Çağımızın Hastalığı: Mutsuzluk! Ne Yaparsak Yapalım Mutlu Olamayışımızın 13 Sebebi

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Sürekli bir yerlerde gözümüze çarpar: "uzmanlar uyarıyor: çağımızın hastalığı: depresyon ve mutsuzluk!"  E tamam kardeşim onu biz de biliyoruz bak mutsuzuz. Sabahları yataktan sürünerek kalkıyoruz. Ne sebzenin eski tadı var ne sokakların. Tamam da niye?

1. Ne istediğimizi bilmiyoruz.

Belli hedeflerimiz yok. Bugüne dair, bu aya dair, bu yıla dair isteklerin neler? Hayattan neler bekliyorsun biliyor musun bunları? Hayır.

2. Bizi nelerin mutlu edeceğine karar veremiyoruz.

Bunu kendimize sık sık sormalıyız. Şu an mutsuz musun? E hadi sor kendine, şu an ne olsa seni mutlu ederdi? Cevabın varsa kendine ona göre bir yol çiz. Cevabın yoksa, yaşadığın sebepsiz bir mutsuzluk demektir, toparlan.

3. Bizi mutsuz eden şeyleri hayatımızdan çıkarmayı başaramıyoruz.

Mutsuzluğumuza sebep olan her neyse ya da her kimse, onu bir şekilde hayatımızdan uzaklaştırmalıyız. Mutsuzluk kaynağının kökünü kesmediğimiz sürece, pürüzsüz mutluluğa sahip olamayız.

4. Hayır diyebilme becerisine sahip değiliz.

İnsanları kırmamak, sorun yaşamamak, hatta belki toplumda kabul edilmek için, istemediğimiz şeylere bile evet diyoruz. Çünkü bize öğretilen bu. İnsanları kırma, kendi isteklerini ikinci plana al, yeter ki insanlar seni kabul etsin. En büyük mutsuzluk kaynağımız bu: hayır diyememek.

5. Pek çok duruma razı geliyoruz.

Hayatımız razı gelmek ve kabullenmek üzerine kurulu. Merdivenlerine kadar dolu otobüse binmeye razı oluyoruz, hormonlu sebze ve meyvelere razı oluyoruz, zam almadan çalışmaya razı oluyoruz.

6. Plansız ve rastgele yaşıyoruz.

Hayatımızı adeta "allah ne verdiyse" sistemi üzerine kurmuşuz. Plansız, rastgele, öylesine yaşıyoruz. Plansızlık ve hedefsizlik de bizi memnuniyetsiz, somurtan ve hevessiz insanlara dönüştürüyor.

7. Çok fazla beklentimiz, çok fazla hayalimiz var.

Bize hep hayal kurmanın yaratıcılığı geliştirdiği, insanı diri tuttuğu öğretildi. Elbette öyle ancak kurduğunuz hayalin gerçekleşmesi için hiçbir şey yapmadığınız zaman, sonuç daima hüsran oluyor. Tüm sınavlardan 100 alacağını hayal edip, hiç ders çalışmayan bir öğrenci gibiyiz adeta.

8. Yaşantılarımızı "sıkıcı" veya "sıkıcı değil" diye sınıflandırıyoruz.

Evet sıkıcılık. Son zamanların modası. Çalışmak çok sıkıcı, toplantılar çok sıkıcı, bankada sıra beklemek çok sıkıcı. Yaptığımız en büyük hata, sorumluluk sahibi olduğumuz olayları, işleri "sıkıcı" olarak nitelemek. Bu senin işin ve yapmak zorundasın. Sıkıcı diye etiketlemek yalnızca zamanın daha yavaş geçmesine sebep olur ve enerjini düşürür.

9. Hep daha fazlasını istiyoruz.

Önce ufak bir ev, işimiz görecek bir araba olsa yeter deriz. Sonra daha büyük ve daha yeni bir ev, daha yeni model ve daha güzel bir araba isteriz ve bu isteklerimizin asla sonu gelmez. Yaşamın doğal bir döngüsü bu aslında. Her şeyin bir tüketim sınırı var ve bizim gözümüz hep daha yeni ve daha güzel olanda olacak.

10. Mutluluğun, uzak ve ulaşılması gereken bir hedef olduğuna inanıyoruz.

Montesquieu'nun da dediği gibi, mutluluk, varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk biçimidir. Anı yaşamanın bile başlı başına bir mutluluk sebebi olduğunu görmezden gelip, mutluluğa ulaşmak için sürekli koşuyoruz. Oysa koşunun kendisi zaten mutluluk.

11. Sevmediğimiz işlerde, kira ve fatura ödeyebilmek için çalışıyoruz.

Hangi iş eğlenceli ki diyenler olacaktır ancak isteyerek yaptığınız sürece iş, sizin için adeta bir eğlence haline dönüşebilir. Ancak çoğu zaman gençlik heyecanları, ailemizin isteği ve toplumdaki meslek ön yargıları sebebiyle, bir meslek seçiyoruz ve ömrümüz boyunca bu mesleği yapmak zorunda kalıyoruz.

12. Biz de dahil, çevremizdeki tüm insanlar, sürekli geçmiş zaman övgüsü yapıp, şu anı kötülüyor.

"80'li yılların tadı başkaydı ya, 90'lar ne kadar güzeldi abi ya" cümlelerini sık sık duyarız. Elbette yaşadığımız her an birbirinden değerli ama sürekli geçmişte takılıp, şu anı yaşayamamanın size ne gibi bir faydası var?

13. Belirlediğimiz hedeflere ulaşmaya çalışırken, zaten sahip olduğumuz güzellikleri kaçırıyoruz.

Biraz durun, düşünün. Ne uğruna çabalıyorsunuz? Ne için tüm bu koşuşturmaca? Bak bugün küçük bir çocuk gülümsedi sana, sen o korkunç iş çıkışı trafiğinde otobüse binmeye çalışırken. Mutluluk yaşadığın her anda gizli, kaçırma bunu.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
handenurr

"Hayatta kimi şeylerin varlığı bize bağlıdır, kiminin ise değildir." demiş Epiktetos. Temel yapmamız gereken bu şeyleri birbirinden ayırt etmek; sonrasında da elimizde olmayan nedenlerle oluşan şeylerden mutsuz olmayı bırakmak. Felsefe hakkında çok fazla bilgim yok, okuduğum bir felsefe kitabında birçok alıntı ve açıklaması vardı. En çok bunu beğendim ve hayatımda uygulamaya başladım. Eskiye göre çok çok mutlu olduğum söylenemez ama artık daha huzurluyum. :)

gzm-ynklr

doğru

bamtelim

bana mutsuzluğu anlatma bana mutlu olmayı öğret.

paco-hernandez

herkes bi tyler durden amk!

arsen-lupmeyen

Git te bunları TÜİK e anlat...

Başlıklar

zam
Görüş Bildir