Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Aysu Melis Bağlan Yazio: Ne Olacak Beşiktaş'ın Hâl-i Pürmelali?

262PAYLAŞIM
Yazio Banner

Senelerdir kulüplerin iletişim stratejileri ilgimi çeker. Beşiktaş'ınki daha fazla ilgilimi çeker. Hatta abartırım; tıpkı bir öğrenci gibi notlar alarak, yazarak takip ederim tüm kulüp basın toplantılarını... Hem öğrenciliği çok severim hem de “ilmi okuldan hayatı Beşiktaş'tan...” 

Taraftardan taraftara iletişim, 

Taraftardan kulübe, 

Kulüpten taraftara, 

Kulüpten ülke ve dünya futboluna örneğin.

Beşiktaşlı olmak meşakkatli iş, kabul.

En kötü kura bize çıkacak. En çok biz gol yiyeceğiz ama sevgimiz eksilmeyecek. Bundan sonra hiçbir gün yenmesek bile sevinmek için sevmedik. Kendine bile karşı olma düsturu var. Kendi aleyhine olan penaltıya da işaret edeceksin. Efendi olacaksın. Şerefinle oynayıp hakkınla kazanacaksın. İyi insan olmadan zaten iyi Beşiktaşlı olamazsın. Yolda üstünde kulüp armasını taşıyan birini görsen ayrı anne babalardan nasıl da güzel kardeşler olduğumuzu hatırlayacaksın... 

Taraftardan kulübe yönelince, Beşiktaş'ın sahibi taraftarıdır, son yıllarda daha çok dillere pelesenk oldu. Hatırlatma zorunluluğu daha sık hasıl olmaya başladı. Son günlere geldiğimdeyse hafife alma, alay ve/veya neredeyse aşağılama daha çok gözüme çarpar oldu. 

İletişimin kulüpten taraftara olan yüzünde "taraftar da taraftarlığını bilecek" durağından uzaklaşılmış olsa da yüzde yüz razı mı acaba camia birbirinden. Bilmem? 

Kulüpten ülke futboluna yönelince ise; "yumruğu masaya vuran başkanların" ülkesindeyiz biz, diyorum. Hangi önemli stratejileriniz olursa olsun, ne kadar planınız, hedefiniz olursa olsun; son konu “Başkanın sesi çıkıyor mu?” gibi kısır bir döngüye hizmet ediyor.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nü hevesle takip eden bendeniz, son zamanlarda not alınacak kadar akıcı bir toplantıya rastlamadım. Biraz da görev ve tanımlar iç içe girmeye başladı gibi geldi. Size de oldu mu öyle? 

Hem Basın Sözcüsü hem Teknik Direktör hem yardım kampanyasında başrol hem de Kulüp Başkan Vekili gibi bir teknik organizasyon görünce benim hayli kafam karıştı. Ya sizin? 

Sahiden "profesyonel" bir kulüp yönetiminde hangi görevi kimden soracaktık? 

Malum, spor yönetimi ülkemizde "para", "güç" odaklı. Başka bir üçüncü özellik konuşulmuyor. Hâl böyle olunca, eleştirel her paradigma "muhalefet" olarak algılanıyor ve kulüp başkanları da bu durumdan açıkça şikâyet ediyor. "Değerli" vaktini buna vakfediyor. 

Siyasal öğrenilmişliğin küçük bir sahnesi ile büyük kitleler bir güzel etki altına alınıyor... 

Eksiğim yok değil mi? Tam olarak böyle bir seçim kampanyası ve pratik çalışmasını seyrediyoruz.

Bir başka anım da Ali Rıza Sergen Yalçın Hoca'nın imza töreni idi. Binlerce kişi ile ben de tribünde yerimi almıştım.

Uzunca bir süredir -Passolig sonrası- tribünde göremediğimiz birçok kişi de "Vodafone Park" ile tanışıyordu. Bence sadece bu kısmı bile oldukça kuvvetli bir anıydı. O anı yaşarken de farkında olduğumun farkındaydım. 

O gün, artık seçilmiş olan yönetime "hesap sor" dendi. Huzurda, açıkça, tartışmaya yer olmayacak şekilde ve defalarca... 

Bu yüz yüze iletişimin hakkı verilir mi acaba diye heyecanlanmadan edemedim ben. Gençliğime verin! 

Fulya Davası hakkında hiçbir açıklama duymadım. 

Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne üye olan 5269 kişiye ilişkin davaya liste sunulduğunu görmedim. (Takip edebildiğim kadarıyla dosya yeniden bilirkişiye gitmiş.) 

"Şeffaflık" kelimesini seçim kampanyası dışında duyan varsa dinlemek isterim. 

Transfer stratejileri, 2020-2021 sezonu birinci transfer ve tescil döneminin son saatlerinde kitlelerce hararetle karşılanmakta.  

Hepsini bir kenara bile koysak; görev, güç ve profesyonellik dengeleri çoktan karışmış olan bir ortamdayız artık. Baştan ilan edildiği gibi icra edilmeyen görev tanımları ve organizasyon şeması, şimdi puan kayıplarından sonra basın toplantılarında elden ele geziyor. 

Peki, ya bu ortamın bu sonuçlu maçları taraftar huzurunda olsaydı? 

Twitter
Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir