Değiştiğini Söyleyen Taliban’ın Gerçek Yüzü: Afganistan'da Yasaklar, Yoksulluk ve Susturulan Sesler
Afganistan'da yönetimi yeniden ele geçirmelerinin üzerinden beş yıl geçen Taliban'ın, 'değiştik' iddialarına rağmen ülkeyi 1990'ların karanlık yasaklarına nasıl geri döndürdüğü gözler önüne serildi. Bir zamanların intihar saldırısı planlayıcılarının ve heykel yıkan komutanlarının artık devlet kademelerini yönettiği ülkede; kadınların ellerinden alınan temel hakları, derinleşen yoksulluk ve halkın acımasızca susturulan sesi, rejimin perde arkasındaki gerçek tablosunu oluşturuyor.
BBC, Taliban'ın Afganistan'ı nasıl yönettiğine tanıklık etti. İşte değiştiğini söyleyen Taliban’ın gerçek yüzü…
Afganistan'da kontrolü yeniden sağlamalarının ardından uluslararası topluma ılımlı mesajlar veren Taliban rejiminin beşinci yılında, ülkedeki günlük yaşam gerçeği verilen sözlerin çok uzağında kaldı.
Üst düzey eski savaşçıların vali, komutan veya bakan koltuklarında oturduğu yeni düzende, özellikle kadınların eğitim hakkı ve sosyal hayata katılımı katı şeriat kuralları bahane edilerek neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Ülkede değişen tek şeyin yöneticilerin unvanları olduğu, sokaklara hakim olan korku ve baskı iklimiyle her geçen gün daha da belirginleşiyor.
Bu baskıcı düzenin en net örneklerinden biri, kuzeydeki bir vilayette devlet dairesinde yaşanıyor.
Aylardır kocasından şiddet gören ve yüzü peçeyle tamamen kapalı olan 18 yaşındaki bir genç kadın, kararlılıkla boşanma talebini iletmek için eski bir askeri komutan olan yerel valinin makamına çıkıyor. Hayır cevabını kabul etmeyen genç kadının çaresiz hak arayışı, valinin kadınları aşağılayan sözleri ve odadaki korumaların alaycı kahkahalarıyla bastırılıyor. Şeriat kuralları gerekçe gösterilerek kocasının talep ettiği imkansız başlık parası iadesi, genç kadını ve ailesini çıkmaz bir yola sürüklüyor.
Kadının hayatına dair bu umursamaz kararı veren vali Abdullah Sarhadi, geçmişte Bamiyan'daki dünyaca ünlü tarihi Buda heykellerini bizzat yıktığını itiraf eden ve yıllarca Guantanamo'da esir tutulmuş eski bir komutandan başkası değil.
Afganistan'ın yeni yönetim kadrosu Sarhadi gibi isimlerle dolu. Kabil sokaklarında artık zırhlı araçlarla gezen ve üst düzey bürokraside yer alan Habibullah Badr gibi isimler, geçmişte yüzlerce masum sivilin hayatını kaybettiği kanlı intihar saldırılarını planlayan kişiler olarak biliniyor. Geçmişin eylemcileri bugün devletin zirvesini temsil ederken, halkın yaşadığı acılarla yüzleşmekten özenle kaçınıyorlar.
Yönetimin en ufak bir eleştiriye bile tahammülü yok. Düzenlenen bir aşiret toplantısında, İslam'da bilginin farz olduğunu hatırlatarak kız çocuklarının okullara dönmesi gerektiğini kibarca dile getiren saygın bir liderin mikrofonu saniyeler içinde elinden alınıyor. Konuyu haber yapmak isteyen gazeteciler ise istihbarat birimlerinin baskısı ve sorgularıyla sindiriliyor. Gerçek adının Tahir Şah Sıddıki olduğunu ilk kez açıklayan Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, kızların eğitimini ve kadınların çalışma hayatını yasaklayan kararları, 'ahlaksızlığı önlemek ve onuru korumak' gibi gerekçelerle savunarak geri adım atmayacaklarının sinyalini veriyor.
Başkent Kabil'de yöneticiler yeni hayatlarına uyum sağlarken, ülkenin kırsal bölgelerinde halk temiz su, yol ve sağlık ocağı gibi en temel insani ihtiyaçlara bile ulaşamamanın çaresizliğini yaşıyor.
Birleşmiş Milletler verileri, derinleşen işsizlik ve yoksulluk nedeniyle her dört kişiden üçünün temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını ortaya koyuyor. Ancak tüm bu ekonomik çöküşe ve ağır sosyal kısıtlamalara rağmen, Afgan kadınları içlerindeki direniş ateşini söndürmüş değil. Geçmişte sokak protestolarına katıldığı için bedel ödeyen kadınlar, Taliban'ın aslında eğitimli nesillerden korktuğunu ve bu karanlık kısıtlamaların sonsuza dek süremeyeceğini belirterek geleceğe dair umutlarını korumaya devam ediyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın