Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Çok Özel Fotoğraflarla Avrupadaki Türk Diasporasının 50 Senelik Hikayesi

 > -

Avrupadaki Türk Diasporasının 50 Senelik Hikayesi

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından, başta Almanya olmak üzere erkek nüfusunu savaşta ciddi oranda kaybetmiş birçok ülke, sanayisini tekrardan kurmaya karar verdi.

Bunun için de misafir işçi programını 1960'larda başlattılar. Almanya'da Gastarbeiter, yani yabancı misafir işçi olarak ifade edilen göçmenler, programa göre bir senelik dönüşüm kapsamında ülkelerine geri dönecekti. Ancak hemen hemen kimse geri dönmedi.

Geçtiğimiz 40 yıl içerisinde Almanya'ya 3 milyon Türkün göç ettiği ifade ediliyor. Bu rakam Fransa için yarım milyon. Hollanda'da 300 binin üzerinde Avusturya'da ise 150 bin kadar Türk uyruklu vatandaş bulunuyor. Hollanda ve diğer ülkelerde yaşayan göçmenlerin bir kısmı, Almanya'da yaşanan krizler, işten çıkarmalar kaynaklı. 

Göçmenlerin hikayesi

50 seneyi geride bırakan bir hikaye, milyonlarca gurbetçi... Sayılara dökülemeyecek özlem, acı ve yaşam mücadelesi... 1950'lerden günümüze, Avrupadaki Türk diasporasının hikayesini etkileyici fotoğraflarla ele aldık. Fotoğraflar, Twitter'daki Diaspora Türk hesabından alınmıştır.

İşkur'dan Almanya'ya giden işçilere öğütler

Sivaslı Aşık Ali Doğan'ın 'Zalım Almanya' eseri, birinci nesil göçmenlerin çektiği zorulukları vurguluyor.

Günter Wallraff, Türk işçilerin sorunlarını araştırmak için, 2 sene 'Ali' ismiyle, Türk işçi kılığında çalışan bir gazeteci.

Ve işçilerin ciddi bir aşağılama, düşmanlık, kinle karşı karşıya olduğunu görmüş.

İlk dönemlerde göçün insani boyutu ile ilgilenilmedi

Almanya ilk etapta göçün insani boyutuyla ilgilenmedi. Türklerin Alman ekonomisine katkı sağlayıp geri dönecekleri düşünüldüğü için, Türklere yönelik ciddi bir entegrasyon politikası uygulanmadı. Bugün Merkel'in de itiraf ettiği bu gerçek, ilk nesil göçmenlerin birçok problem yaşamasına sebep oldu.

Göçün boyutu Almanya için biraz daha ciddi olduğu için, bu konuda orada yaşanan sorunları öne çıkarsak da göç yaşanan diğer ülkelerde de benzer sorunlardan ötürü, aynı olaylar yaşandı. 

Sağlık hizmetlerinden faydalanmak büyük bir sorun

Göç eden ilk göçmen kafileleri, anadili bilmedikleri için o dönemlerde sağlık hizmetlerinden dahi yararlanamadılar. 

Görsel: Amsterdam sokaklarında ayakkabı boyacılığı yapan bir Türk göçmen.

70'li yıllar: Göçmenlerin topluma entegrasyon süreci

Günümüz: Kadın işçiler artık iş hayatında daha çok söz sahibi

Almanya'da araştırmalara göre 2011'de iş hayatına atılan kadınların yüzde 8'i göçmen. Son dönemde göçmen girişimci kadınların sayısında yükseliş trendi söz konusu. Göçmenler arasında toplam 231 bin girişimci kadın var. 

Polonyalı kadınlar yüzde 13 ile birinci sırada yer alırken, Türkler yüzde 9 ile ikinci sırada geliyor. Kadınlar daha çok hizmet sektöründe girişimde bulunuyor.

80'ler: İşçilikten işletmeciliğe, baskı, ırkçılık ve teşviklerle misafirlikten kesin dönüşe zorlu bir dönem

Neo-Nazilerin ırkçı eylemleri birçok Türkün hayatını kaybetmesine, zarar görmesine sebep oldu.

Ancak Türkler Almanya'daydı. Oyun sürdü.

1983-1985 arasında kesin dönüş için teşvikler yapılınca, 300 bin kişi Almanya'dan Türkiye'ye döndü.

İki kültür.

20 bin Mark çok: 1984'te Mark / TL paritesi ortalama 130'du. Yani 2 milyon 500 bin TL gibi bir para çıkıyor.

Beyazperdede diaspora: 40 Quadratmeter Deutschland, 1986

Tevfik Başer'in yönetmenliğini üstlendiği 1986 yapımı 40 Metrekare Almanya filmi, Almanya'ya entegre olamamış göçmen yaşamına getirilmiş bir eleştiridir. 

Köyden Almanya'ya göç eden bir aile, 40 metrekarelik bir evde yaşamını sürdürür. Kocasının, dışarıya çıkmasına hatta karşı komşunun penceresine bile bakmasına izin vermediği bir kadının yalnızlığı anlatılır.

Polizei, 1988

Şerif Gören'in yönetmenliğini yaptığı, Kemal Sunal'ın başrolünde oynadığı Polizei filmi, Türk göçmenlerin sorunlarına farklı açılardan yaklaşan bir filmdir. 

Ali Ekber (Kemal Sunal), Almanya'ya çalışmaya gelmiş bir Türk işçisidir. İşten arta kalan zamanlarda bir Türk tiyatrosunda temizlik işleri yapar, orada kendisine bir rol verilmesini ister. Bu esnada Babett Jutte'e aşık olur, onu tavlamaya çalışır. Derken tiyatrodan haber gelir, Ali'ye Alman polis rolü verirler.

Üniformayla bakkala gittiğinde insanların ona nasıl farklı davrandığını görür, insanların yozlaşmış yapısını fark eder. 

Polizei dışında, Gurbetçi Şaban adıyla bir film daha Almanya'da çekilmiştir, ancak bu film sosyal hayatın daha iyi mercek altına alındığı, toplumsal izlere sahip özel bir yapımdır. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının hemen öncesinde çekildiği için, Berlin Duvarı'nı da görebileceğiniz sahneleri vardır.

80'lerin sonu: Örgütlenen işçiler artık Almanya'da daha aktif

'Türkiye'de Almancı, Almanya'da yabancı'

Bu sözler, Türkçe rap müziğin efsane gruplarından Cartel'den ayrılan Karakan'ın bir şarkısında geçiyor.

Ancak belki de yüz binlerce kişinin düşüncesini ifade ediyor. Arada kalmışlık, uyum sağlayamama ve dışlanmaya karşı verilen en net tepkilerden.

'Zalım Almanya' türküsünün 50 sene ardından: Cartel, Yetmedi mi

İkinci ve üçüncü jenerasyon, artık türküyle değil rap müzikle kendini ifade etmeye başladı. Türkiye'de rap müziğin oluşmasında da büyük emekleri olan isimler, gruplar 90'larda Almanya'da sesini duyurmaya başladı. Cartel de o gruplar içinde en önemlilerinden. Yetmedi mi? şarkıları, Almanya'ya, göçmenliğe, hayata karşı bir eleştiri. 

Buraya geldik, yetmedi mi?
Eşek gibi calıştık, yetmedi mi?
Ezildik, lekelendik, yetmedi mi?
Kardeş ve dost, hayatını verdi...

90'lı yıllar: İkinci nesil sokaklarda

Sadece Türklerin değil, tüm göçmenlerin karşı karşıya kaldığı ciddi sorun: Irkçılık

Irkçı saldırılar durmadı. Neonaziler'in 2000-2006 arasındaki seri cinayetlerinde 8'i Türk, 1'i Yunan olan 9 göçmen Alman vatandaşı ve 1 Alman polisi yaşamını hayatını kaybetti.

Eskiden işçi olan Türkler artık Almanya'da işveren, akademisyen, sanatçı, sporcu, yazar, yönetmen ve siyasetçi.

Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Almanya'da önemli siyasi figürlerden.

Politikacının seçim sloganı da, 'Yes, we Cem'di. 

Cem Özdemir Türk kökenli futbolcuların, Alman milli takımında oynamalarını tavsiye ediyor. Böylece Türk futbolcu gol attığında “biz” kazanmış olacağız, Türkiye milli takımı kazandığında da; diyerek bunu açıklıyor.

Almanya'nın krallarıyla tanıştınız mı?

Eskiden ezilmişliklerini “Türklük” gibi kavramlar üzerinde dile getiren Türkiye kökenli rapçilerin arasından son zamanlarda sıyrılan Eko Fresh (Ekrem Bora) ironik bir edayla yazıp söylediği “Almanya’nın Kralı” gibi parçalarla ana akım hit listelerinde yer alıyor, fan’lerinden dolayı Köln sokaklarında ancak güvenlikçi desteğiyle dolaşabiliyor.

Eko Fresh, Almanya'daki Türk rap çevresinden yalnızca bir isim. Türkiye'den de takip edilen, en az onun kadar sevilen birçok rapçi bulunuyor. Massaka, Killa Hakan bunlardan bazıları. 

Özellikle Türk göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg'de Türk-Alman rap müzik kültürünün izlerini görebilmek mümkün. Bu konuda hazırlanmış bir Al Jazeera belgeselide var.

Gurbetçilerin dönüş oranı 2000'li yıllarda arttı

Almanya'nın göçmen politikasının, 1960'lardaki 'misafir yabancı işçi' anlayışından hala sıyrılamadığını iddia  edenler var. Angela Merkel'in bu konudaki, 

'Göçmen işçiler geldiğinde geri dönerler diyerek kendimizi kandırdık. Sonra çok kültürlü bir yapı ortaya koymaya çalıştık, ancak onda da başarısız olduk' açıklaması çok tartışılmıştı.

Almanya'da, her ne kadar göçmenlerin ülkelerine dönmesinin olumlu olacağı yönünde bir algı olsa da, (teşvik uygulamaları ile bunun kısmen başarıldığı da (söylenebilir), bir diğer bakış açısı da 'onları eğittik, onları finansal açıdan güçlendirdik; şimdi Almanya'ya daha fazla katkıda bulunup ticaret, sanayi, spor, sanat, politika vs alanlarda daha etkin olacaklarına ülkelerine dönüyorlar' algısı da yerleşmiş durumda.

Göçmenlerin dönüşü tartışma yarattı

2008'den bu yana, kesin dönüşlerdeki artış farklı tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Resmi rakamlara göre Almanya'dan Türkiye'ye dönen Türkiyelilerin sayısı 2008' de 100 bin, 2009'da ise 105 bin oldu. Türk Alman Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, bu sayının 2010 yılı için 120 bine ulaştığını söyledi.

Dönemin başbakanı Erdoğan konu ile ilgili olarak, 'gurbetçiler bile geri dönüyor' açıklaması yapmıştı. Bu geri dönüşlerin alt sebeplerinden birinin, 2. ve 3. nesil göçmenlerin farklı bakış açılarına sahip olduğu düşünülüyor. Almancayı, kısmen İngilizceyi bilen yüksek eğitimli yeni nesiller, enternasyonel bir bakış açısına sahip ve emeklerinin karşılığını daha fazla alabileceklerini düşündükleri pozisyonlar için Türkiye'ye gelmeyi tercih
edebiliyorlar.

Kaynaklar

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
m.-dursun

Alamanya Acı Vatan-1979 Hülya Koçyiğit.

Başlıklar

AlmanyaAngela MerkelAvusturyaFransaGirişimciPolisTercihTwitterYunanistankadınlarmüzikoyun
Görüş Bildir