Gerçek Bir Yol Arkadaşı Gibi Hissettiren Kazım Koyuncu Şarkıları
Karadeniz’in dalgaları bazen insanın içine çarpa çarpa konuşur ya sevgili Kazım Koyuncu da tam olarak öyle bir sanatçıydı. O sadece şarkı söylemedi, hüzne omuz attı, memleket kokusunu sözleriyle resmetti. Onun sesi her zaman iyi bir yoldaş oldu dinleyenlere. Kısa yaşadı ama arkasında öyle bir ruh bıraktı ki bugün hala evrende yankılanmaya devam ediyor şarkıları...
Ben Sadece
Hopa doğumlu Kazım Koyuncu, çocukluğunu Karadeniz’in sert doğasıyla iç içe geçirdi. Müziğe ilgisi daha küçük yaşlarda başladı. Babasının aldığı mandolin ve amcasının Almanya’dan getirdiği gitar, onun hayatındaki ilk mihenk taşı oldu. Daha ortaokul çağlarında müziğe tutulmuştu bile.
Hoşçakal (İşte Gidiyorum)
Üniversite için İstanbul’a geldiğinde ise klasik okuyup memur ol hikayesine hiç yanaşmadı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi ama okuldan çok müzikle ilgilendi. Çünkü onun derdi diplomadan ziyade kendi sesini bulmaktı. Bir süre sonra üniversiteyi bırakıp tamamen müziğe yöneldi. Bu karar, dışarıdan bakınca riskli görünüyordu ama aslında Karadeniz fırtınası çoktan rotasını çizmişti.
Hayde
1990’ların başında kurduğu Grup Dinmeyen ile profesyonel müziğe giriş yaptı. Sonra asıl devrim geldi, Zuğaşi Berepe. Lazca adıyla Denizin Çocukları…
Gelevera Deresi
Grup Türkiye müzik sahnesinde resmen bir sistem güncellemesi gibiydi. Çünkü o güne kadar kimse Lazca sözleri rock müzikle bu kadar güçlü bir şekilde birleştirmemişti. İnsanlar önce şaşırdı, sonra bağımlısı oldu. Özellikle Va Mişkunan ve İgzas albümleri zamanla kült statüsüne ulaştı.
Narino
Kazım’ın olayı sadece müzik değildi. O, Lazcayı folklor müzesi rafından indirip yaşayan bir dile dönüştürdü. Hatta bugün birçok insanın Lazcanın ayrı bir dil olduğunu fark etmesinde onun büyük etkisi olduğu sık sık konuşulur.
Yalnızlığı Anla
Onun sesinde gerçeklik vardı. Bazen sesi çatlıyordu, bazen bağırıyordu, bazen de sanki dünyanın bütün yorgunluğu omzundaymış gibi söylüyordu. Tam da bu yüzden insanlar onu dinlerken kendini yalnız hissetmiyordu. Gerçek yalnızlığın ne anlama geldiğini keşfediyorlardı.
Koçari
Özellikle yalnızlık, memleket özlemi, doğa sevgisi ve kaybetme duygusu onun müziğinde sürekli dolaşan karakterlerdi. Karadeniz’i anlatırken aslında ruh halini anlatıyordu. Sis, yağmur, deniz, dağ… Hepsi onun şarkılarında canlı bir karakter gibi davranıyordu.
Koyverdun Gittun Beni
Çevre mücadelelerinde aktif rol aldı. Karadeniz’deki doğa talanına karşı çıktı, nükleer santral projelerine tepki gösterdi. Özellikle Sinop’taki nükleer santral planlarına karşı açık tavır aldı. Bu yüzden insanlar onu sadece şarkıcı olarak görmedi. Birçok kişi için o, vicdanı açık bir yol arkadaşıydı.
Ben Seni Sevduğumi
2004 yılında kansere yakalandığını öğrendi. Testis kanseriyle mücadele etti ama sahneden kopmamaya çalıştı. O dönemde Karadeniz’de Çernobil faciasının etkileri çok tartışılıyordu ve birçok kişi bölgedeki kanser vakalarının bununla ilişkili olduğunu düşünüyordu. 25 Haziran 2005’te, henüz 33 yaşındayken hayatını kaybetti. 33 yaş, nasıl da genç... İnsan bazı hayalleri yeni kurmaya başlıyor daha o yaşta. Ama Kazım, kısa ömrüne birçok insanın 90 yılda bırakamayacağı kadar iz bıraktı.
Dünyada Bir Yerdeyim
Kazım Koyuncu’nun en büyük gücü inandığı gibi yaşamasıydı. Popüler olmak gibi bir derdi olmadı. Karadeniz’i romantikleştirip kartpostala çevirmedi. Laz kültürünü egzotik bir aksesuar gibi sunmadı. Ne hissediyorsa onu söyledi. O yüzden bugün hala samimi geliyor. Yerin doldurulamıyor Kazım, seni çok özlüyoruz!
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın