Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Kesitler: Nil Nehri'nde Timsahla Sevişen Yerliler

-

Evliya Çelebi tanındığı üzere Yeniçağ Osmanlı Tarihi'nin en meşhur yazarlarından birisidir. Doğunun dört bir yanını gezerek izlenimlerini kaleme aldığı 10 ciltlik eseri bugün dahi değerinden hiç kaybetmeden önemini muhafaza etmektedir.

Eserinin birçok bölümünde mizahî ögelere yer verip, kendi başına gelen komik olayları dahi okuyucuya anlatıyor.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi okuyucuya bazen çok değerli tarihî bilgiler veriyor, bazen güldürüyor bazen de şaşırtıyor.

Eserinin 10. cildinde Evliya Çelebi, Nil Nehri çevresindeki gezisi sırasında burada gördüğü hayvanları tarif ediyor.

Timsahı tarif ederken çok başarılı bir plan çizen Evliya bize şunları söylüyor:

''Ve arkası pul pul olup âlet-i harbden (savaş silahlarından) tüfeng dahi kâr etmez, illâ koltuğu altı yumuşakdur, andan (oradan) vururlar... Bunun üst çenesi açılır kapanır, alt çenesi aslâ hareket etmez. Ve üst çenesinde altmış dişi vardır, alt çenesinde kırk dişi vardır.''

Timsahların pek tehlikeli ve zararlı hayvanlar olduklarını söyleyen Evliya Çelebi anlatımına şu sözlerle devam ediyor:

''Nîl kenârında koyun kuzu ve âdam ve at ve sığır ve deve su içerken sine sine gelüb ibtidâ (evvela) kuyruğuyla çarpup vurduğu hayvanı Nil'e çeküb aman vermeyüp götürür, amma adamı koyunu aman vermeyüb bir demde yutar... Bu timsah Nil-i Mübarekin ejderhasıdır. Amma karada gayet batîdir (yavaştır), zira elleri ve ayakları kısadır, karnı yere sürünüp kendi çabuk hareket edemez ve çok gezemez. Ve taşrada (dışarıda) üç günden ziyade duramaz, hemân mürd olur (ölür).''

İzlenimlerini aktarmaya devam eden Evliya Çelebi, ''Ve mine'l-garâ’ib'' (Gariplikler) başlığı altında yerel ahaliden bazılarının timsahlarla cinsel ilişkiye girdiklerini naklediyor:

''Bu timsâh eşi ile cezîrelere (adalara) çıkub cimâ‘ murâd edindikde dişisin arkası üzerine yatırub cimâ‘ ederken ba‘zı Arab tâ’ifesi belsovukluğu marazına mübtelâ olup anın def‘iyçün yâhûd nefs-i emmâresiyçün mezkûr (zikredilen) herîf... timsâh cimâ‘ etmeden dişisi arkası üzere yatırken herif kemîngâhdan zâhir olup (pusudan çıkıp) bir nara haykırınca timsahın erkeği firâr edüb kendüyi Nîl'e atub halâs olur (kurtulur).''

Lakin dişisi arkası üzere kaskatı kalır, gûyâ kaplumbağa gibi kalır, asla harekete iktidârı olmaz.

''Zîrâ elleri kısacıkdır, mahâreti suda kuyruğuyla ve ağzıyladır. Tâ ki erkeği cimâ‘ edüp dişisin sırtı üstünden döndürmeyince hâli üzre kalır... Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în (mel'unlar) timsâhın kıç ayaklarını kum ile örter ve kuyruğu üzere dahi hayli kum yığar, ba‘dehu (sonra) havf [u] haşyetsiz (utanmadan sıkılmadan) fi‘il-i şenî‘a mübâşeret eder (ırzına geçer), ne‘ûzu billâh.''

Evliya Çelebi'nin 10 ciltlik seyahatnamesinde bu olay benzeri birçok ilginç bahis mevcuttur.

Gördüklerini tasvirde üst düzey bir yeteneği olduğu anlaşılan Evliya Çelebi, okuyucuyu yaşadığı olayların içerisine çekmekte ve bir kitaptan ziyade sanki bir film izliyormuş gibi anlattıklarını göz önünde canlandırmaktadır. Detaylıca incelendiğinde bu eserin içerisinde daha birçok ilgi çekici olaya tesadüf edilecektir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

Sırf merakımdan araştırdım, Hintçe belgesel izledim. Yok, biri Evliya Çelebi'yi keklemiş. Ya da olay gerçek ama nasıl yapıldığı Çelebi'nin süsleme için uydurduğu detaydan ibaret.

ayan-dag

eh buna çüş yakışır

efeefekan

vay a.k bin yıl düşünsem timsahı da zikecekleri aklıma gelmezdi..

Başlıklar

Savaşolay
Görüş Bildir