Harita 13 Yıl Sonra Güncellendi: Türkiye'deki Diri Fay Sayısı 485'ten 700'e Yükseldi
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), sismik hareketliliğin eksik olmadığı Türkiye'nin Diri Fay Haritası'nı on üç yıllık bir aranın ardından yeniledi. Uzun süredir beklenen ve güncel verilerle hazırlanan çalışmaya göre, 2013 yılında 485 olarak bilinen aktif fay hattı sayısı 700'e yükseldi. Bu çarpıcı artışın ortaya konduğu yeni veri tabanının, ülkenin depremle mücadelesinde ve kritik altyapı yatırımlarında temel rehber olması hedefleniyor.
Sürekli olarak artçı sarsıntılarla beşik gibi sallanan ülkemizde, afet yönetimi ve şehir planlaması açısından hayati önem taşıyan fay verileri baştan aşağı yenilenerek kamuoyuyla paylaşıldı.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü uzmanlarının yürüttüğü kapsamlı çalışmalar neticesinde, en son yayımlanmasının üzerinden on üç sene geçen aktif kırık hatları haritası güncel teknolojilerle tekrar oluşturuldu. Elde edilen son bulgular tehlikenin boyutunu da gözler önüne serdi. Daha önceki kayıtlarda dört yüz seksen beş olan hareketli kırık sayısı, yeni eklenen verilerin ışığında tam yedi yüze ulaştı. Oluşturulan bu kapsamlı sayısal altyapının; afet risklerini en aza indirme stratejilerinde, güvenli altyapı projelerinin yer seçiminde ve deprem tehlike analizlerinde bir numaralı başvuru kaynağı olacağı belirtiliyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, bu çalışmanın sıradan bir bilimsel araştırmanın ötesinde anlamlar taşıdığını vurguladı. Yanık, Türkiye'nin Alp-Himalaya dağ oluşumu kuşağında yer alması nedeniyle oldukça dinamik bir tektonik yapıya sahip olduğuna dikkat çekerek, bu yapının doğru ve en yeni verilerle haritalandırılmasının ulusal güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma için ertelenemez bir mecburiyet olduğunu ifade etti. Son on üç yıl içerisinde yer bilimleri alanında muazzam bir bilgi birikimi sağlandığını belirten Yanık, bu haritanın söz konusu birikimin somut bir çıktısı olduğunun altını çizdi.
Kurumun tarihi başarılarına da değinen Yanık, MTA'nın sadece deprem araştırmalarıyla değil, ülkenin yer altı zenginliklerini ekonomiye kazandırma noktasında da öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı. Batman'da bulunan ilk petrol rezervinden Eskişehir'deki dünyanın en kritik nadir toprak elementi sahalarına, Elazığ, Sinop ve Kahramanmaraş'taki dev bakır yataklarına kadar sayısız keşfin altında kurumun imzası bulunuyor. Enerji açlığının büyüdüğü, iklim krizinin derinleştiği ve stratejik hammaddelere ulaşım yarışının kızıştığı günümüz dünyasında yer bilimlerinin değerinin giderek arttığını belirten Genel Müdür, MTA'nın ileri teknolojiyi çevre dostu yöntemlerle harmanlayarak Türkiye'nin kaynaklarını ortaya çıkarma mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini sözlerine ekledi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!




Yorum Yazın