Aşka Olan İnancınızı Tazeleyecek Hikayesi ile Carey Mulligan ve Marcus Mumford Çifti!

-

Ünlülerin şaşalı evlilikleri, ışıltılı mükemmel çift pozları ve ardından birkaç yıl içerisinde gerçekleşen ihanet soslu milyon dolarlık boşanma davaları var. Bu tarz hikayeleri uzaktan izledikçe; aşk meselesinin yığınla parası ve orta sınıfa nazaran daha kolay bir hayatı olan insanlar için bile fazlaca zor, alengirli olduğunu düşünüyoruz.

Lakin bazen istisnalar çıkıyor işte.

İşte romantik komedi senaryosu tadında, %100 gerçek aşk hikayeleri ile Carey ve Marcus çifti! ❤️

Biri son yılların en gözde kadın oyuncularından biri Carey Mulligan!

The Great Gatsby filmindeki narin güzelliği ile hafızalarımıza kazınmış oyuncu elde ettiği başarılara göre oldukça genç; henüz 31 yaşında!

O gerçek bir yıldız! Kırmızı halılarda yürüyen, büyük paralar kazanan, kaliteli filmlerde oynayan, kendisini ispatlamış biri!

İngiliz televizyon dizilerinden başlayıp, Hollywood tepesine kadar çıkan oyunculuk macerası kolay olmadı.

Çünkü Carey'in çok muhafazakar bir ailesi vardı.

Marcus Mumford ise her Indie müzik severin kalbinde ayrı bir yer edinmiş olan, Mumford and Sons'un beyni ve sesi, şahane İngiliz müzisyen!

Duygusal şarkı sözleri, geleneksel tınıları ve sımsıcak havasıyla her tarz müzikseverin kalbine mutlaka bir şekilde dokunuyor.

Popüler müzik sahnesinde aşırı bilinmese de, genel anlamda piyasada ağır bir forsu olan; çok karizmatik ve saygı duyulan biri Marcus!

Zira işini hakkıyla yapıyor.

Peki şimdi bu ikilinin yollarını nasıl kesiştireceğiz?

Su gibi bir güzelliği olan Hollywood oyuncusu ile, ortamların ağır abisi sayılan bu Indie müzisyeni nasıl bir araya gelmiş olmalı ki hikayeleri "sıra dışı" ve "masalsı" olsun?

Bu yüzden yıllaaaar öncesine gidiyoruz. Marcus henüz genç bir müzisyen, grubunu yeni kurmuş. Hayatına kimseyi "ciddi" anlamda almıyor.

Laura Marling ile bir ilişki yaşıyor, beraber projeler yapıyorlar ve sürekli aynı ortamlarda birlikte takılıyorlar. Fakat bu ilişki biraz "dostane" görünüyor.

Bu sırada Carey Mulligan ise çeşitli dizilerde ufak tefek roller derken yeteneği ve azmiyle yolunu bulmuş, kariyerinde daha hızlı ilerlemek için sadece işine odaklanıyor.

Arada birileriyle aşk yaşadığına dair söylentiler çıksa da, kimseyle resmi anlamda "sevgili" olmuyor. Örneğin Jake Gyllenhaal ile birkaç kez görüntülendi, daha da ileri gitmedi. 

Bu kızın kalbi tamamen kapalıydı; işine gücüne bakıyor, ekmeğinin peşinde koşuyordu.

Bir gün bir partiye gitti. Bu parti de Marcus Mumford da vardı. Marcus Mumford, Carey'in çocukken yazıştığı ama bir daha hiç kavuşamadığı çocukluk arkadaşı...

Evet, bu ikili çocukken birbirlerinin mektup arkadaşıydılar. 

Bir gün görüşeceklerine söz vermişlerdi; fakat yıllar içerisinde izlerini kaybetmişlerdi.

İkisi de aşırı muhafazakar ve dindar ailelerinin zorla bir Hristiyan kampına gönderdiği çocuklardı.

