Eski Yeşilçam Filmlerini Bıkmadan Defalarca İzlememizin Altında Yatan 15 Sebep

Sanat-

Menemeni bile soğanlı mı soğansız mı yapılır diye tartışan toplumumuzun mütabık olduğu nadir şeylerden biri de Yeşilçam klasikleri. Televizyonda rastladığımızda sevdiğimiz dizinin yeni bölümünden, tüm hafta beklediğimiz maçlardan fedakarlık yaparak izlediğimiz, canımız sıkılınca izlemek için internete sarıldığımız müthiş yapımlar Yeşilçam klasikleri. Peki neden bu kadar çok seviyoruz? Dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışalım.

1. Unutulmayan replikler

30. yılını aşalı çok olmuş filmlerden cümleleri hala günlük hayatımızda kullanmamız bunun en iyi göstergesi.

2. Her duyduğumuzda tüylerimizi diken diken eden eşsiz müzikleri

3. Aile sıcaklığı

4. Oyuncular arasındaki müthiş uyum

Öyle bir uyum ki zannedersiniz birbirlerinin aldıkları nefesi biliyorlar.

5. Kafa dağıtmak için birebir olması

Sadece izlersiniz. Senaryodaki, çekimlerdeki hatalar gözünüze batmaz. Çünkü sizin el emeğiniz yemek gibidir. Biraz tuzlu da olsa altı da yansa birlikte yiyince keyif verir.

6. Hüznün sadece ekrana değil yüreklere kazınması.

7. Şakaların eskimemesi, hatta günümüzdeki işlerle kıyaslayınca şarap gibi eskidikçe kıymetlenmesi.

8. Yardımlaşmanın, komşuluğun, dostluğun ne kadar kıymetli olduğunu göstermesi

9. ve aile bağlarının...

10. Dev AVM'lerin, gökdelenlerin, kaosun olmadığı eski ve mütevazi İstanbul

Plazalarına lüks arabasıyla gelenler yerine halkın içinden karakterler...

11. Sadece başroller değil yardımcı rollerde ufacık sürelerde gösterilen dev oyunculuk performansları.

12. Filmlerin çekildiği dönemin sosyal hayatını, politik durumunu, trendlerini göze sokarak değil senaryo içine yedirerek verilmesi.

Günümüzdeki eserlere bakınca karakterlerin uzay boşluğunda, zamansız bir düzlemde yaşadıklarını fark edeceksiniz.

13. En güzel aşkların Yeşilçam'da yaşanması.

Özellikle günümüzdeki dizilere bakınca ne demek istediğimizi anlayabilirsiniz.

14. Ekranda gördüğümüz kişiyi akrabamız, dostumuz, ailemizin bir parçası gibi görmemiz.

15. Tüm ayrılıkları, görüş farklılıklarını bırakıp birleştirmesi.

Canım Kardeşim'de duygulanmayan, Hababam'da kendi okul yılları aklına gelmeyen, Tosun Paşa'da kahkahalara boğulmayan birisine rastladınız mı? Bu yüzden Yeşilçam klasikleri toplumumuzun tutkalıdır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mehmetygt.yoruk

Ah bide bunları izleyip en bok olmayan biri bile delikanlı gibi konuşmasa daha iyi olur

erhan-guner

Sonu bilinen hikayeler insanın stres düzeyinin azalmasına neden oluyor.Bu filmlerin çok sevilmelerine,çok iyi yapımlar olmamalarına rağmen,halka defalarca izlettirilmiş olmaları önemli bir katkı sağlıyor.

hukumran

erotik sinemalarla kapanan bir devir...

klaypex

Kemal Sunal yaa... Kufretmeden, argo kullanmadan bizi gulduren en iyi oyuncularda biri. Simdikiler komik olcam diye herseyin sonuna "amk".

balthazar

Kemal Sunal filmlerini sessiz mi izliyorsun?

jsy

Kemal Sunal'ın küfrettiği çok sahnesi var ama o küfürü oynadığı karakterin doğası gereği ediyordur ve abes durmuyordu. Ama şimdi karakterler uydurma, sırf reaksiyon alınsın diye edilmiş küfürler var onu eleştirmek istedi diye düşünüyorum ve de katılıyorum.

balthazar

Sana belki daha önce duymadığın belkiduyup ciddiye almadığın bir şey söyleyeyim. Kemal Sunal iyi bir oyuncu değil ve ettiği küfürler sempatik değil. Eski Türk Sineması samimi değil. D,ikkatli izlediğinde sinir krizleri geçirtecek konuları olan filmler var.

klaypex

F, eğer eşoğlueşeği küfürden sayıyorsun durum farklı olabilir. Birde 2. Yorumunda bok atmışsında belkide senin kapasiten kaldıramıyordur üstadı. Bence sen kendi seviyedeki Şahan ve Şafak sezere gülersin.

mrycgr

Türkiye halkının parasını bastırarak, 'hocam ben şöyle şöyle bir film istiyorum' diye dikte ettirerek var ettiği, ne devletten ne de özel sektörden büyük bir yardım görmeden serpilip gelişen ulusal sinemamız. Metin Erksan, Lütfi Akad, Duygu Sağıroğlu, Yılmaz Güney, Yavuz Turgul gibi önemli ve dünya standardında yönetmenler kazandırmıştır memlekete. Her karesinde kopmaya hazır bir film şerididir Yeşilçam. Bize hep farklı zamanlardan seslenir; sevgiyi, töreyi, iyiyi ve kötüyü ama ille de bizi anlatır. Nubar Terziyan’ın yüzünde hayat bulur mesela mahallemizin sevecen bakkal amcası. Sahi, mahalle diye bir şey vardır bir zamanlar. Oysa şimdi çocuklar, kendi küçük dünyalarında, devasa caddelerde büyümekteler; mutlu görünüp, oyunlarında hep mutsuzu oynayarak... Hulusi Kentmen’in ak düşmüş gür bıyıklarının arkasında beliren tonton dede şefkatinden hep mahrum kalarak... Elindeki bastona inat dimdik yürüyen, inatçı ama bir türlü kötü olmayı beceremeyen, beyaz perdeden fırlamış koca bir çocuktu Hulusi Kentmen. Kaşlarını çatışı ürkütse de bizi; saklanacak bir liman olmuştu hep Adile Naşit’in anne yarısı eteğinin arkası. Cevat Kurtuluş’un garip ve saf bakışları; şairin dediği gibi, bahçedeki çiçekleri ille de Sami Hazinses’in sulayışı, Erol Taş’ın iyiyle kötü arasında mekik dokuyan med-cezirleri; kimi geceler korkudan uykularımızı bölen kahkahasıdır ulusal sinemamız. Bundandır vazgeçemeyişimiz… ve belki de birazda bir daha böyle “SANATÇI”ların gelmeyeceğini bilmemizdendir…

Başlıklar

İstanbulŞarapUzay
Görüş Bildir