Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Her Şeyi Geride Bırakıp, Muhteşem Bir Dünya Turuna Çıkan Ayten ve Onur ile Tanışın!

 > -

Sizlerle dünyanın farklı ülkelerinden çiftlerin, kurulu düzenlerini bozup riske girdiği ve çıktıkları unutulmaz dünya seyahatlerinde yaşadıkları deneyimlerini anlattığımız ilham veren hikâyeleri sıklıkla paylaşıyoruz. 

Bu sefer böylesi bir hikâye Türkiye'den geldi. Ayten Keser Güngör ve Onur Güngör çifti işlerini, evlerini, eşyalarını artlarında bırakıp muhteşem bir yolculuğa çıktılar...

Kaynak: https://www.facebook.com/kisiselgelisimv...

1. Ayten ve Onur henüz bir senelik evli bir çift. Altı ay kadar önce, evlendiklerinden beri akıllarında olan seyahat planını hayata geçirmeye karar verdiler.

İşin aslı şu ki, hayat koşturmacası şimdiden canlarına tak etmişti. Önce işlerinden ayrıldılar; sonra kira ödedikleri evi kapattılar. 

Sırt çantalarına koyacakları eşyalar dışında ne varsa bir Pazar günü Feriköy bit pazarında satışa çıkardılar. “O poşet poşet eşyadan kurtulmanın insana verdiği rahatlığı anlatacak laf” bulamadılar.

2. Karadeniz, Akdeniz derken soluğu Güney Amerika‘da aldılar. Çok az parayla, çat pat İngilizce’yle ve sıfır İspanyolca’yla yola çıktılar ama güler yüzlerini insanlardan esirgemediler.

Ayten Keser Güngör’ün dediğine göre “yolda büyümeye, öğrenmeye başladılar”. Güzel tepkiler aldılar almasına ama “yapmayın, etmeyin” diyen de çok oldu.

3. “Bize göre doğrusu buydu. İyi ki vazgeçmemiş, bu seyahate çıkmışız...”

“Bize göre doğrusu buydu. İyi ki vazgeçmemiş, bu seyahate çıkmışız”, diyorlar şimdi. Doğru bildikleri şeyi yaptıkları için bugün hepimize ilham verebilecek bir seyahatin tam ortasındalar. 

Ayten işte o ilham kaynağı yolculuklarını tüm samimiyetiyle anlatıyor.

4. Peki bu muazzam seyahat, bu olağan dışı hikâye nasıl başladı?

“Arada bir dışarı çık, yemek ye, sinemaya git, alışveriş yap, ihtiyacın olan ve olmayan ne varsa al… Cumartesi için bir ihtimal izin koparırsan hafta sonu şehirden uzaklaşmaya bak. 

Para biriktirmek için borca gir. Araba al; al da İstanbul’da yaşadığını unutma, trafiği de hesaba kat. Her gün işe git, saatlerce bilgisayar karşısında mesai harca, çok para kazan, kazandığından daha çoğunu harca. İşte böyle bir kısır döngüde geçiyordu hayatımız.”

5. "Herkes gitmek, yeni yerler görmek, başka kültürler tanımak ister. Sorun şu ki; sadece istemek yetmiyor."

“Ayda bir gelen bunalımlar, ne yaparsak yapalım kabullenemediğimiz gidişat ve ertelene ertelene unutulmaya yüz tutmuş hayaller getirdi bizi bu noktaya. Herkes gitmek, yeni yerler görmek, başka kültürler tanımak ister. Sorun şu ki; sadece istemek yetmiyor. 

Kurulu düzeni bozmak, bilinmez bir eşiğe adım atmak, plansız programsız takılmak sanırım bu kararı vermeye engel oluyor. Gitmek istemeyene bahane bol: ‘Dünyayı gezmeye para mı yeter?’ ‘Ama işim…’, ‘Ama ailem…’, ‘Ama sevgilim…’, ama, ama, ama… Biz dur demedikçe, borçlar, sorumluluklar, tüketim alışkanlıkları, bahaneler büyür de büyür.”

6. “Kurtulduk eşyalarımızdan; sadeleştik! Bitmeyen kredi borçlarıyla, sonu gelmez faturalarla değil, doğayla baş etmek istedik. Tek derdimiz bir sonraki rotamızı çizmek, gittiğimiz şehirlerde ayak basmadık bir yer bırakmamak olsun dedik.”

7. Tek dertlerinin rota oluşturmak olmasını isteyen Ayten ve Onur rotalarını nasıl oluşturdu peki?

“En çok görmek istediğimiz ülkeler hangi kıtadaysa oradan, Güney Amerika’dan başlayalım dedik. Tek yön biletimizle 24 Eylül 2015‘te Arjantin, Buenos Aires’den başladık. Hedefimiz Patagonya’ya inip oradan yavaş yavaş yukarı doğru çıkmaktı. 

Arjantin, Şili, Paraguay, Bolivya, Brezilya, Peru, Ekvador, Kolombiya, Venezuela ve oradan Küba… Tut ki vardık oraya, sonra ver elini Meksika… Fakat detaylı bir rotamız hiçbir zaman olmadı, bir ülkeye girmeden önce nerede ne var araştırıyoruz, diğer gezginlerle konuşup karar veriyoruz.”

8. “Gerçek anlamda kendimize zaman ayırabildiğimiz ve herhangi bir şeyin stresini yaşamadığımız için bir farkındalık gelişiyor..."

“Gerçek anlamda kendimize zaman ayırabildiğimiz ve herhangi bir şeyin stresini yaşamadığımız için bir farkındalık gelişiyor. İnsanın kendine ve hayata bakışı değişiyor. Yapmak istediğimiz şeyler, hayata dair projelerimiz yollarda şekilleniyor. 

Güzel insanlarla tanışıp, ilginç hikayeler dinliyoruz. Ciddi anlamda zihin kendini yeniliyor ve tabii ki beden de. İnsanların hangi şartlarda yaşadığını gördükçe, kendimize dert ettiğimiz meseleleri sorguluyoruz. Dağlar, okyanuslar, çöller karşısında hayrete düşüyor, her seferinde doğaya hayran kalıyoruz.”

9. “Her şeyden öte bu yolculukta en doğal halimize döndüğümüzü fark ettik. Acıktığımızda çılgınca yemek yiyor; üşüdüğümüzde ne bulursak üstümüze geçiriyoruz. Kahkahalarımız, şaşkınlığımız, kızgınlığımız en hakikisinden.”

10. En büyük sorunları ise yeterince yabancı dil bilmemek...

“Çok konuşmak istediğimiz, bir şeyler paylaşmak istediğimiz insanlarla dil bilmezliğimiz yüzünden sohbet edemiyoruz. Bunun dışında seyahat etmenin zor yanı pek yok gibi. 

Sizi tatmin edecek o kadar çok şey oluyor ki yattığınız yerin, karnınızı doyurduğunuz yemeğin veya duş alamamanın hiçbir önemi kalmıyor.”

11. Biraz da seyahatlerinden güzel fotoğraflar anlatsın öykülerini...

12. 

13. 

14. 

15. 

16. 

17. “Vergisini ödediğimiz bir arabamız, evimiz yok. Fakat onlarca hikayemiz, sonu başı belirsiz günlerimiz, unutulmaz anlarımız var. Gökyüzü, denizler, okyanuslar bizim. Biz yapabildiysek, herkes yapabilir.”

Ayten ve Onur'a hepimize ilham veren bu hikâyelerinden dolayı teşekkür ediyoruz ve onlara daha nice anı biriktirmelerini diliyoruz !  👏

Tabii ki kıskanmadık. 😊

Ayten ve Onur çiftinin bu cesur kararı ve sıra dışı öyküleri hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Tabii ki kıskanmadım.
İmrendim doğrusu, umarım bir gün ben de sevdiğim insanla bunu gerçekleştirebilirim.
Gezmek güzel ama insan geleceğini de düşünmeli. Bilemedim şimdi.
Ben maceracı bir insan değilim. Benim tercihim ev-arabadan yana.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kutsi-tplglu

Parasız Dünya'yı Gezen Başka Bir Gezgin İle Yapılmış Bir Röportajı Buradan Okuyabilir. Merak Ettiklerinizi Öğrenebilirsiniz :) http://www.savageandfree.com/ayda-140-dolara-dunyayi-gezmek/

ekinoks

Dünyayı gezmek görmek güzel ama bunu sağlamk için vazgeçtikleri şeylere bakıyorum da ben sadece Türkiyeyi baştan başa gezmeye kalksam evi, arabayı satmak yetmez karadenize varamadan para biter heralde.Tabi bu yaşam konforunuzla orantılı bişey.

pinargd

İyi tamam herşey güzel hoş da bu insanlar vizeyi ne kadar almış? Bu vize bir gün bitmeyecek mi? Hadi diyelim 6 aylık vize aldılar döndüklerinde ne olacak? Feriköy pazarından sattıkları eşyaları alıp İstanbul'a dönmek koymayacak mı? hadi bakalım açıklayın sizi gidi gezginler!

dedittiremez-miyim

Genel olarak galiba Türk milletinin dil yabancı dil öğrenememe problemi her zaman olacak. Sanırım bu da eğitim sistemimizde ki bir hatadan kaynaklanıyor. Yani neredeyse, okullarda hiç yabancı dil dersi olmasa da olacak sanki. İşte bu yüzden ezberci eğitim sisteminden ve "öğretmen tahtaya yazsın, sende deftere yaz, oku ezberle"ci eğitim şeklinden vaz geçmek lazım. En önemlisi de öğrencinin diploma notunu etkilememesi lazım ki, öğrenciye bir de bu stres yaparak aklına kilit vurmasın.

flipflop

Tamam da kardeşim bu işin finansman kısmı nedir ? Anne Baba dan kaldıysa birşeyler yersin o parayla gezersin.Yoksa hadi bırak işi gez,2 ay sonra dilenmeye başlarsın,parasız kalıp sınırdışı edilir ve sefil bir şekilde dönersin.Gerçek hayata hoşgeldin Taner Bayram(haberi yapan editor),pembe gözlüklerini çıkarıp metrobüse davet ediyorum seni.

Başlıklar

ArjantinBrezilyaİstanbul
Görüş Bildir