Havalimanlarında Bir Şişe Suyun Bile Farklı Fiyatlanmasının 10 Nedeni
Havalimanında bir şişe suya baktığında “Burada neden bu kadar pahalı?” diye düşündüğün olmuştur. Aslında bu fiyat farkının arkasında sadece ürünün kendisi değil, havalimanlarının kendine özgü çalışma düzeni ve yolculara sunduğu özel hizmetler bulunuyor. Kısıtlı alan, yüksek işletme maliyetleri ve yolcuların zaman baskısı gibi birçok etken, raflardaki fiyatların değişmesine neden olabiliyor. Peki marketteki aynı ürün neden havalimanında bambaşka bir etikete sahip oluyor? İşte merak edilen nedenler!
1. Dükkan kiraları astronomik seviyelere ulaşıyor.
Havalimanlarındaki dükkanların kira bedelleri, şehir merkezindeki popüler caddelere kıyasla oldukça yüksek olabiliyor. İşletmeler, her ay karşılamak durumunda kaldıkları bu büyük sabit giderleri dengeleyebilmek için mecburen sattıkları su gibi en temel ürünlerin fiyatına bile belirli oranlarda ekleme yapıyorlar.
2. Havalimanı yönetimi cirodan pay alıyor.
Dükkan sahipleri havalimanlarında sadece sabit bir kira ödemekle kalmıyorlar. Mağazalar, yaptıkları her satıştan ve yolculara ulaştırdıkları her şişe sudan elde ettikleri gelirin belli bir yüzdesini de sözleşmeler gereği havalimanı otoritesine aktarmak durumunda kalıyorlar.
3. Sıkı güvenlik kontrolleri maliyeti artırıyor.
Terminale giren her bir koli su, yolcular gibi çok sıkı güvenlik aşamalarından ve X-Ray cihazlarından geçiyor. Ürünlerin tek tek kontrol edilip onaylanarak içeri alınması süreci, işletmeler açısından ekstra zaman, yoğun personel emeği ve operasyonel yük anlamına geliyor.
4. Mal sevkiyatı büyük lojistik zorluklar barındırıyor.
Şehir içindeki dükkanlar gibi kolayca mal indirip bindirmek havalimanı sınırlarında pek mümkün olmuyor. Ürünlerin terminale ulaştırılması sadece belirli saatlerde, özel izinli araçlarla ve kısıtlı alanlardan yapılabildiği için nakliye ve dağıtım masrafları normalin üzerine çıkıyor.
5. İşletmeler kesintisiz hizmet vermek zorunda kalıyor.
Uçuşlar gece gündüz, kesintisiz bir şekilde devam ettiği için terminaldeki dükkanlar da kapılarını genellikle 7/24 açık tutuyor. Haliyle gece vardiyasında görev yapan personelin giderleri, sürekli açık olan alanların enerji faturaları ve bitmeyen işletme masrafları ürün fiyatlarına yansıyor.
6. Terminal içinde esnaf kültürü veya alternatif bulunmuyor.
Güvenlik kontrolünü geçtikten sonra yakınlarda gidebileceğin bir mahalle bakkalı ya da bütçe dostu bir zincir market yer almıyor. Alternatif seçenekler sınırlı olduğu için yolcular, karşılarına çıkan ilk işletmelerin sunduğu fiyat düzenlemesini kabul etmek durumunda kalıyorlar.
7. Sıvı kısıtlaması yolcuların seçeneklerini sınırlandırıyor.
'Yanıma evden suyumu alır, rahatça geçerim' düşüncesi ne yazık ki güvenlik kapısındaki uluslararası kurallara takılıyor. Yanındaki 100 ml üzerindeki sıvılar kısıtlamaya takılınca, uçağa binmeden önce susuz kalmamak adına içerideki fiyatları kabul etmek tek seçenek haline geliyor.
8. Yolcular belirli bir süre alanda kalıyor.
Ekonomide 'captive market' olarak adlandırılan bu durumda, pasaport veya güvenlik kontrolünden geçip kapılar arkanda kaldığında uçuş saatine kadar terminalde bekliyorsun. İşletmeler de yolcuların dışarı çıkma şansı olmadığını bilerek fiyat politikalarını buna göre şekillendiriyor.
9. Hijyen ve bakım standartları masrafları katlıyor.
Her gün milyonlarca insanın transit geçiş yaptığı bir alanda dükkan işletmek sanıldığı kadar kolay olmuyor. Uluslararası hijyen standartlarını korumak ve alanı sürekli pırıl pırıl tutmak için normal dükkanlara kıyasla çok daha fazla temizlik personeli ve özel malzeme bütçesi harcanıyor.
10. Fiyatlar küresel harcama alışkanlıklarına göre belirleniyor.
Havalimanları tamamen uluslararası alanlar kategorisine giriyor. Fiyat etiketleri hazırlanırken sadece yerel halkın cebi değil, euro veya dolar harcamaya çoktan alışmış olan yabancı turistlerin bütçesi ve harcama dinamikleri de baz alınıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın