Dr. Hakan Özerol Cevaplıyor: Gelişmiş Ülkelerin Borcunun %100’ü Aşması Ne Anlama Geliyor?
Bazen borçlanmak hepimiz için aynı şeyi ifade etmez kimimiz için hallederim seviyesindedir kimimiz için ise ciddi bir yük gibi hissedilir. Çünkü işin sırrı borcun kendisinde değil gelirimizdedir. Aynı borç farklı gelirlerde bambaşka anlamlara gelir. Şimdi bunu bir de ülkeler için düşündüğünde tablo yavaş yavaş netleşmeye başlıyor. Devletlerin borcu da tek başına değil ekonomilerinin büyüklüğüyle birlikte değerlendirilir. Peki herkesin konuştuğu o “%100’ü aşmak” meselesi tam olarak ne anlama geliyor? Gel, bunu birlikte çözelim!
Aynı borç, farklı gelirde bambaşka hissettirir.
Borçlanmak, sorun değil deyip geçebileceğimiz bir durum da olabilir ya da ciddi bir yük haline de gelebilir. Çünkü işin aslı borcun kendisinde değil onu neyle kıyasladığımızda gizlidir. Düşün ki iki kişinin de 100 TL borcu var. Birinin geliri 100 TL diğerinin geliri 500 TL. Bu şekilde değerlendirildiğinde bu iki kişi aynı derecede borçlu olmuyor. Çünkü borcun ağırlığı, kişinin kazancına göre değişir. İşte ekonomide de mesele tam olarak bu. Borcun büyüklüğü tek başına bir şey ifade etmez.
Devletlerde de olay aynı. Borç, ekonomiyle karşılaştırılır.
Bireylerde nasıl gelir önemliyse devletlerde de ekonominin büyüklüğü önemlidir. Yani bir ülkenin borcu tek başına değil, o ülkenin ürettiği toplam değerle birlikte değerlendirilir. Dr. Hakan Özerol bunu şu şekilde açıklıyor:
Devletlerdeki mantık ise şu şekilde; kamunun borcu ile o ülkenin ekonomisi kıyaslanır. Yani 10 dolar borcu olan bir devlet ama ekonominin büyülüğü 100 dolar mı yoksa 500 dolar mı?
Eskiden ‘borç krizi’ deyince gelişmekte olan ülkeler akla gelirdi.
Dr. Hakan Özerol, bundan 20 yıl öncesine baktığımızda borç konusunun çok daha farklı ele alındığını söylüyor. O dönemlerde devlet borçları konuşulurken genelde az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler gündeme gelirdi ve acaba bu ülkeler borçlarını ödeyebilir mi sorusu sorulurdu. Bugün ise tablo değişmiş durumda artık gelişmiş ülkelerin yüksek borç seviyeleri de konuşuluyor ve borç meselesi sadece belli bir grup ülkenin değil küresel ekonominin genel bir konusu haline gelmiş durumda.
Günümüzde ülkelerin borç miktarına bakarsak...
Şirketler, devletler ve bankaların toplam borcu diye bakıldığında Japonya'nın toplam borcu 11 trilyon dolar, Çin'in 26 trilyon dolar, Amerika'nın ise 59 trilyon dolar borcu var. Üstelik bu ülkelerde kamu borcunun milli gelire oranı da %100’ün üzerinde.
Peki devletler aslında kimden borç alıyor? Cevap tahmin ettiğinden daha yakın!
Dr. Hakan Özerol özetle konuyu şu şekilde özetliyor: Geçmişte daha çok gelişmekte olan ülkelerin sorunu gibi görülen borç meselesi bugün gelişmiş ülkelerin de gündeminde. Peki devletler kimden borçlanıyor? Aslında cevap oldukça tanıdık. Bizden! Birikimlerimiz; bankalar, fonlar ve tahviller aracılığıyla devlete aktarılıyor devlet de bunun karşılığında bize faiz ödüyor. Yani sistem şu an karşılıklı bir denge üzerine kurulu ve herkes memnun görünüyor. Peki ya bir gün bu borçlar ödenemez hale gelirse? İşte asıl soru bu… Ama şimdilik bu ihtimalin oldukça uzağında olduğumuzu söyleyebiliriz.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın