dünyanın En Eski ve İlginç İnanışlarından Hinduizm ile İlgili Temel Bilgiler

-
9 dakikada okuyabilirsiniz

Namaste!

Hinduizm bilmeyenler tarafından "İneğe tapıyorlar!!!" diye genelde mizah malzemesi haline getirilen bir din. Oysa olayların iç yüzü öyle değil... Öyle karmaşık, öyle kaotik, öyle çılgın bir inanış ki! Sadece okurken dahi zevk alacağınıza, yer yer eğlenip, yer yer bilgelik dolu hikayelerine hayran kalacağınıza, sıkça da beyninizin yanacağına eminim. Bu fantastik hikayelerde insana ve evrene dair çok şey var. Bilelim, kültürlenelim! En azından ortamlarda söyleyecek lafımız olur! :)

Hinduizm öyle derin ki; elbette tek bir içerikte kapsamlı olarak anlatmak mümkün değil. O yüzden en önemli figürleri ve genel tanımları ile sizler için hazırladık:

Hinduizm nedir?

Hinduizm; hem panteist, hem de politeist diyebileceğimiz bir inanış... Peki bu nasıl oluyor?

Panteizm, "tüm tanrıcılık" anlamına gelmekte. Tanrı kavramını evrenle - doğayla bir tutmak diyebiliriz. Panteizmde, kişileştirilmiş bir Tanrı figürü yok. Yani Hindu inanışında, tek bir büyük güç / Tanrı var ve evrenin tamamına hakim!

Peki o zaman nasıl bir sürü Tanrı ve Tanrıça figürü olabiliyor? İşte bu da aslında "Tanrı" kelimesinin zihinlerdeki, gerek dil, gerek kültür farklılıklarından dolayı tam da bizim lisanımızdaki gibi algılanmamasından kaynaklı.

Hinduizm'de tek bir Tanrı / evren / güç var - diğer Tanrı ve Tanrıça figürleri ise bu bütünün parçaları, bütüne / tek ve gerçek olan Tanrı'ya ulaşmanın dolaylı yollarından bazıları... 

Kısaca toparlayalım: Hinduların Tanrıları, örneğin Shiva yahut Ganesha, bizim "Allah" inancımıza denk değil. Bizim 99 tane ismi olan Allah tanımımız (her şeyi yoktan var eden, her yerde ve sonsuz olan), Hinduların -en yakın tahminle- Dharma inancına denk düşüyor. Bunu da açıklayacağız...

Derin konulara girmeden önce bazı yanlış bilinen detayları ortadan kaldıralım: Hayır, ineğe tapmıyorlar.

İnek, kutsal görülen bir hayvan sadece. Fotoğrafta gördüğünüz kadın ise ineğe tapınmakta değil; bereketi ve verdiği her şeyi için ineğe şükranlarını sunmakta.

Hinduizm, ritüelleri seven bir din. Yapılan her hareket, sembolik. Örneğin Tanrılara ve Tanrıçalara adak vermek adına tapınaklara yiyecek, içecek yahut kendi saçlarını keserek bırakmak gibi... Bu tarz adaklar çoğunlukla ihtiyaç sahiplerine veriliyor. 

(Lakin artık modern zamanlarda işler daha karışık tabi... Tanrıçaya adak amaçlı upuzun saçlarını kesip tapınaklara bırakan Hintli kadınların saçları toparlanıp Batı ülkelerine peruk yapılmak üzere satılabiliyorlar mesela. Bu da ayrı bir içeriğin konusu olsun.)

Yani Hindular "ilkel" bir şekilde hayvanlara yahut figürlere tapan bir grup değil...

Hindular, hayvanları sıkça onurlandırma geleneğine sahip. Nepal'de köpekleri insanlara ettikleri dostluktan ötürü de kutladıkları bir festivalleri var mesela.

Kısacası; tapınmak, yok. Onurlandırmak, kutlamak, kutsal görmek var.

Günümüzün Batılı bakış açısından her ne kadar aşırı minnoş bir inanç sistemi gibi görülse de; aslında Nepal ve Hindistan'da işler yine öyle değil...

Gurular, spiritüel liderler büyük güç savaşları içerisinde olabiliyorlar. Dünya üzerindeki hemen hemen her din gibi "endüstriyelleşmesi" söz konusu. Spiritüel lider yahut din adamı olarak ünvanlar son derece kıymetli. Skandallar, gurular arasında gırla gidiyor. 

Örneğin fotoğrafta görmüş olduğunuz kişi Swami Nithyananda, büyük saygı duyulan bir spiritüeldi; yoga, meditasyon ve şifa konularında "mucizeler" sergiledi. Fakat hakkında tecavüz suçlamaları yapıldı ve bir sürekliğine hapse dahi girdi.

Dolayısıyla; bu içeriği okurken, kadim inanışların ne kadar hayranlık verici olursa olsunlar, insan elinde kötüye kullanıldığını da elbette unutmayın derim. Barışı işaret eden inanışlar olmalarına rağmen; din savaşlarına dahil olduklarını zaten biliyoruz!

Bu dünyevi meseleleri aradan çıkardığımıza göre başlayalım: Hindulara göre, Hindu olmanızın yahut olmamanızın hiçbir önemi yok!

Çünkü Hinduizme göre, tüm yollar Tanrı'ya çıkar!

Hristiyan da, Müslüman da, hatta ateist de olsanız; Karma'dan muaf değilsiniz ve Dharma yolunda eninde sonunda ilerleyeceksiniz. Karma ve Dharma'yı açıklamadan önce tıpkı bizim dinimizdeki gibi "mezhepleşme" meselelerine de el atalım! :)

Elbette mezhep demek yakın bir tabir olsa da, aynı değil. Hindu inancındaki Tanrı ve Tanrıçaların görevleri, Tanrı'ya ulaşmak için sunulan seçeneklerdir sadece. İçinizdeki çağrıya göre, ister Tanrıça Kali'ye taparsınız, ister Ganesha'ya... "Tapmak" derken de, dilimizdeki manada "tapmak"tan bahsetmiyoruz. Uzak doğu dinlerinin pek iyi anlaşılamamasının sebebi de bu çeviri zorluğu zaten.

Her Tanrı yahut Tanrıça figürü, asıl amacınıza ulaşmak için gideceğiniz yolda alacağınız tavır, sınav yahut derslerin sembolü. "Ne nefret eden ne arzulayan; zıtlıkların dualitesinden kurtulmuş olan kimse ebedi münzevidir, esaretten kolayca kurtulur." demişler mesela! Dolayısıyla Tanrıların yahut Tanrıçaların sembollediklerini anlamak önemli. Yok edici Tanrı Şiva'ya "ibadet" ederken, bağımlılıklarınızdan kurtulmak, bilgelik ve öfke adına kendinizle yüzleşmeniz gibi... Gibi gibi...

Gelelim en önemli ve asıl meseleye: Dharma!

Bu öyle karmaşık bir mesele ki, beyniniz yanabilir! Zira bu yolda, yani Dharma'yı anlamak adına beynini yakan bilgeler dahi olmuş!

Dharma, Doğu dillerinde dahi on farklı anlama gelebiliyor. Batı dillerine ve bizim dilimize birebir çevirisi ise yok. O yüzden şu tanımların tamamı diyebiliriz: Evrensel yasa, yöneten, evrenin anlamı, hakikat, tek bütün ve gerçek olan! 

Onu Hindular şöyle tarif edebiliyor: Isı ve ışık varsa, onun bir kaynağı yani ateş vardır. Dolayısıyla ateş Dharma'dır. Yani biz insanlar ısı ve ışık isek; Dharma da bizim ateşimiz!

Biraz "Allah" tanımına benziyor ha, ne dersiniz?

Tüm insanlar Dharma yolunda ilerler.

Gelelim bir diğer en önemli ve yanlış anlaşılan unsura... Karma!

