Bayrağın Gölgesinde Bir Tuval… Sanatla Geleceğin Cumhuriyeti
Her 29 Ekim sabahı, balkonumuza bayrağı asarken içimde aynı karışık duyguyu yaşarım: Bir yanda geçmişe duyulan derin bir minnet, öte yanda geleceğe dair tatlı bir sorumluluk. Bayrağın rüzgârda dalgalanışını izlerken, bu Cumhuriyet'i yüzüncü yılından ikinci yüzyılının derinliklerine kim taşıyacak diye düşünürüm.
Bu yıl o sorunun cevabına biraz daha yaklaştığımı hissediyorum. Çünkü MBA Okulları, Cumhuriyet'in 103. yılında İstanbul'da Fişekhane'de MBA Sanat Çalıştayı'nı düzenliyor. 24–29 Ekim'de 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı adıyla on ülkeden sanatçı ile MBA Okulları öğrencileri, 'Nutuk'tan İlhamla: Fikri Hür İzler' temasıyla birlikte üretiyor. Bu tablo bana bu yazının sorusunu sordurdu: Sanat, Cumhuriyet ideallerini geleceğe taşıyabilir mi?
Gönülde Yaşayan İdealler
Cumhuriyet ideallerini sıralamak kolay: Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması, akıl ve bilimin rehberliği, eşit yurttaşlık, laiklik, kadın-erkek eşitliği, fikir özgürlüğü. Bu idealleri geleceğe taşımak ise çok daha zor bir iş. Çünkü idealler, kanun metinlerinde yazılı kalırsa zamanla solar; ancak insanların gönlünde yaşadıkça canlı kalır.
Bana göre sanat, ideallerin gönle ulaştığı en kısa yoldur. Bir anayasa maddesini ezberleyen genç, onu bir sınavdan sonra unutabilir; ama özgürlüğü anlatan bir resmin önünde hissettiğini kolay kolay unutmaz.
Bir Kuruluş Unsuru Olarak Sanat
Cumhuriyet'in kurucuları bu gücün farkındaydı. Atatürk'e atfedilen ve sıkça hatırlanan 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur' sözü, bu farkındalığın en bilinen ifadesi. Kuruluş yıllarında açılan sanat okulları, yurt gezilerine gönderilen ressamlar, kurulan konservatuvarlar ve halkevleri, sanatın yeni toplumun dokusuna işlenmesi için atılmış bilinçli adımlardı.
Burada dikkatimi çeken şu: O yıllarda sanat, bir lüks değil, bir kuruluş unsuru olarak görülüyordu. Kanaatimce Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında bu bakışı yeniden hatırlamamız gerekiyor.
Eşit Bir Atölye
Fişekhane'de gördüğüm şey, geleceğin Cumhuriyeti'nin küçük bir provası gibi. Farklı ülkelerden sanatçılar ile Türk öğrenciler eşit koşullarda, aynı tuvalin başında üretiyor. Kimse kimseye üstün değil; herkes kendi fikrini, kendi rengini getiriyor. Bu, bence Cumhuriyet'in eşitlik ve özgürlük ideallerinin en canlı karşılığı.
SONUÇ
Bütün bunları yan yana koyduğumda şu sonuca varıyorum: Cumhuriyet idealleri geleceğe ancak yaşanarak taşınabilir; sanat ise bu ideallerin yaşandığı en verimli alanlardan biri. Özgür bir tuval, eşit bir atölye, cesur bir fikir… Bunlar geleceğin Cumhuriyeti'nin temel taşları.
Bu yıl 29 Ekim'de bayrağımı asarken, aklım Fişekhane'de açılacak sergide olacak. Çünkü orada, Cumhuriyet'i ikinci yüzyılında ileriye taşıyacak ellerin ilk izlerini göreceğimizi biliyorum.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