Mektuplarında asla gerçekleşmeyeceğini sandıkları özgürlük hayallerinden bahsediyorlar; müzisyen ve oyuncu olmak hakkında konuşuyorlardı.

O partide karşılaştıkları ve kim olduklarını anladıkları geceden itibaren birbirlerinden asla ayrılmadılar.

Birkaç ay içerisinde zaten magazin basınında sevgili olduklarına dair haberler çıkmaya başlamıştı.

Bu tam anlamıyla "beklenen kişinin gelmesi"ydi. Bir seneyi doldurmadan derhal evlendiler.

Düğün gözlerden uzak, mütevazı bir şekilde gerçekleşti.

Bir çiftlik evi aldılar; inek, keçi, eşek, tavuk ve civcivlerle doldurup oraya yerleştiler! :)

Kameralardan, gözlerden uzak, "tam organik aşk" işte!

Bu kadar pürüzsüz giden bir hikayeye bir de bebek yakışmaz mı?

Yakışır. Bir de ponçik bir bebekleri oldu!

"Dizlerimin üzerine çökeceğim, yerimi bileceğim ve seni bekleyeceğim..." 🎼

Marcus, Carey için işte bu şarkıyı yazdı. Onlarca diğer şarkının yanında...

Carey, ilişkisiyle ilgili sorulan her soruyu "tamamen görülmek üzerine olan bir mesleği yapıyorum ve Marcus'un, aşkımın sadece bana özel kalmasını istiyorum" diyerek reddetti.

Öyle "kocişim bana gül aldıııı" tarzı bir sevgi gösterisi, Carey gibi bir kadından beklenecek şey değildi zaten :)

Ama çifti tanıyan pek çok ünlü arkadaşları, onların ilişkisi hakkında konuşmaktan kendilerini alamadılar!

Çünkü onların aşkına şahit olmayı, onlarla sadece sıradan bir günde takılırken bile hissettikleri "muazzam huzur" hissini oldukça sıra dışı buldular.

Tom Sturridge, onların aşkını "eşsiz bir doğa olayına şahit olmak" olarak tanımladı.

Diğer bir dostları Sienna Miller ise, çiftin bu bağını, ikisinin de yaralı geçmişleriyle alakalı buluyordu.

"İkisi de muhafazakar ailelerde, çok sıkı yetiştirildiler. Bu yüzden bağlılığı da, özgürlüğü de, nasıl bir hayat istediklerini de çok iyi biliyorlar. Adeta sözsüz bir iletişimleri var."

Carey Mulligan ise onun mutluluğuna gıpta eden insanlara tek bir tavsiyede bulundu: Mektup yazın!

"Mektuplar artık unutulmuş bir sanat dalı haline geliyor bence. Bu çok hüzünlü. Bir insana aşk mektubu yazmak, bir insandan aşk mektubu almak; onun hislerinin maddeye dökülmüş halini elinde tutmak... İşte bu sihirdir!"

Haydi o zaman mektup yazmaya!

Bu da Marcus'un Carey için yazdığı "seni bekleyeceğim" şarkısı...

Çift mutlu mesut yaşamaya devam ediyor ve aşkın varlığını bir kez daha kanıtlıyorlar. 

Asla inancınızı yitirmeyin! :)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
janeunderwood

ı will wait yıllardır severek dinlediğim bir şarkı hikayesini öğrenince tüylerim diken diken oldu

selahattin-kurt1

bad choices make good stories

gzm-ynklr

harika.

dnz-krg

o değil de daha 2-3 senelik bilemedin 5 senelik bir aşktan bahsediyoruz. çocukken mektup arkadaşılarmış kimin umurunda. her yeni evli çift bu zaten. ne aşkı ya

kalemine

anacım herif öküz neyine mektup yazayım ben onun :)

Başlıklar

Aşkİngiltereaşkmüzik
Görüş Bildir