Sadece bir Tarkan albümü değil! :)

Karma kelimesi, “yapmak, eylemek, bir fiilde bulunmak” anlamındaki “kri” sözcüğünden türetilmiştir. Hareket anlamına gelir. Evrendeki sonsuz akıştır. Karma "ettiğini bulursun" anlamında kullanılsa da; aslında evreni saran hareketlerin, akışın bütünüdür. Yine bütün insanlar bu akışa dahildir. Kelebek etkisi, ilahi adalet gibi kavramlara denk düşer.

Karma'nın yani sonsuz hareketin amacı; Dharma yolundaki ruhu pişirmek, öğretmek, geliştirmek ve yüceltmek... Sadece "iyi şeyler yaparsan, iyi şeyler bulursun!" değil. Keşke öyle olsa! :)

Budizm inancındaki Karma'dan biraz daha farklı Hinduların Karma'sı... Karma'nın basamakları ve işleyiş şekli farklı. Bir inanış bu döngünün kırılabileceği amacındayken; diğeri ise bu döngünün zaten Dharma'ya ulaşmanın bir parçası olduğu teslimiyetinde.

"Dede koruk yer, torununun dişi kamaşır." - Varna! Yani kast sistemi ve ardında yatan sebepler...

Reenkarnasyon inancı var, bunu zaten biliyoruz. Fakat işler "Karma" meselesi ile insan elinde biraz karışmış!

Hindular ilk dönemlerde Kast sistemini "herkesin toplumdaki görevi" olarak tasarlamışken; süre içerisinde bu "bir önceki hayatında kötü şeyler yaparak bu, kast sisteminin alt sınıfında dünyaya geldin" gibi bir algıya dönüşmüş. Kast sisteminin en üst kısmındaki kişilerin Karmalarının iyi olarak birkaç hayat atlattıkları - daha üst bir bilince sahip oldukları inancı var. Bu elbette ki berbat bir sosyal adaletsizlik getirmiş.

Sadece geçmiş hayatta kötü şeyler yapmış olmak yahut kötü karma getirmek değil aslında; genel olarak Hinduizm'de dünyaya keyif çatmaya geldik algısı yok. Her ruh temizlenmek için hizmet etmeli. Dolayısıyla bu alt sınıfa doğanlar; hizmet edecekler, temizlenecekler ve iyi bir karma ile bir sonraki hayatlarına... Evet, bizce de çok saçma! Zira nesiller arasında da aktarılıyor!

Oysa ilk çıktığında amaç bir toplum düzeni oluşturmak ve insanları hizmet etmeye, yardımlaşmaya, bilgelere saygı duymaya şevklendirmek imiş.

Cennet ve cehennem yok! Her ruhun varış noktası Dharma.

Bu yolda çekilenler, ödenen bedeller, "hamdım, piştim, yanıyorum" dedirtenler de Karma'ya dair işte...

Şimdiiiii... Gelelim en eğlenceli kısma! Tanrılar ve Tanrıçalar!

Onlarca Tanrı ve Tanrıça var; ama biz en temel ve önemli olanlarından bahsedeceğiz. 

Burada iç burkucu bir detay da var; pek çok Tanrı ve Tanrıçaya dair mitler farklı farklı varyasyonlarda sunulabiliyor. Hangisinin doğru ya da orijinal olduğuna dair net bir bilgi maalesef ki yok. Bunların sebebi de pek çok yazılı kaynakların yok edilmiş ve tarihlerinin, mitlerinin Batılılar tarafından yeniden yazılmış olması. Son derece üzücü.

Hinduizmde temel üç Tanrısal figür var ve bu açıdan Yunan mitolojisine de, Hristiyanlığa da benziyor.

Hinduizmde temel üç Tanrısal figür var ve bu açıdan Yunan mitolojisine de, Hristiyanlığa da benziyor.
Hinduizmde temel üç Tanrısal figür var ve bu açıdan Yunan mitolojisine de, Hristiyanlığa da benziyor.

Ayın fazlarını simgeleyen ay Tanrıçaları Artemis, Selene ve Hekate gibi; Hristiyanlığın üç unsuru Baba, Oğul ve Kutsal Ruh gibi:

  • Yaratıcı Brahma!

  • Koruyucu ve Büyütücü Vişnu!

  • Yokedici Şiva!

Dünyayı yaratan Tanrı Brahma!

Bir altın yumurtadan yahut bir lotus çiçeğinden çıkıyormuş gibi oturur; dört tane yüzü vardır. 

Brahma sadece tek bir tapınağı bulunan bir Tanrı. Bu ilginç çünkü, efsaneleriyle Hazreti İbrahim'e benzetilir ve tek tanrılı inanca işaret ettiği dahi düşünülür. Zira her şeyi, dünyayı Brahma yaratmıştır lakin kendisi de Vişnu'nun lotuslarından birinden çıkmıştır. Yani sonsuz bir döngü vardır! 

Nasıl, beyniniz yanmaya başlıyor inceden, değil mi?!

Koruyan ve büyüten Vişnu!

Çok bilinen Tanrı figürlerinden olan Rama ve Krishna; Vişnu'nun avatarları, reenkarne halleridir. Vişnu, evrendeki dengeyi sağlar. Brahma tarafından yaratılır ve Şiva tarafından yok edilir. Sonra yeniden doğar... Yine sonsuz bir döngü!

Ve en karizmatik Tanrı: Yokedici Şiva!

Hiç acımaz, hesabı keser! Çok net!

Şimdi biz, "kim neden böyle bir Tanrı'ya inansın?!" diyebiliriz... Oysa Şiva, dönüşümün en önemli parçasıdır. Kötülükleri de yok eder. Yenilenmeyi ve adaleti sağlar. Şakti inancında, Şakti'ye yani yaşam enerjisine denk düşen karşıt kuvveti simgeler. Dönüşümü öyle simgeler ki; hem yokedici hem de yaratıcıdır.

Aynı zamanda Şiva kelimesi İbranice'de ölünün arkasından düzenlenen bir yas ritüelidir. İlginç, değil mi?

Tanrıça Kali ise en korkutucu figürlerden biri!

Şiva'nın karısı... Kötülüğün yok edicisi ve özgürlüğün koruyucusu!

Önce bu görsele uzun uzun bakın derim. Kali, kocası Şiva'yı öldürmüş, gözleri öfke ile dolu bir Tanrıça. Boynuna taktığı adam kelleleri, edindiği bilgeliği; beline taktığı kollar ise kuvvetini simgeliyor. Kali de yok edici bir Tanrıçadır ama aynı zamanda doğurandır. Şiva'nın şaktisi, yaşam enerjisidir. Acımaz! Kali dans etmeye başlayınca yer yerinden oynar ve tüm kötülükler yok olur. Çok saygı duyulan bir Tanrıçadır. Çok fazla tapınağı var.

Kana susamış vahşi bir Tanrıça olan Kali, bazen uyumlu ve sakin Parvati'ye dönüşür; Parvati pek çok formda varolabilir.

Şiva ve Parvati'nin güzel bebeği: Ganeşa!

Hindistan'ın en sevilen tanrısı o! Öyle popüler ki, Budistler tarafından da benimsenmiştir. Yollardaki engelleri kaldırdığına inanılır, bilge bir Tanrıdır. Sevgi, bereket, neşe getirir. Fil kafası, erdemi ve bilgeliği sembollerken; elindeki ip ise Tanrı'ya olan bağını... Karnının şişkin olması ise tüm acıları yuttuğunu ve sindirdiğini gösterir. Büyük kulakları da tüm duaları duyduğunu! Bu arada annesi Parvati, aşkın, sevginin ve bağlılığın Tanrıçasıdır. Hinduizmde görüp görebileceğiniz en tatlı iki figür!

Peki bu Tanrı ve Tanrıçaların heykelleri, bibloları... Ne amaçla kullanılmaktadır?

Bir Hindu, bu figürleri sadece meditasyon yaparken ve dua ederken odaklanmak adına kullanır.  

Bir Tanrı'yı yahut Tanrıça'yı benimsemiş olmak, diğerlerini yok sayacakları anlamına gelmez. Hindular İnek eti yemez lakin koyun, kuzu, tavuk yiyebilirler; vejetaryen değillerdir. Fakat mezheplere göre farklılık gösterir, örneğin Ganeşa'ya adananlar vejertaryendir.

Üç kutsal yazıtı vardır... Tabi elde kalanlar!

Hinduizm, dünyanın en eski dinlerinden. En çok inananı bulunan üçüncü dini aynı zamanda... Ama kaynakçaları biraz tahrip olmuş. Üç önemli yazıt var:

  • Rig Veda, Tanrılara hitap şeklinde yazılmıştır ve Tanrıların özelliklerini, güçlerini anlatır.

  • Sama Veda, ilahileri ve mantraları barındırır.

  • Yajur Veda, dualardan oluşur.

Çok farklı yorumlanabilir!

Hinduizmin, tek bir Tanrı'ya işaret ettiğini, asıl bütünlüğe varış olduğunu iddia eden din adamları boldur. Sosyal düzeni oluşturmuş bir din olsa da; sadu ismi verilen, sosyal hayattan ve dünyadan elini eteğini çekmiş münzevileri de bulunur. 

Kısacası, Hinduizm garip, derin ve karışık bir inanıştır, a dostlar. "İneğe tapıyorlar!" diyerek kestirip atmadığınızda bolca şaşırabilirsiniz!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
karayel2009

sonuçta hepsi metafizik uydurmalar. biz gerçeğe ve bilime bakalım.

ozer-sevinc

bişey sorucam. bu hindularda cennet ve cehennem yok ise neden ibadet ediyorlar. sonuçta bir amaç yok yani..

ozge-feyza-yilmaz

böyle içerikleri çok seviyorum.

tosarik

"PK" Filmini izlemenizi öneririm...

musikisinas-don-vito

Olayın özü aslında şu: Hindistan'da eskiden beri çok sayıda toplum (farklı dili, inancı, kültürü olan toplumlar) bir arada yaşıyor. Dönem dönem onlarca krallığa bölünürken dönem dönem 2-3 krallığa kadar düşmüştür siyasi yaşam da. Doğal olarak her krallığın amacı Hindistan'da siyasi birliği sağlamak için diğerlerini yenmek oluyor. Hindistan tarihi üzerine eğitim almadım, araştırma da yapmadım ama bir Türk devleti olan Babürleri araştırırken Hint tarihine de kıyısından konuk oluyor insan. Babürlerin bir sultanı var mesela: Ekber Şah. Hindistan'da o kadar çok din var ki... İşte Ekber Şah bütün Hindistan'ı kontrol altında tutabilmek için yeni bir din oluşturuyor. Kurdurduğu özel ibadethaneye bütün dinlerin önde gelen din adamlarını topluyor ve uzun uzun teoloji konuşuyor ve nihayet Din-i İlahi dediği karma dini oluşturuyor.

musikisinas-don-vito

Peki bunu niye anlattım: Şöyle ki Hindistan'da Babürlerden de önce gerek bu tip suni, gerekse doğal etkileşimler sonucu o küçük yerel dinler zamanla kompleks bir inanç oluşturmuş muhtemelen. Gerek tek tanrılı, gerekse çok tanrılı özelliklerin bu inanç yapısında eş zamanlı görülebilmesinin mantıklı izahı bence budur. Hatta Budizm de Hinduizm'in (ya da Brahmanizmin) farklı bir yorumudur kanaatimce. Tabi yayıldıkça her toplum (Şinto Budizm'de olduğu gibi) beğenmediği kısımları değiştirerek kendi toplumuna uyarladı. Ve evet, ineğe tapmıyorlar ama genel olarak tüm canlıları kutsal görüyorlar. Et yiyen mezhepleri var mı bilemiyorum ama bildiğim kadarıyla yine bu sebepten (canın kutsallığı) bir canlıyı öldürüp etini yemiyorlar.

red-factor

Şimdi Hindistan'da bazı dinler mevcut; Hinduizm, Budizm, Sikhizm, İslamiyet gibi. Bunlardan Hinduizm en eski olanı. Hatta Epik Hinduizm, ilk inanıştır. Tıpkı Gök Tengri inancı gibi. Onlarda İndra Gök Tanrı, Agni ateş tanrısıdır gibi. Sonra Ari ırk savaşları oldu. (Arilerin İran-Irak gibi yerlerden geldiği düşünülüyor.) Bu sırada tanrılar değişti çünkü bu Ari ırkların inançları, onların inançları ile kaynaştı. (Bkz. Zerdüştlük) Daha sonra ortaya Buddha çıktı. Onun öğretileri yayılmaya başlandı. Budizm başta felsefe idi sonra din oldu. Daha sonra ortaya Hristiyanlık çıktı ancak Hindistan içerisinde İngiliz sömürgeciliği gelene kadar yayılmadı. Sonra İslamiyet baş gösterdi. Seferler ile o da yayıldı. En sonunda Sikhizm ortaya çıktı. Bu din tek tanrı inancı kapsamaktaydı ve Hinduizm'e tepki olarak çıkmıştı. En sonda da Ateizm var ki Hindistan'da giderek artmakta. Örneğin son rakamlara göre (tahminen) Hindistan nüfusunun %20'si hiçbir şeye inanmamaktadır.

red-factor

Ancak dediğiniz gibi Hindistan içerisinde Kuzey-Batı-Doğu-Güney şeklinde ayrıldığı için ve Telugu - Tamil - Bengali gibi farklı yerlere ve merkezi sistemlere bölündüğü için aynı din içerisinde çok fazla değişiklik vardır. Bengaliler ve Tamiller daha aşırı ve kavgacı iken Kuzey Hindistan insanı ile Telugu biraz daha insani takılır. Fakat sadece şehirler ve bölgeler değil köylere kadar inançlar değişiklik gösteriyor. Bir köy hayatını Kali ve inançlarına ayırırken, diğeri Ganesha peşinde koşuyor. Örneğin Sanskrit dilini bilen ve eski tanrılara inanmaya devam eden küçük bir alan bile vardır.

musikisinas-don-vito

Ateist olmalarına şaşmamalı. Şu Kanal 7'deki Hint dizilerine birkaç kez denk geldim. Dul kadının neredeyse hiç yaşam hakkı yok. Boşanan erkek tekrar evlenebilirken boşanan kadının ikinci kez evlenmesi neredeyse yasak gibi. Ama inançlarındaki ritüeller gerçekten güzel. Her şeyden önce rengarenk bir toplum, renklere müthiş önem veriyorlar.

red-factor

Kanal 7 dizilerine hayranım. Kadın orada bağıra çağıra "Ey Brahma! Ey Ganesha!" diye konuşuyor. Ancak Türkçe Dublaj olarak "Allah'ım! Yarabbim!" şeklinde veriliyor. Dinlerinde ne kadar değişiklik olursa olsun, kültürlerine bu kadar sıkı sıkıya bağlı bir yer görmedim daha ben. Japonya da kültürlerine bağlıdır ama onlar son 20-30 yıl içerisinde çok fazla kapitalizm meraklısı oldu çıktı. Hindistan gariptir ki bunu hiçbir zaman yaşamadı. Yaşamaya çalışanlar da Hindistan içerisinde kalmıyor. Tek sıkıntıları İngiliz kültürünü yansıtmaları onu da yüzyıllar süren sömürgeciliğe bağlamak lazım.

musikisinas-don-vito

"Tanrı en iyisini bilir".

Başlıklar

AltınHindistanTarkanTecavüzUzak DoğuYunanistanminnoştatlıyiyecek
Görüş Bildir