Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hayatın Bir Gerçeği Olarak Kabul Ettiğimiz Ancak Sebebini Bilmediğimiz İlginç Süreç: Yaşlanma!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Saçlarımız grileşmeye, hafızamız zayıflamaya, kemiklerimiz kırılganlaşmaya başlar ve zamanla hepimiz yaşlanırız (eğer şanslıysak)... Ancak bilim insanları yaşlanma sürecini açıklayan hiçbir evrimsel sebebin olmadığını belirtiyor. Peki o hâlde bizler niçin yaşlanıyoruz?

Yaşlanmanın sebebi konusunda üzerinde uzlaşılmış bir düşünce bulunmamaktadır.

Bazı bilim insanlarına göre genlerimiz bozulmaya, fonksiyonunu yitirmeye ve ölmeye programlıdır; bazılarına göre ise yaşlanma, vücudumuzda zaman içerisinde biriken hasarın ortaya koyduğu sonuçtur. Ancak en mantıklı olan, yaşlanmamıza bir değil birden fazla faktörün sebep olduğu düşüncesidir.

Tarihimizin önemli biyologlarından August Weismann'ın düşüncesine göre bedenimiz yalnızca eskimektedir.

Bu, şu anlama geliyor: Bedenlerimiz ve zihinlerimiz, tıpkı bir eşyanın eskimesi gibi zamanla, kullanıla kullanıla eskir; yaşlanmak da buna verilen isimdir. Bugün Weismann'ın bu temel fikrini merceğe alan bilim insanları, eskime sürecinin nasıl ve vücudun hangi bölgelerinde gerçekleştiğini araştırıyor.

Zamanın akışına yenik düşen bileşenlerden bir tanesi DNA'mız...

Bu fikre göre hücrelerimizdeki DNA hasarı durmaksızın gerçekleşmektedir. Bu hasarların bir kısmı vücudumuz tarafından onarılırken, bir kısmı ise zaman içinde birikmekte, ilerleyen yaşla birlikte genetik mutasyon ortaya çıkmaktadır. Hücrelerimizin kalitesini düşüren ve işlevini zayıflatan bu süreçte özellikle mitokondriyal DNA'mızın gördüğü hasar, hücrelerimizin genetik bütünlüğünü bozarak vücudumuzun işlevini uygun bir biçimde yerine getirememesine sebep olmaktadır.

Mitokondriyal DNA'mız, hücre çekirdeğinde bulunan DNA'mızdan daha hızlı şekilde mutasyona uğrar.

Bu da mitokondriyal DNA'mızın, yaşlanmaya sebep olduğu düşünülen hasar görmüş serbest radikallerden daha fazla üretmesine sebep olur. Mitokondri, hücrelerimizin enerji üreticisi olduğu için, vücuttaki yakıt (besin) ne kadar çoksa, mitokondriler o kadar fazla çalışır. Kısacası bir insan ne kadar az besin tüketirse, mitokondri tarafından üretilen serbest radikallerin sayısı da o kadar az olur. 

Bazı bilim insanları bu sebeple kalori kısıtlamasının genç kalmaya giden yolu açtığını belirtmektedir. Gerçekten de alınan günlük kalorinin %30 oranında azaltılması yaşam süresini uzatmakta, kansere yakalanma riskini düşürmekte ve hafıza ve hareket becerilerinin daha geç yaşlanmasını sağlamaktadır.

Ancak kalori kısıtlamasının sanıldığı kadar faydalı olmadığını düşünen bilim insanları da vardır.

Çünkü hayvanlar üzerinde yapılan gözlemler, kalori kısıtlaması uygulanan hayvanların daha yavaş büyüdüğünü, daha az ürediğini ve bağışıklık sistemlerinin daha zayıf hâle geldiğini ortaya koymaktadır. Kalori kısıtlaması bedeni "hayatta kalma mücadelesi" moduna soktuğu için büyüme ve enerji tüketimi gibi fonksiyonların baskılanmasına sebep olmaktadır.

Yaşlanmaya sebep olan süreç hakkında bir başka teori ise çapraz bağlanmadır.

Bu süreç, normalde enzimler tarafından parçalanan hasar görmüş ve işlevini yitirmiş proteinlerin alışılmadık bağlar kurarak zamanla problemlere sebep olmasını ifade etmektedir. Çapraz bağlanmış proteinlerin birikmesi hücrelere ve dokulara zarar vererek vücut fonksiyonlarını zayıflatabildiği için yaşlanmaya sebep olan süreçlerden biri olduğu düşünülmektedir.

Proteinlerin sebep olduğu bu durum, büyük oranda cildin yaşlanmasıyla ilgilidir.

Kırışıklıklara ve sarkmalara sebep olan bu durum, bilim insanlarına göre aynı zamanda gözde katarakt gelişmesine de sebep olmaktadır. Ayrıca arter duvarlarına ve böbrek yollarına bağlanan proteinlerin de kimi zaman önemli sağlık sorunlarına sebep olabildiği düşünülmektedir.

Peki sebepler gerçekten böyleyse, yaşlanma sürecini tersine çevirebilir miyiz?

Yaşlanmamıza yol açan tüm etmenleri henüz ortaya koyabilmiş değiliz. Ancak sözünü ettiğimiz teorilerin söylediği ortak bir şey var ki, o da hücre düzeyinde bakıldığında yaşlanmanın bedenimize programlanmış olduğudur. Elbette beslenmemize ve yaşam tarzımıza dikkat ederek bu süreci yavaşlatmak mümkündür ancak yaşlanma sürecini en azından yakın bir zamanda ortadan kaldıramayacağımız kesindir...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
corpse-bride

yaşlanmanın en kötü yanı hastalanmak elden ayaktan düşmek bu olmasa çokta takılacak birşey değil

semih-aktas1

Yok evrimsel bir sebebi yokmuş da bilim çaresiz kalmış da şöyle böyle. Geçin bu isleri,kimse sizden evrim propagandasi yapmanızı beklemiyor.Allah-u Teala dilediğini yaşatıyor dilediğini öldürüyor.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Bilim
Görüş Bildir