Bilinçdışın Seni Ele Veriyor: İçindeki Hangi Ses Hayatını Yönetiyor?
Bazen verdiğin bir kararın nedenini sen bile tam olarak açıklayamazsın. Bir şeyi çok istemene rağmen geri çekilmen, hiç düşünmeden birine güvenmen, sürekli en kötü ihtimali hesaplaman ya da “Bunu yapmamam gerektiğini biliyorum ama yine de yapacağım” demen... Tüm bunların arkasında fark etmediğin bazı içsel eğilimler olabilir.
Hazırsan fazla düşünmeden cevap ver. Çünkü bazen ilk verdiğin cevap, kendin hakkında anlatmak istemediğin şeyi anlatır.
1. Cinsiyetini seçerek başla!
2. Bir arkadaşın sana çok kırıcı bir şey söyledi. İlk tepkin ne olur?
3. Çok istediğin bir şeyi almak için para biriktiriyorsun. Tam o sırada büyük bir indirim gördün. Ne yaparsın?
4. Sana haksızlık yapıldığını düşündüğün bir ortamdasın. Hangisi sana daha yakın?
5. Gece yatağa girdin ama aklına yıllar önce yaptığın utanç verici bir şey geldi. Ne olur?
6. Bir insanla yeni tanıştın ve senden hoşlandığını açıkça belli ediyor. Sen...
7. Sana göre bir insanın en tehlikeli tarafı hangisidir?
8. Çok stresli olduğunda genellikle ne yaparsın?
9. Bir konuda iki seçenek arasında kaldığında seni en çok ne etkiler?
10. Son soru: Seni en iyi hangisi anlatıyor?
İçgüdülerin Yönetiyor
Senin kararlarında en güçlü taraf, olayların içinden gelen ilk dürtü. Bir şeyi istiyorsan onu istemenin nedenini uzun uzun açıklamaya ihtiyaç duymuyorsun. İçinden gelen sese güveniyor, bazen sonuçlarını düşünmeden harekete geçebiliyorsun. Bu seni spontane, cesur ve hayatın akışına kolayca uyum sağlayan biri yapabilir. Ancak aynı özellik zaman zaman “Keşke biraz daha düşünseydim” dediğin durumlara da götürebilir. Senin için hayatın her şeyini önceden hesaplamak biraz yorucu olabilir. Bir fırsat gördüğünde onu değerlendirmek, bir insandan hoşlandığında bunu hissetmek veya bir şeye kızdığında tepki vermek sana daha doğal geliyor. Fakat bazen gerçek isteğinle o anki dürtünü birbirinden ayırmak zorlaşabiliyor. Bir şeyi gerçekten istediğin için mi yapıyorsun, yoksa sadece o anda öyle hissettiğin için mi? Senin asıl içsel çatışman çoğu zaman burada başlıyor. En güçlü tarafın, kendini tamamen kontrol altında tutmaya çalışmaman. İçinden gelen enerjiyi bastırmak yerine onunla hareket ediyorsun. Fakat hayatındaki bazı önemli kararlarda birkaç dakika durup “Bunu gerçekten istiyor muyum?” diye sormak, seni sonradan pişman olabileceğin seçimlerden koruyabilir.
Senin zihninde bir karar oluşmadan önce adeta küçük bir kurul toplanıyor. Ne hissedersen hisset, olayın sonuçlarını düşünmeden harekete geçmek sana pek göre değil. İnsanlar seni sakin ve kontrollü görebilir çünkü içindeki karmaşayı dışarıya yansıtmadan önce onu anlamlandırmaya çalışıyorsun. Bir şey seni heyecanlandırsa bile hemen peşinden gitmeyebilirsin. Önce ihtimalleri düşünür, avantajları ve dezavantajları tartar, hatta bazen hiç gerçekleşmemiş ihtimaller için bile hazırlık yaparsın. Bu durum seni birçok konuda temkinli biri yaparken, bazen hayatın spontane tarafını kaçırmana da neden olabilir. Senin en büyük çatışman duygularınla mantığın arasında değil; mantığının duygularından önce davranmasıyla ilgili. Bazen ne istediğini aslında çok iyi biliyorsun fakat zihnin “Bir dakika, önce bütün ihtimalleri değerlendirelim” diyerek seni durduruyor. Kendine her zaman kesin bir cevap vermek zorunda olmadığını kabul ettiğinde daha rahat hareket edebilirsin.
Vicdanın Yönetiyor
Sen bir karar verirken yalnızca “Ben ne istiyorum?” diye düşünmüyorsun. Aklının bir köşesinde mutlaka “Bu durum karşımdaki insanı nasıl etkiler?” sorusu bulunuyor. Bu yüzden bazen kendi isteğinle başkasının beklentisi arasında kaldığında, kendi tarafını ikinci plana atabiliyorsun. İnsanların duygularını okumakta ve davranışlarının başkaları üzerindeki etkisini düşünmekte oldukça hassassın. Bir tartışmadan sonra haklı olduğunu bilsen bile karşı tarafın kırılmış olması seni rahat bırakmayabilir. Hatta bazen olayın sorumluluğu tamamen sana ait olmadığı halde kendini sorgularken bulabilirsin. Senin dikkat etmen gereken nokta, empatiyle kendinden vazgeçmek arasındaki fark. Herkesin duygusunu anlamaya çalışmak güzel bir özellik; ancak başkalarının üzülmemesi için sürekli kendi isteklerini bastırdığında içindeki rahatsızlık büyüyebilir. Bazen iyi bir insan olmanın, herkesi memnun etmek anlamına gelmediğini hatırlaman gerekebilir.
Bastırdığın Tarafın Yönetiyor
Senin dışarıdan gösterdiğin kişiyle içinde yaşadığın kişi arasında zaman zaman ciddi bir mesafe olabilir. Sakin görünürken içinden çok daha sert şeyler geçebilir. Umursamıyormuş gibi davranırken aslında fazlasıyla önemseyebilir, “Benim için fark etmez” derken aslında tam tersini hissedebilirsin. Kendini kontrol etmeyi oldukça iyi öğrenmişsin. Nerede ne söyleyeceğini, hangi tepkinin uygun olduğunu ve hangi duygunu göstermemen gerektiğini biliyorsun. Fakat sürekli kontrol altında tutulan duygular tamamen ortadan kaybolmuyor. Bazen beklenmedik bir anda öfke, kıskançlık, kırgınlık veya yoğun bir istek olarak kendini gösterebiliyor. Senin için en önemli şey, kendine karşı dürüst olabilmek. Her hissettiğini davranışa dönüştürmek zorunda değilsin ama hissettiğin şeyi inkâr etmek de seni rahatlatmayabilir. “Bunu hissetmemeliyim” demek yerine “Şu anda bunu hissediyorum, peki bunun altında ne var?” diye sormaya başladığında kendini çok daha iyi tanıyabilirsin.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın