Dünyanın En Ürkütücü 6 Lanetli Yeri: Bazılarına Gün Battıktan Sonra Girmek Yasak
Bazı yerler yalnızca manzaralarıyla değil, haklarında anlatılan korkunç hikayelerle de tanınıyor. Terk edilmiş bir adadan ağaçlarına bebek asılmış bir kanala, girişine resmi yasak tabelası dikilmiş bir kaleden köpeklerin atladığı bir köprüye kadar dünyanın dört bir yanında 'lanetli' diye anılan yerler var.
Üstelik bu hikayelerin bazıları gerçek tarihi olaylara dayanırken bazıları yıllar içinde büyüyen efsanelerden oluşuyor. Peki bu yerleri bu kadar ürkütücü yapan ne?
İşte dünyanın en ürkütücü 6 lanetli yeri ve haklarında anlatılanların ardındaki gerçekler!
1. Poveglia Adası, İtalya
Venedik lagününde bulunan Poveglia Adası'nın geçmişi, ürkütücü hikayelerinden çok daha eskiye uzanıyor. Ada, 1793'te karantina amacıyla kullanılmak üzere kısıtlı bölge ilan edildi. 1805-1814 yılları arasında veba hastaları için karantina istasyonu olarak hizmet verdi. 1922'de buradaki binalar yaşlı hastaların bakım gördüğü bir sanatoryuma dönüştürüldü. Tesisin 1968'de kapanmasının ardından ada büyük ölçüde terk edildi.
Poveglia'yı dünyanın en lanetli adalarından biri yapan hikayeler ise çok daha yakın bir dönemde yayıldı. Özellikle 2009'da adada çekim yapan bir Amerikan paranormal araştırma programı, burayı 'Dünyanın en perili adası' olarak tanıttı. Ardından adada 100 binden fazla veba kurbanının gömülü olduğu, eski hastanede korkunç deneyler yapıldığı ve adanın lanetli olduğu gibi iddialar yayıldı. Ancak bu iddiaları doğrulayan güvenilir tarihi kanıtlar bulunmuyor.
2. Bebekler Adası, Meksika
Mexico City'nin güneyindeki Xochimilco kanallarında bulunan bu küçük ada, ağaç dallarından sarkan binlerce eski ve parçalanmış oyuncak bebekle tanınıyor. Adanın hikayesi, 1950'lerde burada yaşamaya başlayan Don Julián Santana ile ilgili.
Yerel anlatıya göre Santana, kanalda boğulan küçük bir kız çocuğunun ölümüne tanık oldu ancak onu kurtaramadı. Kısa süre sonra kızın ruhunun adada dolaştığına inanmaya başladı. Suda bulduğu ilk oyuncak bebeği de kızın ruhunu sakinleştirmek amacıyla bir ağaca astı. Ardından yıllar boyunca kanallardan ve çöplerden topladığı oyuncak bebekleri adanın dört bir yanına yerleştirdi.
Bugün adada yaklaşık 4 bin oyuncak bebek bulunduğu belirtiliyor. Üstelik Santana'nın 2001'de hayatını kaybetmesi de hikayeyi daha ürkütücü hale getirdi. Bazı anlatımlarda boğularak, bazılarında ise kalp krizi nedeniyle öldüğü söyleniyor. Küçük kızın ölümüne ilişkin resmi bir kayıt bulunmadığı gibi Santana'nın ölüm nedeni konusunda da farklı anlatımlar var.
3. Bhangarh Kalesi, Hindistan
Hindistan'ın Rajasthan eyaletinde bulunan Bhangarh Kalesi, ülkenin en ürkütücü tarihi yapılarından biri olarak anılıyor. 17. yüzyılda inşa edilen kale; sarayları, tapınakları ve terk edilmiş sokaklarıyla bugün büyük ölçüde harabe halinde. Ancak burayı asıl ünlü yapan, yüzyıllardır anlatılan lanet hikayeleri.
En bilinen efsaneye göre Singhiya adlı bir büyücü, kalenin prensesi Ratnavati'ye aşık oldu. Prensesin kendisine karşılık vermesini sağlamak için ona büyülü bir aşk iksiri hazırladı. Fakat prenses bu oyunu fark ederek iksiri bir kayaya döktü. Yuvarlanarak büyücünün üzerine düşen kaya, onun ölümüne neden oldu. Ölmeden önce kaleyi ve çevresindeki kasabayı lanetlediği anlatılan büyücünün ardından bölgenin felaketlerle karşılaştığına inanılıyor.
Bir başka efsaneye göre ise Baba Balau Nath adlı bir münzevi, yapılacak yapıların gölgesinin evine düşmemesi şartıyla kalenin inşasına izin verdi. Bu uyarı dikkate alınmayınca kasabanın lanetlendiği söyleniyor.
Kaleyle ilgili en dikkat çekici gerçek ise giriş saatleri.
Ziyaretçilerin gün doğumundan önce ve gün batımından sonra kaleye girmesine izin verilmiyor. Hindistan'ın resmi turizm kaynakları da bu kısıtlamayı doğruluyor.
4. Hoia Baciu Ormanı, Romanya
Romanya'nın Cluj-Napoca kenti yakınlarındaki Hoia Baciu Ormanı, dünyanın en gizemli ormanlarından biri olarak tanınıyor. Hatta bazı kaynaklarda 'Romanya'nın Bermuda Şeytan Üçgeni' olarak anılıyor. Ormanın adının, yaklaşık 200 koyunuyla birlikte buraya girip bir daha geri dönmediği anlatılan bir çobandan geldiği söyleniyor. Ancak bu kaybolma hikayesini doğrulayan tarihi bir kayıt bulunmuyor.
Ormanın en dikkat çekici noktalarından biri ise ağaçların bulunmadığı, daire biçimindeki açıklık. Burada hiçbir şeyin yetişmediğine ilişkin anlatımlar, bölgenin gizemli ününü daha da artırıyor.
Hoia Baciu'nun UFO hikayesi de oldukça ilginç. 18 Ağustos 1968'de teknisyen Emil Barnea, ormanda gökyüzünde gördüğünü söylediği parlak, disk biçimli bir cismi fotoğrafladı. Çektiği fotoğraflar yıllar içinde UFO meraklılarının en çok konuştuğu görüntüler arasına girdi. Ancak fotoğraflar, cismin dünya dışı bir araç olduğunu kanıtlamıyor.
Ormanı ziyaret eden bazı kişiler mide bulantısı, kaygı, izlenme hissi ve elektronik cihazlarda sorun yaşadıklarını anlatıyor. Bunlar ziyaretçilerin kişisel deneyimleri olarak aktarılıyor; doğaüstü bir olayın kanıtı olarak kabul edilmiyor.
5. Leap Kalesi, İrlanda
İrlanda'nın Offaly bölgesinde bulunan Leap Kalesi, ülkenin en ürkütücü yapılarından biri olarak biliniyor. O'Carroll klanıyla özdeşleşen kalenin geçmişi çatışmalar, aile içi mücadeleler ve kanlı hikayelerle dolu. Yapının kökeni 16. yüzyılın başlarına dayandırılsa da bugün ayakta kalan bölümün tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor.
Kalenin en korkunç bölümü ise 'Kanlı Şapel' olarak anılıyor.
Efsaneye göre O'Carroll ailesinden bir adam, burada ayin yöneten kendi kardeşini sunağın başında öldürdü. Aile içindeki iktidar mücadelesine dayandırılan bu hikâye, kalenin en bilinen hayalet anlatılarından biri haline geldi.
Kalede ayrıca oubliette adı verilen küçük bir oda bulunuyor. Fransızca kökenli bu kelime, 'unutmak' anlamına geliyor. Oda hakkında anlatılanlara göre O'Carroll ailesi, mahkumları buraya atarak ölüme terk ediyordu. Hatta tadilat sırasında odadan çok sayıda insan iskeleti çıkarıldığı da ileri sürülüyor. Ancak bu korkunç anlatıların tamamı tarihî belgelerle doğrulanmış değil.
Bugün kaleyle ilgili ziyaretçi anlatılarında açıklanamayan ışıklar, tuhaf kokular ve hayalet gördüğünü söyleyenler de bulunuyor. Kalenin tarihi arşivi de bu anlatımları doğrudan kanıtlanmış olaylar değil, paranormal deneyim iddiaları olarak aktarıyor.
6. Overtoun Köprüsü, İskoçya
İskoçya'nın Dumbarton kenti yakınlarındaki Overtoun Köprüsü, yerel halk arasında 'köpeklerin intihar köprüsü' olarak biliniyor. 1895'te tamamlanan köprü, özellikle 1950'lerden itibaren yaşanan sıra dışı köpek vakalarıyla gündeme geldi. İddialara göre bazı köpekler köprüden aşağı atlıyor, bir kısmı ise yaklaşık 15 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybediyor.
Olayların nedeni yıllardır tartışılıyor. Bazı yerel anlatımlarda köprüde dolaşan beyaz giyimli bir kadının ruhunun köpekleri aşağı çektiği ileri sürülüyor. Daha gerçekçi açıklamalar arayan uzmanlar ise köprünün altındaki bitki örtüsünde yaşayan vizon gibi hayvanların kokusunun köpekleri korkuluğa yönlendirmiş olabileceğini düşünüyor.
Hayvan davranış uzmanı David Sands, özellikle uzun burunlu köpeklerin kokuya daha fazla ilgi göstermiş olabileceğini belirtiyor. Köprüden aşağıdaki mesafenin ve arazinin köpeklerin görüş açısından tam olarak algılanamaması da olası açıklamalar arasında. Ancak yapılan araştırmalar olayların kesin nedenini ortaya koymuş değil.
Köprüyle ilgili haberlerde yüzlerce köpeğin atladığı ve en az 50'sinin öldüğü sık sık tekrarlansa da bu rakamları doğrulayan güvenilir, kapsamlı bir kayıt bulunmuyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın