Duygularımız Hakkında Yanlış Olan, Fakat Doğru Olduğuna İnanılmış 10 Yaygın Mit

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Kendi duygularınızı nasıl daha iyi anlarsınız? Nietsche'nin de dediği gibi : '' Bize en yakın olan şey hakkında, çoğu zaman hiçbir ip ucumuz yoktur. Hiçbir şey, bize kendi duygularımızdan daha yakın değildir; ancak yine de onları anlamayız.''

Karşınızda duygular hakkında yapılmış, en yaygın yanlış anlamalar:

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/blog/sci...

1. Ne hissedeceğiniz sizin elinizde değildir.

Duygular, yargılarımızın farklı şekilleridir. Bir kişinin duygusal deneyimi, tipik olarak bir olayın kendisinden çok o olaya yaptığı öznel değerlendirmeden kaynaklanır; hatta değerlendirmelerimiz doğru olmasa bile.

Farklı bireyler, aynı olayı farklı şekillerde yorumlayabilir: Örneğin; ölümden sonra duyulan hüzün, o kişinin önemli olduğu yargısını ortaya koyar. Bir şakanın komik olması içinse bir kişi tarafından o şekilde algılanması gerekir. Hiçbir değerlendirme olmadığında, hiçbir duygu  da olmaz. Değerlendirme yapmak, kazadan hemen önce son kaydedilen verilerin olduğu uçak kara kutusunu bulmaya benzer. Birinin yorumuna ''psikolojik otopsi '' yapmadığımızda karanlıkta kalırız. Bilişsel terapi de duygusal acının bozuk (irrasyonel) düşünceden ortaya çıktığı fikrine dayanmaktadır.

2. Duygular kelimelerle ifade edilemez.

Dilimizin, içsel deneyimlerimizi anlatmak için gelişmediği bir gerçek. Ama bu duyguların tarifsiz olduğu anlamına gelmiyor. Duygular yargılarımız olduğu için tanımlanabilir ya da detaylı bir şekilde analiz edilebilir. Aileler ve öğretmenler, çocuklara sık sık 'kendi kelimelerini kullanmalarını' söyler; araştırmalara göre de öfke ve korkuyu tarif etmek, kendinizi kontrol etmeniz açısından faydalıdır. Hislerinizi kelimelere dökmek, beyninizin kontrol sistemini çalıştırır ve duygusal tepkiler vermenizi azaltır.

3. Duygular hislerimizdir.

Nörolog Damasio, hislerimizin duygusal cevaplar tarafından tetiklenmiş bedensel deneyimler olduğunu yazıyor. Duygularımız da bazı farkındalık unsurlarını beraberinde getiriyor. Diğer bir deyişle, sadece düşünceyle ya da akılla ilgili değiller ve bilincimizde kayıtlı oluyorlar. Eğer bir duygumuzu basit bir bedensel his olarak düşünürsek, hiçbir belirgin rolü kalmayacaktır. Örneğin; kaşıntı ya da baş ağrısı hissine katlanabiliriz. Hissettiğimiz şeyler, resmin yalnızca küçük bir parçasıdır.

4. ''Hidrolik metafor''

İsminden de anlaşılabileceği gibi eğer duygular reddedilmiş açıklamalarsa, başka bir yerde mutlaka dışarıya sızacaklardır; daha iyi hissetmek için zaten duygularımızı ifade etmek zorundayız. Örneğin; öfke hakkında konuşurken ''tutuşmak'', ''köpürmek'' gibi kelimeleri sıklıkla kullanıyoruz; bu metafor pasifliği ifade ediyor. Duygu düzenlenmesindeki araştırmalar gösteriyor ki uygunsuz olan duygusal tepkiler ve deneyimler, insan yetenekleri yeniden yorumlama ve kafa karıştırmayla bozulabiliyor. Öfkeyi ve korkuyu engellemek, gerginliği gidermek için mizah kullanmak gibi.

5. ''Beni neden üzdüğünü biliyorum.''

İnsanlar genellikle kendi düşünceleri hakkında yanılgıya düşerler. Onları yanlış algılarlar ya da adlandırırlar. Ve tabi ki diğer insanların duygularını da; özellikle de ön yargıları yüzünden algıları değiştiğinde. Boşanma durumlarında ortaya çıkan karmaşık hisleri düşünün: Uzmanlara göre erkek eşlerin tepkileri genellikle öfke ağırlıklı oluyor, bu da kendine güveni ve baskın konumda olmayı sağlıyor. Terapötik amaç, erkeklerin üzüntü, incinme, korku gibi hislerden olumsuz etkilenmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Sonuç olarak, insanlar duygusal durumların doğru kaynağının farkında olduklarında, yanlış anlamalar genellikle kayboluyor.

6. Duygular saçmadır.

Duygu ve akıl, birbiriyle çarpışan kavramlar değildir; fakat birbirini etkileyen ve aralarında ilişki olan tamamlayıcı süreçlerdir. Kanıtlar gösteriyor ki  duygu, akıl yürütme mekanizmasının bir parçasıdır; bu sebeple eksik olması karar verme aşamasını olumsuz etkilemektedir. 

İnsanlar doğru kararlar verebilmek adına, sezgi ve duygularına bir dereceye kadar güvenirler. Duygusal reaksiyonlar, geçmişte tecrübe ettiğimiz bir durum ya da olayın kritik bir özetini yapmamızı sağlarlar, bu da karar verme sürecini daha verimli yapan 'içgüdüsel' duyguyu ortaya çıkartır. Ne yapılması gerektiğini bilmek her zaman yeterli değildir; bunu hissetmek de gereklidir.

7. Duygular mantıksızdır.

Akılcılık, mutluluğumuzu çoğaltır. Duygular da kişisel mutluluğu artırdığı için akla uygundur. Örneğin; kıskançlık mutluluk getirmediği için akılcı bir duygu değildir. Suçluluk, diğer insanlarla bağlantılı olduğu ve motive edici olduğu için ahlaki duygulardan biri olarak görülür. Aşk akıl dışıdır, örneğin evli biriyle ilişki kurmak, kendini bilerek pişmanlığa ve umutsuzluğa sürükleyecektir.

8. Herkesin başına gelebilir.

Duygularımızın çoğu, çoğu zaman tamamen kontrolümüz dışında değildir. Seçilmiş ve zamanla uygulanmış kalıplardır. Bazı kişiler bunu fark etmiştir; örneğin öfke, insanları korkutmak için etkili bir yoldur, bu yüzden de en ufak bir tahrikte bile öfkelerini bastırmaya çalışmazlar. Bazıları ise sempati kazanmak için mutsuzluğu kullanır; çünkü insanların kendilerini kötü hissetmesi geri çekilmelerini ve sorumluluk almalarını sağlar. Benzer şekilde aşk da yönümüzü bilerek çevirdiğimiz, gönüllü bir artış sürecidir.

9. ''Hep böyle hissediyorum.''

Tipik duygular aslında geçicidir; bir gelip bir giderler. Sokrates'in de dediği gibi en sıcak aşkın en soğuk sonu vardır. Tipik bir duygusal tepki, birkaç dakika süren hızlı bir artış gösterir ve nispeten daha yavaş bir şekilde düşer. Örneğin; öfke genellikle birkaç dakikadan fazla sürerken nadiren saatlerce sürer. Ancak insanlar, kısa süreli olan duygusal tepkileri yanlış tahmin etmeye meyillidir. Ergenlik dönemindeki yüksek intihar riskinin sebeplerinden biri de acı çektikleri zaman, bu hissin geçici olduğunu bilecek hayat tecrübesine sahip olmamalarıdır. Bir süre sonra, değişiklikler normal ve dengeli bir pozisyona geçecektir.

10. Modumuzu değiştirmek zordur.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yüzümüzdeki ifadeler duygularımızı açık bir şekilde ortaya koyuyor.. En azından göstermek istediğimiz şeyi karşı tarafa yansıtıyor. Gururlu bir yüz ifadesi kararlılık sağlıyor ve bir problemi çözerken daha çok uğraşılması için motive ediyor. Eğer omuzlarımızı sarkıtmış bir şekilde oturup yavaş ve alçak sesle konuşuyorsak üzgün hissediyoruz. 

Öfke kontrolü için Budizm, yüzümüzü rahatlatmak için kendimizi zorlamamızı ve sesimizi yumuşatmamızı tavsiye ediyor. Böylelikle içsel durumumuzun, dışarıdan göründüğümüz hale geçeceğini ve öfkemizin dağılacağını söylüyor. Aynı şekilde moda tasarımcısı Oscar de la Renta da dış güzelliğimizi artırırsak bunun içimize de yansıyacağını belirtiyor.

Sonuç olarak duygusal hayatlarımıza bakıp duygularımızın kontrolümüz dışında olduğunu düşünmek, kontrol edilebilecek olan kötü davranışlara eğimli olmamıza yol açıyor. Bunun yerine yapılması gereken, ''Duyguların esiri olmuş'' gibi hissetmeye son vermek ve sorumluluk almak olacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

duygular insanın üzerine yakışanı giymesidir.

feel-clemmings

Bu kadar çok ismimi görmek kendi ismimdem soğudum

sek

Duygular saçmadır, mantıksızdır gerisini okumadım bile bu bana yetti...

hayirsiz-evlat-okkes

Kısaca : Duygu yani.

eyluldecay

Duygular tarafsızdır, bir anda ortaya çıkar.

Başlıklar

İntiharÖğretmenaşk
Görüş Bildir