article/comments
article/share
Haberler
Eylül: Duyguların Ayı

etiket Eylül: Duyguların Ayı

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Bazı aylar gelir geçer.

Takvimden bir yaprak eksilir, hava biraz serinler, günler biraz kısalır, güneş solar, yapraklar sararır belkide düşmeye başlar ama  hayat bildiği yerden devam eder.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Eylül insana dokunarak geçer.

Eylül insana dokunarak geçer.

Nedense eylül  geldiğinde gökyüzüne biraz daha uzun bakarız, geçmişi biraz daha fazla düşünürüz. Unuttuğumuzu sandığımız insanlar, yarım bıraktığımız cümleler, vazgeçtiğimiz hayaller ve içimizde bir yerlerde hâlâ taşıdığımız kırgınlıklar yeniden ortaya çıkar.

Sanki Eylül, insanın içindeki çekmeceleri açar.

Benim için Eylül biraz da bir dönemeçtir. Belkide doğduğum ayın bu ay olmasının taşıdığı duygular ve yılların bilançosunun çıktığı aydır Eylül

Hayattan, yaşamın telaşından, hatta bazen kendimizden hafifçe uzaklaştığımız bir aydır Eylül

Yaz boyunca her şey daha kolaydır. Güneş vardır, deniz vardır, uzun günler vardır. İnsan kendisini hayatın içine bırakır. Çok düşünmez, Yoğunluğun, gürültünün ve telaşın içinde kaybolur gider

Sonra Eylül gelir.

Hava değişir.

Işık değişir.

Rüzgâr değişir.

Ve insanın düşünceleri de değişir.

Sanki hayat bir anda sesini kısar ve “Şimdi biraz da kendine bak” der.

Eylül, Vedaların Takvimidir

Eylül, Vedaların Takvimidir

Eylül, Cırcır böceklerinin konserleriyle vedalaştığımız aydır,

Eylül’de, 

Meltemin tenimize bıraktığı o hafif esintiye…

Geç kararan uzun yaz akşamlarına…

Şezlonglara, güneş kremlerine, denizden çıkıp yeniden denize girme alışkanlığına…

Yazlık kıyafetlerin hafifliğine…

Uzun açık hava sohbetlerine…

Kavrulmuş toprağa ve kuşbakışı gördüğümüz o sonsuz yeşile…

Gökyüzünde yönünü değiştiren göçmen kuşlarına…

Eylül, bize birer birer vedalaşmayı öğretir.

Belki de bu yüzden Eylül'ün hüznü bu kadar tanıdıktır.

Çünkü insan, mevsimlerle birlikte kendi vedalarını da hatırlar.

Hayatımızdan çıkan insanları…

Bir daha dönmeyen dostlukları…

Bittiğini kabul etmekte zorlandığımız aşkları…

telefon rehberimizde  rastladığımız  bu dünyadan göç eden dostlarımızı, belki ailemizi, annemizi, babamız…

iyilik gördüğümüz insanları…

hayatımızdan çıkarmak isteyipte çıkaramadığımız mutsuzlukları,

Gerçekleşmeyen hayalleri…

Bitmeyen ümitleri

kırdığımız dostları, sevindirdiğimiz çocukları

Ve zamanında çok önemli sandığımız ama bugün geriye dönüp baktığımızda artık hiçbir anlam taşımayan meseleleri…

Eylül, bütün bunların hesabını sormaz. Sadece hatırlatır.

Şairler Neden Eylül'ü Sevdi?

Şairler Neden Eylül'ü Sevdi?

Belki de bu yüzden adına bu kadar çok şarkı söylendi, türkü yakıldı, şiir yazıldı.

Çünkü Eylül, insanın dışarıdan içeriye döndüğü aydır.

Yazın kalabalığı azalır.

Sokaklar sakinleşir.

Akşamlar erkenden gelir.

Ve insan, uzun zamandır susturduğu kendi sesini yeniden duymaya başlar.

Eylül'ün asıl hüznü sararan yapraklarda değil, geçen zamanı fark etmemizdedir.

Bir yaprağın kopuşunu izlerken aslında kendi hayatımızdan kopan yılları düşünürüz.

Çünkü insan yaş aldıkça mevsimlere başka türlü bakıyor.

Eskiden Eylül, “Yaz bitti” demekti.

Şimdi ise biraz daha farklı:

“Bir mevsim daha geçti.”

İşte insanı asıl düşündüren de bu.

Ama Eylül Sadece Hüzün Değil

Bütün bu vedaların içinde güzel bir gerçek de vardır.

Hayat, bitenlerin üzerine yeniden kuruluyor.

Bağ bozumu bunun en güzel örneği değil mi?

Dalından koparılan üzüm, aslında son değil; başka bir yolculuğun başlangıcıdır.

Belki bizim hayatımız da böyledir.

Bazı şeylerin bitmesine izin vermeden yeni bir şeye başlayamıyoruz.

Bazen bir kapının kapanması gerekiyor.

Bazen bir insanın hayatımızdan çıkması…

Bazen yıllardır taşıdığımız bir yükü bırakmamız…

Ve bazen de kendimize, “Artık yeter” diyebilmemiz gerekiyor.

Eylül belki de tam olarak bunu anlatıyor.

Her şeyin bir zamanı var.

Sevmenin…

Beklemenin…

Gitmenin…

Kalmanın…

Ve bırakmanın…

Ben Eylül'ü artık yalnızca hüznün ayı olarak görmüyorum.

Eylül benim için bir muhasebe ayı.

Nereden geldiğimize, neleri geride bıraktığımıza ve bundan sonra nereye gitmek istediğimize baktığımız aydır EYLÜL!

Biraz hüzünlü…

Biraz dalgın…

Biraz kırgın…

Ama aynı zamanda çok gerçek.

Çünkü Eylül bize hayatın en önemli gerçeğini hatırlatıyor:

Hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor.

Ne yaz…

Ne gençlik…

Ne aşk…

Ne mutluluk…

Ne de hüzün…

Hepsi geçiyor.

Ve belki de hayatın anlamı tam burada saklı.

Geçtiğini bildiğimiz halde yaşamaya devam etmekte.

Eylül geldiğinde yapraklar dökülecek.

Günler kısalacak.

Güneş biraz daha erken kaybolacak.

Cırcır böcekleri susacak.

Göçmen kuşları uzaklara gidecek.

Biz ise bir kez daha hayatın önümüze koyduğu yeni mevsime yürüyeceğiz.

Belki biraz daha eksik…

Belki biraz daha yorgun…

Ama mutlaka biraz daha bilge.

Çünkü Eylül bize sadece yazın bittiğini değil, zamanın geçtiğini söyler.

Hoş geldin Eylül…

Yine biraz hüzün getir.

Ama ne olur, beraberinde biraz da umut getir.

Çünkü biz, bütün vedalara rağmen hâlâ hayattayız.

Peki, Eylül'de Ne Yapılır?

Peki, Eylül'de Ne Yapılır?

Aslında Eylül sadece hatırlama, vedalaşma ve biraz hüzünlenme ayı değildir.

Eylül, tatil için de Ege ve Akdeniz'in en güzel zamanıdır.

Güneş kavurmaz.

Kum yakmaz.

Deniz bunaltmaz, dalgalar sürüklemez.

Yollar boşalmıştır, sokaklar sakinleşmiştir. Kalabalıklar çekilmiş, sahiller nefes almaya başlamıştır.

Üstelik fiyatlar da yazın o yüksek sezon telaşından uzaklaşmıştır.

Sabah denize girersiniz, öğleden sonra uzun bir sahil yürüyüşü yaparsınız. Akşamları acele etmeden bir masaya oturur, gün batımını izleyerek saatlerce sohbet edersiniz.

Yani Eylül, tatilin belki de en lezzetli ayıdır.

Temmuz ve ağustosta sıcağın, kalabalığın ve telaşın arasında kaçırdığımız ne varsa Eylül'de yeniden yakalarız.

Tatilini Eylül'e saklayanlara ne mutlu…

Yazı bitirdim diye düşünenlere ise küçük bir hatırlatma:

Daha bitmedi!

Ege ve Akdeniz hâlâ orada.

Deniz hâlâ sıcak.

Güneş hâlâ gökyüzünde.

Ve sahiller, belki de bütün yazdan daha güzel bir sessizliğe bürünmüş durumda.

O yüzden bu yazıyı okuyan herkese bir duyurum var:

Tatil yapanlar, Eylül'de bir kez daha gelin.

Tatil yapamayanlar, işte şimdi tam zamanı!

Çünkü bazı tatiller takvimde yazmaz.

İnsan kendini ne zaman hazır hissederse, tatil mevsimi o zaman başlar.

Ne güzel söylemiş sanatçılar:

“Eylül'de gel…”

Ben de bir ek yapayım:

Eylül'de gelin…

Çünkü Eylül, sadece hüzünle hatırlanacak bir ay değil.

Eylül, Ege ve Akdeniz'de yaşanacak en güzel vedalardan biridir.

Web

YouTube

Instagram

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam