Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hayri Cem Yazio: Başarılı Bir Takım Oluşturmanın Şartları

100PAYLAŞIM
Yazio Banner

Sporda, özellikle de futbolda, başarılı bir takım yaratmanın sihirli bir formülü henüz oluşturulamamıştır. Ancak bazı temel koşullar üzerinde birleşmek mümkündür. Bu temel koşulların oluşturduğu formül baz alınarak her futbol kulübü kendi formülünü geliştirebilir.

Bu konu üzerinde düşünürken, Barcelona’yı borç batağından alıp, dünya kulübü haline getiren yönetici Ferran Soriano’nun ortaya attığı bir formül bana ilham kaynağı oldu. Soriano başarıyı;

Başarı= (adanmışlık x denge)yetenek  olarak tanımlıyor.

Şimdi bu formülün elemanlarına bir göz atalım:

YETENEK: Yetenek genellikle doğuştan gelen ve/veya sonradan çalışarak geliştirilen özel bir beceri olarak algılanır. Futbolcular için yetenek tanımı şöyledir:

“Bireysel tekniklerde ustalaşma, oyunun gerektirdiği fiziksel güç ve dirence sahip olma, oyun esnasında doğru zamanda doğru yerde bulunma ve doğru hamleleri yapabilme, oyuna takım arkadaşları ile uyum içerisinde takıma katkı verme, hem takım arkadaşlarının hem de rakiplerinin oyun içerisinde ne yapacaklarını tahmin edebilme ve buna göre davranabilme becerisidir.”

Formülümüzde bu elemanı diğer elemanların üssü olarak yazmamızın nedeni, yeteneği olmayan ama sadece diğer elemanlara (adanmışlık, denge, liderlik gibi) sahip futbolculardan iyi bir takım yaratılamayacağıdır.

ADANMIŞLIK: Bu formüldeki kavramlardan adanmışlık; “başarıya ulaşmak için hiç gevşemeden ve ödün vermeden ortaya konan özgün ve bireysel irade” olarak tanımlanıyor. Yani bu irade ya da içgüdü, başarı primi ya da disiplin cezası gibi dış etkenlere bağlı bir davranış değildir. Adanmışlığın temelinde galibiyete inanç ve özgüven vardır.

Soriano adanmışlığı tarif ederken şöyle diyor; “Gerçek adanmışlık bireyseldir ve kişinin içinden gelir; ancak bu duygu ortaya çıkarılıp takımca paylaşıldığında, olağanüstü sonuçlar elde edilmesinin yolunu açar...”

Ayrıca adanmışlık duygusu bulaşıcıdır. Adanmış futbolcuların çoğunlukta olduğu takımlarda oynayan en karamsar futbolcu bile o havaya uyar ve bir süre sonra o da başarıya odaklanıp, mücadele etmeye başlar.

Bu duygunun en zayıf yanı duruma göre iniş ve çıkışlar gösterebilmesidir. Örneğin, başarıya doymuş, üst üste şampiyonluklar yaşamış, şöhreti yakalayıp, büyük paralar kazanmış futbolcuların adanmışlık duygularında ciddi düşüşler yaşanabilir. Bu gibi durumlarda, takımın tüm üyelerini sürekli motive edecek unsurları bulmak ve sunmak ciddi bir yönetim becerisi gerektirir.

DENGE: Bir diğer kavram olan ‘denge’ ise; “takımın iyiliği için her oyuncunun üzerine düşen görevi anlaması ve benimsemesidir. (…) Dengenin dayanağı, her bireyin takımdaki rolünü anlaması ve kabullenmesidir.”

Her bir oyuncuya, takımdaki rollerini açıkça izah ettikten sonra bu konuda alınacak kararlar adil olmalı ve oyuncular bu kararların adil olduğuna inanmalıdır. Takımın dengesi; planlama, iletişim; adil ve ödünsüz kararlarla sağlanır.

Teknik direktör her oyuncuya aynı mesafede durur ve formayı gerçekten hak edene verdiğini futbolcularına inandırdığı ölçüde takımda denge sağlanır. Hiçbir oyuncu teknik direktör için vazgeçilmez olmamalıdır. Arkadaşlarına göre daha az çalışan, daha az emek veren, disiplinsiz davranışlarda bulunan futbolcu ne kadar yetenekli ve takım için gerekli olursa olsun, gerekli cezayı görmüyorsa takımın dengesi alt üst olur. Aynı şekilde övgü de dengeli olmalıdır. Öncelikle övgü tüm takıma yöneltilmeli, sonra de en çok hak eden oyuncular onurlandırılmalıdır.

Özetle denge kavramı; takımın her bireyin, üstüne düşen görevi iyice anlaması ve uygulamasıdır.

FORMÜLE İLAVE ELEMANLAR

Türkiye futbol endüstrisini yakından takip eden ve Beşiktaş kulübünde yöneticilik yapmış bir kişi olarak, formülü biraz daha genişletme ve yeni elemanlar ekleme ihtiyacı duydum. Dolayısıyla formülü yeniden revize ettim ve aşağıdaki elemanları da formüle ekledim:

LİDERLİK: Futbol her ne kadar takım oyunu olsa da, her takımın liderlere ihtiyacı vardır. Bu liderler hem sahada hem de saha kenarında olmalıdır. Saha kenarındaki lider teknik direktördür.

Bazı saha içi ve saha dışı faktörler, takım ne kadar adanmış, dengeli ve yetenekli olursa olsun takımın moral ve motivasyonunu olumsuz etkileyebilir. Örneğin, maç öncesi medyada rakip takımın favori gösterilmesi, maç esnasında rakip seyircinin baskısı, hakem hataları, rakip oyuncuların provokatif davranışları ya da takımda üst üste yapılan hatalar takımın moralini bozup, performansını düşürebilir.

Böyle durumlarda liderler ortaya çıkar ve duruma el koyarlar. Takım arkadaşlarını motive edip, oyuna döndürür, ortaya koyduğu oyunla arkadaşlarını galibiyete inandırır ve onların da galibiyet için oynamalarını sağlarlar.

Lider oyuncular özel kişilerdir. Yetenek, adanmışlık ve denge unsurları yukarıda saydığım durumlarda başarı için yeterli olmayabilir. Dolayısıyla her takımın mutlaka en az bir lider oyuncusu olmalıdır.

Elbette teknik direktör de liderlik özelliklerine sahip olmalıdır. Takımla birlikte
motivasyonunu yitiren, kulübede yıkılmış bir vaziyette oturan bir teknik direktörün takımını ateşlemesi beklenemez.

SEÇKİN TEKNİK DİREKTÖR: Teknik direktör geminin kaptanıdır. Gemi çalışanları ne kadar yetenekli olursa olsun, ne kadar canla başla çalışırsa çalışsın, kaptan olmadan ne yol alabilir ne de gemiyi güvenle limana getirebilirler.

Soriano, adanmışlık duygusunun bulaşıcı olduğunu vurguladıktan sonra, “özellikle de teknik direktör veya takımın liderlerinden kaynaklandığında daha da bulaşıcıdır” diyor. Soriano’ya göre teknik direktör; “Takımının başarısına odaklanan, en adanmış kişi olmak zorundadır. Kendisi kulübe ilk gelen ve eve son giden kişi olmak durumundadır.”

Arsen Wenger ise Teknik direktörü şöyle tanımlıyor; “Teknik adam seçkin bir sporcu gibi davranmalıdır. Bakımlı olmalı, içki veya sigara kullanmamalı ve renkli gece hayatı olmamalıdır. Aksi takdirde, sporcuların böyle davranmasını sağlamak zorlaşır.”

Futbolcuların, kulüp tercihleri yaparken dikkate aldıkları önemli koşullardan biri teknik direktördür. Futbolcular en yetenekli ve seçkin teknik direktörlerle çalışmak isterler. Dolayısıyla teknik direktörün özgeçmişi futbolcular için çok
önemlidir. Teknik direktörün geçmiş başarıları onlar için önemli bir işbirliği
koşuludur. Geçmişinde büyük başarılar elde etmişse daha çok saygı duyar, daha disiplinli davranır ve verilen her görevi tam bir ‘adanmışlık’ duygusu ile yerine getirmeye çalışırlar.

Teknik direktörün geçmişinde takımına kazandırdığı şampiyonluklar ve kupalar çok önemlidir. Morinho gibi pek çok uluslararası başarı kazanmış teknik direktörlerin sporcuları da yerel liglerindeki şampiyonluklarla yetinmez, uluslararası başarılar hedeflerler. Teknik direktör olarak geçmiş başarısı olmayan, ancak aktif futbol hayatında önemli başarılara imza atmış Rijkaard gibi eski futbolcuların da prestiji oldukça yüksektir. Barcelona’nın emektar futbolcularından biri, Rijkaard ile çalışmasını şöyle anlatıyor; “Sürekli bağırmasına karşın Van Gaal’e pek kulak asmazdım. Ancak Frank Rijkaard soyunma odasına girip konuştuğunda kendisini hep dinlerim, çünkü onun omuzunda üç yıldız taşıdığını bilirim. O, şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu üç kez elde etmiş ve ben bunu hiç yaşamadım… İşte bu nedenle onu dinlerim.”

Bu sözler futbolcunun teknik direktörüne bakış açısını çok güzel özetliyor.

Teknik direktör, özgeçmişi parlak olduğu kadar, aldığı kararlarla takımın adanmışlık duygusunu yaratacak, takımda dengeyi sağlayacak ve onlara liderlik edecek kişi olmalıdır. Adil olmalı ve verdiği kararların takımı başarıya taşıyacak kararlar olduğuna futbolcular inanmalıdır.

Yani, teknik direktör, başarılı bir takım yaratma formülünün en temel ve değişmez elemanlarından biridir.

ETKİLİ KULÜP YÖNETİMİ: İyi bir teknik direktör, lider futbolcular, adanmış ve dengeli bir takım bile bazen başarı için yeterli olmayabilir.

Takımın başarısı için finansal ve irade olarak güçlü ve aynı zamanda adil bir kulüp yönetimi yoksa takımın başarısı çok zorlaşır. Teknik direktör ve futbolcular, öncelikle hak ettikleri ücretlerinin zamanında ve eksiksiz ödenmesini beklerler. Zamanında paralarını alamayan teknik direktör ve futbolcuların adanmışlık duyguları erozyona uğrayabilir.

Futbolcular ve teknik direktörler, takımın başarısını üstlenip, başarısızlıkta takımı eleştiren, arkasında durmayan kulüp yönetimlerinden nefret ederler. Kulüp yönetimlerinin adil olmasını beklerler. Saha içi ve saha dışında uğradıkları haksızlıklarda kulüp yönetiminin kendilerine sahip çıkmasını isterler. Kulüp yönetimleri, teknik direktör ve futbolcuların bu beklentilerini karşılayamaz ise takımda çözülme başlar. Karşılaştıkları her haksızlıkta demoralize olur ve ‘biz sahada ne yapsak da kazanamayız’ duygusu hakim olur. Bu da başarısızlığı getirir.

Bu ek elemanları da başarı formülüne ekledikten sonra formül aşağıdaki

Başarı = [Etkili kulüp yönetimi + Seçkin teknik direktör + liderlik + (adanmışlık x denge) yetenek  ]

İlk bakışta biraz karışık gibi görünen bu formül benim yaşadığım tecrübelerin bir özetidir.

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
fenasi

Çok uzatmaya gerek yok. Takımı arap petrol krallarına satacaksın sonra koltuğa oturup rahat rahat şampiyonlar ligi finalini izleyeceksin.

cyanide

Kısacası para. İyi günler

Görüş Bildir