Görüş Bildir

etiket Billur Aktürk Yazio: Ordu’da Altın Post'un Peşinde Şelaleleri

Haberler
> Billur Aktürk Yazio: Ordu’da Altın Post'un Peşinde Şelaleleri

2018 yılında gazetelere bir haber düşmüştü : “Ordu'da 2 bin 100 yıllık olduğu tahmin edilen Ana Tanrıça Kibele heykeli bulundu.” Bir arkeoloji delisi olarak ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Üstelik Ana Tanrıça'nın tahtta otururken tasvir edildiği 1 metre 10 santim yüksekliğindeki heykel, ülkemizde, dikildiği yerde bulunan ilk eserdi. Uçakta, sevgili dostum Mustafa Sezer’in daveti üzerine Handan Saran ve Filiz Zengin ile birlikte Ordu’ya, Tanrıça Kibele’nin sırlarına doğru yolculuk ederken kendimizi, Troya’nın kaybolan meşhur altın postunun peşine düşen Iason (Yason) gibi heyecanlı ve tutkulu hissediyorduk.

Bu arada, Ordu’da geçen meşhur altın post hikayesini  biliyor musunuz?  Hikaye şöyle: Bulut Tanrıçası Nephele, çocuklarının (Phrixus ve Hele) babaları tarafından kurban edileceğini anlayınca,  onları Hermes’in verdiği altın postlu uçan koçla kaçırır. Koç, Zeus’a kurban edilir. Bu koçun postu yıllar sonra,  İolkos Kralı Aison’un oğlu Iason (Yason) tarafından aranan meşhur Altın Post haline gelir.  İşte, Ordu’nun Perşembe ilçesinde Yason Burnu da bu meşhur altın postun kaybolduğu yer olarak bilinir.

Akşamüzeri Ordu’ya vardığımızda, bizi karşılayan Prof. Dr. Mehmet Yılmaz ve ekibinden ertesi günü Yason Burnu’na gitmek için söz aldık.

Akşamüzeri Ordu’ya vardığımızda, bizi karşılayan Prof. Dr. Mehmet Yılmaz ve ekibinden ertesi günü Yason Burnu’na gitmek için söz aldık.

Ne dersiniz, masal bu ya… Belki de bir mucize olur ve altın post bize görünür… Neden olmasın? :) Hatta belki de Tanrıça Kibele’nin de kulağımıza fısıldayacağı şeyler vardır. 

Handan, Filiz ve ben Ordu’nun en güzel otellerinden biri olan Anemon’un üçüncü katında bize ayrılan odada ertesi gün için hazırlık yaparken odanın penceresinden gördüğümüz  büyülü manzarayı derin bir nefes gibi içimize çekiyorduk.  Hırçın Karadeniz o kadar masum ve sakindi ki ışıklarını yakmış büyülü gemilerin pervanelerine çarpan çağrıları duyuyorduk sanki. Güneş, alevden saçlarını Karadeniz’in sularına salarken usul usul beliren yakamoz, yüreğime, ‘The Love of Tired Swans’ın sihirli melodisini üflüyordu. Bin bir aromayı sırtlanan rüzgâr, martı kanatlarından aşağı yuvarladığı kokuyla, eskiden duyduğum bir dizeyi hatırlatıyordu: ‘’Rara Avis. Sanctum Sanctorum… Vade Mecum’’ Öyle büyülü bir andı ki yüreğimizin tüm yorgun zamanlarını unutmuş, gecenin fısıltıları arasında  o ihtişamlı güzelliğin yarattığı sihre sessizce sarılmıştık. Fısıldamaya bile çekiniyorduk…

Ertesi sabah Prof. Dr. Mehmet Yılmaz ve ekibi  şelalelere doğru yola çıkmak üzere, bizi otelden aldığında Ordu’da güneşli, alabildiğine parlak bir gündü. O sırada Filiz, koca bir günün aydınlığında ısınmak ister gibi pencerede ellerini güneşe çevirmiş, bize direktif yağdırıyordu. 

- Hadi kızlar… Biraz çabuk… 

Sonra birden dönüp, ‘buraya kalbimi verdim’ deyiverdi. Bunu o kadar muzip o kadar ani o kadar çocukça bir masumiyetle söylemişti ki  dakikalarca güldüğümüzü hatırlıyorum. 

Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, seyahatimizin ilk durağı Çiseli Şelalesi deyince elimizdeki telefonlardan sabırsızca, Çiseli’yi görsellerde aramaya başladık.   Ahhh... Durun. Bu arada size biraz da Prof. Dr. Mehmet Yılmaz’dan söz edeyim. Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, Ordu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm başkanı. Çok yönlü, idealist ve nazik bir insan. Ordu'da öğrencileri ile birlikte, hayata geçirdikleri 'Şelaleler Şehri Ordu' projesiyle, kentteki 19 ilçeye yayılan yüzlerce şelaleyi görüntüleyip, sanal ortama taşımayı başardılar. Bu proje ile kentin turizmine katkı sağlamayı hedefliyorlar. Gönülden inandıkları projelerini tanıtmak için, bizler gibi habercileri, gazetecileri,  Ordu’da ağırlıyorlar. Eh serde habercilik – gazetecilik olunca da bu idealist, genç profesöre mikrofon uzatmamak olmazdı. Neler mi konuştuk? Buyurun sohbetimize…

- Mehmet hocam “Şelaleler Şehri Ordu” projesi ile amaçlarınız ve hedefleriniz nelerdi?

- Mehmet hocam “Şelaleler Şehri Ordu” projesi ile amaçlarınız ve hedefleriniz nelerdi?

Proje ile amacımız, profesyonel medya stratejilerini kullanarak Ordumuzu ulusal ve uluslararası medya gündemine güzellikleriyle ve çok daha olumlu bir imaj ile taşırken Ordumuzun eşsiz tabiat değeri şelaleleri ile tanınıp marka şehir olmasına, uzun vadede ekonomisine ve turizmine katkıda bulunabilmek.

Malumunuz ben medya alanında üreten bir akademisyenim, dolayısıyla ilk hedefimiz şehrimizi olumlu bir imaj ve güzellikleri ile medya gündemine taşımak oldu. Tema seçimi konusunda derinlemesine bir çalışmamız oldu. Doğal güzelliklerimize yöneldik. Ordumuzda doğal kaynaklara dayalı turizm konusunda bir mutabakatın da öne çıktığını gördük.  Ancak bu çalışmalarda birçok doğal değer tespit edilirken bir tema ortaya konulamadığını, faaliyetlerinin bütünlüklü bir şekilde yürütülemeyerek etkisinin azalmasına neden olduğunu saptadık.  Şehrimizde geçmişte de dile getirildiğini ama üzerinde durulmadığını bildiğimiz zengin bir şelale varlığı olduğunu gördük. Mevsimden bağımsız olarak düzenli akan 50-100 arası şelale yanında bulundukları destinasyonlara erişilmesinin aşırı güçlüğü nedeniyle kayıt altına alınamamış ya da mevsime bağlı ortaya çıkan irili ufaklı şelaleler de dikkate alındığında bu sayı 300’e yaklaşıyor. Bu anlamda 19 ilçeye yayılan şelaleler, sayısının çokluğu ile Ordu’ya özgü bir durum olarak emsallerinden farklı.

İşte bu taşıyıcı bir temadan ilerleyebiliriz diye düşündük. Gerçekten de  “şelale” teması ana bir eksen olarak Ordu’nun; Boztepe- teleferikten, Aybastı Yaylası’na, Çambaşı’ndan Perşembe Sakin Şehri’ne, kurul Kybele Heykeli’nden Yason’a tüm diğer turistik değerlerinin de lokomotifi olabilecek bir potansiyele sahip. Dolayısıyla, turizm medya dolayımlı bir faaliyet de olduğu için, çalışmalarımızın Ordu turizmine ve doğal olarak da ekonomisine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Yine projeyi hayata geçirmekte çok önemsediğimiz bir başka konu da küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklık tehlikesi oldu. “Su yoksa şelaleler yok, su yoksa hayat yok” çevresel mesajı projemizde işlenen bir başka konu. Tüm bu motivasyonlar ışığında Ordu’nun vilayet oluşunun 100. yılı onuruna 4 Nisan 2021 “Şelaleler Şehri Ordu” projemizi başlattık.

- Peki bu zamana kadar neler yapıldı?

Üç ay gibi kısa bir süreye çok şey sığdırdığımızı söyleyebilirim. Ordumuzun “Şelaleler Şehri” olarak anılması konusunda ciddi bir mutabakatı yakaladık. Zamanla çok daha fazla kabul göreceği kanaatindeyim. “Şelaleler Şehri Ordu” şimdiden ulusal medya gündemine taşındı.  Kaldı ki daha işin çok başındayız. Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız başta olmak üzere yöneticilerimize konuyu arz ettik. Öte yandan sizler gibi ulusal ve uluslararası medya alanından isimleri ağırlamayı bundan sonra da sürdüreceğiz.

- Çalışmalardan ne bekleniyor?

Ordu’yu eşsiz tabiat varlığı olan şelaleleri ile ulusal ve uluslararası medya gündemine taşıma hedefimizi mevcut durumumuz ile bile tutturduk ki bu bizim için yeterli değil. “ŞELALELER ŞEHRİ ORDU” bir marka şehir olarak bilinsin istiyoruz. Şelalelerimiz zaten vardı, ama marka şehir olmak ŞELALELER ŞEHRİ ORDU dediğimiz zaman bize bambaşka kapılar açabilecek.

- Destek beklentiniz var mı? Nedir, alabildiniz mi?

Konuyu projelendirmemiz, gündeme getirmemiz ve seslendirmemiz noktasında ekibi temsilen ben görünür olsam da “ŞELALELER ŞEHRİ ORDU” hepimizin projesi. Ordumuza çok boyutlu olarak değer katacak bir proje. Şelale teması ile tüm değerleri taşıyacak bir marka. İşin sürdürülebilirliği açısından da destek kaçınılmaz olarak şart. Derneği kurma gerekçemiz finans sorununa çözüm getirmek. Çeşitli proje destek kuruluşlarına müracaat edip kaynak oluşturabilmek.

Projemizi ilk olarak Valimiz Tuncay Sonel’e, akabinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Güler’e takdim ettik. Kendileri projeyi destekleyeceklerini ifade ettiler. Bundan sonra da önemli ses getirecek etkinliklerimiz olacak. Proje kuruluşlarından destek alabilecek noktaya ulaşana kadar ki malumunuz bunların belli takvim ve periyodları var, yerel yöneticilerimiz ve iş insanlarımızın katkıları çok değerli. Destek alabildiğimiz sürece bizler bu misyonu sürdürmeye ve “ŞELALELER ŞEHRİ ORDU”yu bir marka olarak ulusal ve uluslararası medya gündeminde tutmak için çalışmaya memnuniyetle devam edeceğiz.

İşte böyle… Şelaler şehri Ordu’ya yolunuz düşerse siz de göreceksiniz ki Karadeniz bölgesindeki birçok şehir gibi Ordu da hayranlık uyandıran doğal güzelliklere sahip.

İşte böyle… Şelaler şehri Ordu’ya yolunuz düşerse siz de göreceksiniz ki  Karadeniz bölgesindeki birçok şehir gibi Ordu da hayranlık uyandıran doğal güzelliklere sahip.

Üstelik, tertemiz kumsallarının keyfini çıkarabileceğiniz gerçekten nefis plajlar var. Rüzgar sörfü, kano ilgi alanınızsa bu plajlar tam size göre. Dahası eğer Ordu'nun şehir manzarasını yüksek bir tepeden izlemek isterseniz Boztepe'ye mutlaka çıkmanızı öneririm. Bütün şehir, mavi yeşil renkte, ayaklarınızın altında serilip güzelliği ile sizi adeta  kışkırtıyor. Hele yamaç paraşütüne bayılırım, yaşasın adrenalin diyorsanız, şehir merkezine, teleferik ya da araç yerine yamaç paraşütü ile de inebilirsiniz. Bir sanat dalı olan mural (dev duvarlara yapılan resimler)  Ordu’da oldukça popüler. Duvarlara resimler yaparak kentin güzelleşebileceği fikrini ortaya atan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in bu fikirden yola çıkarak düzenlediği bina cephelerine resim projesi oldukça karşılık bulmuş görünüyor.  Gerçekten çok güzel sokak resimleri, gördüğünüzde bayılacaksınız.

Öte yandan, Ordu’nun meşhur yaylaları, fındık bahçeleri, tepelerin yamaçlarındaki o güzelim köyleri, güneşin hem denizden doğduğu hem de denizden battığı o muhteşem şahane yerler, sadece Ordu’ya ait kuş türleri de bir rüya gibi. Hele Sevim Dervişoğlu’nun yönetiminde, Kibele markası ile kurulan çikolata fabrikası tam bir lezzet şelalesi. Gana ve Fildişi Sahilleri’nden özel olarak getirtilen kakao çekirdekleri, klasik yöntemlerle, hiçbir katkı maddesi kullanmadan, günlük olarak, tek tek elde hazırlanıyor. Ordu’da yetişen başta fındık olmak üzere mavi yemiş, böğürtlen, frambuaz dağ çileği, isabella üzümü, cennet hurması, kivi, ceviz, ısırgan, kabak, bal, incir, limon, portakal ve mandalina gibi lezzetler, harmanlandıkları çikolata içinde baş döndürüyor. 

Ezcümle, dostlar İsviçre’nin – Monaco’nun sadece adı çıkmış. Hele Ordu’yu Karadeniz’i bir gezin, sonra bir daha konuşalım. Üstelik  Ordu ziyaretimizin son gününde, özel makamına konuk olduğumuz Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski bakanı, Ordu belediye başkanı Mehmet Hilmi Güler’in ağzından dinlediğimiz, bizi oldukça heyecanlandıran yeni projeler ve hedefler muhteşem.  Ama onlar başka bir yazının konusu olsun . Yine de şurasını net olarak söyleyebilirim, Sayın Güler’in gelecek vizyonu ile  Ordu, turizmin gözdesi dünya şehirlerinden biri olmaya aday.

Twitter

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
10
9
1
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?