article/comments
article/share
Haberler
FOMO Out, JOMO in

etiket FOMO Out, JOMO in

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Günün sonu. Dünyanın gürültüsü nihayet susmuş, omuzlarınızdaki o görünmez yüklerle baş başa kalmışsınız. Dinlenmek için elinize telefonu aldığınız o ilk anda, ekranın mavi ışığıyla birlikte zihninize amansız bir veri seli akmaya başlıyor. Başkalarının tırmandığı kariyer basamakları, yakalanması gereken yeni trendler, dünyanın öbür ucundaki krizler ve 'hemen şimdi' alınmazsa tükenecek olan o fırsatlar... Ve göğüs kafenize usulca o tanıdık, soğuk ağırlık çöküyor: 'Bir şeyleri kaçırıyorum. Hayata geç kalıyorum.”

Adına FOMO (Bir Şeyleri Kaçırma Korkusu) dediğimiz bu kriz, artık sadece o popüler etkinliğe gidememekten çok daha derin bir yara. Bu, hayatın hızına, çağın beklentilerine ve en çok da kendimize geç kalma paniği. Görünürde sadece olduğumuz yerde dururken, içten içe bizi un ufak eden bu tükenmişlik (burnout) hissinin köklerinde ise kendi biyolojimizle verdiğimiz amansız bir savaş yatıyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

15.000 Yıllık Evrimsel Defo ve Çöken Sistemimiz

15.000 Yıllık Evrimsel Defo ve Çöken Sistemimiz

İnsan beyni, hayatta kalabilmek için daima 'eksik olana' odaklanmaya programlıdır. Atalarımız için kabiledeki bir gelişmeyi ya da ufuktaki bir tehlikeyi kaçırmak, vahşi doğada ölmek demekti. Yani bir şeyleri kaçırma korkusu, aslında 15.000 yıllık evrimsel bir hayatta kalma kodudur.

Ancak ortada devasa bir donanım uyuşmazlığı var. Evrimsel antropolog Robin Dunbar’ın kanıtladığı gibi, beynimiz aynı anda en fazla 150 kişinin (Dunbar Sayısı) verisini işlemek ve onlarla bağ kurmak üzere tasarlandı. Biz bugün, milyonlarca insanın hayat fragmanlarına, ülkenin bitmek bilmeyen dertlerine ve dijital bir illüzyonun içindeki kusursuzluk diktasına maruz kalıyoruz.

Buna bir de beynin yarım kalan işleri asla unutamama huyu olan Zeigarnik Etkisi eklenince, felaket kaçınılmaz oluyor. Zihnimizde asla kapanmayan 'yapılacaklar' ve 'yetişilecekler' sekmeleri yüzünden, sinir sistemimiz ortada hiçbir kaplan yokken sürekli 'savaş ya da kaç' alarmı veriyor. Oturduğumuz yerden, sadece kortizol üreterek tükeniyoruz.

İpleri Bırakma Korkusu: Kimse Durduk Yere Kontrolcü Olmaz

İpleri Bırakma Korkusu: Kimse Durduk Yere Kontrolcü Olmaz

Her şeye hakim olma çabası dışarıdan bakıldığında yorucu bir 'kontrol deliliği' gibi okunabilir. Oysa gerçek, çok daha sessiz ve acımasızdır. İpleri elinizde tutmaya, her haberi bilmeye, her krizin önüne geçmeye çalışıyorsunuz; çünkü siz o ipleri bıraktığınız an kurduğunuz dünyanın tökezleyeceğini hissediyorsunuz. Görünmez sorumluluklar ağında cambazlık yaparken, her şeyi bilmek size anlık bir güvenlik illüzyonu veriyor.

Ancak dünyayı omuzlarınızda taşırken, vitrinlerdeki her hayata bakarken ödediğiniz çok ağır bir bedel var: Kendi hayatınızın başrolünden çekilmek.

Engin Geçtan ve Yabancılaşmanın Soğuk Yüzü

Engin Geçtan ve Yabancılaşmanın Soğuk Yüzü

Türkiye'nin yetiştirdiği en kıymetli zihinlerden Engin Geçtan, İnsan Olmak adlı başyapıtında çağdaş insanın kanayan yarasına şu tokat gibi tespitiyle parmak basar:

'Çağdaş insan, çoğu kez ne istediğini bilmeyen, ama sürekli bir şeyler peşinde koşan, bu koşuşturma içinde kendini unutmuş bir varlıktır.'

Haberi, fırsatı, başkalarının beklentilerini veya bir 'trend'i yakalamaya çalışırken, aslında Geçtan'ın bahsettiği o korkunç yabancılaşmayı yaşıyoruz. CV'miz dolsun, statümüz korunsun, sistem yürünsün diye dışarıdaki gürültüye o kadar odaklanıyoruz ki, içimizdeki sesin neye aç olduğunu duyamaz hale geliyoruz. Başkalarının hayat sahnelerini kesintisiz izlerken, kendi gerçekliğimize sürgün ediliyoruz.

Eksik Kalma Cesareti: Kendi Merkezinize Dönüş

Eksik Kalma Cesareti: Kendi Merkezinize Dönüş

Bu girdaptan çıkış yolu, 'her şeyi boş ver' diyen o sığ ve romantik kişisel gelişim klişelerinde değil. Hayatın gerçek sorumlulukları oradayken fişi tamamen çekemezsiniz. Ancak sinir sisteminizi korumak için çok güçlü bir karar verebilirsiniz: Eksik kalma cesaretini göstermek. Buna yeni dünyada JOMO (Joy of Missing Out - Bir Şeyleri Kaçırmanın Keyfi) diyoruz. Ancak bu, pijama giyip evde oturmaktan ibaret bir eylem değildir; radikal bir kabulleniştir.

Her haberi bilmeyeceksiniz.

Herkesin konuştuğu o konuya hakim olmayacaksınız.

Bazı fırsatlar, siz ipleri bıraktığınız için başkalarına gidecek.

Ve inanın, dünya başınıza yıkılmayacak. Enerjiniz, sahip olduğunuz en değerli biyolojik sermayenizdir. Onu başkalarının vitrinlerine bakarak, yetişemeyeceğiniz hızlara ayak uydurmaya çalışarak yağmalamayın. Eksik sandığınız, kaçırdığınızı düşündüğünüz o sessizlikler; aslında kendinize nefes alacak, duyulacak ve köklenilecek bir alan açtığınız yerin ta kendisidir. Bırakın biraz eksik kalsın; yeter ki siz, kendinize tam olun.

Instagram

Facebook

X

Web

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam