Harvard Üniversitesi En İyi Diyeti Açıkladı: Kalorileri Değil, Kaliteyi Dikkate Alın!
'Kalori kaloridir' cümlesi yıllardır diyet dünyasının değişmez sloganı. Harvard Halk Sağlığı Okulu'nun beslenme kaynaklarında yayımlanan derleme ise bu sloganın hikâyenin çok da doğru olmadığını vurguluyor. Kalori önemli, ama yiyeceğin kalitesi de en az onun kadar belirleyici. Üniversitenin beslenme bölümünden araştırmacılar 120 binden fazla kişiyi 20 yıl boyunca takip ettiğinde, kilo değişiminin bazı yiyeceklerle çok daha güçlü bağ kurduğunu gördü. Üstelik onlarca yıldır tartışılan düşük karbonhidrat–düşük yağ kavgasının sonucu da beklendiği gibi çıkmadı.
İşte Harvard'ın verilere dayanarak öne çıkardığı tablo.
Kaynak: Harvard Üniversitesi
Kalorileri Değil, Kaliteyi de Göz Önünde Bulundurun: 120 Bin Kişilik 20 Yıllık Takip Bunu Söylüyor
Harvard'ın diyet konusunda dikkat çektiği konu belli oldu: Yiyecekleri yalnızca kaç kalori getirdiklerine bakarak seçmek yerine, kaliteli olanları öne çıkarıp düşük kaliteli olanları azaltmak gerekiyor.
Kaliteli grupta işlenmemiş ya da az işlenmiş yiyecekler var: Sebze, meyve, tam tahıllar, sağlıklı yağlar ve sağlıklı protein kaynakları.
Düşük kaliteli grupta ise yoğun işlenmiş atıştırmalıklar, şekerli içecekler, beyaz un, rafine şeker, kızartmalar, doymuş ve trans yağ oranı yüksek ürünler ve patates gibi glisemik indeksi yüksek gıdalar sıralanıyor.
Bu ayrımın dayanağı, 120 binden fazla sağlıklı kadın ve erkeğin 20 yıl boyunca izlendiği New England Journal of Medicine'da yayımlanan çalışma.
Takip sonunda kilo artışıyla en güçlü bağ kuran yiyecekler patates cipsi, patates, şekerli içecekler ve hem işlenmiş hem işlenmemiş kırmızı et oldu. Kilo kaybıyla ilişkilendirilenler ise sebzeler, tam tahıllar, meyveler, kuruyemişler ve yoğurttu. Araştırmacılar kalorinin önemini yok saymıyor; kaliteli yiyecekleri tercih etmenin zaten daha az kalori almayı kolaylaştırdığını söylüyorlar.
Düşük Karbonhidrat mı, Düşük Yağ mı? 800 Kişilik İki Yıllık Çalışmada Dördü de Benzer Sonuç Verdi
Son yıllarda diyetler karbonhidrat, protein ve yağ üçgeninde tartışılıyor ama Harvard'a göre buradaki kanıtlar hâlâ net değil. 2007'de JAMA'da yayımlanan ve 300'ü aşkın fazla kilolu kadını 12 ay izleyen çalışmada Atkins grubu diğer üç diyetten daha fazla kilo verdi. Buna karşılık 2009'da New England Journal of Medicine'da çıkan ve 800 kişiyi iki yıl takip eden araştırmada, yağ ve protein oranları farklı dört diyetin ortalama kilo kaybı birbirine yakın çıktı.
Aynı çalışmanın dikkat çeken bulgusu şuydu: katılımcılar grup danışmanlığı seanslarına ne kadar çok katıldıysa o kadar çok kilo verdi ve verdiğini o kadar az geri aldı.
2010 tarihli bir başka New England Journal of Medicine çalışması ise kilonun korunmasına baktı. Başlangıç kilosunun en az yüzde 8'ini vermiş yaklaşık 800 Avrupalı yetişkin 26 hafta boyunca izlendiğinde, proteini biraz artırmanın ve glisemik indeksi biraz düşürmenin verilen kiloyu korumayı kolaylaştırdığı görüldü. Harvard bütün bu tabloyu tek cümlede özetliyor: herkese uyan 'mükemmel' bir diyet yok, çünkü genler ve yaşam tarzı kişiden kişiye değişiyor.
Üniversitenin önerisi, Sağlıklı Yemek Tabağı rehberini temel alıp kendinize uyan lezzetli ve sağlıklı bir düzen kurmak ve günlük hareketi ihmal etmemek.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın